Tekil Mesaj gösterimi
Eski 25.06.15, 01:22   #31
Suzim
Müdavim

Suzim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 1199
Mesajlar: 6,725
Ettiği Teşekkür: 15582
Aldığı Teşekkür: 21872
Rep Derecesi : Suzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Eski (Antik) Mısır Medeniyeti

Bilim ve Teknoloji






Eski Mısır’ın İskenderiye kentin­deki kitaplıkta bir milyona yakın pa­pirüs tomarı bulunuyordu. Bu kitap­lığın zenginleşip büyümesinde, Ptolöme sülalesi’nden gelen Firavunlar çok çalışmışlardı. Böylece İskenderiye ki­taplığı uzun yıllar boyunca dünyanın en önde gelen kitaplığı oldu. Fakat bir süre sonra bir başka kitaplık, Anado­lu’daki Bergama kenti kitaplığı onun­la yarışmaya başladı. O sırada hü­kümdarlık eden Mısır Firavunu, Ber­gama kitaplığını acımasızca cezalan­dırmaya karar verdi ve ülkesinden Anadolu’ya papirüs gönderilmesini yasakladı. Bergama hükümdarı da buna kar­şılık şöyle bir önlem düşündür Yur­dunun en usta adamlarını yanına ça­ğırıp koyun ya da keçi derisinden pa­pirüs yerini tutacak ve yazı yazmaya uygun bir madde hazırlamalarını bu­yurdu. İşte o günden sonra Bergama, uzun süre dünyaya parşömen.satan bir kent haline geldi.

Yunanca
“Pergamen!” adını ta­şıyan Parşömen, doğduğu kentin adını alarak böyle icat olunmuştu.

Parşömen, birçok bakımlardan papirüsten üstündü. Kınlacak diye korkmadan kesilebilir ve katlanabilir­di. Ama, parşömenin bu üstünlükle­ri ilkin pek görülüp bilinemedi. Par­şömeni de tıpkı papirüs gibi dürüp büküp tomar haline getiriyorlardı. Kı­sa bir süre sonra parşömenin katlana­bileceği ye defter haline getirilebileceği anlaşıldı. Ayrı ayrı yapraklardan di­kilmiş kitap da böyle ortaya çıktı. Yaş keçi, koyun ya dadana deri­leri yumuşasın diye önce suda bırakı­lırdı. Sonra da bıçakla yağlan kazılır ve küllü suya yatırılırdı. Bu du­rumdaki derilerin kılları bıçakla ko­layca sıyrılırdı. Giderek bu temizlen­miş deriler tebeşirle oğulur ve sünger taşı ile parlatılırdı. Sonunda ihcev sa­rımtırak ve her iki yanı düz ve parlak bir deri ortaya çıkmış olurdu.


Parşömen ne kadar ince olursa, o kadar değerli sayılırdı. Bütün bir to­marı bir ceviz kabuğuna sığdıracak kadar ince parşömen yapmak ustalı­ğını gösterenler de çıktı elbet. Niterim, iyi söz söylemekle tanınmış Ro­malı Cfeeron, “Üiada”nm yirmi dört şarkısının bütününü içine alan küçü­cük bir parşömen töinannı gözleriy­le görmüş olduğunu anlatır; Derinin kenarları kocaman bir de­ri yaprak meydana getirecek şekilde kesilirdi. Bu yaprak ikiye katlanır ve bundan birkaçının bir araya gelişin­den de bir defter oluşurdu. Defterler, genel olarak ikiye katlanmış dön yap­rak olurdu. Sonraları deriler dörde, sekize ve on altıya katlanmaya başlan­an. Böylece derinin dörtte, sekizde, onaltıda biri büyüklüğünde olmak üzere çeşitli boylarda kitaplar yapıl­dı.


Papirüsün yalnız bir tarafına ya­zılırdı. Oysa, parşömenin iki tarafı­na da yazılmaya başlandı. Bu, büyük bir özellikti. Bütün bu yanlarına kar­şılık, parşömen daha uzun süre kesin olarak papirüsün yerini tutamadı.


Parşömen, bir eserin temize çekilme­si için kullanılırdı. Ama müsvedder kitapçı dükkânına geldiğinde, bunlar, papirüs tomarlarına kopya edilirdi. Böylece bir yazarın eseri, balmumundan parşömene, parşömenden papi­rüse bir gezi yaptıktan sonra papirüs “tornan halinde okurlara kadar uzanır­dı.


Fakat zamanla Mısır gittikçe da­ha az papirüs üretmeye başladı. Hele Araplar, Mısır’ı aldıktan sonra Mı­sır’dan Avrupa ülkelerine olan papi­rüs gönderilişi büsbütün durdu. İşte ancak o gün parşömen kesin bir za­fere ulaştı.


