Tekil Mesaj gösterimi
Eski 13.08.15, 11:53   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21549
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Ceberrut devlet

CEBERRUT DEVLET


Halklar tarafından kurulan devletler, halkın refahı mutluluğu, can güvenliği ve özgürlüğünü, kuruluş gayesi ve kuruluş ilkeleri ile kendisine vatan olmuş topraklar üzerinde anayasal çizgilerinde belirlenmiş ilkelerden sapmadan, halktan toplanacak vergilerin, belli planlar ve projeler ile, tabir caiz ise yol, su elektrik olarak halka dönmesini sağlayacak, içerde ve dışarda barışı tesis edecek, eğer modernlikten nasiplenmiş ise, kendisine tanınan hak ile halkını savunucak,"yurtta sulh cihanda sulh" ilkesini asla göz ardı etmeden savunma teşkilatını kuracak, sağlık ki, modern dünyada en önemli insan haklarından biri olan yaşama hakkı ile özdeşleşmiş bir organizasyondur, işte bu hakkın halka hak edilen şekilde dağıtılmasını sağlamak, keza eğitim ki, insanların gelişmesinde ilerlemesinde refahı ve huzuru bulmasında en büyük öğedir, işte bu hakkın en medeni ölçüler içinde halka organizasyonu ile sunmak modern devletlerin, devletin idaresine gelenlerin en büyük görevleridir.


Modern ve çağdaş devlet anlayışında idari rejim demokrasi! Demokrasinin en belirgin özelliği idereye gelenlerin seçimle gelip, seçimle gitmeleri! Seçimle gelenler ve gidenlerin ise uyması gereken en önemli özellik, ülkelerinde istikrarı, parlamenter çoğunluğunda aramayıp temsilde adaleti sağlama anlayışının hazmedilmesidir. Örneğin Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluşu, kuruluşunun temel kanunu olan 1924 anayasası devletin temel nüvesini oluşturucak ilkelerini belirlemiş, Cumhuriyetçilik, Laiklik, Milliyetçilik, Devletçilik, Halkçılık, Devrimcilik olarak vurgulamıştır.
 
Devletin temel nitelikleri, açılımlarının içeriği ile 6 öğe iken, 1982 anayasası, Cumhuriyetçilk, Laiklik, Milliyetçilik kavramlarını açıkça ve bariz şekilde vurgularken, Devletçilik, Halkçılık, Devrimçilik ilkesini sanki görmezden gelmiş gibi algılanmış ama, 1982 anayasa giriş bölümüne bakıldığında, Atatürk ilkeleride olan devletin temel kuruluş ilkeleri Atatürk ilkeleri olarak tarif edilmiştir. İşte anayasa başlangıç bölümü;
 
"Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda;
Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyetinin ebedi varlığı, refahı, maddi ve manevi mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;


Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;
Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;


Hiçbir faaliyetin Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı;


Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak milli kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;


Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve yurtta sulh, cihanda sulh arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;


FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere,
TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur."

 

Devletlerin asıl kuruluş gayesinin temeli; halkların mutluluğu özgürlüğü derken, ülkemiz Türkiye Cumhuriyeti devleti kuruluş amaç ve ilkelerini sıralarken, anayasa başlangıç bölümünü izah edip, anlatmaya çalışırken, birde değişmez değiştirilmez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez anayasa ilk 3 maddesi, devamı olan 4. maddesi ve sanıyorum 174-175 maddeleri ile koruma altına alınan 8 adet devrim kanunu olarak bilinen kanunlar varken, halkın verdiği oyları milli irade sayan, devlet idaresine geldiğinde, güya devlet büyüklerini koruma adına, güya devletin temel meşru sistemini, kamusal düzeni sağlamak ve korumak adına, devlet idare edilirken işlenen sayısız yasal ve anayasal suçlara kılıf bulma adına, devleti yukarıda belirlenen ve vurgusu yapılan ilkelerden dönüştürme adına, Cumhuriyeti, Osmanlıya dönüştürma adına, devlet idarecilerini eleştirenleri susturmak adına, laiklik yerine din esasına dayalı hükümran ve otoriter bir idari rejim kurma adına işlenen suçları örtmek, bu kanun ve düzenlemelere başkaldırıyı önlemek adına devletin gücünü elinde bulunduranların orantısız güç ile halkın üzerine tomalarla, coplarla, gazlarla hucum etmek, ceberrut devlet denilen devletin icraatlarındandır. 14 yıla yaklaşan AKP dönemlerinde başbakanlardan Cumhurbaşkanları olanlarından bunlar görülmüştür. bu suçları özgürlük ve demokrasi adına dillendirmeye çalışanları susturma adına, sayısı yüzleri bulan korumacı, himaye edici, kayırmacı, suçlardan dolayı alınacak cezalardan korunma adına izole edici, anti demokratik kanunlar çıkarılmıştır. Bu kanunlar ceberrut devleti işaret ve tarif etmektedir.
 

Devlet kuruluş ve kurumları ile, atanmış çalışan ve görevlileri ile ortada iken, onları siyaseten idare etmek üzere gelenlerin, halkına sevgi, barış, özgürlük, refah, mutluluk, vermesi ve güleryüz asli görevi iken, ceberrut, arızalı, hasta, tedaviye muhtaç güya idarecilerin elinde, kuruluş amacından sapmış, ilkelerini yitirmiş ceberrut devlet haline dönüşmesini yadırgamamak lazım derken, bu arıza yaratanları devlet idaresi üzerinden sırıf etmek lazımdır.


Ceberrut devleti yaratanlardan korkmadan, yaptıklarına sessiz kalmadan, işledikleri suçlara göz yummadan, sadece kendi güvenliğini düşünüp bana dokunmayan bin yaşasın felsefesi ile duyarsız olmadan, devlet erkini kötü kullananları, çıkarlarına devlet ve kamu mallarını peşkeş çekenleri, önce kendi çıkarlarım deyip rant yaratıp rüşvet ve komisyon paylaşanları, odalara kutulara milyonlarca $ bazında para yığıp tehlike algılayınca sıfırlayın talimatı verenleri, devlet hayatı üzerinden silip süpürmeli, bunlar eliyle ceberrut devlet haline getirilmiş devleti sevgi ve şevkat devleti haline getirmelidir. Devlet tapılacak Tanrı değildir. Sadece bireylere hizmetkarlık yapacak kurum ve kuruluşların, kişilerin organizasyonudur.


Kişilerde, toplumda var olması öngörülen değer yargıları ki örf, adet gibi norm ve kurallar ve sistemler bütünü ahlak, bu sayılanların kişisel ve toplumsal ve idareci bünyesinde olmayışı ahlaksızlık sayılıyorsa, hırsızlıkların, yolsuzlukların, kötü idarenin, rüşvetin soruşturulmasına ceza alınmasına mani olacak önlemler alıp, devleti ahlaksız ve ceberrut hale getirenlerden hesap sormanın bir insanlık ve vatandaşlık görevi olduğu asla ve kat'a unutulmamalıdır. Devlet gücünü elinde bulunduranların ki güç; yapma, yaptırma, oldurma potansiyelidir. Bu potansiyel arıza yaratan, ilkelerden sapıp, gerici, yobaz, ilkel idari sistemleri savunan, bunun gerçekleşmesi için tüm milli ve ulvi değerleri ve ilkeleri değiştirmeye ve dönüştürmeye çalışıp sevgi devletini ceberrut devlet haline getirenlerin, ekonomik hayatı felç edenlerin, siyasal hayata dinamit koyup, halkın büyük bir bölümünü görmezden gelerek çatışmaları körükleyenlerin ve nihayet akan kanların sebebi olanların bu ülkeye, bu ülke vatandaşına verilecek bir hesabının olduğunu unutmadan bilgi dağarcıklarımıza yerleştirmek lazımdır..
 

13.08.2015
Mustafa AKTEN

 
 
 
 
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.