Tekil Mesaj gösterimi
Eski 04.08.15, 16:39   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21541
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Ekonomi, Siyaset

EKONOMİ, SİYASET
İnsanlığın var olduğu dönemler içinde bilinen tüm idari sistemler irdelenmiş, incelenmiş bazı mahsurlarına rağmen demokrasi insanların genel özgürlüğü, kendini temsiliyette hakkaniyete bire bir uyulmasa dahi iyiye yakın yaklaşılması, din ve vicdan özgürlüğü, yaşam hakkı, mal mülk edinme hakkı, can güvenliği, düşüncenin ve düşünceyi her yol ile yaymanın suç olmaması, hukukun üstün olması, seçilen idarelerin başına buyruk olmaması, her makam ve merciyi halk adına kullananların yine halk adına denetleyen kurumların olması, hesap soranların hesap verecekleri kurumların olması, demokrasi idaresini diğer idarelerden seçkin hale getirmiştir.


Demokrasilerde en belirgin özellik idarelerin seçimle gelip gitmesi, halk adına ve yararına toplumun esenliği, can ve mal güvenliği, sosyal hayatın sağlıklı ve pürüzsüz işlemesi ki kamu düzeni denilen çarkın sağlıklı işlemesi için çıkarılan kanunlar! Kanunlar ama kanun devletini çağrıştırmayan kanunlar! Esastır..


Genelde ekonomi ve siyaset bilimi birbirlerinin tamamlayıcısı gibi gözükür, tüm iktisadi terminolojilerde doktrinsel olarak siyaset, siyaset ile idari rejimler ve ekonomi girift ve homojen haldedir. Basite indirgeyerek ve düz mantıkla bakıldığında; bireylerin oluşturduğu halklar, halkların oluşturduğu uluslar ve ulusların devlet idaresi olan siyasi rejimler ki, monarşi, demokrasi, sosyalizm, feodal düzen, oligarşik düzen, faşizm, militarizm, demokratik parlamenter sistem olarak görülür.


İlgi alanımız demokrasi ise, hür bağımsız, borçları olsa dahi kendini uluslararası sermaye sahip ve emperyalistlerin payandası olan kurumlara mahkum etmeyecek, devlet olarak özgür iradesinden ve bağımsızlığından ödün vermeyecek şekilde yapılacak anlaşmaların altına imza koymaktır. Yoksa parayı veren düdüğü çalacak, siyasi ve askeri açıdan size her istediğini dikte ettirecek anlaşmalar altına imzalar atıldığında bunların bitmez tükenmez arkası gelecek, demokrasiniz ile övünürken, kalkınmanız girift şekilde bir türlü olmayacak, siz birinci teknolojiden beşinciye geçmeye çalışırken ekonomik açıdan bağımlı olduklarınız altıncı yedinci teknolojiyi yakalamış ve kısır döngü bu şekliyle devam etmiş olcaktır.


Türkiye 1950-1960 yılları arasında 3-5 toprak ağasının kurduğu demokrat parti zamanında yukarıda ifade etmeye çalıştığım kısır döngünün içine sokulmuş günümüze kadar devam ederek gelmiştir.
Kalkınmakta ve gelişmekte olan ülkelerin en büyük sorunu, denk olarak yapılmaya çalışılan bütçeler içinde yatırımlar ile ilgili transfer harcamalarına yeteri kadar kaynak aktaramamalarıdır. Kaynak ise üretimdir. Klasik ihraç ürünleri ki çoğu zirai menşeilidir, yaptığınız tüm ithalatın bedelini asla karşılamaz, bacasız endüstürü olan turizm, din, iman, ayıp, günah algılaması ile tu ka ka edilirse buradan bir şey kazanamaz, dışarıdan ithal ettiğiniz teknoloji kadar dışarıya teknoloji ihraç edemiyorsanız kendinizi hiç bir zaman kalkınmış ülke sınıfına koyamazsınız. Kalkınma ve sanayileşme adına dışarıdan ithal edilecek teknoloji ağırlıklı yatırımlar olursa bu aynı zamanda dış borçlar demektir, dış borça bağlanmadan yap, işlet, devret modeli ile yapılanlar en az 49 yıllığına rüçhan hakkı ile verildiğinden, yapanlar işin kaymağını yiyerek geride demode olmuş kohne ve eski bir teknoloji bırakarak ülkeden çıkmaktadırlar.


Emperyalist ülkelerin ve onlara tabi olan Global sermayenin ülkeleri nasıl teslim aldığını, çok uzağa gitmeden yanı başımızdaki komşumuz Yunanistan'ın yeni ve solcu hükümetinin tüm çabaları boşa giderek emperyal devletlerin isteklerini yapmaya nasıl boyun eğdirdiklerini okuduk gördük dinledik. Dünyayı yöneten güç paradır dersek yanılmış olmayız ama bunun doğru olmayacağını, 195 civarında BM üyesi devletlerin 3-5 seçkin ve güvenlik konseyi üyesi devletlerin kantonları sayılamayacağı, asıl yıkılması gereken düzenin bu olması gerektiği anlayışı ile büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'ün sözü ile özgürlük ve bağımsızlık benim karekterimdir diyebilmeliyiz tüm uluslarda demelidir.
 
Dünyayı yöneten bundan ödün vermeden yönetmeye devam etmek isteyen güç dengeleri para babası bankalar, Amerika’da Rockefeller hanedanı, Avrupa’da Rothschild ailesi vb. leridir. Dünya ekonomisinin yarısına yakını bu iki ailenin kontrolü altındadır. Bunlar emperyal devletleri kullanmakta, emperyal devletler onları! Ne zaman kısır döngüden kurtulur, seçtiğimiz kanun koyucuları yapıcı olarak halkın yanında halkın çıkarına düzenlemeleri getirir, çıkarları devletin ve milletin çıkarlarından üstün olmaz! Bu nitelikte insanların seçimine katkı sağlayacak siyasi erginliğe ulaştığımızda, dini, imanı, inancı içimizin ta derinliklerinde duyarak, inancımızdan dolayı kimseyi ötelemeden, itelemeden, tekmelemeden, boğazlamadan, inançları siyaset ile harman etmeden, Tanrı'yı ise her zaman yanımızda varsayarak, şevkle heyacanla, üreterek, ürettiğini satarak muasır medeniyet seviyesinin bir ferdi olarak devletimden milletimin hayatından dini irticayı, gericiliği, yobazlığı bir daha gelmemek üzere ait oldukları karanlığa gömersek dünyada var olma savaşınıda kazanmış olacağız..

04.08.2015

Mustafa AKTEN
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti