Tekil Mesaj gösterimi
Eski 27.06.15, 00:18   #60
Suzim
Müdavim

Suzim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 1199
Mesajlar: 6,725
Ettiği Teşekkür: 15582
Aldığı Teşekkür: 21872
Rep Derecesi : Suzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Eski (Antik) Mısır Medeniyeti

İskenderiye




2000 yılı aşkın suredir,deniz ticaretinde sadece Mısır diil,Guney asya ve uzak dogu ile akdeniz ve bati dunyasinin odaklandigi bir liman kenti olan iskenderiye,M.O 332 de Buuyk iskender in buyrugu ile kurulmustu.Mimar Deinoktares'in izgara planli kent projesini hazirladiginda burasi yoksul bir balikci koyu idi.iskenderin olumunden sonra Ptolemaios Krallari,Kentin kurulusunu ve gelismesini surdurerek limani Heptastadion sosesi ile Pharos adasina bagladilar.Burada hellen kultur ve sanatinin mimari yapilari ve kurumlari olan Tiyatro,Agora ve Gymnasium'un yani sira unlu Serapeium ve Poseidon tapinaklari,İskenderiye Kutuphanesi,Felsefe okulu ve liman Tesisleriyle Hellenistik dunyanin en onemli Ticaret,edebiyat,Kultur ve sanat merkezi haline geldi.

M.O30'da Roma egemenligine gecen İskenderiye,Mısır eyaletinin merkezi oldu.İmparator Augustus'un Mısır i Kisisel mulku ilan etmesi ile İskenderiye,Mısır ve Afrika urunlerinin ihrac edildigi ve Depolandigi ayricalikli bir statuye baglandi.Bizans zamanindaki Hiristiyan Monofizit ve Kipti Patrikliginin merkezi olan kent 7.yy da Musluman Araplar tarafindan isgal edildi.Bu sirada tahrip edilen Kent sonralari Araplar'in onemli Ticaret limani ve deniz ussu haline donusturuldu.Ortacag boyunca latin Cumhuriyetlerinden Venedik,Cenova ve Pizali deniz tacirlerinin,Dogu akdenizde baharat ve Hint Ticaretini ustlendikleri en onemli liman oldu.1517'de Mısırla birlikte Osmanli egemenligine giren kent 1798'de Napoleon'un komutasindaki Fransiz Kuvvetleri tarafindan isgal edildi.Kent bu isgalden buyuk zarar gordu ve nufusu 7000'e dustu.1801'de ingiliz ve Turkler tarafindan geri alindi.Kavalali Mehmet Ali Pasa zamaninda buyuk imar faliyetleri baslatildi.Kenti Koruyan surlar yeniden insa edildi ve onarildi.1819'da Mahmudiye Kanali acildi.Tophane Tersane ve Res El-Din Sarayi insa edildi.XiX.yy'da Buyuk onem kazanan iskenderiye,Mısır'i elde etmek isteyen İngilizler tarafindan 11 Temmuz 1882'de topa tutuldu ve yagmalandi.Ardindan isgal edildi.Birinci Dunya Savasi sonunda Osmanli egemenliginden cikan kent;ingizlilerin deniz ussune donusturuldu.

1922'de Tam bagimsiz olan Mısır'in en buyuk 2.kenti olan İskenderiye'nin,liman tesislerinde,antrepolarinda yogun deniz ticareti yasanir.Kistak Kesiminde eski Dogu limaninin guneyinde ise modern yerlesim bulunur.Bircok cami,saray,anit,park ve bahceleriyle canli ve renkli bir kent olan İslenderiye,petrol,dokuma gida,otomativ sanayi,gelismis ticari yasami,Kahire,Port Said'e bagli yollari ile Kahire'den son en gelismis kenttir.

Mısırin son Kralicesi Kleopatranin sarayida İskenderiyede bulunmaktadir.Daha Cok yeni olarak İskenderiye Korfezinde Yapilan su alti arastirmalari sonucunda bu sarayin kalintilari su yuzune cikarilmistir.


İskenderiye Feneri




Fenerin toplam yüksekliği 117 metreydi ve bu yükseklik günümüzdeki 40 katlı binalara eşittir. Ortadan geçen şafta yakılan ateşin yakıtı konuluyordu. En tepede tunçtan yapılmış gizemli ayna duruyordu. İlk yapımında fenerin damında veya tepesinde Tanrı Poseidon'un bir heykeli vardı.

"Denizin tanrıları adına..." (Cnidianlı Sostratus)

Şimdi mimari bir harikadan söz edeceğiz; İskenderiye Feneri, her fener gibi denizcilerin limana güvenle dönmeleri için yapılmıştı. Çağında dünyanın en uzun yapısı olarak biliniyordu. Ama Fener'in gizemli yönü olan ünlü "Ayna" bilimcileri daha çok ilgilendirmektedir. Fenerin ışığını yansıtan aynanın 50 kilometre (35 deniz mili) uzaklıktan görüldüğünü kaynaklar yazmaktadır.

İskenderiye Feneri, antik çağın yedi harikası içinde günlük yaşam için kullanılan tek eserdir. Ayrıca yedi harikanın ve gelmiş geçmiş deniz fenerlerinin en yüksek olanı da bu fenerdir.

Yeri; Şimdiki İskenderiye kentinin önünde bulunan Pharos Adası (Faros Adası)'nda. Türkçe'ye Fransızca'dan geçmiş olan far (mesela otomobil farı) kökü bu adanın adıdır.

Tarihi; Büyük İskender'in ölümünden sonra kumandanlarından Ptolemy Soter, Mısır'ı bir dönem yönetti ve İskenderiye'nin kuruluşuna tanık oldu. Kentin kıyısını Pharos Adası yani Firavun Adası kapatıyordu. Kıyıda ve liman girişinde su altı çok tehlikeli olduğundan bir fenerin yapılması gerekliydi. . inşası milattan önce 285-246 yılları arasında süren Fenerin Tasarım ve ilk çalışmalar Ptolemy Soter'e aittir ama fener, oğlu Ptolemy Philadelphus tarafından bitirilmiştir. Euclid'in çağdaşı olan mimar Knidos'lu Sostratus, fenerin ayrıntılı hesaplarını vermektedir. Fener, koruyucu tanrılara, Ptolemy Soter'e ve karısı Berenice'ye adanmıştı. Limanın girişini belirtiyordu. İçinde geceleri ateş yakılıyor, gündüzleri ise güneş ışığı bir ayna yardımıyla yansıtılıyordu. Fener, Eski Yunan ve Roma paralarında gösterilmektedir. Araplar Mısır'ı ele geçirince İskenderiye'yi ve iklimini çok beğendiler ve fener yanmaya devam etti. Ama başkent Kahire'ye taşınınca fenerin bakımı ihmal edildi ve kazayla dev ayna kırılınca da bir daha yenisi yapılamadı. MÖ 956'daki depremde fener zarar gördü ama yıkılmadı. Fakat 1303 ve 1223'te Memlük Sultanı Kayıtbay İskenderiye'nin savunulması için bir kale yaptırmaya karar vererek (Kayıtbay Kalesi), yıkık fenerin tüm taşlarının ve mermerlerinin kalenin yapımında kullanılması emrini verdi.

Tanımlama; Yok olan altı harikadan en sonuncusu İskenderiye Feneri'dir. Bugün yeri tam olarak bilinmiyor. Strabo'ya ve Romalı tarihçi Küçük Pliny'e göre, kulenin dışı tamamıyla beyaz mermerle kaplıydı. Gizemli aynaların yansıttığı ışığın onlarca kilometre uzaktan görüldüğünü yine bu tarihçiler yazıyor. Bazı efsanelerde aynanın yansıttığı güneş ışınıyla düşman gemilerinin yakıldığı da yazmaktadır. 1166'da Arap gezgini Ebu Haccac el-Endülüsî feneri gezdi ve uzun uzun tanımladı. Modern uzmanlar, bu kaynaklardan yola çıkarak, fenerin üç katlı olduğunu söylüyor. En alt kat 55.9 metre yükseklikte ve kare şeklindeydi. Ortası yukarıya doğru giden rampası olan bir silindir şeklindeydi veya şaft vardı. Karenin üstünde 18.30 metre eninde 27.45 metre yüksekliğinde sekizgen bir kule, onun üstünde de 7.30 metre yüksekliğindeki üçüncü kat bulunuyordu. Fenerin toplam yüksekliği 117 metreydi ve bu yükseklik günümüzdeki 40 katlı binalara eşittir. Ortadan geçen şafta yakılan ateşin yakıtı konuluyordu. En tepede gizemli ayna duruyordu ve üzerinde alevin bulunduğu bir odası vardı. İlk yapımında fenerin damında veya tepesinde Tanrı Poseidon'un bir heykeli vardı. İskenderiye Feneri, sonraki yüzyıllarda yapılan birçok fenere mimari örnek teşkil etmiştir. . Yıkılmadan önce yapılan resimleri, dünyadaki deniz fenerlerine yüzlerce yıldan beri örnek olmuştur. Bulunduğu adanın Pharos sözcüğü, Fransızca, İtalyanca ve İspanyolca'da "Fener" yerine kullanılmaktadır. Fenerin en büyük gizemi olan ayna hakkında hiçbir bilgi bulunmuyor. Bu kadar büyük bir aynayı kimin, nasıl yapabildiğini ve hangi tekniğin kullanıldığını hala bilmiyoruz.
__________________
''Türkiye, Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...''
Suzim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Suzim'in Mesajına Teşekkür Etti.