Tekil Mesaj gösterimi
Eski 27.09.15, 07:59   #1
Çengelli İğne
«... Beklenen Şarkı ...»

Çengelli İğne - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2013
Konular: 1654
Mesajlar: 9,563
Ettiği Teşekkür: 33017
Aldığı Teşekkür: 32006
Rep Derecesi : Çengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Post Kur’an Aşığı Goethe’yi Etkileyen İsim: EBU’L- TAYYİB | Soner Yalçın




Putin, Abbas ve Erdoğan’ın katılımıyla Moskova’da Merkez Camii açıldı. Batı’nın İslam soğukluğu biliniyor. Bunda Batılı sanatçıların katkısı yadsınamaz. Albrecht Dürer’in çizdiği “Türk Hükümdar” adlı gravür, Avrupa’da oluşmaya başlayan “despot” imgesinin ilk göstergesiydi. Shakespeare, “Othello”yu, “başı sarıklı, çok zararlı Türk” diye konuşturdu. Don Kişot’un yazarı Cervantes, İnebahtı, Navarin ve Modon’da savaşıp yaralandığını, Türklerin zalim olduklarını da yazmadan edemedi. Turgenyev “Arefe” adlı eserinde kaba bir Türk düşmanlığı yaptı. Avrupa’da “kötü imajın” oluşmasında Martin Luther’in etkisi yadsınamaz. Sonuçta, Machiavelli’den Montesquieu’ya kadar Avrupalı düşünürler Doğu despotizminin medeniyete düşman olduğunu yazıp durdular! Ama… Anketlere göre Batı’nın en büyük dâhisi Goethe gibi isimler de yok değildi…

Batı’da 7. yüzyıldan itibaren İslam’a karşı düşmanca tavır sergilendi.
1143 yılında Cluny başrahibi Petrus Venerabilis’ten 1616 yılında Nürnberg’de görev yapan rahip Salomon Schweigger tarafından yapılan tercümelerde, İslam ve Hz. Muhammet’in hayatı hakkında aşırı derecede düşmanca eğilimler vardı.
Bu tür propaganda amaçlı tercümeler-yazılar nedeniyle Avrupa’da İslam karşıtlığı çığ gibi büyüdü.

İlk insaflı Kur’an tercümesi 1647’de yayınlandı. Arapça’dan Fransızca’ya aktarılan bu tercüme İstanbul’daki Fransız maslahatgüzar Andre du Ruyer tarafından yapıldı.
Ortaçağ karanlığını yıkan rönesans aydınlanmasıyla İslam’a bakış da değişiyordu. Bunda en büyük katkı Goethe’nindi.

Yıl, 1770.
Goethe, hukuk tahsilini bitirip doktora yapmak üzere Strazburg Üniversitesi’ne kaydolduğu o günlerde ünlü teolog Johann Gottfried Herder de Strassburg’a geldi. Goethe, kendinden beş yaş büyük olan Herder ile dost oldu. Bu yakınlık Kur’an-ı Kerim ile tanıştırdı.
Goethe aralarında geçen bir konuşmada Herder’e “öyle hikmetli ve güzel sözler kullanıyorsunuz ki kaynağını merak ediyorum” diye sordu.
Herder; “İşte benim hikmetli sözler kaynağım” diyerek, ona Arapça yazılı bir kitap uzattı.
Bu Kur’an-ı Kerim idi.

Aynı zamanda şair ve yazar olan Herder; “Eğer Alman milletinin böyle bir kaynak kitabı olsaydı, kim bilir ne büyük edipler ve şairler yetiştirir” diyerek Kur’an’ın yaşam ve edebiyat için önemini vurguladı.
Herder kutsal kitabı, filozof Kant’ın sohbetlerinde tanımıştı.
Ve… Çok geçmeden Goethe okumaya ve araştırmaya başladıkça ruhunu, Hz. Muhammet’e ve İslam’a karşı bir içtenlik kapladı.
Çünkü aradığı, tolerans ve peşin hükümlerden uzak düşünmekti…
Yazdığı mektupta Herder’e şöyle dedi:
“Kuran-ı Kerim’de Hz. Musa’nın dua ettiği gibi dua etmek istiyorum.”
Dua şudur; “Ya Rabbi şu dar göğsümü genişlet!” Bu alıntı Kur’an’ın 20. Suresi’nin 26. Ayeti idi.

Kur’an’ın Almanca tercümelerini beğenmeyen Goethe, bunları Kur’an tefsiri olmaya lâyık görmedi; eksik buldu. Yine de…
Kur’an-ı Kerîm’in, hatalarla ve noksanlarla dolu tercümesini okumasına rağmen; “ifâdenin büyüklüğü, haşmeti karşısında hayrân kaldım” demekten kendini alamadı:
“Kitapların kitabı
Kur’an hakkında kim ne derse desin,
Ben şüphelere kulaklarımı tıkarım.
Müslüman olarak bana farz olduğu gibi
Kitapların kitabı olduğuna inanırım…”
Goethe “Doğu Batı Divanı” eserinde Fransız Ruyer’in 1770 yılına kadar sekiz baskı yapmış olan Kur’an tercümesini kullandı. İlham aldığı ve detaylı incelediği diğer tercüme ise, 1698 yılında Ludovico Maracci’nin filoloji bakımından Latince’ye tercüme edilen versiyonuydu.

“Faust”tan sonra en önemli eserleri arasında yer alan “Doğu-Batı Divanı”nı 1816 yılında okuyucuya takdim ederken şöyle dedi:
“Doğu-Batı Divanı’nın yazarı, kendisinin bir Müslüman olduğu şüphesini reddetmez!”
Goethe bu eserinin “Muhammet” bölümünde Kur’an’ın üslup güzelliğini şöyle sözlerle övdü:

“Kur’an’ın üslubu kati, büyük, müthiş, yer yer gerçekten ulvidir.”
Goethe, taassuba, yobazlığa ve zorbalığa meydan okuyan Büyük Doğululara hep ilgi duydu. Büyük şair Goethe’nin dilinde Hz. Muhammet dizelere döküldü. Bu kasidede; insanlığın manevî rehberi olarak Hz.Muhammet’in etkisini dağlardan fışkıran berrak su mecazı ile tasvir etti…
“Sevinç sevinç berrak
Ve yıldız yıldız parlak
Bir dağ pınarı…”
Goethe’nin İslam ile yakınlaşmasını sadece Gottfried Herder ile tanışmasına bağlamak yanlış olur.
Biri daha vardı: Ebu’l-Tayyib!.
Yani; “Mütenebbi”…
Goethe henüz 16 yaşındaydı…

Not: Yazının devamını okumak için, aşağıdaki linki tıklayınız.

Sözcü
__________________






Çengelli İğne isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Çengelli İğne'in Mesajına Teşekkür Etti