Tekil Mesaj gösterimi
Eski 29.06.15, 12:09   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21541
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Ayrık düşünceler

AYRIK DÜŞÜNCELER



Her kişinin olduğu gibi siyasi partilerinde hükümet etmeye başladıklarında, en azından idari sisteme, sosyal yaşama, eğitime sağlığa, savunmaya, ziraate, sanayiye, her konuda üretime, ithalata ihracata ve nihayet insana, insan deyince inançtan kaynaklanan dinlere, dinlerin mezhep ve tarikatlerine, bu arada kadın ve erkeğe bakış açıları ve yerleşmiş katılaşmış değer yargıları vardır. Her bakış açısının doğru olamayacağı, içinde eğik büküklerin, köşeli olanların, yanlış olanların var olacağı kesin ve bu nedenle eleştiriler ve yapılan kiritikler gelir. Siyasi partiler kendilerinin dışındaki siyasi partilerin farklı ve ayrı düşünceleri olduğunu bilme durumundadır.. Tüm bunları ayrık düşünceler diyerek irdelemek mümkündür.



Çok partili sistemde bazen seçmen hiç bir partiye tek başına hükümet etme şansı vermez, her ayrık düşüncenin kendine has militanlığa varan kemikleşmiş bir oy yapısı olduğundan, hükümet etme şansı verilmeyen siyasi partileri bir çırpıda örneğin AKP gibi olanları toplum hayatından sıfırlamak siyasi hayatdan silmek mümkün olmaz. Bu olmadığı için kaçınılmaz olarak koalisyon olarak asgari müştereklerde anlaşarak ve bir çerceve etrafında birleşerek ülkenin öncelikli konularını çözmek üzere hükümet edilir, başta devleti ve milleti ilgilendiren her konu anlaşmalar çercevesinde çözülerek halkın yararı ve mutluluğuna kanalize edilir. Hiç bir koalisyonun çok uzun sürelerde ahenk ve uyum içinde yürüdüğü görülmemiştir. Uzun veya kısa çeşitli sebeplerden bozulur, var ise başka koalisyon şartları aranır bunlar araştırılır yeni hükümet kurulmaz, kurulamazsa seçim hükümetleri ile seçime gidilir. Çok sonuç değiştirmeyecek erken veya bir akla muhtaç olanın dediği gibi tekrar seçim yapılmasının faturası izana muhtaç olanların cebinden değil fukara halkın cebinden çıkacaktır. Erken ve tekrar seçim en son ve tüm seçenekler yeniden ve tekraren irdelendikten sonra yapılması gereken iştir. Ülkenin paraları birilerinin hinliğine siyasi cinliğine feda edilemez.



Ayrık düşünceler açık şekilde bazen bölünmeleri, bazen anarşiyi, bazen terörü, bazen irtica ve yobazlığın hakimiyetini yaşatacak şekilde var olur. Tıpkı ülkemiz Türkiye'de var olduğu gibi! Bazı ayrık düşüncelerin temsilcileri belli bölgelerimizde hakim olduğundan sosyal, idari ve siyasi sorunların son safhaya ulaştığı bir zamanda 7 Haziran 2015 yaşanan seçim ve sonrası bir koalisyon hükümeti görünür gibi olması, olası gibi.. Böyle bir koalisyon olursa aklımıza gelen acaba ortaklar akıl ve izan birliği yapar siyasi çıkar ve manevraları bir tarafa bırakır şu acizane aşağıya sıraladığım ve vatandaş olarak önemsediğim konuları acil ve ivedilikle çözerler mi?



Örneğin:


*Yatırım yapmaktan kaçınan müteşebbisin saklı paralarının yatırıma kanalize edilmesi sağlanır mı?


*Çeşitli sebepler ile kapanmış iş yerleri yeniden açılır hizmete döner işsiz aşsız kalan işçiler çalışanlar işine aşına kavuşur mu?


*Ekeceği tohumu bile dışarıdan almaya mahkum kılınan çiftçi yeniden üretime döner, her şey varken ithalatı yapılan ürünlerin girişi durur mu?



*Dönen tekerine çomak sokulan eczacı, doktor, hakim, avukat,tüccar, ithalatçı ihracatçı, memur, işçi, emekli, küçük esnaf ve sanatkar, nakliyeci, kamyoncu, otobüscü, Münübüscü, şöför, Öğretmen Öğrenci, Ünüversite, Rektör, Dekan, Öğretim görevlisi bilim adamları, yazar çizer, Gazeteci, Asker, Polis, Jandarma, Vali, Kaymakam, Belediyeler, Sivil Toplum Kuruluşları, Devlet kadrosunun içinde çalışan militanlaşmış bireyler, Camiler, İmam ve Müezzinler, Diyanet işleri başkanlığı ve nihayet Cumhurbaşkanı gibi kurum kişi ve zümreler Anayasal ve Yasal sınırlar içine oturtulur, herkes hak ve ödevlerini bilir, hakkaniyete uygun milli gelirden herkes hakkına ve payına düşeni alır, özgür, kanun önünde eşit, hukukun üstünlüğünün tartışmasız eğemen olduğu bir ortam yaratılır AKP eliyle bozulmuş tüm kamu düzeni yerli yerine oturtulur mu?


*Vali Kaymakam ve Polise tanınan onları ayrıcalıklı, soruşturulmaz, kovuşturulmaz sınıf haline getiren tüm kanunlar iptal edilerek ülke normal seyrine ve demokratik düzene döner mi?


*Halkın haklarının yok edilmesine ezilmesine ve devlet terörüne maruz kalmasına neden olan iç güvenlik yasası iptal edilir mi?
*Anayasanın ilk üç madde lafzına ve ruhuna uygun hareket edilir mi?


*Mecliste yapılan yeminle Anayasaya sadakatten ayrılmayacağına ilişkin verilen namus ve şeref sözü tutulur mu?



*Çok hızlı bir şekilde yatırımlardan, sanayi yatırımlarından özelleştirme adı altında uzak tutulan devlet, karma ekonominin gereğini yerine getirerek, yeni yatırımlara kanalize edilir, kurulacak kurumların hiç birisinin siyasi iktidarların arpalığı haline dönüştürülmesi peşinen önlenirse istihdam ve işsizliğin önlenmesi adına kıvanç verecek bir ortam olur. Yeni istihdam alanları açılmış olur.



*Milli kalkınma hedefinde üretimden çıkan ara mal, mamul mal, üretim ham maddeleri ve tüm mallarımız ihracatta yüksek rekabet gücüne dayanacak ölçüde ve dünya niteliklerine uygun olmalıdır ki, ihracat dengesinde bölgemizden ve dünyadan payımıza düşeni alalım. Bu da ancak çok titiz ve işin uzmanı insanların ARGE'si ve seçilmiş sektörler ile olur.


*Ayrık düşüncede olacakların koalisyon hükümeti ki, bir ortağın kesin AKP olacağı anlaşılıyor, AKP var sayalım yıllarca kendi içlerinde var olan, her istediklerini verdiklerini iddia ettikleri paralel yapıyı var gibi düşünse, olası koalisyon ortağı olan herkes kendi paralelinde giderek hükümet etse, uygulanan vergi sistemi, yasalarla vergi dışı bir ekonomi yaratmaya yarayan bir sistemdir belki kalkabilir, gelir düzeyinde köklü adil dağılım sağlanır, vergide adalet sağlanır, halkın anlayacağı sadeleştirilmiş, mevzuat hazretlerinin olmadığı, en küçük bir konuda dahi hukukçuya, mali müşavirlere koşulmadığı bir ortam ve sistem yaratılarak vatandaş rahatlatılır.



Kimbilir belki paralel hükümet Merkez Bankasının stratejik sektörlere borç ve kredi vermesinin önünü açar, çok daha önemli bir husus Anayasada ufak bir değişiklik, beraberinde bir uyum yasası ile devlet iç borçlanma, dış borçlanma, özelleştirme ve transfer ödemelerini Anayasa ve yasalarda gösterir hale gelir, siyasi iktidarların sınırsız borçlanarak ve ülkenin kaynaklarını yabancılara satarak Türkiye'nin geleceğinin ipotek altına alınmasını önleyecek tedbirleri alır, olası Yunanistan vb ülkeler durumuna düşülmeden savurganlık, israf, köşkler saraylar dışarıya değil iç sermayeye satılarak hazineye irat kaydedilir, yapılmayan yatırımlardan akılsız ithalat ve ihracat politikasından kaynaklanan dış ödemeler dengesindeki açık belki sıfırlanır. AKP hükümeti döneminde zimmet, irtikap, ihtilas, rüşvet, kayırmacılık ile ne kadar haksız ve şaibeli servet varsa Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan ve çocukları ve eşleri dahil bunlarin tüm şaibeli mallarına el konularak hazineye irat kaydedilir. Hani bir parti emekliye iki maaş ikramiye derken diğer müsrif ve mirasyedi parti nereden bulacaksınız diyordu ya, işte bu şekilde kaynak bulunmuş yaratılmış olur. Bunlar ayrık düşünceler olsa da yapılamaz şeyler değil. Yeterki bir süre uyum içinde hükümet edilsin.



*Koalisyonda düşünceler ayrık da olsa herhalde bu saydıklarımız elden ve gözden geçirilir gereği yapılır!



29.06.2015
Mustafa AKTEN
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.