Tekil Mesaj gösterimi
Eski 28.09.15, 01:40   #1
Suzim
Müdavim

Suzim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 1199
Mesajlar: 6,725
Ettiği Teşekkür: 15582
Aldığı Teşekkür: 21872
Rep Derecesi : Suzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Çocuğu Okula Başlayacak Anne Babalara Önemli Uyarılar

Çocuğu Okula Başlayacak Anne Babalara Önemli Uyarılar





Okullar açılıyor. 1. Sınıfa başlayacak çocuklar heyecan içinde. Peki ya onların anne babaları. Onlarda heyecanlı. Bu yazımızda onlara önemli tavsiyelerde bulunuyoruz.


Türkiye’deki milyonlarca insan için bu ay okul, öğretmen, defter, kitap, kalem, çanta vs. demek. Bu süreç anne baba açısından olduğu kadar çocuk açısından da büyük önem arz ediyor. Hatta çocuk için daha önemli şüphesiz.


Bu süreçte bazı noktaların bilinmesi hem öğretmen hem çocuk hem de anne-baba için büyük kolaylık sağlar diye düşündük. Bu listede de elimizden geldiğince bu sürecin püf noktalarına değinmek istedik. Ders araç gereçleri ve giyim kuşam meselesini hallettiyseniz, doğrudan 6. maddeden başlayabilirsiniz; ama siz yine de bir göz atın bize kalırsa. İşinize yarayacağını umut ediyor ve sizi listemizle baş başa bırakıyoruz. Huzurlarınızda çocuğu okula başlayanlara tavsiye niteliğinde konu başlıklarımız. Unutmayın bunlar öyle kuru tavsiyeler değil; yaşanmış, tecrübeyle sabit, uygulanması çocuğunuz ve sizin hayli yararına olacak tespitler.




Bağcıklı ayakkabı yerine…




Cırt cırtlı ayakkabı alın. Çünkü ders arasında da olsa öğretmen -onun dinlenme vakti olduğunu bir kenara bırakırsak- ayakkabı bağcıklarıyla vakit kaybetmek istemez.




Etiket önemli






Hayır, etiket derken toplumsal ya da mesleki statü gibi şeylerden söz etmiyoruz. Bildiğiniz etiket işte, hani şu defterlere, kitaplara yapıştırılan cinsten. Sadece defter ve kitaplara değil, mümkünse kalem, kalem kutusu vb. tüm araç gereçlere etiket yapıştırın.
Neden diyeceksiniz, biliyoruz. Çünkü sınıfta kalemini kaybeden iki kişi varsa ve ortada kime ait olduğu belli olmayan (etiketsiz) bir kurşun kalem dolanıyorsa, bu durum kıyametin kopmasına sebep olabiliyor. Biz “Amaaan bunu mu dert ediyorlar!” diyoruz ama bu onlar için büyük bir sorun.



Peki ya kap?





Kaplayın tabii defterleri, kitapları. Daha güzel ve düzenli görünüyorlar çünkü. Ama dikkat etmeniz gereken bir nokta var: Çocuklar henüz okumayı bilmiyorlar ve kullandığınız kap, kitap kapağını gösterecek kadar şeffaf olmalı. Öğretmen ilk haftalar sınıfta “Çocuklar hayat bilgisi kitaplarınızı çıkarın lütfen” demeyecek, “Kırmızı kitabı çıkarın” ya da “1 numara yazan kitabı çıkarın” diyecek.



En iyi seçim bez kalem kutusu





Bu malzemeyi alırken dikkat etmeniz tek bir altın kural var: Yere düşünce tangır tungur ses çıkarmaması gereken bir kalem kutusu almalısınız, yani bez kalem kutusu. Zira ses çıkaran bir kalem kutusu hem öğretmenin hem de diğer öğrencilerin dikkatini dağıtıyor. Zaten ortalama 5-10 dakika dikkatlerini bir konuya verebilen bu yaştaki çocukların dikkati bir dağıldı mı, tekrar toparlamak öğretmen açısından çok zor oluyor.



Hani çocukların eşyalarını koydukları şey var ya…





Çantadan söz ediyoruz, bildiniz değil mi? Tekerlekli bir çanta çocuğunuzun işini çok kolaylaştıracaktır. Ama mümkünse yeri geldiğinde tekerlekleri çıkabilen bir çanta seçin. Çünkü içine çok eşya koymak zorunda kalmayacaksa, çantayı sırtında taşımayı tercih edebilir sizin ufaklık.



Servisle mi gitsin, biz mi götürelim?





Cevabı çok basit: Servisle gitsin. İlk birkaç gün alışması için onu okula siz bırakabilirsiniz ama hem sosyalleşmesi hem de özgüven gelişimi açısından servis kullanması önemli.


“Bugün çıkışta servise binme olur mu?”





Olur da bir gün okul çıkışı çocuğunuzu almaya karar verirseniz, lütfen vaktinde orada olun. Annesi/babası vaktinde gelmeyen çocuk çok iyi şeyler hissetmiyor. Artı çocuğunuz karşısında güven kaybı yaşamış oluyorsunuz, ki bunu sakın küçümsemeyin. Bu tarz “küçük” kayıplar birikerek buz dağına dönüşebilir.



