Tekil Mesaj gösterimi
Eski 16.09.15, 21:00   #1
Dilaver
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,679
Ettiği Teşekkür: 18751
Aldığı Teşekkür: 20027
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Osmanlı'dan Günümüze Ayaklanmalar ve İsyanlar



''Halk Ayaklanması''



Ayaklanmaları incelemek netameli bir konudur. Ama hoşa gitmese de bu ülkenin tarihinde yaşanmış ve devletin ve toplumun geleceğinde hiç şüphesiz çok olumsuz etkiler yaratmış bir konudur.

İsyanın haklı bir nedeni olamaz.

Aslında isyanın pek çok sebebi olmakla beraber özünde bir insan veya insan topluluğunun kurulu devlet nizamına baş kaldırmasının bedeli ağırdır. İnsanlar bunun riskini göze alarak devlete karşı geliyorlarsa bununda bir sosyolojik nedeni vardır.

Bunların en başında, ekonomik ve sosyal temellere dayanan isyanların sonucu terördür.

İsyan olaylarının arkasında mutlaka dış güçlerin etki ve desteği vardır. Bu desteği sağlayan dış ve iç etkenlerin çıkarları ile isyancı grubun çıkarları örtüştüğü için isyan hadisesi meydana gelir, taban bulur ve toplumda ses getirir. Aksi takdirde olay bir basit kanunsuz ve adi zabıta olayı haline dönüşür.

Ayaklanma insanın aslında doğuştan yatkın olduğu bir olaydır. Bireylerin içinde yaşadığı toplumsal olaylar ekonomik, ideolojik, dinsel ve sosyal farklılıklar bu gibi isyanların nedenleri olabilir.

Devlet sistemi bunları ortadan kaldırabildiği oranda isyan olayı ile karşılaşmaz.

Osmanlı İmparatorluğunun karşılaştığı 43 ayaklanmanın en önemlisi Celali İsyanlarıdır. Bu bir seri devam eden devletin adaletsizliğine, keyfiliğine ve merkezi otoritenin zayıflamasından doğan boşluğun doldurulmasına yönelik hem hanedana ve hem de çevresindeki kitlelere veya bir tarikatın kendisini kabul ettirmeye yönelik çabası olarak düşünülebilir.





Osmanlı Dönemi Halk Ayaklanması



1. İzmir Oğlu Cüneyt Bey Ayaklanması / 1414

1402 Ankara Savaşı'nda Yıldırım Bayezid’in Timur’a mağlup ve esir düşmesinden sonra Aydınoğlu Beyliği tekrar canlanmıştır. Aydınoğlu hanedanının başında bulunan İsa Bey ölmüş bulunduğundan, beyliğin başına Timur Han'ın emriyle, İsa Bey'in oğlu Aydınoğlu Musa Bey geçti. Musa Bey'in de ertesi yıl vefatı üzerine, 1403'de yerine Aydınoğlu II. Umur Bey geçti. Fakat, Aydınoğlu İbrahim Bahadır Bey'in oğlu ve o sırada Timur tarafından Cenevizlilerden tamamen alınmış bulunan İzmir'in valisi olan Cüneyd Bey buna karşı çıkarak, saltanat iddiasında bulundu. II. Umur Bey'in üzerine yürüyerek payitahtı Ayasuluk’u (Selçuk) zapteden Cüneyd Bey, Umur’un 1405’te ölümüyle de, Aydınoğlu topraklarına tek başına hakim oldu ve bu hakimiyetini aralıklarla 1425’e kadar sürdürdü.

Cüneyd Bey, konumunu sağlamlaştırmak için, Osmanoğlu hanedanı içinde Fetret Devri boyunca cereyan eden taht kavgalarına karıştı, ve her defasında şehzadelerden birini tutarak, zaman zaman kendisine müttefik bulmak veya mevcut ittifaklara katılmak yolunu tuttu. Birçok kereler başarısızlığa uğramasına rağmen, kendini bağışlatmayı bildi ve her seferinde yeni vazifeler almaya muvaffak oldu.

İzmiroğlu Cüneyd Bey'in Fetret Devri içinde karıştığı başlıca gaileler şunlardır:

1404 yılında I. Mehmed Çelebi'nin Bursa'ya girerek hükümdarlığını ilan etmesinden sonra Ulubat'ta yendiği kardeşi İsa Çelebi, önce Bizans'a, sonra Edirne'deki diğer kardeş Süleyman Çelebi'ye, I. Mehmed'e ikinci defa yenilmesinden sonra da İsfendiyar Bey'e, üçüncü yenilgisinden sonra ise İzmiroğlu Cüneyd Bey'e sığınmıştı. Onun aracılığıyla Saruhan ve Menteşe Beyleriyle anlaşarak talihini bir kere daha denemek istedi, ancak yine mağlup oldu ve bu defa Karamanoğlu Beyliği'ne iltihak etti. Ancak bir süre sonra yakalanarak ortadan kaldırıldı.

Anadolu'da yalnız kalarak kuvvetlenen I. Mehmed'in bu kez karşısına çıkan Edirne'deki kardeşi Süleyman Çelebi'nin hakimiyetini İzmiroğlu Cüneyd Bey ve Menteşeoğlu İlyas Bey kabul ettiler. Ancak I. Mehmed'in diğer kardeşi Musa Çelebi'yi Rumeli'ye göndermesiyle geri çekilmek zorunda kalan Süleyman Çelebi, Musa Çelebi'nin bir baskını ile ortadan kaldırıldı.

Süleyman Çelebi'yi bertaraf eden Musa Çelebi Edirne’de bu kez kendi hükümdarlığını ilan edince İzmiroğlu Cüneyd Bey bu defa da onun tarafına geçti. Musa Çelebi I. Mehmed'in Anadolu’da kuvvetli olduğunu bildiği için daha ziyade Bizans'la meşgul oldu ve İstanbul'u bir kez kuşattı. Bu arada sonradan büyük bir isyan çıkaracak Şeyh Bedreddin’i kazasker yaparak, nüfuzunu artıracağı bir mevki edinmesini sağladı. Bizans İmparatoru'nun Musa Çelebi'ye karşı yardım istemesiyle I. Mehmed 1411’de İnceğiz mevkiinde kardeşi ile savaşa girişti ve kaybetti. Gemilerle Anadolu tarafına geçerek yaralı bir halde Bursa’ya geldi. Bir yıl sonra Musa Çelebi’yle yaptığı ikinci savaşta da yenildi. Musa Çelebi’nin sert yönetiminin ahaliyi I. Mehmed tarafına meylettirmesiyle I. Mehmed kardeşine karşı üçüncü defa Rumeli’ye geçti. Kendisine katılan Sırp despotu ve bazı ümera ile birlikte, Tuna’ya çekilmekte olan Musa Çelebi üzerine yürüyen I. Mehmed, Çamurlu Derbend mevkiinde meydana gelen savaşta Musa Çelebi’yi nihayet yendi. Musa Çelebi, yaralı olarak kaçarken yakalanıp boğduruldu ve Bursa’ya nakledilip, babasının türbesine defnedildi. İzmiroğlu Cüneyd Bey ise Ohri'ye sürüldü.

Ancak İzmiroğlu Cüneyd Bey kısa süre sonra Ohri’den kaçarak Aydın’a geldi ve Ayasuluk’u (Selçuk) kuşatarak şehri aldı ve sancakbeyini öldürttü. I. Mehmed, Anadolu’ya dönünce önce Cüneyd Bey üzerine yürüyüp, Çandarlı (1.) İbrahim Paşa eliyle Menemen, Kayacık ve Nif kalelerini aldı.

Bu arada İzmir de temelli olarak Osmanlı Devleti idaresine alındı. İzmiroğlu Cüneyd Bey'in sürekli istikrarsızlık unsuru oluşturması, ailesinin ve kuvvetlerinin içinde bulunduğu Kadifekale kuşatmasını uluslararası bir olay haline getirmişti. Rodos, Midilli ve Sakız Hıristiyan donanmaları ile Menteşe Beyliği donanması da Osmanlılarla işbirliği yaparak İzmir'in zaptında rol oynadılar. Rodos Şövalyeleri yardımları karşılığında Timur tarafından yıktırılan İzmir Okkale'yi yeniden inşa etme talebinde bulundular. I. Mehmed Rodos Şövalyelerinin ısrarlarına karşı direndi; ancak ilişkileri büsbütün bozmak istemediği için onlara Bodrum Kalesi'ni inşa etmelerine izin verdi.

Bu arada Çelebi I. Mehmed, Cüneyd’in annesinin ricası üzerine İzmiroğlu Cüneyd Bey'i affederek 1414’te ona Niğbolu Sancakbeyliğini verdi ve Aydın sancakbeyliğine de Bulgar kralı Şişman'ın müslüman olan oğlu Süleyman'ı atadı.

