Tekil Mesaj gösterimi
Eski 12.08.15, 21:34   #1
dil-edebiyat
Üye

dil-edebiyat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2014
Konular: 11
Mesajlar: 74
Ettiği Teşekkür: 78
Aldığı Teşekkür: 179
Rep Derecesi : dil-edebiyat Karimasını arttırmak için doğru yerdedil-edebiyat Karimasını arttırmak için doğru yerdedil-edebiyat Karimasını arttırmak için doğru yerdedil-edebiyat Karimasını arttırmak için doğru yerdedil-edebiyat Karimasını arttırmak için doğru yerdedil-edebiyat Karimasını arttırmak için doğru yerdedil-edebiyat Karimasını arttırmak için doğru yerdedil-edebiyat Karimasını arttırmak için doğru yerdedil-edebiyat Karimasını arttırmak için doğru yerdedil-edebiyat Karimasını arttırmak için doğru yerdedil-edebiyat Karimasını arttırmak için doğru yerde
Ruh Halim: Yalniz
Standart Yer Değiştirmenin 100. Yılında Ermeniler ve Ermeni Meselesi

Yer Değiştirmenin 100. Yılında
Ermeniler
ve Ermeni Meselesi






Araştırmacı Yazar Hüseyin Adıgüzel’in hazırladığı ve tam adı: ‘Yer Değiştirmenin 100. Yılında ERMENİLER ve Ermeni Meselesi’ olan 13,5 X 21 santim ölçülerinde 403 sayfalık eser, Ocak 2015’te Bilgeoğuz Yayınları tarafından okuyucuya sunuldu.
Yazar, kitabının ‘Giriş’ bölümünde, Ermeni Meselesi hakkında şu bilgileri veriyor:

1800lü yılların başında başlayan ‘Doğu Meselesi’; ‘Osmanlı Devleti’ni yıkmak, olmazsa zayıflatarak sömürge hâline getirmek’ olarak özetlenebilir. Batılı büyük güçler bütün dünyada uyguladıkları emperyalist siyasetlerini aynen Osmanlı üzerinde de hayata geçirmek ve Osmanlı Devletini, bütün tabiî zenginlikleri ile birlikte yutmak istiyorlardı.
Bu maksatlarına uygun olarak aynı yüz yılın başlarından itibaren, Oryantalistleri Anadolu'nun içlerine gönderirken diğer taraftan da, Balkan halklarını kışkırtmaya başlamışlar, Yunan ve Sırp isyanlarının çıkmasına uygun zemin oluşturmuşlardı. Çıkan isyanlara, madden ve mânen büyük destek vermişler, önce Sırpların, sonra Yunanlıların bağımsızlıklarını kazanmalarında önemli rol oynamışlardı. Elde ettikleri bazı imtiyazlarla, Osmanlı'nın iç işlerine müdâhale hakkı kazanmış olmaları, içerideki azınlıkları ayrılmaya teşvik etmeleri, onları desteklemeleri ve azınlıkları eğiterek hazır kuvvet hêline getirmeleri, kendi sömürgeci politikalarını hayata geçirme isteklerinden başka bir şey değildi.

1926 yılında basılan Bolşkaya Sovyetskaya Ansiklopediya’nın 3. Cilt, 434. sayfasından elde edilen bilgilere göre Ruslar için Ermeni Meselesi, ‘Osmanlının zayıflatılması ve sömürgeleştirilmesi’ meselesidir.

‘Ermeni Meselesi’ veya Ermenilerin tâbiri ile ‘Ermeni Soykırımı’ denen olay, bir takım istenmeyen, hiç arzu edilmeyen gelişmeler ve her iki tarafın acı çektiği olayların bir sonucudur, diyebiliriz. Sadece 1915'i konuşmak, sadece 1915 yılında olanlardan söz etmek, olayın temel sebeplerini ortadan kaldırır ve olayı, âniden alınan bir karar durumuna düşürür. Halbuki tarih, olayın bir çok sebebi bulunduğunu açık olarak gösteriyor. Bu sebepler irdelenmeden, iyi anlaşılmadan, bu konu ile ilgili söylenecek her şey, laf-ı güzaftan ibaret olur. Yani boş sözdür. Ermeniler, Osmanlı toprakları içerisinde yer değiştirme işlemine tâbi tutulmuşlardır. Bu doğrudur. Fakat bunun doğru olması, sebeplerin yok sayılmasına asla bir gerekçe teşkil etmez. Bu yüzden 1915 tarihine çakılıp kalınmamalı, öncesinde neler olduğu da mutlaka araştırılmalıdır. Bu yapılmadan mesele hakkında alınan her türlü karar hukuken geçerli bir karar olmaz. Ancak siyaseten geçerli gibi görünebilir. Bâzı parlamentoların aldıkları bu tür kararların, ahlaken, hukuken hiçbir geçerliliği yoktur. Bu kararlar, sâdece siyasî olarak alınmış, bir tarafı sevindirmeye, diğer tarafı üzmeye yarayan kararlardır ki, gerçekleri ters yüz ederek insanları kandırmaya yöneliktir. Hangi parlamentonun ne karar aldığı da artık bizi fazla ilgilendirmemelidir. Çünkü şunu biliyoruz; bu parlamentolarda bu tür karar alanlar bu olaylar hakkında Ermenilerin anlattıklarından fazla bir şey bilmiyorlar ve bunları, Ermenilere inanarak ‘doğru’ zannediyorlar. Bunlar, konunun uzmanları değil, sâdece ülkelerinin sıradan politikacılarıdır. Politikacıların aldıkları kararlar politiktir ve kendi seçmenlerini memnun etmeye yöneliktir.

Türk milleti olarak o yıllarda Türklere yapılanları, belgeleriyle ortaya koymak, savunmadan saldırıya geçmek zamanı gelmiştir. Çünkü Ermenilerin istekleri hiçbir zaman bitmeyecektir. Ta ki Türk devleti yıkılana, Türk milleti tarihten silinene kadar… Öyle ise, yapılacak en iyi iş, savunmayı bırakmak ve saldırıyı başlatmaktır.’

Gayretli ve titiz bir araştırmacı-yazar olan Hüseyin Adıgüzel, bu düşünceyle yola çıkıyor ve çoğu yabancı 100’e yakın kaynaktan yararlanarak; ‘Ermeni Meselesi’ hakkında bugüne kadar yayınlanmış bütün kitaplardan farklı bir eser meydana getiriyor.

Adıgüzel’in eserini ‘farklı’ kılan özellikleri, şöylece özetlemek mümkün:
1-Faydalanılan belgelerin büyük kısmı Rus arşivlerinde bulunmuş ve ilk defa yayınlanmıştır.
2-Bu belgeler 200’den fazladır ve orijinal hâli ile kitapta yer almıştır.
3-Bu belgelerde, soykırım suçunu Ermenilerin işlediği açık ve net bir şekilde bellidir.
4-Adıgüzel’in eserinde; Ermenilerin belgelerde, tarihi eser ve anıtlarda yaptıkları sahtekârlıklar belgelenmekte ve dünya kamuoyuna açıklanmaktadır.
5-Eser, ‘En iyi savunma hücumdur’ özlü sözünün gereği olarak Türkiye’nin artık savunmadan vazgeçip saldırı yoluyla meseleyi kökünden halletmesi için ilk atağı gerçekleştiriyor.
Eser, 4 bölümden oluşuyor.

1. Bölümde Ermenilerin etnik ve dinî kökenlerine inilerek kim olduklarının tespiti yapılıyor. Türk-Ermeni ilişkilerinin ele alındığı
2. Bölümde; Ermenilerin isyanları ve terör hareketleri, bu hareketlerde dış güçlerin etkisi,
3. Bölümde; Ermeni tehcirinin sebepleri ve sonuçları, Ermeni-Kürt ilişkileri, diplomatlarımızın Ermeniler tarafından kahpece öldürülmeleri, asılsız Ermeni iddiaları, yalanları ve iftiraları,
4. Bölümde ise Ermenilerin yaptığı sahtekârlıklar anlatılıyor.


Kitabın son 12 sayfasında; ‘Kürt Nemrud Mustafa Paşa’nın Divan-ı Harbi Örfisi’, ‘Son Sözler’ ve ‘Rus Belgeleri Hakkında Birkaç Söz’ başlıklı notlar yer alıyor.

Atatürk’ün ‘Ne Mutlu Türk’üm Diyene’ vecizesi ile biten 5 sayfalık ‘Son Sözler’ bölümü, ibretlik gerçeklerin veciz ifâdesi, kelimelerle hazırlanmış bir muhteşem tablodur. Bu tablo, Bilge Kağan haşmetiyle ifâde edilen cesur sözlerle, yazıda belirtilen sorumlulara sunulmuştur.

Dilimiz ve Edebiyatımız - Hüseyin Adıgüzel - Yer Değiştirmenin 100. Yılında Ermeniler ve Ermeni Meselesi (Kitap Tanıtım Yazısı)



__________________
Harâmsız mal azaldı, harâmzâde çoğaldı
Bu çağda helâl yemek büyük cesâret ister
İnsanı sıfatıyla anmak geride kaldı
Domuza domuz demek büyük cesâret ister...

Abdurrahim Karakoç
dil-edebiyat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz dil-edebiyat'in Mesajına Teşekkür Etti.