Tekil Mesaj gösterimi
Eski 25.06.15, 01:56   #36
Suzim
Müdavim

Suzim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 1199
Mesajlar: 6,725
Ettiği Teşekkür: 15582
Aldığı Teşekkür: 21872
Rep Derecesi : Suzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Eski (Antik) Mısır Medeniyeti

Düşünce




İlk yıllarında ve pozitivist evresinde, modern düşüncenin sınıflandırmalarını büyük bir doğallıkla Eski Mısır'a uyarlayan mısırbilim, bu yaklaşımı nedeniyle bazı olguları grotesk bir biçimde yanlış değerlendirmiştir. Farklı bir yol izleyen ilk araştırmacılardan biri olan J. H. Breasted (1865-1935), mevcut metin ve tasvirlerden yola çıkarak Mısır Düşüncesinin sınıflarını oluşturmaya çalışmıştır; sık sık "mantık öncesi" diye tanımlanan bu farklı düşünme biçiminin ne olduğu sorusunun klasik yanıtını Eski Şark düşüncesini "mitler-oluşturan" (mythopoetic) düşünce diye tanımlayan H. Frankfort veriştir. Ama yalnızca mitosla ve onun özel yasalarıyla belirlenmeyen Mısır düşüncesinin mitostan bağımsız olarak ussal bir bakış açısına da sahip olabileceği gerçeği biraz arka plana atılmıştır. Mısır düşüncesi mitosu da kapsar, ama salt mitostan doğmaz. Mısır'ın özelliği yazısının resmi ve harfi, tanrı tasarımının tanrıları ve tanrıyı, tıbbının büyüyü ve bilimi, düşüncesinin mitosu ve aklı, biri diğerini dışlamadan kapsıyor olmasıdır. Bu tamamlayıcılığı, Mısır'ın uzun süredir aşina olduğumuz düşünce yasasından, "düalizm"den ("İki Ülke" öğretisi ve benzeri örnekler) biliyoruz. Mısır düalizmi iki-değerli mantık hesaplarından uzaktır, modern kuantum fiziği ne kadar "mantık öncesi"yse o da o kadar "mantık öncesi"dir. Çok-değerli bir mantığın paradigması olarak Mısır, felsefe ve felsefe tarihi konusunda şimdiye kadar kendisinden esirgenen yepyeni bir öneme kavuşabilir. Mısır düşncesi, en azından ontoloji ve etik alanlarında, dinsel inanç dünyasından bağımsız, felsefi ifadelere sahiptir. Diğer alanların felsefi açıdan daha iyi değerlendirilebilmesi için varolan materyalin araştırmaya daha çok açılması beklenmelidir.

Mısır ontolojisi ve etiğinin odak noktasında düzen kavramı Maat vardır. Maat şeylerin ideal düzenine işaret eder, ama bir tür "soyut töz" olarak da düşünülmüş, hatta kişileştirilmiştir - Mısır mantığının tamamlayıcı niyeliği burada da görülür. Yaratılış esnasında kurulmuş bir düzen olan Maat insan davranışı için bağlayıcıdır. Onun dışına çıkanlar, varoluşun dışında kalırlar. Mısır felsefesinin en önemli meselesi, varoluşun ortaya çıkışını, koşullarını ve varolmamaktan nasıl korunduğunu anlamaktır. Varoluşun özündeki farklılık, sınırlılık ve fanilik açıkça ortaya konmuştur, nitekim Mısır kültüründeki büyük başarıların nedenlerinden biri de hiç kuşkusuz ölçü ve sınır konusundaki şaşmaz sezgidir, bu da Mısır'ın varoluş anlayışından kaynaklanır. Mısır bilimini de buradan yola çıkarak değerlendirmek gerekir. Mısır bilimi sınırsız sayıda olgu olduğunun bilincindedir, ancak insanlar için uygulamaya dönük ya da kültsel alamı olan dar alanlarla kendini sınırlar. Dolayısıyla Mısır biliminin en büyük başarılarını tıp ve uygulamalı matematik alanlarında kazanmasına şaşmamak gerekir; Yeraltı Kitapları'nda ölüler dünyasının sistemli bir biçimde "araştırılması" da aynı bilimsel güdüden kaynaklanır, zaten Mısır insanı için en önemli şey, özellikle bu alanda "doğru" bilgiye ulaşmaktı. Tipik olgu ve durumların sınıflandırılıp sistemli bir biçimde düzenlenmesi sonucunda, "varolan her şeyi" içeren ve tüm kozmosu bir nesneler dünyasına dönüştüren listeler (onomastika) oluşturulmuştur. Mısır düşüncesinin soyutlama yetisinin en belirgin kanıtı, hiyeroglif yazının yanı sıra bu "dünya envanterleri" olmalıdır.





