Tekil Mesaj gösterimi
Eski 24.06.15, 02:46   #18
Suzim
Müdavim

Suzim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 1199
Mesajlar: 6,725
Ettiği Teşekkür: 15582
Aldığı Teşekkür: 21872
Rep Derecesi : Suzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Eski (Antik) Mısır Medeniyeti

Edwin Smith Papirüsü

1862'de Edwin Smith tarafından Teb şehrinde bulunan cerrahi papirüs, bilinen tıbbî dokümanların en eskisidir. M.Ö.2000 yıllarına aittir. Papirüste baştan ayağa sıra ile 40 kadar cerrâhî hastalık tedavisi ile bazı anatomik bilgiler verilir. Travmatizmalar, bu papirüste çok güzel anlatılmıştır. Mesela dudak yaralanmaları, evvela taze et tatbikinden sonra sütürle tedavi edilmektedir. Alt çene lüksasyonunda redüksiyon tekniği ise çok mükemmel olarak târif edilmiştir. Zaten bu teknik o devirden beri hiç değişmemiştir:

Bir alt çene çıkığı ile ilgili tavsiyeler. Eğer ağzı açık kalmış ve kapatamayan bir şahsı tedavi etmen gerekiyorsa, başparmaklarınla alt çeneyi içeriden, diğer parmaklarınla da dışarıdan kavrarsın. Çeneyi aşağıya çekerek geriye doğru it. Böylece yerine oturmuş olur.

Metinde bulunan 48 vakanın 27'si, başla ilgilidir. 3 vaka çeneler, 2 vaka alt çene ve bir vaka ise üst dudakla ilgilidir. Her vakanın adı, muayenesi, tanısı, tedavisi (mümkün, muhtemel veya imkansız şeklinde) üçe ayrılmış ve tedavisi sırasıyla verilmiştir.

15. vaka: Üst çenesinde ve yanağında perforasyonu olan birisini tedavi edebilirim.

Tedavi: "Inru" ile sararım (Inru, bugün bilinmeyen bir mineraldir) sonra, yağ ve bal ile iyileşinceye kadar her gün pansuman yaparım.

25. vaka: Sarkık bir alt çene (burada günümüzde de uygulanan alt çene çıkığının tedavisi açıklanmaktadır).

"Alt çenesi sarkık bir kimseyi muayene edersen, ağzının açık olduğunu ve kapatamadığını görürsün." denir ve yukarıda verilen tedavi anlatılır.

Dil hastalıklarını gidermek için, ağız sütle çalkalanır ve tükürülür. Başka reçete de hasta dili iyileştirmek için sığıryağı, inek sütü ve taze ekmekle gargara tavsiye edilir.

Hasta dişleri tespit etmek için, ammi tozu, Nübiya toprağı ve bal karışımının dişeti arasına doldurulması tavsiye edilmektedir.

Edwin Smith papirüsü şüphesiz ki eski Nil vadisinde tıp konusundaki en önemli dokümanlardan biridir. Smith, metnin ne konuda olduğunu hemen anlamış ve daha sonra da detaylı olarak tercüme etmiştir. 1906 yılında ölümünden sonra, kızı papirüsü tamamıyla New York Tarih Cemiyetine bağışlamıştır. Papirüs halen New York Bilimler Akademisi koleksiyonundadır.

James Henry Breasted, 1930 yılında papirüsü tıpkıbasım, suret, İngilizce tercüme, yorumlama ve takdim şeklinde yayımlamıştır. Breasted'in tercümesi türü içinde bu güne kadar yapılmış tek tercümedir.

Papirüs, 187. paragrafa kadar, tıbbî rahatsızlıkları tedâvi edici reçeteleri listeleyen, nispeten standart bir form takip eder. 118-207 arası paragraflar, "mide kitabı"nı içerir.

208-241 arası paragraflarda kalp konusunda bilimsel incelemeler yer alır.
242-247 arası paragraflar, çeşitli tanrılar tarafından bizzat yapılmış ve uygulanmış olduğuna inanılan ilaçları içerir.
Takip eden bölüm, baş (beyin) hastalıkları ile devam eder ve 250. paragraf, migren tedavisiyle ilgili meşhur bir metinle devam eder.
251. paragrafta, bir hastalıktan ziyade bir ilaç üzerinde durulmaktadır.
261-283 arası paragraflar idrar akışı ile ilgilidir. Bunu, "kalbi besleyen" ilaçlar bölümü takip eder.
305-335 arası paragraflarda genew hastalığı ve çeşitli tip öksürükler için ilaçlar bulunmaktadır.
M.Ö. 2000 yıllarına ait papirüslerinde kalp, bütün organların merkezi olarak kabul ediliyordu. Mısırlılarca, sinir sisteminin yaşamsal önemi ve işlevi bilinmemekle birlikte, yazılı tarihsel kayıtlarda geçen en eski “Beyin” ifadesi M.Ö. 1300'lerdeki “Edwin Smith Papirüsü”nde geçer. Bu kayıtta beyin kelimesi sekiz kez geçer ve kafa kemiğinde kırık olan iki hastanın tanısı, klinik seyri, tedavisinden bahsedilir. M.Ö. 600'larda, bütün vücut kanalları ve damarlarının kalbe bağlı olduğuna inanılıyordu. Bu doğruydu; ancak, yanlış bir çıkarım olarak, kalbi bütün düşüncelerin merkezi olarak kabul etmişlerdi. Kişinin yapıp ettiklerinin kayıtlı olduğu kalp bu nedenle tüy ile karşılıklı teraziye konuyordu. Edwin Smith Papirüsü'nde şöyle yazar: “Eğer boyun incinmesi almış bir kişiyi muayene ederseniz... ve her iki kol ve ayağında hissin kaybolduğunu, bunları hareket ettiremediğini ve onun idrarını tutamadığını tespit ederseniz... Bu bir boyun omurgasının yer değiştirmesinin neden olduğu omurilik kesilmesinden dolayıdır. Bu tedavi edilemeyen bir durumdur...”







Eski Mısır, Beni İsrail, Kavm-i Etrak ve Apis Öküzü

Ba-ka-ra, yarmak, ayırmak, izah etmek ve araştırmak, anlamında Arapça bir fiildir. El-bakara ise, manda, sığır, inek, düve, öküz (tosun) anlamında Arapça bir isimdir. Sığır cinsine bakara denilmesinin hikmeti ise geçmişte ve halen (!) bu hayvanların tarım sektöründe çiftlik yaparken toprağı sürüp yarmasıdır.
Tasavvuf ilminde Bakara, çile çekme kabiliyeti kazanan ve süfli arzulardan kurtulmaya elverişli hale gelen nefis anlamındadır.

Tefsir ilminde ise Bakara, Kur'ân-ı Kerim'in ikinci ve en uzun sûresidir. Sûrenin biri senam (Zirve), diğeri zehra (parlak beyaz) anlamında iki de lakabı vardır. Medine'de inen Bakara Sûresinde iman esasları, insanın yaratılışı, kıblenin değişmesi, namaz, oruç, hac, sadaka, boşanma, neseb, nafaka, borçların kaydedilmesi (noterlik) gibi pek çok konu izah edilmiştir. Sûrede zulüm ve fitnenin sürüp gitmesinin savaştan daha büyük bir tehlike olduğu belirtilmiştir. Kur'ân’ın metin itibariyle en uzun ayeti (282) de Bakara sûresindedir. Tesbihatta okuduğumuz Ayetel Kürsi sûrenin 255’inci, Amenerrasûlü diye bildiğimiz mirac hediyeleri de sûrenin son iki ayetidir. Sûrenin "Elif... Lâm...Mîm rumuzuyla, sanki el - malum-ul - mechul, (bilinmeyen bilinen)'ün kısaltılmış şekliyle başlayıp, sen mevlamızsın (bizim dostumuz sensin) kafirlere karşı bize yardım et" dua ve cümlesiyle bitmesi çok ilginçtir. Bu ülkede yaklaşık 20.000 camide her gün yatsı namazından sonra okunan ve milyonlarca müslüman insanın bilerek veya bilmeyerek sonunda söyledikleri "Âmin" sadaları umarım Arş'a yükselmiştir. Değilse ülkenin destanını yazanların torunlarına Ebu Cehil bostanı (karpuzu) yedirecekler. Sûrenin fazileti hususunda peygamberimiz (SAV): "Aklı başında bir adam görmedim ki, Bakara Sûresinin sonundaki bu ayetleri okumadan uyusun. Her kim geceleyin Bakara Sûresinden bu iki ayeti okursa ona yeter. Kim evinde gece ve gündüz Bakara Sûresini okursa oraya şeytan üç gün üç gece giremez" buyurmuştur.

Sûreye Bakara isminin verilmesine sebep olan olaya gelince, olay Yahudilerin, Musa (AS) döneminde işlenmiş faili meçhul bir cinayeti aydınlatmak için kestikleri buzağının kemiği ile katilin yakalanma hadisesidir. Birçok faili meçhul cinayetleri aydınlatmada bize ışık tutacak Bakara Sûresinin 67-74. ncü ayetlerine birlikte göz atalım.

Ayet 67- Bir zaman da Musa (AS) kavmine: "Allah size herhalde bir (sığır) inek boğazlamanızı emrediyor" demişti. Onlar: "Bizi eğlence mi ediniyorsunuz? (Bizi alaya mı alıyorsunuz?)" demişti. Musa AS da: "Ben cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım." demişti.

Firavunların idaresi altında bulunan Mısırlılarca (Bu günde uzak (!) doğu ülkelerinin bazılarında olduğu gibi) sığır mukaddes bir hayvandı. Her yıl İspanya'da düzenlenen Arenalar da, yenilen taranaların da aslı buna dayanır. Ona taparlardı. Bu adet İsrail oğullarına Mısırlılardan geçmişti. Zamanla İsrail oğulları da küfürleri yüzünden (Hz. Musa'nın nübüvveti ve mucizelerini inkar ve Tevrat'ın ayetlerini reddettiklerinden) özlerine buzağı bir su gibi içirilmiş (buzağı sevgisi kalplerine sindirilmişti) ve iyice işlemişti. (Bakara 93) Musa (AS) kendisine gelen vahiyle Allah'tan başka hiçbir şeye tapınılmayacağı inancını kökleştirmek ve batıl akideyi gönüllerden söküp atmak ve bir de ölüyü dirilttikten sonra katilin adını ona söyletmek mucizesini göstermek için öyle emretmişti.
__________________
''Türkiye, Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...''
Suzim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Suzim'in Mesajına Teşekkür Etti.