İzmiroğlu Cüneyd Bey, affedilip Niğbolu sancakbeyi tayin edilmişken, Düzmece Mustafa'nın ortaya çıkmasıyla bu sefer onunla birlik oldu ve padişaha tekrar baş kaldırdı. Harekete Eflak voyvodası Mirçe'yi de dahil edip Tesalya ve Selanik tarafında büyük karışıklıklar çıkardılar. Bu bölgeyi seçmelerinin sebebi, yenilgi halinde, o dönemde hem Bizans İmparatorlu'na hem de Osmanlı Devleti ile bağımlılık anlaşmaları olmakla birlikte özerk bir konumda olan Selanik'e sığınabilme düşüncesiydi.

Nitekim I. Mehmed, Çelebi Mustafa ordusunu Selanik mıntıkasında yendi ve isyancılar Selanik valisi Dimitrios Laskaris'in himayesine sığındılar. Uzun müzakerelerden sonra I. Mehmed, Bizans İmparatoru II. Manuel Palaiologos isyancıların Selanik'te tutuklanmalarına ve Bizanslıların yıllık üçyüz bin akçe karşılığında kayd-ı hayat şartıyla Çelebi Mustafa, Cüneyd Bey ve otuz üç maiyetinin Limni adasında sürgün edilmelerine ikna etti.

1421 Mayısında tahta geçen II. Murad padişah değişikliklerinin karışıklıklara gebe olduğunu bildiğinden ve daha bir yıl öncesinde, şehzadeliğinde, Rumeli'de Şeyh Bedreddin İsyanı'nın, Ege Bölgesi'nde Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal (Samuel) isyanlarının bastırılmasına bizzat nezaret ettiğinden, gönül alıcı mektuplar ve çok değerli hediyeler göndermek suretiyle herhangi bir kargaşa çıkmasını baştan önlemek istiyordu.

II. Murad zamanında da mevkiini koruyan Amasyalı Beyazıd Paşa, I. Mehmed'in ölümünün duyulmasından sonra Bizanslilar tarafından serbest bırakılan ve bu sefer yeni meşru hükümdarla mücadeleye başlayan Çelebi Mustafa'nın üzerine gönderildi. Edirne'nin Sazlıdere mevkinde Çelebi Mustafa'nın kuvvetleriyle karşılaştı. Emri altındaki askerlerin büyük çoğunluğu Çelebi Mustafa tarafına geçince teslim olmak zorunda kaldı ve ertesi gün İzmiroğlu Cüneyd Bey'in tahrikleriyle katledildi.

Sazlıdere zaferinden sonra Çelebi Mustafa bir süre boyunca güçlendi ve Edirne'de saltanat sürmeye başladı. Fakat Çelebi Mustafa kendine bağlı birlikler ile karşı tarafın avantajını değerlendirmekte geç kalmıştı. Bundan istifade eden II. Murad'ın birlikleri Ocak-Şubat 1422'de Ulubat Çayı kenarında Çelebi Mustafa güçleri ile karşı karşıya geldiler. II. Murad'ın maiyetindeki Hacı İvaz Paşa ve Mihaloğlu Mehmed Bey gibi şahısların, Çelebi Mustafa'ın emri altında bulunan Rumeli beylerini sözlü ve yazılı olarak etkilemesi üzerine, herhangi bir çarpışma olmaksızın Çelebi Mustafa'nın kuvvetlerinde bir moral çöküntüsü yaşandı. Bunu farkeden ve Çelebi Mustafa'nın sonunu iyi görmeyen İzmiroğlu Cüneyd Bey de değerli eşyaları ve kendisine bağlı yetmiş kişi ile birlikte gece vakti karargahtan kaçarak Aydın yöresine sığındı.

Ancak Düzmece Mustafa olayı Osmanlı Devleti açısından bardağı taşıran son damla olmuştu. Döndüğü Aydın yöresinde Aydınoğulları Beyliğinin eski topraklarını tekrar ele geçirmek niyetiyle Bizanslılar ve Venediklilerle ilişkiler kurmak çabası içine girdi. Aydın Sancak beyi Yahşi Bey ve Anadolu Beylerbeyi Oruç Bey Cüneyd Bey'in üstesine gelemeyi başaramadılar. Yeni Anadolu Beylerbeyi atanan Hamza Bey ise Cüneyd Bey'i Akhisar civarında yenilgiye uğrattı. Sıkıştırılan Cüneyd Bey Sisam adası karşısındaki İpsili kalesine sığındı. Ancak Osmanlıların Anadolu'daki en önemli hasmı konumunda olan Karamanoğlu Beyliği'nden destek sağlamak icin gizlice Karamanoğlu İbrahim Bey'in yanına kadar gidip bir miktar Karaman askeri ile döndüğünde, bu yardımcı kuvvetler İpsili'ye varışta Cüneyd'i terkettiler. Bu suretle istediği yardımı bulamayan Cüneyd Bey Osmanlı Anadolu Beylerbeyi'ne teslim olmak zorunda kaldı. Osmanlı Devleti başına devamlı gaile yaratan Cüneyd Bey ve yanındaki oğlu Beyazıd ile birlikte öldürüldu. Sonra da Çanakkale hapishanesinde bulunan diğer oğlu Kurt Bey ve kardeşi Hamza Bey de öldürülerek soyuna son verildi.

Bu bir türlü rahat durmayan tarihi şahsiyetin ortadan kaldırılmasıyla Aydınoğlu Beyliği toprakları tamamıyla Osmanlı Devleti'nin hakimiyeti altına girmiştir (1425).




2.Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal Ayaklanması / 1420

Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal, Şeyh Bedreddin'in baş müridleridir. 1420 yılında İzmir Karaburun Yarımadasında gerçekleşmiştir.



3. Rumeli’de Şeyh Bedrettin Ayaklanması / 1420



Kesin olmayan tarihlere göre Şeyh Bedreddin 1365 yılında Edirne’nin kuzeyinde Eskizagna-Kızanlık yolu üzerinde Simavna kasabasında doğmuştur. Eğitimine de Edirne’de başlamıştır. Buradan Bursa ve Konya’ya geçerek fıkıh, hadis, kelam, belagat, tefsir gibi eğitiminlerini tamamlar. Daha sonra hayatını değiştirecek yer olan Mısır’a doğru hareket eder. Mısır’da Muhammed Bin Ekmeleddin, sonradan ünlü bir tıp bilgini olan Hacı Paşa, ozan Ahmedi, Şemsettin Fenari gibi islam düşüncesinin o çağda önemli aydınları arasında yer alıp ilk tasavvuf eğitimini alır. Şeyh Hüseyin Ahlati de bu bilginlerden birisidir. Şeyh Ahlati Alevidir. Şeyh Bedreddin ise, aldığı eğitim çerçevesinde sünnidir. Ancak aradan geçen zaman Şeyh Bedreddin’i Alevi anlayışa doğru sürüklemiştir. Şeyh Hüseyin Ahlati öldükten sonra onun yerine geçer. Bu görevi fazla uzun sürmez. Şam, Halep, Karaman, Konya, Aydın, Tire ve İzmir’e uğrar ve 1406 yılında Edirne’ye gelir.

Bu zamanlarda Osmanlı’nın taht kavgaları yaşanmaktadır. Musa Çelebi bu kavgadan “galip” çıkarak Edirne’yi ele geçirir. Şeyh Bedreddin kazaskerdir artık. 1413 yılında bu görevi son bulur. Musa Çelebi’nin kardeşi Çelebi Mehmet tahtı ele geçirir ve Şeyh Bedreddin’i İznik’e sürgüne gönderir. Şeyh Bedreddin burada örgütlenme faaliyetlerini artırır. İnsanlar taht kavgalarından dolayı huzursuzdur. Bu huzursuzluğunun yanında Osmanlının baskıları da eklenince bıkkınlık artar.

Bedreddin’in de insanlara vaat ettiği düşünceler bu çerçevededir. Bedreddin sevgiyi, insanın bütün kötülüklerden kurtulması, yücelmesi ve Tanrı katına yükselmesi olarak anlar. Eşitlik ve kardeşlik düşüncesini hep ön planda tutar.

Bedreddin cenneti dünyada arayanlardandır. Varidat adlı eserinde Tanrıyı “bütün işlerin kendi özünden doğması, olgunluk nitelikleriyle nitelenmiş olması yüzünden salt varlık” olarak açıklarken, “salt varlığa” yüklenen “yalnız kendisiyle, kendi özü ile varolan, başka bir nesnenin varlığını gerektirmeyen varlık” anlamıyla, hem yaratılmanın hem de yoktan varolmanın reddiyle, her insanın Tanrı’nın dünya üzerindeki görünümü olduğu biçimde açıklar. Bu anlayış İslama, şeriat ilkelerine tamamen aykırıdır.

Şeyh Bedreddin, yeniden dirilişi “bir gövde ile ayrıntıları, dağılıp yokolduktan sonra yeniden eski biçimine dönmez, yeniden birleşip bütünleşemez, var olamaz” diyerek ret eder.

Bu görüşler Anadolu’ya yayılır. Bunda en önemli rol de Şeyh Bedreddin’in müritlerinden özellikle Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal’dir. Anadolu’nun değişik kentlerinde örgütlenme çalışmaları yapan bu insanlar Şeyh Bedreddin’e oldukça insan kazandırmıştır. Börklüce Mustafa Aydın’da, Torlak Kemal ise, Manisa’da Osmanlı ordusuna karşı direnişler gerçekleştirmektedir.

Bu direnişler Osmanlı tahtı için tehlikeli görülür. Çelebi Mehmet direnişi bastırmak için askeri gücünü seferber eder. Karaburun’da Börklüce Mustafa işkence edilerek öldürülür. Bu direnişlerde Osmanlı ordusu kayıplar vermektedir. Fakat, direniş bastırılır. Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal işkencelerden geçirilir. Bu işkencelere karşı kahramanca direnilir, teslim olunmaz. Bu yenilgiden sonra Şeyh Bedreddin, Rumeli’de önce Eflak, oradan da kendisini sevenlerin çok olduğu Deliorman’a gider. Burada Osmanlı Ordusuna esir düşer ve Serez Çarşısı’nda, 1420’de idam edilir.

1924 nüfus mübadelesinden sonra İstanbul’a gelen muhacirler nâşını da taşıyıp, yıllarca çinko bir tabutta sakladılar. 1960 darbecilerinin emriyle Sultan II. Mahmud türbesine gömüldü.





4. Küçük Mustafa Ayaklanması / 1423

Küçük Mustafa, Çelebi Sultan Mehmet'in oğlu olup babasının sağlığında henüz on üç yasında iken Hamideli sancak beyliğine tayin edilmişti. Küçük Mustafa, babasının ölümünü müteakip, II. Murat’ın Osmanlı tahtına geçmesi üzerine, öldürülmek korkusu yüzünden Karamanoğlu'nun yanına kaçmıştı.

Sultan II. Murad, İstanbul muhasarası ile meşgulken Bizans İmparatoru'nun el altından teşvik ve uğraşılan sonucunda Anadolu'da saltanat iddiasına kalkışmıştı. İmparator, kuşatmadan kurtulmak için şehzadenin lalası Şarabdar İlyas'a mektuplar yazarak külliyetli miktarda altın göndermişti ki, bunlarla asker toplayabilsin. İş bu kadarla da bitmeyecek ve İmparator, Küçük Mustafa'yı İstanbul'a getirtecekti.

İstanbul'a gelen Küçük Mustafa, Manuel ve onun çocukları ile görüşür. Bu görüşmede, muvaffak olduğu takdirde imparatora karsı yapacağı fedakârlık hakkında teminat verdikten sonra Rumların verdikleri kuvvetlerle Anadolu tarafına geçerek faaliyetlere baslar. Bu faaliyetleri esnasında, daha basından beri Osmanlılarla çekişen Karamanoğlu'nun Turgutlu Türkmenleri ile Germiyanoğlu'nun kuvvetleri de kendisine iltihak eder. Şehzade Mustafa bu şekildeki bir iddia ile ortaya çıkmakla, babasının vasiyeti hilafına hareket etmiş oluyordu.


Mustafa, topladığı kuvvetlerle Bursa üzerine yürür. Fakat Bursa halkı, şehri ve kaleyi Mustafa'ya teslim etmek istemez. Bu sebeple kendisine, memleketin ileri gelenlerinden Ahi Yakub ile Ahi Hoşkadem'i elçi olarak gönderir. Bunlar, Mustafa'ya para ve hediyeler takdim etmek suretiyle onu Bursa'yı almaktan vazgeçirmeye çalışırlar. Elçiler, Şehzade Mustafa'nın kendisine vezir yaptığı ve bütün bu olaylara sebep olan Şarabdar İlyas ile de görüşürler. Heyet, Bursalıların Sultan Murat’a söz verdikleri için ona sadakatle bağlı kalacaklarını ve gerekirse şehri müdafaa edeceklerini söyler. Ayrıca, bir Osmanlı şehrinin Karamanoğlu'nun kuvvetleri ile vurulmasının da doğru olmayacağını anlatır. Şarabdar İlyas, heyetin bu teklifini kabul edince, Mustafa'nın ordusu oradan ayrılıp İznik tarafına doğru harekete geçer.

Şehzade Mustafa, İznik kalesini kırk gün kadar kuşatma altında tutar. Padişah, kaleyi sulh yolu ile teslim etmesini bildirerek Mustafa orada meşgulken kendisinin yetişeceğini yazar. Ayrıca, küçük şehzadeyi alet edip kullanan Şarabdar İlyas'ı da ondan ayırmaya çalışır. Bunun gerçekleşmesi için Şarabdar İlyas'a adamlar göndererek kendisini Anadolu beylerbeyliğine tayin edeceğini bildirir. Şarabdar'a gelen adam, Beylerbeyilik beratını da yanında getirmişti. Bu makama karşılık Sultan II. Murad, Şarabdar İlyas'tan çok önemli bir hizmet bekliyordu. O da kendisi gelinceye kadar Şehzade Mustafa'nın kaçmasına engel olup onu oyalaması idi.

Sarabdar İlyas, tıynetini bir defa daha ortaya koymuştu. Vaktiyle Çelebi Mehmet'in taraftarı iken Süleyman'ın vaade ettiği menfaat karşılığında derhal Çelebi Mehmet'i bırakarak karsı tarafa geçmişti. Bu defa da saf değiştirmekte bir sakınca görmemişti. Anadolu beylerbeyliğine konduğunu öğrenince kendisinden istenen şeyleri büyük bir ustalıkla basardı.

Ali Bey, Sultan II. Murad'dan aldığı talimat üzerine muhasaranın kırk gün uzamasından dolayı halka ve şehre hiç bir zarar gelmeyeceğine dair yeminli söz aldıktan sonra teslim olur. Sarabdar İlyas da aldığı Beylerbeyilik müjdesi üzerine şehirden ayrılmaz. Çandarlızâde İbrahim Paşa'nın sarayına yerleşen Küçük Mustafa, tımar ve memuriyetler vermek suretiyle hükümdarlığını ilan etmiş oluyordu. Böylece Osmanlı mülkünde, yeniden ikinci bir hükümdar tehlikesi belirmişti.

Sultan II. Murat, bütün gücü ile İstanbul'u kuşatıp feth etmek üzere iken, kardeşi Küçük Mustafa'nın faaliyetleri üzerine, bazı tedbirler alarak kuşatmayı kaldırmak zorunda kalır. Çünkü kardeşinin hareketleri, memleketi ikiye bölmeye yönelikti. Bu ise daha tehlikeli bir durum arz ediyordu. Onun için derhal Gelibolu yolu ile Anadolu'ya geçip İznik üzerine yürür. Sultan II. Murat’ın bu yolculuğu devam ederken Şehzade Mustafa'nın, İznik'te kalmasını tehlikeli bulan Germiyan ve Turgutlu kuvvetlerinin komutanları, onu buradan uzaklaştırmaya çalışırlar. Onu tehlikeden korumak için Karaman, Germiyan veya İstanbul'a götürmek istedilerse de daha önce Sultan Murad'dan Beylerbeyilik beratını almış olan Sarabdar İlyas, çeşitli bahaneler ileri sürerek buna mani olur.

Sultan II. Murat’ın ordusu, yola çıkısının dokuzuncu günü gece geç saatlerde İznik'e gelir. Mustafa'ya bağlı olan askerlerin şaşkın bakışları arasında, sabahın erken saatlerinde açılan kapılardan İznik'e girilir.

Küçük Mustafa, Mihaloğlu tarafından yakalanmak üzere iken Mustafa'nın beylerbeyi olan Taceddinoğlu Mahmud Bey, bir at bulup onu kaçırmak ister. Fakat bunda muvaffak olamaz. Ama Mihaloğlu'nu durdurup onunla vuruşmaya başlar. Taceddinoğlu ile Mihaloğlu arasında başlayan bu vuruşma sonunda, Mihaloğlu şehit olur.


Sultan II. Murat’ın, İznik'i kuşattığı ve Taceddinoğlu ile Mihaloğlu'nun vuruştuğu sırada fırsat kollayan Şarabdar İlyas, Mustafa Çelebi'yi yakalayıp Murat’ın, şehrin önünde bulunan Mirahor başına teslim eder.

Mustafa Çelebi, İznik dışında bir incir ağacının dibinde boğdurulur ve cesedi Bursa’da babasının türbesine defnedilir.



Sultan II. Murat, Şehzade Küçük Mustafa'nın gailesini bertaraf etmekle benzer bir tehlikenin daha mevcut olduğunun farkında idi. Bir daha kardeş kanının akıtılmaması ve ülkenin, Bizans gibi entrikacı bir devlet ile varlığını Osmanlıların zayıflamasına bağlayan Karaman gibi bir beyliğin oyuncağı haline gelmemesi için henüz ortaya çıkmadan bu tehlike ve fitnenin ortadan kaldırılması gerekiyordu.

Bunun için Sultan II. Murad, tarihi henüz kesin olmayan bir zamanda, Tokat kalesinde tuttuğu Mahmud ve Yusuf adlarındaki iki kardeşinin gözlerine mil çektirip onları kör ettikten sonra anneleriyle birlikte Bursa'ya getirir. İdareleri için de kendilerine yüksek seviyeden maaş bağlatır.




