Tekil Mesaj gösterimi
Eski 25.07.15, 03:20   #1
Suzim
Müdavim

Suzim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 1199
Mesajlar: 6,725
Ettiği Teşekkür: 15582
Aldığı Teşekkür: 21872
Rep Derecesi : Suzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Nasıl Bir Eğitim?

Nasıl Bir Eğitim?

Eğitim, bilim alanı olarak çok geniş bir içeriğe sahiptir. Eğitimciler, eğitim kelimesini; "Bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak istendik değişme meydana getirme sürecidir." şeklinde tanımlamışlardır. Bu tanıma göre eğitim, plânlı ve programlı değişmeleri içerir. Rastlantılara yer vermez. Bireylerin davranış değişikliklerini toplum tarafından kabul görecek, toplumun istediği yönde olacak şekilde düzenler. Her şeyi yaparak yaşayarak öğrenmenin, davranış değişikliklerini olumlu yönde etkileyeceğini kabul eder. Her toplumun kendine özgü bir eğitim sistemi vardır. Bu sistem o toplumun sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerine ve öz değerlerine göre biçim alır ve kurumsallaşır.

Eğitim sistemi, toplumla barışık olduğu ve toplumun ihtiyaçlarını karşılayabildiği ölçüde kabul görür ve toplum içerisinde geçerli olan değerleri yansıtır. O toplumun ihtiyacı olan "istendik davranışları" geliştirmeye katkıda bulunur. Eğitim bir süreçtir. Belli bir dönemle sınırlandırılmamalıdır. Bu sürecin sırrı "Okumanın / öğrenmenin yaşı yoktur." sözünde gizlidir. Bu süreç içerisinde bireyin davranışlarının, istenilen daha doğrusu toplum tarafından kabul görecek mahiyette, değiştirilmesi amaçlanmaktadır. İnsan toplumsal bir varlıktır. Davranışları toplumun değerlerine ters düşmemelidir. İnsanlar diğer insanlarla maddî-manevî etkileşime girerler. Bu etkileşimi kültür olarak adlandırdığımız zaman, insanlar arası kültürel etkileşimlerin eğitimi oluşturduğunu görürüz.

Eğitim sadece okul ya da kitaplarla sınırlı değildir. Daha önce de değindiğimiz gibi çok geniş bir içeriğe sahiptir. Eğitimciler bunu formal ve informal olarak gruplara ayırmışlardır. Yani kurallı eğitim ve kuralsız eğitim. Bir ülkede sosyal ve ekonomik çevrenin eğitsel ihtiyaçlarını karşılayabilen öge olarak okul görülür. Okul, millî eğitimin amaçlarına uygun olarak öğrencileri eğitim-öğretim sürecinden geçirir. Nasıl bir eğitim hedefliyoruz? Ya da nasıl bir eğitim istiyoruz? Bu sorulara cevap verebilmek için öncelikle eğitim sistemimizin gelişimi ve bugünkü durumunu gözden geçirmek gerekir. Günümüzde bir ülkenin kalkınabilmesi ve ilerlemesi ülkenin sahip olduğu nitelikli insan gücüne bağlıdır. Nitelikli insan gücünün yetişmesi nitelikli eğitimle ilgilidir. Nitelikli eğitim ise öğretmenin niteliği ile yakından alâkalıdır. Nitelikli öğretmenin yetişmesi ise, nitelikli öğretmen yetiştiren kurumların oluşturulmasıyla mümkündür. İdeal eğitim anlayışının yerleşmesi için oluşturulması gereken alt yapı çok önemlidir. Bu alt yapının üç önemli ögesi vardır. Bu ögeleri eğitim sistemi, okul ve öğretmen üçgeninde ele almak gerekir.

Eğitim rast gelelikten uzak, ciddî plânlama ve programlamayı gerektiren bir iştir. Eğitim maksatlıdır. Belli bir hedef ya da gayeye ulaşmak arzusu vardır. Eğitim sistemi ideal insanı yetiştirecek bir ideal eğitim anlayışına sahip olmalıdır. Eğitim sisteminin ülke kaynaklarının büyük bir kısmını tükettiği göz önüne alınırsa, ne kadar bilimsel bir plânlamanın yapılması gerektiği ortaya çıkar. Eğitim sisteminin amaçları, toplumun ihtiyacı olan nitelikli insan gücü yetiştirmek ve bireylerin davranışlarını "istendik" yönde değiştirmek olmalıdır.Türk Millî Eğitim Sistemi, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve Anayasa'da ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk milletinin millî, ahlâkî, insanî, manevî ve kültürel değerlerini benimseyen vatandaşlar yetiştirmeyi hedefler. Bu tip vatandaşları yetiştirmek için de millî düşünceye hizmet eden, millete ait, millî değerleri içeren programlar hazırlamak gerekir.

