Tekil Mesaj gösterimi
Eski 04.09.15, 11:05   #1
Redwine
İzindeyiz ATAM

Redwine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2013
Konular: 3668
Mesajlar: 17,711
Ettiği Teşekkür: 72273
Aldığı Teşekkür: 66410
Rep Derecesi : Redwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardırRedwine şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Cap Canli
Standart Levent Kırca Neden Sevilmez | Soner Yalçın

Tespit 1)
Karolin Fişekçi, Orhan Pamuk’tan ayrıldıktan sonra -kendi ifadesiyle- Türkiye’nin ilk fendom erotik romanını yazdı; İtaatkar!
Romanın erkek kahramanı ünlü bir sanatçıydı.
Romanda ilgimi bu ünlü sanatçının özel hayatındaki konuşma ses tonuyla dışarıda konuştuğu ses tonunun farklı olduğu bilgisi çekti!
Roman kahramanı imaja çok önem veriyordu…
Tespit 2)
“Dişi Orhan Pamuk” olmak için çırpınıp duran Elif Şafak kitabının İngilizce çevirisine adını “Elif Shafak” diye yazdı! Evet, onun için de imaj her şeydi…
Biliyoruz ki: “İmaj imalatçısı” Cihangir-Nişantaşı medyası bu iki ismi yere göğe koyamıyor.
Ne ilginçtir, aynı çevre Levent Kırca’yı sevmiyor! Niye?
Çünkü:
Levent Kırca gerçek/sahici.
Diğerleri imalat ürünü naylon!
Levent Kırca sevincini, üzüntüsünü, eleştirisini, siyasi rengini hiç saklamıyor. Rol yapacaksa bunu sadece tiyatro sahnesinde-beyazperdede yapıyor.
Levent Kırca çoğunluğa uyup iktidarın gölgesinde var olmayı kabul etmiyor.
O, her dönemin muhalifi.
O, “Hoca Nasreddin gibi ağlayan, Bayburtlu Zihni gibi gülen” halkın sanatçısı.
Bu nedenle dobra dobra konuşuyor ve yazıyor.
Beğenmediğine “olmamış” diyor.
İkiyüzlülük yapanlara sözünü sakınmıyor “sahtekar” diyor.
Sığ olanlara “cahil” diyor. Ve….
Diktatöre “zorba” diyor.
Çünkü:
Aydınının en büyük özelliğidir; ülkesini, halkını karşılıksız sevmek. Halkı uyandırmak isteyen bir sanatçının dilinin ve kaleminin sivri olması kim için şaşırtıcı olabilir?
Peki ya diğerleri… Kendilerine bile yabancıdırlar; serbest piyasaya düşmüşlerdir; alınır ve satılırlar!
Ve bunlar her daim insanlığın büyük yıkımlarında ortaya çıkarlar…
Fark budur.
Biri halk sanatçısıdır, diğeri tüketim endüstrisi projesidir…
Biri ölümsüzdür, diğeri ölümlü…

Partili sanatçılar
F. Engels der ki: “İnsanlar yaşadıkları gibi düşünür!”
Popüler kültüre yenilmiş kimi meslektaşlarım için üzülüyorum.
Magazin gazeteciliği zor iştir; haber ile özel hayat dirsek dirseğedir. Hele habercilik adı altında piarcılık yaparsanız gazetecilik kimliğinizi yok edersiniz.
Hürriyet gazetesi Kelebek ekinde yazan Cengiz Semercioğlu beni şaşırtan arkadaşlarımdan. Zekası ve bilgisiyle gazeteciliğini çok iyi yerlere taşıyabilirdi.
Nedense Levent Kırca’yı sevmiyor. Önceki gün yazdıklarına inanamadım; Levent Kırca hastalığına karşı zorlu bir mücadele verirken, -sevgisizliğini öyle bir noktaya getirdi ki- sanatçının özel hayatına dair tamamen gerçek dışı satırlar kalemi aldı.
Magazin gazeteciliği zor derken bunu kastediyorum.
Tanığım Cengiz’in hatasını anlayıp düzeltme yapacağına inanıyorum.
Konu açılmışken…
Levent Kırca’nın “siyasete bulaşması” Cengiz Semercioğlu gibi kimi arkadaşlar tarafından küçümseniyor; bunun “marjinallik” olduğunu yazıyorlar!
Ne çocukça?
Sanat; bilincin eylemi değil mi; düşüncenin dışa vurumu değil mi?
Sanatı ideolojiden-siyasetten farklı düşünmek mümkün olabilir mi?
Nazım Hikmet partisiz miydi?
Picasso partisiz miydi?
Frida Kahlo partisiz miydi?
Neruda, Lorca, Brecht, Can Yücel...
Charlie Chaplin… Hangini yazayım; meslektaşlarım bunları bilmez mi?
“Olacak O Kadar” politik değil miydi?
Arkadaşlarımız nerelere savruldu böyle?
Ne diyordu Engels?..



Not: Yazının devamını okumak için, aşağıdaki linki tıklayınız.


Sözcü

__________________
Redwine isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Redwine'in Mesajına Teşekkür Etti.