Tekil Mesaj gösterimi
Eski 17.07.15, 17:02   #5
Livan
Tam Üye

Livan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: May 2015
Yaş: 47
Konular: 1
Mesajlar: 358
Ettiği Teşekkür: 225
Aldığı Teşekkür: 1354
Rep Derecesi : Livan muhteşem birisiLivan muhteşem birisiLivan muhteşem birisiLivan muhteşem birisiLivan muhteşem birisiLivan muhteşem birisiLivan muhteşem birisiLivan muhteşem birisiLivan muhteşem birisiLivan muhteşem birisiLivan muhteşem birisi
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Adam Dindar Ama Biraz Hırsız... | Bekir Coşkun

Vakti zamanında; adamın biri, kendisine tavsiye edilen bir kadınla evlenmiş. Olacak bu ya, kadın huysuz çıkmış... Boşanmışlar... Yeniden evlenmiş...
Zavallının kısmeti işte, ikinci evlendiği kadın da ahlaksız çıkmış. Onu da boşamış.
'Bundan sonra bir daha evlenmeyeceğim' diye karar vermiş adam.
Ne var ki, eş dost 'olmaz” demişler; 'ömür boyu böyle tek başına yaşayamazsın.'
Neyse, ikna etmişler adamı ve başka bir kadın tavsiye etmişler. Üçüncü kez de bu kadınla evlenmiş. Aksilik, bu kadın da hassas mı hassas çıkmış. Hem de öyle bir hassas ki, evin önündeki ağaca bir kuş konsa, 'belki erkek kuştur, beni görmesin' diye hemen örtünür, yüzünü çevirirmiş ağaçtan.
Anormal de olsa, adamcağız memnunmuş hayatından. Öyle ya, birincisi ve ikincisinden ağzı yanmış. Üçüncüsü de aşırı da olsa, 'namusuna hassasiyet' gösteriyomuş. Namussuz olmasındansa hassas olması daha olumlu bir durummuş. Hassas bir kadınla uzun süre böyle yaşamışlar.

Bir gün adam, hem de yakın dostlarından biriyle aldatıldığını iki gözüyle görmüş. Bütün hayalleri yıkılmış, dünyası kararmış adamcağızın... 'Ben artık buralarda kalamam, insanların yüzüne bakamam' deyip, düşmüş yollara.

Gide gide, Bağdat'a varmış yolu...

Bağdat sokak dolaşırken,'ayağında çıngırak' olan bir adam görmüş.
Merak edip sormuş birine. 'Bu adam ayağında çıngırakla neden dolaşıyo' demiş. Demişler ki; 'bu zata Çıngıraklı Kadı derler. Son derece hassas biridir. Ayağında çıngırakla dolaşıyor ki, yolu üzerindeki böcekler ve karıncalar kaçışsın ve ezmesin onları diye...!'
Bunu duyunca, adamcağızın içine bir kurt düşmüş ama, yine de sesini çıkarmamış.
Aradan epey bir zaman geçmiş. Bir gün, tellallar bağırmaya başlamış meydanlarda: 'Ey ahali, duyduk duymadık demeyin...! Saraya dadanan bir hırsız var... Sarayı yağmalayan bu hırsızı bulana mükafat verilecektir...!'
Bizim adam da müracaat etmiş ilgililere... 'Ben bulurum o hırsızı' demiş.
Götürmüşler saraya...
İki üç gün sonra, açıklamış hırsızın kimliğini: 'Hazineyi soyan adam Çıngıraklı Kadı'dır' demiş. Nerden çıkardın bunuu...!' demişler; 'Ağzından çıkanı kulağın duyur mu senin? Hırsız dediğin zat mübarek bir zattır. O zat ki, karıncaları ezmemek için ayağında çıngırakla dolaşır...! Böyle bir zata nasıl iftira atarsın? Eğer ispat edemezsen, şuracıkta uçururuz kelleni...!'

Adamcağız, 'tamam' demiş; 'ama siz de Çıngıraklı Kadı’yı sıkı takip edin. Saraya girdiğinde nereye gittiğini ve orada ne yaptığını gizlice takip edin. Kendisine kapıları hangi adamlar açıyor, ona kimler yardım ediyor, adım adım izleyin.'
Saray görevlileri, adamın dediğini yapmışlar ve birkaç gün içinde; hem Çıngıraklı Kadı’yı, hem de ona yardım edeni hazine dairesinde suçüstü yakalamışlar.
Gerçekten de, sarayın hazinesini soyan Çıngıraklı Kadı’ymış!
Görevliler merak edip, sormuşlar; 'biz aylardır araştırdık bulamadık, sen bu kadar kısa zamanda nasıl buldun hırsızı...?
Adam anlatmış; 'hiç sormayın, benim bir karım vardı... O kadar hassastı ki, erkek kuş konmuş olabilir diye, ağaçlardan bile sakınırdı kendini... Sonra, birisiyle yakaladım onu...!'
Çıngıraklı Kadı’yı görünce de, aklıma namus abidesi eski karım geldi.'
__________________
Livan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla