Tekil Mesaj gösterimi
Eski 28.09.15, 22:44   #8
Dilaver
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,680
Ettiği Teşekkür: 18753
Aldığı Teşekkür: 20030
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Cevap: Osmanlı'dan Günümüze Ayaklanmalar ve İsyanlar

33. Tepedelenli Ali Paşa Ayaklanması (Yanya Ayaklanması) / 1821-1822
Tepedelenli Ali Paşa (1744–24 Ocak 1822) Osmanlı valilerinden, Osmanlı Devletine isyan etmiş olan Yanya valisidir.


1744 yılında Yanya’da doğdu. Dedeleri Arnavutlu’ta muhtelif vazifelerde tanınmış olup, babası Tepedelen mütesellimi Veli Paşadır. Küçük yaşta babası öldüğünden gençliği mücadelelerle geçti. Kurd Ahmed ve Kaplan Paşalara hizmet edip, himayelerine girdi. Kaplan Paşaya damat oldu. Yanya, Delvina ve Tırhala mutasarrıflıklarıyla Derbentler-Başbuğluğu gibi vazifelerde kendini tanıttı. Oğulları Muhtar, Veli Veliyüddîn ve Salih Paşalar, çeşitli vazifelerle Kuzey Arnavutluk’la Yunanistan’a hakim olunca buralar Tepedelenli ailesinin malikanesi haline geldi.
Osmanlı-Rusya-Avusturya Savaşında 1787’de Avusturya cephesinde Pançova Harekatına katıldı. Sırbistan’da çıkan isyânı bastırmada hizmetleri oldu. Rus cephesinde de savaştı. Rütbesi 1795’te mirmiranlığa yükseldi. Yanya bölgesindeki yerli halkın çıkardığı isyanların bastırılmasında, Napolyon’un Mısır’a saldırısı sırasında Fransızlarla yaptıkları mücadelelerde zaferler kazandı. 1798’de Preveze yakınında Fransızları bozguna uğratınca kendisine Sultan Üçüncü Selim tarafından vezirlik verildi. Rumeli valisi olarak dağlı eşkıyanın cezâlandırılması için bir sene kadar bu vazifede bulundu. On dokuzuncu yüzyılın başında Osmanlı Devletiyle İngiltere, Fransa ve Rusya arasındaki siyasi olaylardan da istifade ederek Makedonya bölgesinin en güçlü adamı hâline geldi. Bu bölgenin tanınmış vâlilerinden İbrâhim Paşayı hileyle getirterek, ölünceye kadar Yanya’da hapsetti. Oğlunu yerine göndererek Arnavutluk’un Toskalık bölgesinde hakimiyet kurdurdu.

Ali Paşanın Arnavutluk’ta ve hakim olduğu yerlerdeki tutumu, hadiseleri istismar etmesi, onu devlet içinde devlet gibi hareket ettiriyordu. Mora ahalisinin ve Rumların ayaklanarak devletin başına yeni bir gâile açılmasını istemeyen Sultan Mahmud Han, Tepedelenli Ali Paşanın yaşlı olmasını düşünerek üzerine gitmiyordu.

Ancak, İngilizlerle gizli muhaberelerde bulunan Nişancı Halet Efendi'nin çevirdiği entrikalar üzerine, Ali Paşa ve oğulları memuriyetlerinin bir kısmından azledildiler. Fakat dinlemedikleri için, üzerlerine karadan ve denizden kuvvet gönderildi. Yanya kalesinde bir sene 4 ay 25 gün muhasaradan sonra, serasker Hurşid Paşanın, hayâtına dokunulmayacağına dair teminat vermesi üzerine Ali Paşa, Yanya Gölündeki Pandeleimon Manastırına çekildi. Hurşid Paşanın yazılı bildirisini kabul etmeyen, kindar Halet Efendi, idam fermanını birkaç kişiyle gönderdi. Bunun üzerine kendisini müdafaa eden Tepedelenli, kurşunla vurularak öldürüldü (1822).

Tepedelenli Ali Paşa'nın mezarı

Tepedelenli Ali Paşanın ölümüyle Rumlar, üzerlerindeki en büyük tehlike ve baskıdan kurtulmuş oldular. Etniki Eterya da bunu fırsat bilerek isyanın başlama zamanının geldiğine kanaat getirip harekete geçti. Böylece Eflak-Boğdan ve Mora’da Rum isyanı başlamış oldu.




34. Sakız Adası Ayaklanması / 1822

1821 ilkbaharında, Osmanlı İmparatorluğu’ndan bağımsızlıklarını kazanmak isteyen Rumların, Mora ve Arnavutluk’ta başlattıkları isyân, kısa sürede Orta Yunanistan ve Girit'e sıçrar. Ayaklanma özellikle Avrupa ülkeleri ve Rusya’nın destekleriyle önemli mevziler elder. 1822 ilkbaharında
ihtilalciler, Ege adalarının çoğuna hakim olmuşlardı. Anadolu’nun Kuşadası Körfezi’ndeki Sisam adası, bunlardan biriydi.

6.000 Sisamlı, adaya hâkim olduktan sonra, kuzeybatıda, Çeşme’nin karşısındaki Sakız adasına çıktı. Sakız’da birkaç bin Türk’ün yanında 80.000 Rum yaşıyordu. Bugün bile ada nüfusunun bu rakamı bulamaması, Osmanlı devrinde Sakız’ın refahını gösterir. Sisamlılar, Sakızlılar’ı derhal ayaklandırdılar. Muhafız Vezir Vahid Paşa, Sakız kalesini asilere karşı savunmaya başladı.

Adada isyanın başlamasından 19 gün sonra, 11 Nisan 1822’de Kaptan-ı Derya Nasuh-zade Ali Paşa, adanın Çeşme’ye bakan Sakız limanına girdi. Bir hafta karşı koyan asiler imha edildi ve on binlerce Rum öldürüldü veya esir alındı.
Kontrol yeniden Osmanlı’ya geçti.


Yunanlıların ''Kara Ali'' dediği Nasuh-zade Ali Paşa


Sakız isyânına Osmanlı’nın cevabı çok ağır olmuştur. Ada halkı büyük kayıplar verir. Bazı Yunan kaynaklarına göre; 42.000 Sakızlı öldürülmüş, 50.000’i esir alınmış, 23.000’i ise sürgüne gönderilmiştir.
Bir devletin en tabii hakkını kullanması ve Mora’da yapılanlara bir karşılık olan bu hareket, Avrupa’da büyük akisler uyandırdı.

Anglo-İskoç şair Lord Byron’un “Massacre at Chios” adlı meşhur tablosuna, Victor Hugo’nun “L’Enfant” şiirine ve Ravel’in “Five Greek Folksongs” adlı bestelerine ilham kaynağı olur.

O dönemde Fransa’da da, Türkler'e karşı bağımsızlık mücadelesi veren Yunalılar için yoğun sempati beslenmektedir. Yeni romantik dönemin ileri gelen ressamı Eugène Delacroix, Fransızlar'ın bu temaya çok ilgi göstereceklerini kavrayarak, “Les Massacre de Scio”(Sakız Adası Katliamı) adlı bir tablo yapar. Aynen tahmin ettiği gibi olur ve tablo derhal Fransız devleti tarafından satın alınır.


Les Massacre de Scio



Dip Not: Bir gece, isyanın mimarlarından biri olan Kanaris isimli bir denizci, Osmanlı Sancak Gemisi üzerine ateş kayıkları sevk ederek yangın çıkarır. Alev almış bir enkaz parçası, yangını söndürmek ve gemiyi kurtarabilmek için çabalayan Kaptan-ı Derya Nasuhzâde Ali Paşa’ya isabet eder. Kaptan yanarak denize düşer ve boğulur. Kendisinden sonra gelen nesli, bu kaza neticesinde vefat eden atalarından dolayı Arapça “ateşte yanmış” anlamına gelen Mahrûkî lakabı ile tanınır.

Sultan II. Mahmut’un Sakız Adası ayaklanmasını bastırmak üzere görevlendirdiği Kaptan-ı Derya Nasuhzâde Ali Paşa, Everest Tepesi’ne tırmanan ilk Türk olarak tanıdığımız ünlü dağcımız Nasuh Mahruki’nin büyükbabasının, büyükbabasının babasıdır.
Dilaver Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.