Tekil Mesaj gösterimi
Eski 30.08.15, 09:43   #1
Redwine
İzindeyiz ATAM

Redwine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2013
Konular: 3668
Mesajlar: 17,705
Ettiği Teşekkür: 72248
Aldığı Teşekkür: 66396
Rep Derecesi : Redwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Cap Canli
Standart 30 Ağustos'un En İyi Şiirleri 25 Yıl Yasaklı Kaldı | Soner Yalçın

“Darbeci” suçlamasıyla 28 yıla mahkum edilen şair, Kurtuluş Savaşı’nın en güzel şiirini üç cezaevinde yazdı; İstanbul Çankırı ve Bursa. Şiirin sadece bir bölümü 25 yıl sonra 1965’te yayınlanabildi. Tamamı üç yıl sonra kitap olarak çıktı. Fakat görüldü ki, 2012 yılına kadar devletin “yasaklı eserler” listesindeydi. İŞTE BİR DESTANIN HAZİN HİKAYESİ…

Nurettin Eşfak… Antepli Karayılan… Manastırlı Hamdi… Adapazarlı Kambur Kerim… Arhaveli İsmail… Kartallı Kâzım... Süleymaniyeli Şoför Ahmet ve niceleri…
Hepsi Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın gerçek kahramanlarıydı…
Tarih: 29 Ağustos 1938.




Nazım Hikmet, Deniz Kuvvetleri/Donanma’da ihtilal çıkaracağı iddiasıyla 28 yıl 4 aya mahkum edildi. Dava uyduruktu; Atatürk’ten sonra iktidara kimin geleceği kavgasına kurban edilmişti. “Komünistler Ordu’da darbe yapacak” yalanıyla Şükrü Kaya ve Dr. Tevfik Rüştü Aras gibi Atatürk’ün yakın solcu arkadaşları tasfiye edildi. Nazım Hikmet’in gerçekleri anlattığı mektubu Atatürk’e verilmedi. Öyle ki…

Nazım Hikmet mahkum olması için duruşmadan önce; komünist örgütlenme ve komünizmi övme suçlarını cezalandıran TCK 141-142. maddeleri değiştirildi ve düşünce açıklama/kitap yazma-okuma suç haline getirildi!
Sonuçta…
Nazım Hikmet İstanbul Tevkifhanesi/Sultanahmet Cezaevi’ne atıldı.
Aynı gerekçe ile cezaevine atılan bir başka büyük şairimiz A.Kadir’in söylediğine göre Nazım Hikmet ziyaretine gelen bir dostundan Atatürk’ün “Nutuk” eserini istedi. Heyecanla okumaya başladı.
Dayısı Ali Fuat Cebesoy’dan belge ve kaynak yardımı aldı. Gerek cezaevinde yatanlardan gerekse ziyaretine gelenlerden çeşitli bilgiler edindi.
Nazım Hikmet Kurtuluş Savaşı destanı yazmaya böyle başladı. Kuvayi Milliye Destanı İstanbul Tevkifhanesi’nde böyle doğdu.
Ardından…
Nazım Hikmet 1940 Şubat soğuğunda Çankırı Cezaevi’ne gönderildi.
İstanbul’da cezaevinde başladığı Kuvayi Milliye Destanı’nı Çankırı’da büyük ölçüde geliştirdi. Gelişen sadece destan değildi; Nazım’ın şiire bakışı da farklılaşıyordu. Bu yeni geliştirdiği biçimin en büyük özelliği, belirli bir biçimsel kalıbının olmayışıydı.
Destandan bölümler bittikçe dayısı Cebesoy istetiyor; çevresindekilere okutuyordu. Bunlardan biri,Cumhurbaşkanı İsmet İnönü idi.
İnönü, Destan’ı okuduktan sonra “Anadolu Savaşı’nı Nâzım, bu destanla bir kez daha kazandı” dedi.
Nazım Hikmet “ödülünü” aldı; Çankırı’nın soğuk havası sağlığını tehdit ediyordu, Kasım 1940’da Bursa Cezaevi’ne nakledildi.
Kuvayi Milliye Destanı’nı 1941 yılında Bursa Cezaevi’nde bitirdi.
Eserin son şeklini verince kapağına “Kuvayi Milliye” yazıp hemen altına da “Destan” ifadesini küçük harflerle ekledi.
TCK 141-142. maddeleri, yayınlamayı okumayı suç sayıyordu. Yani… Destan’ı basmak-yayınlamak imkansızdı.
Aradan 9 yıl geçti.
İktidara gelen DP, 1950’de genel af ilan etti. Fakat, Nazım’ı çıkarmadılar. Ulusal ve uluslararası büyük kampanya sonucu 15 Temmuz 1950’de serbest kalabildi.
Nazım Hikmet Bursa Cezaevi’nde yazmaya başladığı “Memleketimden İnsan Manzaraları” kitabı içindeki “Kambur Kerim’in Hikayesi” ve “Kartallı Kazım’ın Hikayesi” bölümlerini “Kuvayi Milliye”ye kattı ve bunu bağımsız bir kitap olarak yayınlatmayı istedi.





Kimse yayınlamaya cesaret edemedi.

Ardından… 48 yaşında askere alınmak istenmesini “beni öldürecekler” diye yorumlayıp Sovyetler Birliği’ne gitti. Vatandaşlıktan çıkarıldı…
O karanlık günlerde “Kuvayi Milliye Destanı” unutuldu gitti.
Sadece bir avuç solcu gizli gizli okuyordu…
Ta ki 1965 yılına kadar.
Doğan Avcıoğlu “YÖN” dergisini çıkarıyordu. Bir gün çalışma arkadaşlarına Nazım Hikmet’in Kuvayi Milliye Destanı’ndan bir bölümünü yayınlayacağını söyledi. Hapse girmeyi göze almıştı.
Şiirin bir bölümü yayınlandı. Bekledi polislerin gelip kendini götürmesini. Gelen giden olmadı. (Bu demek değildi ki Nazım şiirleri özgürlüğe kavuştu. Örneğin; Memet Fuat, 1965’te Saat 21-22 Şiirleri’ni yayımladı. Açılan davada 15 yıl hapis istemiyle yargılandı. Dost Yayınları’nca 1968’de basımına başlanan “Nâzım Hikmet, Bütün Eserler, 1. Cilt 1. Kitap” toplatıldı, yargılanarak yasaklandı, ve yayınevi yöneticisi ünlü öykücü Nezihe Meriç hapse mahkûm oldu; 1974 affıyla cezası ortadan kalktı. Vs.)
“Kuvayi Milliye/Destan” adı ile ilk kez Bilgi Yayınları tarafından Temmuz 1968’de yayımlandı.
Destan, genişletilmiş baskı olarak 1974’te eksiksiz haliyle basıldı. Ayrıca içinde ressam Abidin Dino’nun “Kuvayi Milliye İnsanları” isimli toplam 18 çizimi vardı…
1963’te ölen Nazım Hikmet şiirinin yayınlanmasını göremedi.
Nâzım Hikmet’in kitaplarının yasaksız olarak tümüyle basılabilmesi ancak 1991’de TCK 141-142. maddelerinin kaldırılmasıyla gerçekleşti. Fakat…
Daha sonra görüldü ki

Not: Yazının devamını okumak için, aşağıdaki linki tıklayınız.

Sözcü
__________________
Redwine isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Redwine'in Mesajına Teşekkür Etti