Bu, pekde olumlu bir zafer değil­dir. Büyük Roma İmparatorluğu, bu olaydan birkaç yüzyıl önce kuzeyden ve doğudan gelen yan ilkel kavimlerce yıkıma uğratılmıştı.


Bitmez tükenmez savaşlar bir za­manlar zengin olan kentleri ıssız bir duruma getirmişti. Her geçen yıl yal­nız bilginlerin değil, okuma-yazma bi­lenlerin sayısı da gittikçe azalmıştı. Parşömen, kitap kopya etmeye yara­yan biricik araç olarak kaldığında, onun üstüne yazı yazacak kişi de he­men hemen kaltnamış gibiydi.


Romalı kitapçıların büyük kopya işlikleri çoktan kapanmıştı.Bundan başka, kuytu ormanlar da ya da ıssız vadilerde kaybolmuş manas­tırlarda sevap işlemek için kitap kop­ya eden keşişlere de rastlamak müm­kündü.


Daracık odasında ve uzun arkalık­lı iskemlesinde oturan keşiş San bastien’in yaşamı büyük bir dikkatle kapyo ettiği kitaplar arasında geçiyor­du. Acelesi yoktu. Kalemini sık sık kâğıdın üstünden kaldırarak bakar, dikkatle ve özenle yazardı. Keşiş; ya­zıları ucu sivriltilmiş ve ortasından ya­rılmış bir kamış kalemle ya da bir kuş tüyüyle yazardı.

Dil ve Yazı
Gizemli, bilinmeyenli çizgiler, resimler, taslaklar, işaretler, şifreler, insanlar, hayvanlar, masal yaratıkları,bitkiler, meyveler,araçlar,elbise parçaları,örgüler,silahlar,geo metrik şekiller,dalgalı çizgiler ve alevler.Bunlar Tahta üzerinde,taş üzerinde ve sayısız papirüsler üzerinde bulunurlar.Tapınak duvarlarında,mezar odalarında,anı levhalarında,tabutların, çekmecelerin üzerinde bulunurlar.Mısırlılar eski ulusların yazmayı en çok sevenlerindendir.

Hiyeroglif nasıl okunup yazılır?Mısır yazısı,coğu,nesnelerin resmi olduğundan rahatlıkla ayırt edilebilen 700'den fazla işaretten oluşmuştu. Yanda görüldüğü gibi,her bir işaret ,gerek özel bir nesneyi,gerekse belli bir sesi temsil ediyordu. Hiyeroglif yazısı soldan sağa ya da aşağıdan yukarıya yazılabilirdi.Hayvanların ya da insanların yüzleri sola dönükse soldan sağa,sağa dönükse sağdan sola okunurdu.

Ne ile yazarlardı?: Yazıcılar, mürekkep ve fırça kullanarak papirus denen sazlardan yapılmış özel bir çeşit kağıda yazı yazarlardı. Ayrıca ostraka olarak bilinen kırık çömlek parçlarının üzerinede yazarlardı.

Yazıcılar: Mısır hiyeroglif yazısı son derece karmaşıktı.Yazıcı adı verilen kimseler,okumak ve yazmak için özel olarak eğitilmişlerdi.Bu becerileri onlara güç ve saygınlık kazandırıyordu. Yazıcılar tapınaklarda ya da devlet yönetiminde iyi işlere girebiliyorlardı. Çoğunluk vergi de ödemiyordu.

Firavun adları kartus aı verilen oval bir cercevenin icine yazılırdı.Yanda Firavun Meyre'nin bir kartusu'nun resmi bulunmaktadir.

Stenografi: Daha sonraları Mısırlılar,hiyeroglif yazısının daha kolay bir uyarlaması olan 2 türlü steno yazı geliştirmişlerdir.Hiyeroglif yazısı ise, tapınaklardaki ve kamusal yapılardaki kayıtlarda kalmıştı. Mısırlılar,bir yazı biçimi bulan en eski uluslardan biridir. Onların "Alfabeleri" bizim bugün kullandığımız gibi harflerden değil,resim ve işaretlerden oluşmuştu. Biz Mısır yazısına "Kutsal yazı" anlamına gelen hiyoroglif adı veririz.Bu isim Mısırlıların,yazı yazma yetilerinin onlara ilim Tanrısı Tot tarafından verildiğine inanıyor olmalarından kaynaklanıyor. Firavun adları kartuş adı verilen oval bir çerçevenin içine yazılırdı.
__________________
''Türkiye, Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...''
Suzim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Suzim'in Mesajına Teşekkür Etti.