Edebiyat
Eski Mısır'da, edebiyat da çok gelişmişti. Edebiyat alanında yapılanlar, aşağıdaki gibidir;

Tarih Öncesi
  • Hiyeroglif yazının bulunması.
Eski İmparatorluk:
  • Öğretici türün doğuşu.
  • İmhotep'in yazdığı ahlak dersleri.
  • Geleneklere ve hiyerarşiye saygıyı amaçlayan Ptahotep'in Bilgeliği.
  • Smith tıp papirüsü.
  • Ölenlerin yaşamlarını parlak bir biçimde sürdürmelerini amaçlayan büyü edebiyatının geliştirilmesi
  • VI. sülale dönemindeki firavunlar için yazılmış piramit metinleri.

Birinci Ara dönem ve Orta İmparatorluk:
  • Kötümser edebiyat.
  • Umutsuzun şiiri.
  • Ahlak dersleri:
  • Kral Merikare için ders;
  • Amenemhet I.'nin oğlu Sesostris için ders.
  • Taş sanduka metinleri:
  • Özel kişilerin tabutları üstüne yazılmış ölümle ilgili sözler.
  • Halk masalları.
İkinci Ara Dönem Yeni imparatorluk:
  • Matematik papirüsleri ve bilimsel öğretilerin geliştirilmesi.
  • Ebers tıp papirüsü.
  • Tarihsel edebiyat:
  • Tutmes III. yıllıkları;
  • Kardeş şiiri.
  • Tanrıların ve kralların onuruna dikme taşlar üzerine yazılmış ilahiler.
  • Ölüler Kitabı:
  • Taş sandukalardaki metinlerden alınmış sözler derlemesi.
  • Ra'nın her gün yeniden doğuşundaki gizemi açıklayan kozmografi kitapları.
  • Halk masalları.
  • Harris papirüsü.

Aşağı Dönem:
  • Halk masalı:
  • Unamon'un Byblos'daki yolculuğu.
  • Tarihsel edebiyat:
  • Plankhy dikme taşı.
  • VI. yy.dan başlayarak Demotikos lehçesiyle yazılmış masallar.
  • Ptolemaios V. döneminde yazılmış Menfis kararnamesi (Daha çok "Reşittaşı" adıyla bilinir.).


Mısırlılardan günümüze gelen bazı şiir ve sözler vardır. Mesela Kral Akhenaton’un bizzat Güneş için yazdığı kaside, Amarna devrinin bir edebi şaheseri olarak anılır. Çünkü bu yazılar, sadece dini bir vecdin ifadesi değil, aynı zamanda tabiatın en büyük kudretine karşı duyulan hayranlığın bir örneğidir. Mesela Güneş'e hitap ederek söylene su sözlerde, ne kadar içten gelen bir duyuş vardır:
“Göklerin ufkunda belirmen ne kadar güzeldir,
Ey! Hayatın esnasında yaşayan Aton
Sen, doğu semasının ufkundan doğduğun zaman
Bütün memleketi güzelliğinle doldurursun...
Uzaklaşsan da, ışıltın dünya üzerindedir.
Ne kadar yüksek olursan ol,
Senin adımlarının izleri gündüzdür.
Sen, ışıltılarını dağıttığın zaman.
Mısır’ın iki ülkesi birden her gün bayram içindedir.
Hepsi uyanık ve ayaklarının üzerinde dik durular,
Çünkü sen, onları uyandırmışsındır.
Onlar, bütün organlarını Sende yıkarlar, elbiselerini giyerler
Ve kollarını yukarıya kaldırarak Seni şafakta selamlarlar.
Sonra tüm dünyada herkes kendi isini yapar.
Hayvanlar otlardan zevk alırlar, tüm ağaçlar ve bitkiler çiçeklenirler.
Kuşlar, kanatları sana doğru ibadet edercesine kalkık bataklıklarda uçarlar,
Bütün koyunlar ayakları üzerinde oynarlar,
Bütün kanatlı mahluklar uçmaya hazırlanırlar,
Sen üzerlerinde oldukça onlar yasarlar.
Gemiler nehirden çıkar ve inerler.
Su içindeki balıklar Senin önünde sıçrarlar.
Işıltıların büyük deniz ortasında kıvılcımlar saçar,
Kadında çocuğu Sen yaratırsın.
Ananın karnında çocuğa Sen hayat verirsin
Ve ağlamaması için o beşiğinde sallanır,
Sen ana rahminde bile bir çocuğu besleyensin.
Ne zaman civciv kabuğu içinde bağırırsa,
Sen ona hayat vermek için nefes verirsin.
Yumurtayı bütün kuvvetiyle kırarak o hayata çıkar.

Ey Tanrım! Senin ne kadar çok eserlerin vardır.

Sen! Ezeliyetin hâkimi! Senin isteklerin hep iyidir,
Sen hayatin ta kendisisin ve hayat sende yasar.”
__________________
''Türkiye, Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...''
Suzim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Suzim'in Mesajına Teşekkür Etti.