Tekil Mesaj gösterimi
Eski 24.06.15, 01:19   #7
Suzim
Müdavim

Suzim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 1199
Mesajlar: 6,725
Ettiği Teşekkür: 15582
Aldığı Teşekkür: 21872
Rep Derecesi : Suzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Eski (Antik) Mısır Medeniyeti



Aton Dini
Mısır firavunları, çoğunlukla zorba, baskıcı, savaşçı ve acımasız kişilerdir. Bu firavunların ortak özellikleri, Mısır'ın çok tanrılı dinini benimsemeleri ve bu din sayesinde kendilerini tanrılaştırmalarıdır. Ancak mısır tarihinde bir tek firavun vardır ki, diğerlerinden çok farklıdır. Bu firavun, tek bir yaratıcıya inanılması gerektiğini savunmuş ve bu yüzden özellikle çok tanrılı dinin ayrıcalıklarından faydalanan Amon rahipleri ve bunlara destek veren bazı askerler tarafından büyük baskıya maruz kalmış, sonunda da öldürülmüştür. Bu firavun, M.Ö. 14. yüzyılda basa geçmiş olan Akhenaton'dur. Akhenaton, M.Ö. 1375'te tahta çıktığında yüzyılların getirdiği bir tutuculuk ve gelenekçilik ile karsılaştı. Bu döneme dek toplum yapısı ve halkın kraliyet sarayı ile olan ilişkileri değişmeden gelmişti. toplum dış olaylara ve dinsel yeniliklere kesin olarak kapılarını kapalı tutuyordu. tutuculuk, yukarıda da açıkladığımız gibi, Mısır'ın doğal coğrafi koşullarından kaynaklanmaktaydı.

Birçok kişi, ilk tek Tanrılı dinin Musevilik olduğunu düşünür; ama bu doğru değildir. Musevilikten önce Mısır'da tek Tanrı inancı mevcuttu: Milattan önce 1353- 1335 yılları arasında Mısır'a hükmeden firavun Akhenaton, yeryüzündeki ilk tek Tanrılı dinin yaratıcısı olmuş ve Aton adını verdiği tek Tanrıyı benimseyerek Mısır'ın eski çok Tanrılı geleneğini reddetmiştir. Bununla da kalmayan IV. Amenotep, kendi inancını Mısır halkına da kabul ettirebilmek için büyük bir çaba içine girmiş ve Amon, Ra, Maat, Ptah, Horus, Anubis, İsis, Osiris gibi eski Mısır Tanrılarına ve Tanrıçalarına adanan birçok tapınağı yıktırmıştır.

Mısır'ın Amon rahiplerinin önderliğindeki çok Tanrılı inancına düşman olan IV.Amenotep, babası III. Amenotep'in ölümünden sonra Mısır firavunu oldu ve bu göreve gelir gelmez adını “Aton'a hizmet eden” anlamına gelen Akhenaton olarak değiştirdi. Günümüzde de ilgili kral daha ziyade ikinci ismiyle tanınmaktadır.

Akhenaton, çok Tanrılı dinden kopuşunun bir simgesi olarak başkenti Tanrı Amon'un kutsal kenti Teb'den Amarna adını verdiği başka bir kente taşıdı ve yeni başkentini Tanrısı Aton'a adanan tapınaklarla süsledi. Akhenaton'un inandığı tek Tanrı Aton, güneş Tanrısı olarak benimsenmişti ve bir güneş diskiyle simgeleniyordu.

Ancak Akhenaton, kendi inancını halkına benimsetmekte başarısız olmuş olacak ki, firavunun ölümünün ardından Akhenaton'un Tanrısı unutuldu ve tekrar eski çok Tanrılı inanışa geri dönüldü. Sonuçta binlerce yıldır geçerli olan inanışları unutturmak kolay bir şey değildi. Ayrıca Mısır içinde çok güçlü bir konuma sahip olan Amon rahipleri de Akhenaton'un dinsel reformundan çok olumsuz bir biçimde etkilenmişler dinsel, ekonomik ve siyasi güçlerini kaybetmişlerdi. Bekleneceği üzere Amon rahipleri Akhenaton'un ölümünün yarattığı fırsatı kaçırmamışlar ve eski çok Tanrılı Mısır dinine geri dönüşü sağlamışlardır. O noktadan sonra Akhenaton, Mısır'da lanetli ve sapık firavun olarak adlandırılır olmuş, tek Tanrı Aton'a adanan tapınaklar ve Akhenaton'un başkenti Amarna tahrip edilerek unutulmaya terkedilmiştir.

Keşfedilen hazinelerle dolu mezar odasıyla tanınan firavun Tutankamon, lanetli firavun Akhenaton'un oğludur ve babasının ölümünün ardından Tutankaton olan adını Tanrı Amon'un en tepede olduğu çok Tanrılı inanca geçişin bir simgesi olarak Tutankamon olarak değiştirmiş ve başkenti yeniden Teb şehrine taşımıştır.

Bazı düşünürler Akhenaton'un tek Tanrı inancının Musevilik dinine ilham verdiğini önermişlerdir. Örneğin Sigmund Freud “Musa ve Tektanrıcılık” isimli kitabında Hz Musa'nın tek Tanrı fikrini Akhenaton'un dininden etkilenerek ortaya attığını iddia eder. Hatta daha ileriye gidip Akhenaton'un Musa ile aynı kişi olduğunu ya da ilginç yüz yapısı ve çekik gözlerinden dolayı onun uzaylı olduğunu ortaya atanlar bile çıkmıştır.

Akhenaton, Mısır tarihindeki aykırı özelliği ve ilk kez tek Tanrı inancını ortaya atan kişi olması nedeniyle insanların ilgisini ve merakını her daim üzerine çekmeye devam edecek gibi görünüyor.

Akhenaton, tahta geçişinin birinci yılında din alanında bir devrim yaparak Atenizm (bazen Atonizm) dinini kabul ettiğini ve tüm diğer Mısır tanrılarını reddederek (Ra, Maat, Hathor, İsis, Nephthys, Set, ...) tek tanrı olan güneş tanrısı Aton'a ibadet edilmesini bir kanunla halka duyurdu. Başlangıçta eski Mısır diniyle benzer gibi gözükse de, Atenizm tek tanrılı bir dine geçiş teşkil etmektedir. Aten bu noktada Ra-Amoun-Horus un bir karışımı olarak dikkat çekmektedir. Akhenaton'un yaşadığı dönemde Amon Rahipleri oldukça güçlüydüler. Firavun herhangi bir iş yapmadan rahiplere danışmak ve kehanetlerine başvurmak zorundaydı. Akhenaton bu etkiden kurtulmak ve kendi inançlarının da doğrultusunda eski Mısır dinini yasaklamış, Karnak tapınaklarını kapatıp Amon rahiplerinin görevine son vermiştir. Bu durum ülkede büyük bir kargaşaya sebep olmuştur. Ölümünden sonra dini terk edilmiştir. Akhenaton ve soyundan birçok kimsenin isimleri tapınak duvarlarından silinmiştir. Bu dönemle ilgili birçok konu hala araştırılmaktadır. Son veriler ışığında Akhenaton konusunda şunlar da bilinmelidir; Musa, Tevrat'ta sürekli sözü edilen II. Ramses (d. M.Ö. 1302 – ö. M.Ö. 1213) ile dönemdaştı ve zaten bilinen en eski tek tanrılı semitik din de Yahudilik'ti; Oysa daha önce yaşamış olan Akhenaton, aşağı yukarı aynı bölgedeki daha eski tek Tanrılı dini benimsemiş, savunmuş ve dönemdaşı olan kendi rahipleri (Ay) tarafından da alelacele yok edilmiş, savunduğu din de örtbas edilmiştir. Musa döneminden de önce bulunan Akhenaton'un araştırmalar ve verilere göre bir peygamber olma ihtimali çok yüksektir.

XVIII.sülalenin onuncu kralı olan Amenotep IV tek tanrı Aten'e inanmaya başladı ve adını "Aton'a hizmet eden" anlamına gelen Akhenaton olarak, karısı Nefertiti'nin adını da "Güzel Aten'in güzelliğidir" anlamına gelen Nefer-Nefru-Aten olarak değiştirdi. Kral ve kraliçe Teb'i terk ettiler ve Amarna adlı yeni bir kent kurdular. Daha sonra Amon'un heykellerini ve tapınaklarını yıktırmaya başladı. Fakat bu; Teb, Memfis ve Heliopolis rahiplerinin hiç hoşuna gitmemişti. Bu rahipler, eski çok tanrılı dini tekrar kabul etti ve böylece Aten dini Mısır'dan kalktı. Akhenaton, bu dini reformu başaramamıştı. Buna rağmen Akhenaton, dünyanın ilk tek tanrılı dine inanan insanı olarak anılır.


Farklı bir Tarih araştırmacısı, Musa'nın Mısır'da sahip olduğu yüksek pozisyon düşünülürse o döneme ait kayıtlar ki- oldukça fazladır – ondan hiç söz edilmez. Sebebi ise Musa ve Mısırlı Firavun Akhenaton, resmi adıyla IV. Amenotep, aynı kişidir. Bu yeni bir düşünce değil; tüm antik bilgi taşıyıcılarının savunduğu düşüncedir.

Akhenaton'un Mısır'ı terk etmesiyle taraftarları onu tahtın haklı sahibi olarak inanmaktadırlar ve ona "vâris" anlamına gelen Mose, Moses ya da Mosis dedikleri bilinir. Dolayısıyla Musa / Moses bir isim değil unvandır.

Musa / Akhenaton teorisini destekleyen diğer bir teori, mısırdan çıkışta ve daha sonrasında ona yakınlığı ile bilinen Meryem adlı kadındır.



Anana Papirüsü
"Ey insanoğlu; bu parşömende yazılı olanları iyi oku. Oku; burada var olmadığın günleri bulacaksın, eğer tanrıların bahşettiği bilgeliğe sahipsen...
Oku çocuğum; çok uzaklardan sana henüz ulasan geçmişin ve geleceğin sırlarını oku...

İnsanoğlu ebediyetten bu güne; sadece burada yaşamadı; birçok yerde, birçok zamanda, birçok dünyada yaşadı; her birinin arasında karanlıklar perdesi vardı;

Ve simdi kapılar açılacak ve başlangıçtan beri varolan tüm karanlık tüneller aydınlanıp, görünecekler; inancımız bize sonsuz yaşamı öğretti; simdi ebediyeti, sonun ve başlangıcın olmadığım anladık; Bu bir sonsuz daire... Bu nedenle; çember yasasına göre; eğer bir tek şey doğruysa öteki her şey doğrudur; öyle ki; bizler daima yaşadık... Yaratıcı, insanoğlunun gözlerine birçok yüzünü, çeşitli ahitlerle gösterdi; aslında O birdir; O istedi ki; tek bir tanrı olarak bilinsin; çünkü henüz her şey yanlıştı, her şeyin doğru olması için...

Özümüz; ki o bizim ruhsal benimizdir; kendisin! bize çeşitli yollarla gösterir... Bilginin perdesi sonsuzluktan gelir; ve bu perde herkeste gizlidir; mucizelerin .gücü ile bize gerçeğin bir an için görünmesi özellikle yapılanmıştır... Mısırlılar arasında bilinen kara böcek tanrı değildir, sadece onun sembolüdür. Çünkü o böcek ayaklarıyla çamurları yuvarlar ve yumurtalarını yaptığı topların içine koyar; aynen Yaratıcı'nın dünyaları yuvarlayıp üzerine yaşamı koyduğu gibi...

Bütün tanrılar; bir olarak sevgi ödülünü dünyaya verdiler hiçbir kesinti, duraklama olmaksızın... inançlar bize açıkça öğretti, belki sizlere de; yasam ölümle son bulmuyor ve bilin ki, sevgi tüm yaşamın ruhudur. Sonsuzluk boyunca sürdürülmelidir. Görünmeyen zamanların kudreti, ruhların tümünü bağlayacak; dünya öldüğünde; sona gelindiğinde ve bu arada bütün ayrı geçmişler onlara açıklanmış olacak.."

Anana

Firavun Leti 11'nin Başyazmanı ve arkadaşı

M.Ö. 3500
__________________
''Türkiye, Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...''
Suzim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Suzim'in Mesajına Teşekkür Etti.