Tekil Mesaj gösterimi
Eski 30.09.15, 01:36   #1
Suzim
Müdavim

Suzim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 1199
Mesajlar: 6,725
Ettiği Teşekkür: 15582
Aldığı Teşekkür: 21872
Rep Derecesi : Suzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Trakya'da Örnek Bir Sağlık Kampı Uygulaması ;"Azat Obaları"

Trakya'da Örnek Bir Sağlık Kampı Uygulaması ;"Azat Obaları"











Henüz taze bir fidan olan cumhuriyetin derine kök salabilmesi için; yapılan devrimler kadar, savaşlarla yıkımlar yaşamış ülkenin yeniden imar-iskanı, abad hale getirilmesi, halkın sosyo-kültürel hedeflerle kalkınmasının önünün açılması gerekiyordu.
Bunun temininde en büyük yararlılık şüphesiz 1927-35 yılları arasında dört özel bölgede kurulmuş olan Umum Müfettişlikleri eliyle sağlanmıştır. 1947’de işlevsiz hale gelen Umum Müfettişlikleri, 1952 yılında ilgili yasanın yürürlükten kaldırılmasıyla tasfiye edilmiştir.
Bu bölgeler arasında, yöre insanının belleğinde hala derin hatıralar barındıran Kazım DİRİK Paşa’nın samimi gayretleri ile özdeşleşen “Trakya Umumi Müfettişliği” özel bir yere sahiptir. Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden Dr. Murat BURGAÇ 2010 yılında kabul edilen “Trakya Umumi Müfettişliği” isimli doktora tezinde, Trakya’ya yeni bir ruh üfleyen bu yapılanmayı tüm yönleriyle ele aldı.
Trakya’nın zaman marifetiyle unutmaktan muzdarip hafızasını tazeleyen bu çalışmada hepsi bir birinden değerli özel bölümler yer alıyor. Bunlardan bir tanesi, yörede yürütülen sağlık çalışmalarının özetlendiği bölüm. Sağlık başlığı altında ele alınan en çarpıcı araştırmalarından biri ise, “Azat Obaları…”
Sayın Dr. Murat BURGAÇ büyük incelik ve tavzu gösterip, Trakya’ya değer katan çalışmasından “Azat Obaları” isimli bölümü Trakya Gezi Rehberi okuyucuları ile paylaştı. Sizi değerli okuyucularımızı zamanın kapısını aralayan bu değerli çalışmayla baş başa bırakıyor, Sayın BURGAÇ’a teşekkürlerimizi iletmeyi bir borç biliyoruz.

Dr. Murat BURGAÇ Kimdir ?

Murat BURGAÇ, 1978 yılında Adana’da doğdu. İlk ve Ortaöğrenimini Adana’da tamamladıktan sonra 1996 yılında Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde lisans öğrenimine başladı. Haziran 2000’de lisans öğrenimini tamamladı. Aynı yıl Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Cumhuriyet Tarihi Anabilim Dalında Yüksek Lisans programını kazandı. 2004 yılında “Çifteler Köy Enstitüsü” adlı tezinin kabulüyle “Bilim Uzmanı” unvanını aldı. Eylül 2004’de Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Cumhuriyet Tarihi Anabilim Dalında Doktora programına kabul edildi. Aralık 2006’da Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Araştırma Görevlisi olarak çalışmaya başladı. 2010 yılında “Trakya Umumi Müfettişliği” adlı tezinin kabulüyle öğrenimini tamamladı ve “Doktor” ünvanını aldı. Halen aynı üniversitede öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. BURGAÇ’ın “Trakya Umumi Müfettişliği” isimli çalışması Atatürk Araştırmaları Merkezi’nce kitaplaştırılarak, kurumsal web siteleri üzerinden önümüzdeki günlerde e-satış kanalıyla okuyucusuyla buluşturulacaktır.
________________________________________________
Cumhuriyet Döneminde Trakya'da Örnek Bir Sağlık Kampı Uygulaması;
AZAT OBALARI
Milli Mücadelenin başarıya ulaşmasından ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra pek çok alanda olduğu gibi sağlık alanında da önemli atılımlar gerçekleştirildi. Nitekim Cumhuriyetin ilanından itibaren geçen 10 yıl içinde; sağlık hizmetlerinin genelleştirilmesi ve yaygınlaştırılması, sağlık personeli sayısının arttırılması, bulaşıcı hastalıklarla etkin bir şekilde mücadele edilmesi gibi pek çok başarı kazanıldı.
Bu dönemde sağlık alanında yapılan çalışmalar içinde, çocuk sağlığına yönelik atılımlar özel bir öneme sahipti. Bebek, çocuk ölümlerinin ve hastalıklarının önüne geçmek, onların sağlıklı bir şekilde yetişmelerini sağlamak, Cumhuriyet dönemi sağlık politikasının temel prensiplerinden biriydi. Cumhuriyet hükümetleri bu düşünceden hareketle yurdun çeşitli yerlerinde çocuklara yönelik sağlık kurumları ve bakım evleri açtı.
Cumhuriyet döneminde, çocuk sağlığını korumak ve daha sağlıklı bir kuşak yetiştirmek amacıyla uygulamaya konulan önemli projelerden biri de Trakya’daki “Azat Obaları”ydı. Azat Obaları; okulların “azat” yani tatil döneminde açılan bir çeşit sağlık kampıydı. Trakya'da Azat Obaları uygulamasının fikir babası ve uygulayıcısı, Cumhuriyet döneminin başarılı idarecilerinden biri olan, dönemin Trakya Umumi Müfettişi Kazım DİRİK Paşa’ydı.
Bölgedeki hastalıklı ve cılız köy çocuklarının seçilerek alındığı bu kamplarda; düzenli ve dengeli bir beslenme programı uygulanıyor ve böylece bu çocukları sağlıklarına kavuşturmak daha gürbüz hale gelmelerini sağlamak amaçlanıyordu. Bu çalışmada; Trakya’da 1936–1938 yılları arasında açılan ve “Azat Obaları” adı verilen bu sağlık kampları ele alınmış ve irdelenmiştir.








