Tekil Mesaj gösterimi
Eski 23.06.15, 10:23   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21541
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Ödül ve Bedel


ÖDÜL ve BEDEL

Siyaset ince çizgiler üzerine kurulu, ince taktik, motivasyon, siyasi rakipleri sıfırlamaya ve etkisizleştirmeye dayalı, genel ve günübirlik planların içinde olunduğu bir uğraş alanı olarak mı görülür? Günahından sakınmak için adeta söylenmesini meşru kılan, var olabilme adına içinde pembe ve beyaz yalanları bolca olan, yalanı söyleyerek siyasi rakip olanları zem etmek, cüzi olarak var olan olumsuzlukları izam edip abartmak, şirinlik muskası takınırcasına müstakbel oydaşlara popülist söylemlerde bulunmak için var olan bir atraksiyon ve şov sanatı mıdır? Yoksa siyaset ile ideal uğruna ülkesine milletine hizmet etmenin bir aracı ve kurumumudur?

Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Türk milleti çok partili sisteme geçilen 1946 yılından beri ülkesi ve milleti için çırpınıp hizmet aşkı ile kendini bitirmeye çalışırken hayatını yitiren nice güzide insanlar gördü.

Sadece doğruluğundan ve dürüst olduğundan bedel ödemeye mahkûm edilenler görüldü. Siyaset kurumu içinden politikacılığı seçip ülkesi ve milleti için değil, kendisine yandaşlarına hizmet etmeyi ilke edinenlerin kamu mallarından tırtıkladıkları ile haksız ve meşru olmayan servetin sahibi olanların alkışlandığını ödüllendirildiğini görmüş yaşamıştır, halen yaşamaktayız.

Oburlukta sınır tanımayan, bahşedilmiş aklı ile değil kıçı ile düşünmeye çalışan, paralı alkışçılığı meslek edinip çıkarları uğruna yağdanlık olmakta sınır tanımayan, namus bildiği oyunu bir gıda kolisine değişen, bazen mecburiyetten, bazen cehaletten kemikleşmiş oy deposu haline gelen, oy verdiklerinin siyasi şecerelerini, parti tüzük ve felsefelerini bir kez dahi okumayan, sadece öküzüm büyük olsun çifte koşulmazsa koşulmasın diyen, her tür karayı miting alanlarında ak diye yutturanları 35 lira yevmiye ile avucu patlarcasına alkışlayan insanlar, kendilerine hırsızlıklarından dolayı hırsız demeyi yasaklayan insanları politikacıları yarattılar.. Dürüst ve idealist olan siyaset ve devlet adamları ödül yerine bedel ödediler yerlerini 35 lira yevmiyeli alkışçıların seçtiği politikacılara bıraktılar.
 
Kendimize soruyoruz, başkalarını sorguluyoruz siyaset bu mudur? Demokrasi denilen kurum bu kadar çıkarcı madrabazı içinde nasıl barındırır? Sistem bu ise, bu sistemden, bu sistemin getirdiği muzır politikacı ve idarecilerden kurtulmanın bir yolu yok mudur? Ülkemiz Türkiye her on yılda bir kısır döngüler içinde aynı şeyleri yaşamak zorunda mıdır? Kim ve kimler siyasi olgunluğa ve erginliğe ulaşması için eğitilecektir? Seçen mi? Seçilen mi?

Her konuda eğitim der bunu savunuruz ama eğitim bir günde hadi deyince olmuyor.. Ama geçen zaman kısa ömürden insanı hüsran ve elem içinde alıp götürüyor... Kötü politikacılar yüzünden çok yurtsever karamsarlığın verdiği yeise kapılma ile siyaseten kötürüm oluyor yok mudur bunun çaresi? Çareyi hukuk üstünlüğünde aramayı yeğleyenler geç gelen adaletin adalet olmayacağınıda biliyor, adalet aradığı mekanizmanın bireylerinin çoğunun cüzdanı ve vicdanı arasında sıkışanından, 35 lira yevmiyeli alkışçı yanında taraf ve militan olanını da bildiğinden adeta hukuk üstünlüğünden ve adaletin tecellisinden ümidini kesiyor….

Ne olmalıdır? (AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN, LAFA BAKILMAZ.)

Mali değerlerin ve dünyalıkların haris ruhlu politikacıları cezbederek cüzdanlarının esiri haline getirdiğini bilmeyen duymayan kalmadı. Vicdanları ile hüküm kurması gerekenler cüzdanları ile hüküm kurar hale geldi. Eğitimsiz seçmen sanki 78 milyonluk ülkede adam gibi adamlara kıran girmiş gibi bazı politikacıları neredeyse kaydı hayat şartı ile parlamentoya taşımaya devam ediyor..Ülkenin saadeti refahı bu anlayış ve uygulama ilemi temin edilecektir? Daimi parlamenterlik sıfatını neredeyse tapulayanların kişisel analizleri yapıldığında istisnaları hariç çoklarının Türkiye Cumhuriyeti devletine ve Türk milletine layık insanlar olmadıkları görülüyor...

Görme özürlü insanlar dahi bir defa düştüğü çukura bir daha düşmez, sıfatında seçmen olanlar ve bakar kör oluşları nedeniyle bir çukurdan diğerine düşenler aynı zamanda kendileri ile birlikte bakmasını görmesini bilenleride kör kuyuya düşürmekten imtina etmiyorlar.

Eğitim! Eğitim! Eğitim! Her konuda eğitim! Diyoruz.... Ama eğitimi tedvir ile görevli olanlar eğitimsiz seçmenlerin güç vermesi ile Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve Türk milletinin en büyük düşmanı olan yobazların, gericilerin dinbazların, dincilerin sultasındadır. Sanırım Türkiye'de bir yangın var.. Yangından ilk kurtarılması gereken eğitim sistemi!

Geçtiğimiz yıllarda bir fevaran ile bir karşı koyuş ile medyatik olan bir bayan demişti ki; benim oyum ile bilmem hangi dağdaki çobanın oyu bir olur mu? Anlayışıma göre bu cümle ile çoban olan aşağılanmıyor, eğitimli ile eğitimsiz seçmenin oyuna vurgu yapılıyordu.. Teşbihte hata olmaz misali.. Eğitimsizlerin seçtiklerinin ülke kaderine ve geleceğine vuracağı zararlara işaret ediliyordu.
 
Güzel günlere inşallah diyerek, bu gün parlamentoda arzı endam ederek yemin edeceklerin ülkemize vatanımıza Türk milletine güzel hizmetleri olsun dileğiyle başarılar diliyoruz.


23.06.2015

Mustafa AKTEN
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.