5. Candaroğlu İsfendiyar Bey Ayaklanması / 1424

İzzeddin İsfendiyar Bey, Kastamonu topraklarını ele geçiren Osmanlı ordusunun Sinop'u tehdit etmesi üzerine Bayezid'e bir elçi gönderdi. Osmanlı tabiliğini tanıyacağını ve Sinop'un kendisine bırakılmasını isteyen İsfendiyar Bey, babası ile kardeşinin isyanlarından kendisinin mesul tutulmamasını istedi. Onun bu isteği Yıldırım Bayezid tarafindan kabul edildi ve iki taraf arasında 1392 de Kıvrım Yolu sınır tayin edildi.

Yıldırım Bayezid'in Ankara Savaşı'nda (1402) Timur'a mağlup ve esir olması üzerine Isfendiyar Bey, Osmanlı tabiyetinden kurtulmuştur. Timur'un Batı'ya doğru ilerlediği haberini alan Isfendiyar Bey deniz yoluyla gelerek Menteşe'de Timur'la görüştü ve pek çok hediye vererek bağlılığını bildirdi. Timur, buna karşılık Isfendiyar Bey'e kendisinin sahip olduğu topraklara ilave olarak Kastamonu, Çankırı, Kalecik ve Tosya gibi Candarogulları Beyliği'nin eski topraklarını da verdi.

Isfendiyar Bey, Timur'un himayesinde Candaroğulları Bey'i olarak idareyi ele aldı ve bastırdığı paralarla Timur'un adını zikretti. XV. yüzyılın başlarında Anadolu'ya gelen İspanyol seyyahı Clanjo, Candaroğulları Beyliği hakkında bilgi verirken, İsfendiyar Bey'in Timur'a vergi verdiğini, onun adına para bastırdığını, İnebolu'nun beyliğin sınırları içinde olduğunu yazmıştır.

İsfendiyar Bey, kendi idaresi altında bulunan topraklardan Çankırı, Kalecik ve Tosya'yı en çok sevdiği oğlu Hızır Bey'e vermeyi düşünüyordu. Bunu öğrenen ve Mehmed Çelebi'ye yardım için Rumeli'ye giden Kasım Bey babasına darılmıştı. Hatta, Eflâk Seferinden dönüşte Kastamonu'ya gitmeyerek, babasının kardeşine vermeyi düşündüğü yerlerin kendisine alınmasını istemiş ve Osmanlı himayesine sığınmıştı.

Oğlunun bu davranışından memnun kalmayan İsfendiyar Bey, Osmanlılar'ın isteğine karşı çıkamadığından Mehmed Çelebi'ye bir elçi göndererek Çankırı, Kalecik ve Tosya'yı Kasım Bey'e değil, Osmanlı hükümdarına bıraktığını arzetti. Bunun üzerine Çelebi Mehmed, Ilgaz dağını sınır kabul ederek, Isfendiyar Bey'in bıraktığı yerleri, Osmanlı hizmetine giren Kasım Bey'e verdi. Böylece Candaroğulları Beyliği biri yarı bağımsız, diğeri Osmanlı hâkimiyetinde olmak üzere şeklen ikiye bölündü. Daha sonra Samsun ve civarını Osmanlı topraklarına katmak isteyen Çelebi Mehmed, Cenevizliler'den hristiyan Samsun'u, İsfendiyaroğlu Hızır Bey'den de Müslüman Samsun'u aldı (1419). Bu sefer sonunda Candaroğulları Beyliği'nin sınırları doğuda Sinop, güneyde Ilgaz ve batıda Araç kasabası tarafından çevrilmiştir.

Osmanlı Devleti'ndeki saltanat değişikliğinden kendi lehine yararlanmak isteyen İsfendiyar Bey, II.Murad'ın padişahlığının ilk döneminde oğlu Kasım Bey üzerine yürüdü. Osmanlı ordusunun karşı koymasıyla İsfendiyar Bey yenilerek Sinop'a çekilmek ve baris istemek zorunda kaldi (1423).

Bunun üzerine yapilan antlasma sartlarina göre, İsfendiyar Bey, II. Murad'a tabi olacak, her sene padişahın seferlerine asker gönderecek ve Küre-i Nühas gelirlerinden önemli bir kısmını Osmanlı Devletine verecekti.

Isfendiyar Bey, II.Murad ile dost geçinmek mecburiyetinde olduğunu görünce iki hanedan arasında aile bağı kurmaya çalıştı ve oğlu II. İbrahim Bey'in kızını II. Murad'a nikahladı. Böylece, Candaroğulları Beyliği bir müddet daha yaşama imkânı bulmuş oldu.