Cumhuriyet Döneminde Sağlık Hareketleri



Ulusal Bağımsızlık Mücadelesi’nin başarıya ulaşmasından ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasından sonra, yeni devle tin kurucuları, ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel alanlardaki sorunlarına titizlikle eğilmeye başladı. Bu dönemde önemle ele alınan sorunlardan biri de sağlık sorunuydu. Daha Milli Mücadele döneminde ülkede bir sağlık bakanlığı (1) kurarak bu konudaki hassasiyetlerini açıkça ortaya koyan cumhuriyet kadrosu; sağlık işini devletin temel görevlerinden biri olarak değerlendirmekteydi. Nitekim Mustafa Kemal Paşa 1 Mart 1922’de, Meclisin üçüncü toplanma yılının açılışında yaptığı konuşmada;
“Efendiler! Milletimizi asayiş-i tam halinde yaşatmak nuhbe-i âmâlımız olduğu gibi, onun sıhhatine itina etmek ve vesaiti mevcudemiz nispetinde âlâm-ı içtimaiyesine çaresâz olmak da hükümetimizin cümle-i vezaifindendir(2).” sözleriyle, bu düşünceyi açıkça dile getirmişti.
Cumhuriyeti kuran kadronun sağlık konusundaki bu hassasiyeti, 1930 yılında çıkarılan “Umumi Hıfzısıhha Kanunu”nun 1. maddesinde;
“Memleketin sıhhi şartlarını ıslah ve memleketin sıhhatine zarar veren bütün hastalıklar ve sair muzır âmillerle mücadele etmek ve müstakbel neslin sıhhatli olarak yetişmesini temin ve halkı tıbbi ve içtimai muavenete mazhar eylemek umumi devlet hizmetlerinden-dir(3).” hükmü ile yasal ifadesine kavuşturuldu. Bu anlayış, yeni devletin dayandığı en temel ilkelerden olan “halkçılık” ve “devletçilik” ilkelerine de uygun hatta bu ilkelerin gereklerindendi.
Bu düşünceden hareket eden Cumhuriyet hükümetleri; Cumhuriyetin ilk 10 yılı içinde, ülkedeki sağlık kuruluşları ve sağlık personeli sayısını arttırdı. Vilayet idareleri tarafından finanse edilen hastanelere rehberlik etmek amacıyla; Ankara, Sivas, Erzurum ve Diyarbakır’da “Numune Hastaneleri” açtı. Her yıl binlerce vatandaşın ölümüne neden olan sıtma, verem, frengi, trahom gibi salgın hastalıklara karşı “mücadele teşkilatları” kurdu ve bu hastalıklara karşı amansız bir mücadele yürüttü. Böylece, ülkedeki sağlık sorununun çözümünde önemli başarılar elde edildi (4).
Cumhuriyet hükümetlerinin özenle üzerine eğildikleri alanlardan biri de çocuk sağlığıydı. Bebek, çocuk ölümlerinin ve hastalıklarının önüne geçmek, onların sağlıklı bir şekilde yetişmelerini sağlamak, Cumhuriyet dönemi sağlık politikasının temel prensiplerinden biriy-di. Bu alanda yapılan çalışmalar; yeni devletin temel ilkelerine hizmet edeceği gibi, Cumhuriyetin emanet edileceği neslin daha sağlıklı ve gürbüz bir hale gelmesi, ayrıca ülkede hedeflenen nüfus artışının gerçekleştirilebilmesi için de son derece önemliydi.
1925 yılında Ankara ve Konya’da “Doğum ve Çocuk Bakım Evleri” adıyla 20’şer yataklı sağlık kurumları açılarak bu konuda büyük bir adım atıldı. İlerleyen yıllarda; Malatya’da, Kars’ta, Erzurum’da, Adana’da, Çorum’da, Balıkesir’de ve Van’da da “Doğum ve Çocuk Bakım Evleri” açılarak toplam sayı dokuza çıkarıldı.
Ayrıca “Umumi Hıfzıssıhha Kanunu” hükümleri gereğince, nüfusu yoğun olan illerde, Belediyelere, “süt çocuğu ve mektep çocukları muayene ve müşavere evi” açma yükümlülüğü getirildi. 1930–1933 yılları arasında; üçü İstanbul’da, biri Aydın’da ve biri de Balıkesir’de olmak üzere toplam beş “süt çocuğu ve mektep çocukları muayene ve müşavere evi” açıldı (5).
__________________
''Türkiye, Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...''
Suzim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla