Tekil Mesaj gösterimi
Eski 25.06.15, 00:48   #25
Suzim
Müdavim

Suzim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 1199
Mesajlar: 6,725
Ettiği Teşekkür: 15582
Aldığı Teşekkür: 21872
Rep Derecesi : Suzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Eski (Antik) Mısır Medeniyeti

Yazarlığa Övgü

“İnsan ölüp gider,
Toprak olur eti kemiği.
Çökmek ve çürümek herkesin alın yazısı
Ama okurlar var oldukça,
yazanlar sonsuz yaşar.”

Mısır edebiyatının en önemli iki türü din merkezli şiirler ve aşk şiirleridir. Din merkezli şiirleri daha önce incelemiştik. Şimdi isterseniz buyurun aşka gidelim.

En eski erdemli öğütler kitabının yazarı Ta-hotep, yazıtında; “Vaktini iyi kullanmayanlardan hayır gelmez. Onlar zamanın katilleridir. Çalışarak varlığını arttıran insan, servetini de arttırır. Ölümden sonra bile serveti sonsuz olur” derken, şairlere birer altın bilezik armağan ettiğini biliyor muydu acaba? Bugün bile altın kıymetinde olan bu öğüt, sanatla uğraşanların desturu olmalıdır bence.

Eski Mısır’da sanat asla sanat için olmamıştı. Sanatın ya da edebiyatın belirli toplumsal ve dinsel amaçlara hizmet etmesi istenirdi. Örneğin tarihin en değerli buluntularından biri kabul edilen “Kadeş Anlaşması” (M.Ö. 1269) tableti ve bazı tapınak duvarlarındaki Kadeş Savaşı yazıtları, Hititlilerle savaşan Mısır firavunu 2. Ramses’in kahramanlıklarını manzum bir destan olarak işler. Yani tarihin ilk nehir-şiir örneklerinden biri olarak karşımızdadır hala...

Mısır edebiyatının bir diğer ölümsüz eseri de, “Ölüler Kitabı”dır. M.Ö. 1600 yılında başlayan Yeni Krallık döneminde, mezarlara ve tapınaklara yerleştirilen çeşitli büyü metinlerinden oluşmuş bir derleme olan Ölüler Kitabı, ölülerin ölümsüz olmasına ve kutlu varlığına sonsuza kadar yardım amacıyla yazılmıştır. Birçok şiir gibi, bu derlemenin de kimler tarafından yazıldığı (çoğunlukla) bilinmemektedir. Minicik bir örnekle Ölüler Kitabı’nın içini anlamayı deneyelim.

“Ben dünüm, bugünüm, yarınım.
Varlığımla dolmayan gün yoktur.
Benim açtığım yoldur şimdiki çağ.”

Bana çok ilginç gelen bir ayrıntıyı paylaşmadan geçemeyeceğim. Hemen her firavunun sarayında, bir şairin görevli olduğunu saptadı araştırmacılar... Düşünsenize, bir şair sarayda ne görev için tutulur?.. Bu resmi şairlerin işi, olsa olsa firavuna kaside düzmek, önemli günler için şiirler hazırlamak ya da din törenleri için ilahiler yazmak olabilir, değil mi? Bir şair sarayda başka ne yapabilir ki? Yani sevgili okuyucu, bu muhteşem bir yapılanma değil mi sence de? Edebiyata hakim olmak, asil olmanın, tanrıyla eş tutulan firavunun yanında olmanın birinci koşulu olarak düşünülmüş. Yani edebiyatı, tanrısal bir ayrıcalık ve üstünlükle taltif etmiş Mısırlı... (Günümüzde ayaklar altında ezilen, öz gururunu magazine peşkeş çeken işbirlikçi sanat tüccarlarının elinde, her gün uğradığı tecavüzün aşağılanmasını yaşayan şiirimiz, üç bin yıl önceki saygınlığın yanında zehirli bir tütsü gibi ciğerimizi yakıyor)

Şimdi o güzel aşk şiirlerinden birine yaklaşalım da, yüreğimiz gönensin.

Şen Türkü

“Ben seninim sevgilim,
Bütün güzelliğimle senin.
Çiçeklerle, kokulu otlarla
Süslediğim bahçem gibi senin...
...
Kol kolayız,, el eleyiz...
Tepeden tırnağa huzur içindeyiz.
...
Sesin şarap gibi iç okşayıcı,
Seni duydukça güzeldir yaşamak.
(Seninle olmak, devirmektir tanrının doldurduğu aşk bardaklarını)
En güzel yemeklere,
en keskin içkilere değişmem
yüzümde gezinen bakışlarını...”

Mısır şiirinde uyak hiç yok dense yeridir. Zaten şiirlerin çevirilerinde de, incelemesinden çokça yararlandığım sayın Talat S. Halman hocamız da; “çeviriler, orijinal şiirlere sadık, ama Türkçe’nin özelliklerine uygun olmaları düşünülerek okuyucuya sunuldu” demektedir. Eski Mısır şiirinde vezin ve uyak bakımından kesin bir yargıya varılamamasının nedeni olarak, uzmanlar, Mısır yazısında sesli harflerin belirtilmemiş olmasını gösterirler. Ancak kendi içinde bir ritm düzeni olduğu da bellidir. Ortak kanı, şiirlerin şarkı ya da türkü formunda ve saz eşliğinde söyleniyor olduğudur.


Seni Seve Seve

“Senin o tatlı soluğunu sindiriyorum içime
Eşsiz güzelliğini seyrediyorum her gün.
...
Seni seve seve gençleşsin diyorum bedenim.
Ruhumu okşayan ellerini ver bana
Ellerini tutarak yaşasam diyorum
Adım düşmesin dilinden ... sonsuzluğa kadar.
...”

Yazımı bitirmeden önce birkaç aşk şiirinden yaptığım bir düzenlemeyle baş başa bırakayım sizi.

Sevgi Ezgileri

“...
Dedim ki: Sevgilim yaşatır beni
adını duysam dirilirim
Canıma can katar yolladığı haberler
Sevgilim, ilaçların en güçlüsüdür,
üstündür bütün ilaçlardan.
Sağlığım onun gelmesine bağlı,
onu bir görsem bir şeyciğim kalmayacak.

Sevgilimi görme (saati) yaklaşırken,
Güzelliğin böylesini...
Gönlümde sonsuz bir sevinç.
Sonsuz zaman geri alamaz,
bana sevgilimin getirdiğini.
...
Ey sevgilim,
Sonsuzluğa kadar sürecek varlığın,
Sen var oldukça sürecek sonsuzluk.

Son bölümde, ölümsüzlüğü yakalamayı başarmış, komplekssiz, duygularından emin, Mısır’ın kadın şairlerinden (belki de aynı kişinin) erotizm kokan iki şiiri üst üste sunmak istiyorum.

Hoş Türkü

“Mekmek çiçekleri, barış getirin bize!
Yüreğimin sözünü dinleyeceğim artık.
Sen beni kucaklayınca,
Saçtığın ışık öyle parlak ki,
gözlerime merhem sürmem gerekiyor.
...
Bütün erkekler içinde sensin benim erkeğim
...
Yeryüzü aydınlığa gömülmüş :
Ne olur, birlikte uyusak böyle.
(Zaman dursa)
Sonsuzluğun sonuna kadar
...

Erotik Sevgi Şiirleri

“Yemek vakti gitmek istiyorsun demek?
(Demek) senin asıl sevgilin yemek
Bu telaş niye?
Giysi satın almak da niye bu saatte?
Üzme tatlı canını sevgilim
Yatağımın örtülerinden (daha iyi bir giysi) yok bizim için
Susadın mı?
Al memelerimi
Bak, dolmuş taşıyorlar.
Güzellikleri lotüs çiçeği gibi
Memelerim, dünyanın en güzel yemişleri
...
Memfis’e gidiyorum ırmak boyunca
Koca tanrı Ta’ya diyeceğim ki:
“Gerçekler tanrısı Ta,
bu gece sevgilimle yatır beni.”
Ahh, bunu düşünmek bile şaraba çeviriyor ırmağı,
(titretiyor bedenimi)
..
Seninle olmak sevgilim,
Güneş kentinde olmak gibidir
Ağaçlarla dolu bahçeye dönüyorum,
kucak kucak çiçekle…
...
Görüyorum,
Ayaklarının ucuna basa basa yaklaşıyorsun,
beni arkadan (kucaklayıp) öpmek için
Ağır ve hoş kokular saçan saçlarımı öpmek için...
Sen kollarını dolayınca boynuma
Firavun olmuş gibi seviniyorum.”

Üç bin senelik yolculuğumuzu, üç bin senedir eskimemiş ve daha (görürse eğer) üç bin sene daha eskimeyecek bir şiirle bitirelim.

Yüreğin Şen Mi?

“Tanrının elinde yoksul musun?
Eksik olsun ambarlarda servet.
Yüreğin şen mi, için ferah mı?
Olmaz olsun,
üzüntü kumkuması zenginlik.”
__________________
''Türkiye, Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...''
Suzim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Suzim'in Mesajına Teşekkür Etti.