6. Karamanoğulları Ayaklanması / 1444



Sultan Murad'ın damadı Karamanoğlu Ali Bey, Varsak ve Turgutlu aşiretlerini, Sultan Murad'ın Hamidoğlu Hüseyin Bey'den sa­tın almış olduğu kasabalara saldırtıyordu.

Sultan Murad, durumdan haberdar olduğunda, sadrazam Ali Paşa ve Rumeli Beylerbeyi Timurtaş Paşa'ya, acele hazır­lanıp Anadolu'ya geçmelerini bildirdi, kendisi de Kütahya'ya geldi. Kütahya toplanma bölgesi oldu. 50.000 kadar asker biraraya geldi.

Osmanlı kuvvetleri, Rumeli Beylerbeyi Timurtaş Paşa, Sadrazam Ali Paşa'nın kuvvetlerinin yanında, 2000 kadar da Sırp askeri, Kastamonu'dan da bir miktar yardım askeri gel­mişti.

Karamanoğlu Alî Bey ise Türkmen ve Tatarlardan çok miktarda asker toplamıştı.

1386 yılında iki ordu, Konya'ya 6 mil mesafede karşılaşıp harp nizamına girdiler. Sultan Murad'ın merkezde yeraldığı, Yıldırım Bayezıd'ın sol, Yakup Bey'in sağ cenahta bulunduğu Osmanlı Ordusu, Tatar ve Varsak aşiretlerinin ok yağmuruna yıldırım suretiyle dalış yapan Bayezıd Bey'in, Karaman Ordusunun sağ cena­hını çökertmesi, Timurtaş Paşa'nın Bayezıd Bey'i zamanında takviye etmesi, Karamanoğlu Ali Bey'in planlarını bozar.. Tek çare sulta­nın affına sığınmak. Bununda çaresi hanımı Nefise sultanı, babasına gönderip af talebinde bulunmaktı.

O da öyle yaptı. Nefise Sultan, Konya ulemasının refakatinde babasının huzu­runa giderek, ayaklarına kapanıp, kocasının affını istedi. Sul­tan Murad'dan af vaadini aldıktan sonra Karamanoğlu kendi­si gelerek sultanın ayağına yüz sürdü. Bir daha karşı gelmi-yeceğini ve sözünden asla dönmiyeceğine yemin etti. Sultan da kendisni affedip, beyliğine bıraktı.




7.Şahkulu Ayaklanması / 1511



Baba Tekeli İsyanı adıyla da bilinen Şahkulu İsyanı 1511 yılında II. Bayezid döneminde gerçekleşmiştir. Alevi Türkmenlerinin ezildiğini iddia ederek Osmanlı yönetiminden çıkıp Safevilerin yönetimi altına girilmesi gerektiğini savunan Şahkulu liderliğinde başlayan bu isyan İzmir, Manisa, Antalya, Mersin, Konya, Karaman, Kırşehir, Çorum, Yozgat, Tokat ve Amasya gibi geniş bir alana yayılmıştır.
Şeyh Bedrettin isyanından sonra Osmanlı Devleti’nde dini nitelikli diğer önemli bir isyan olan Şahkulu isyanının sebepleri şunlardır;

- Vergi sistemindeki adaletsizlikler

-Devlet yönetiminde Türkmenlerin dışlanması

-Şii olan Safeviler’in etki alanını genişletmek istemesi ve bu amaç için Anadolu’da Şii propagandası yapması

Oldukça geniş bir alana yayılan bu ayaklanma Şahkulu’nun yakalanıp idam edilmesiyle bastırılmış oldu.
Şahkulu İsyanı’nın sonuçları;

-Mezhep çatışmaları bu isyandan sonra arttı.

-Ege Bölgesindeki 15 bin Alevi, Mora’ya sürgün edildi.

-Anadolu dağılma tehlikesi geçirdi.

Bu isyan doğu bölgelerine kadar yayılmış, doğudaki isyan o sırada şehzade olan Selim tarafından son derece kanlı bir biçimde bastırılmıştır. Öyle ki, resmi kaynaklara göre bu isyanın bastırılması sırasında 40 binden fazla Alevi öldürülmüştür. Gayriresmi rakamlara göre ise bu rakam 100 binin üzerindedir.
Kaynak: tr.wikipedia.org / barikat-lar.de / blogcu.com /enfal.de/ tarihsayfasi.com / bilgibirikimi.net /

Görseller: ekrembugraekinci.com / siirsanati.com / antalyakentmuzesi.org.tr / atesnet19.com /
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
10 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.