En büyük kâbus: Ödevler





Gözünüzde büyütmeyin. Eğer bebekliğinden itibaren belli düzeyde bir sorumluluk aşılamışsanız ödevlerle ilgili sadece ufak tefek sıkıntılar yaşarsınız. Fakat çocuğunuzun alması gereken sorumlulukları siz almışsanız ve ona hiçbir şey yaptırmamışsanız vay halinize! Bu durumda yapabileceğiniz en iyi şey sınıf öğretmeninden ve okulun rehberlik biriminden destek almaktır. Ödevleri yaparken de mutlaka yönlendirici olun, cevabı söylemeyin. Bu, çocuğunuzun hazıra alışmasına sebep olur. Bırakın cevabı kendi bulsun.



Ödev Kâbusu 2





Ödev konusunda karşılaşacağınız bir diğer sıkıntı da, çocuğunuzun ödevini yapmak istememesi durumudur. Böyle bir durumla karşılaşırsanız ayaklarınız yere sağlam basmalı ve hiçbir şekilde tavrınızdan ödün vermemelisiniz. Bu durumda yapmanız gereken şey kesinlikle ödevi onun yerine sizin yapmanız değildir.
Bu konuyu yetişkin iki birey gibi konuşabilirsiniz öncelikle. Neden yapmak istemediğini, onu neyin yorduğunu ya da hangi durumlarda zorlandığını sorabilirsiniz; verdiği yanıtları da can kulağıyla dinlemeniz şartıyla tabii. İlle de yapmayacağım diye inat ediyorsa, bırakın yapmasın. Okula gittiğinde yerine getirmediği bu sorumlulukla ilgili öğretmeniyle yüzleşsin. Siz de öğretmenle iletişime geçmeyi sakın ihmal etmeyin bu arada. Unutmayın, özellikle bu sınıf düzeyinde karşılaştığınız her sorunu öğretmenle işbirliği yaparak çözebilirsiniz. Aynı durum öğretmen için de geçerli.



“Tamam, hem izle hem ödevini yap”


Bu çok yanlış bir yaklaşım. Televizyon zaten eğitimciler tarafından onaylanan bir araç değildir. Ödevini TV karşısında yapması, sorumluluğunu tam olarak yerine getirememesine ve ödevin “öğrenilen konuyu pekiştirme” amacından sapılmasına sebep olur.



İletişim her şeydir






Öğretmenle her daim -tabii onu sıkboğaz etmeyecek şekilde- iletişimde olun. Öğretmene de her türlü olumlu ya da olumsuz durumu size anlatabileceği mesajı verin. Okul yönetimi tarafından düzenlenen veli toplantılarına mutlaka katılın.




Öğretmenin başının etini yemeyin, kafasını sünger etmeyin





Az önce de yazdık ama yine yazalım. Öğretmeni sürekli okula giderek ya da telefon ederek sıkboğaz etmeyin. Böyle yapmanız sizi öğretmen açısından antipatik hale getirir. En kötüsü öğretmenin size karşı beslediği bu antipati, çocuğunuza yönelik antipatiye de sebep olabilir. Önemli noktalardan biri de, öğretmenle görüşmek için randevu almışsanız, lütfen randevu saatine uyun. Olur da bir aksilik çıkmışsa ve randevuya gidemeyecekseniz, mutlaka öğretmeni/okulu bu durumdan haberdar edin.



“Ayy ayakkabı bağlamayı da okulda öğrensin ayol!”


Yok öyle bir şey, evde öğrenecek. Çocuğun, ayakkabı bağcıklarını bağlamak, tuvalet ihtiyacını gidermek gibi aile içinde kazanması gereken davranışları, okulda kazanması gerekiyormuş gibi algılamayın. Çocuğunuz okula başlamış olabilir ama bazı davranışların sorumluluğu hâlâ sizin üzerinizde.



Çok ödev veriyorsa iyi öğretmendir yanılgısı





Öğretmenin iyi bir öğretmen olup olmadığına, verdiği ödev miktarına bakarak karar vermeyin. Bu büyük bir yanılgıdır. Haa çocuğum masa başından kalkmasın, beni de meşgul etmesin diyorsanız o başka. Konu okulda öğrenilir, evde değil. Ödev miktarının çokluğu, öğretmenin iyi bir öğretmen olduğuna işaret etmez. Bu konuyu bir de çocuğunuz açısından değerlendirmeye çalışın. Şimdiye kadar oyun oynamak dışında hiçbir sorumluluğu olmayan 6-7 yaşlarında bir küçük insan, bir anda kendini çalışma kâğıtlarının arasında buluyor. Kendinizi onun yerine koyun!



Tatil mi? Ne tatili!





Unutun gitsin, özellikle de ilk dönem. Harf öğretimi sırasında tatile gitmeniz demek, okuma-yazma sürecine barut döküp kibriti çakmanız demektir. O arada oluşan boşluğu hiçbir zaman tam anlamıyla dolduramazsınız. Siz tatildeyken çocuğunuz sadece harflerden geri kalmayacak. Unutmayın, bu sadece bir okuma-yazma süreci değil.



“Ze” değil “Zzzzzzzz”


Anne babaların en sık yaptığı hatalardan biridir bu. Çocuklar harfleri öğrenirken “me, ke, te” diye öğrenmiyorlar, yani o an öğrendikleri harfin önüne “e” harfi getirmiyorlar. Evde destek çalışması yaparken harflerin önüne “e” harfi koymadan okumaya alışırsanız iyi edersiniz.


__________________
''Türkiye, Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...''
Suzim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Suzim'in Mesajına Teşekkür Etti