Millî eğitim, millî değerlerimizi ön plâna çıkararak yapılan bir eğitimi ifade etmelidir. Eğitim millî olmalı, milletin ihtiyaçlarına cevap verebilecek nitelikte olmalıdır. Günü birlik politikalardan uzak, siyasî düşüncelerden arındırılmış ve uzun vadeli olmalıdır. Eğitim sistemi içersindeki programlar deneme-yanılma yoluyla oluşturulmuş programlar değil; akılcı, mantıklı, bilimsel programlar olmalıdır. Okul dengelenmiş sosyal bir çevredir. Eğitim programlarının uygulama alanı okuldur. Okul ortamında birey, kendi sosyal çevresinden kurtulmakta ve yepyeni bir ortama girmektedir. Bu ortamda yeni arkadaş grupları edinmekte, çeşitli etkinliklerle tecrübelerini artırmaktadır. Okul, görevini iki rol ve iki faaliyet hâlinde yerine getirir. Bunlar; talim ve terbiyedir. Talim ve terbiye, birbirini tamamlayan iki faaliyettir.Okul, bina ve donanım olarak eğitim-öğretime hazır olmalıdır. Ancak bir okul için aranması gereken en önemli özellik, içinde verilen talim ve terbiye olmalıdır. Büyük ve gösterişli bir okula "mükemmel bir okul" demek, tuğla yığınıyla gurur duymaktır. Bir okula mükemmel okul diyebilmek için, o okulda iyi yetişmiş öğretmenler tarafından verilen ilkeli ve kaliteli bir eğitimin olması gerekir. Okul, eğitim sisteminin en önemli ögesidir.

Toplumun ihtiyacı olan nitelikli insan gücü okullarda yetişir. Bu bakımdan okullarda uygulanan ders programları nitelikli insan yetiştirmeye uygun mahiyette olmalıdır. Okullarımızda çağdaş eğitim anlayışına uygun tartışma, uzlaşma, hoşgörülü davranma, delil bulma, lider olma, sorumluluk alma vb. demokratik davranışlar kazandırılmalı, bunun yanında millî ve ahlâkî unsurlar unutulmamalıdır.Okul, öğretmen ve öğrenci olmadığında herhangi bir yapıdan farksızdır. Okulu okul yapan üzerindeki levha değil; bünyesinde yürütülen eğitim öğretim faaliyetleridir. Bu faaliyetleri organize eden öğretmendir. Faaliyetlerden etkilenen ise öğrencilerdir. İdeal eğitim anlayışında öğretmenlere çok önemli vazifeler düşmektedir. İyi öğretmen pedagojik formasyonu tam olan öğretmendir. Öğretmen, mesleğini çok iyi bilen biri olmalıdır. Öğretmenlik, basit bir iş olarak ele alınan demode bir meslek değil; ilmî çalışmalar yapılan bir alan olmalıdır. Öğretmen, öğrenciyi bilginin doruklarında dolaştırırken, yaşantısı ve davranışlarıyla sürekli örnek bir kişilik sergilemelidir. Eğitimci çiğ otları sindirip, yavrusuna berrak süt yapan koyun gibi; hazmedilmemiş ham bilgiyi telkin ve talim etmeli, boş beyinleri işlenmiş bilgilerle doldurmalıdır. Günümüz eğitim sistemi içinde ideal eğitim anlayışından söz edilemez. Ancak, sistemli ve ilkeli bir çalışmayla eğitim sistemi içindeki aksaklıkların giderilmesi zor değildir. Bu yönde yapılacak çalışmalar, eğitimi demokratikleştirici çabalar olmalıdır. Çünkü demokratik eğitim anlayışı, demokratik yaşamın içselleştirilmesini sağlar. Böylelikle eğitim, her insanın ihtiyacına, özellikle de toplumun ihtiyacına cevap verebilecek konuma gelir.

İdeal eğitime ulaşmanın ana engelleri arasında; nitelikli öğretmen yokluğu, araç gereç eksikliği, eğitim programlarının niteliksiz ve ilkesiz oluşu, millî gelirden eğitime ayrılan payın azlığı sıralanabilir. Bu engellerin ortadan kaldırılması özlenen ve istenen, kaliteli eğitimin oluşturulmasını kolaylaştırır. Sonuç olarak; ideal eğitimin, demokrasinin tüm ilke, kurum ve kurallarıyla işletilmesi ve eğitim sisteminin demokratik yaşama uygun hâle getirilmesi ile sağlanabileceğini söyleyebiliriz.
Yazar: Ali Dutar - Özel Ufuk İlköğretim Okulu Sınıf Öğretmeni / SİİRT
__________________
''Türkiye, Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...''
Suzim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Suzim'in Mesajına Teşekkür Etti.