Tekil Mesaj gösterimi
Eski 30.09.15, 01:41   #3
Suzim
Müdavim

Suzim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 1199
Mesajlar: 6,725
Ettiği Teşekkür: 15582
Aldığı Teşekkür: 21872
Rep Derecesi : Suzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Trakya'da Örnek Bir Sağlık Kampı Uygulaması ;"Azat Obaları"

Buna göre;




Sabah Kahvaltısı;
  • Ekmek,
  • Bal, pekmez ve reçelden biri
  • Peynir veya zeytinden oluşacaktı.
  • Süt verildiği günlerde bal ve benzeri verilmeyecekti.
Öğle Yemeği;
  • Etli sebze
  • Pilav ya da makarna
  • Meyve
İkindi Kahvaltısı;
  • Ekmek, çay, peynir veya zeytin
Akşam yemeği;
  • Etli sebze, soğuk yemekler ve meyveden oluşmaktaydı.
Bu gıda maddelerinin ne miktarda verileceği de belirlenmişti. Buna göre çocuk başına verilecek gıda miktarları öğünlere göre şu şe kildeydi (20):


Kahvaltılarda Verilecek Gıda Miktarları
  • Bal, pekmez 40 gram
  • Şeker 25 gram
  • Peynir 35 gram
  • Çay 2 gram
  • Zeytin tanesi 80 gram
  • Şeker 15 gram
  • Süt 240 gram
  • Eğer kahvaltıda çorba verilecekse, çorbanın içinde 30 gram pirinç ve yeterli tuz olacaktı ve çorba, et suyuyla yapılacaktı.
Öğle ve Akşam Yemekleri
  • Etli Sebzeler (öğle ve akşam iki kez)
  • Zeytinyağlı Yemekler
  • Et 250 gram
  • Zeytinyağı 40 gram
  • Yaş sebze 350 gram
  • Kuru sebze 150 gram
  • Pilav: pirinç veya bulgur 100 gram,
  • Sadeyağ 50 gram.
  • Tuz ve soğan 20’şer gramdır ve o günkü yemeklerin hepsi içindir.
  • Taze meyve: 350 gram
  • Hoşaflık: Kuru meyve 50 gram, yaş meyve 150 gram, şeker 60 gram
  • Ekmek: Kahvaltılarda 100’er gram, yemeklerde 200’er gram.
Yemek işinin organize edilmesinden öğretmen sorumluydu. Oba lardaki öğretmenler her gün sabah saat dokuza kadar, obadaki çocuk sayısını ve o gün pişirilecek yemeği göz önünde bulundurarak, ne kadar erzak gerektiğini hesaplayacak ve kendi sorumluluğunda bulunan “erzak odası”ndan bunları sağlayarak aşçılara verecekti.
Obalardaki çocukların bol gıdayla beslenmelerine ve kilo almasına çok önem verildiğinden, çocukların her 15 günde bir tartılması, tartım sonuçlarının da bir çizelge haline getirilerek, il sağlık müdürlüklerine ve oradan da Valiliklere gönderilmesi emredilmişti. Obalardaki çocukların düzenli olarak sağlık kontrolünden geçirilmesi işi de organize edilmişti. Nitekim her oba için bir “hükümet doktoru” belirlenmiş ve bu doktorların haftada en az bir kez obaları ziyaret ederek çocukları kontrolden geçirmesi kararlaştırılmıştı. Bunun dışında, çocuklardan birisi hastalandığında özellikle de ateşli bir hastalığa yakalandığında veya bir kaza sonucu yaralanma sakatlanma gibi bir durum söz konusu olduğunda telefonla hükümet doktoru çağrılacaktı. Hükümet doktoru böyle bir çağrı karşısında derhal obaya giderek gereken tedbirleri almakla yükümlüydü (21).
Obalardaki “yemek, içmek, gülmek, söylemek ve müzikle eğlenmek, duş ve banyo gibi işler bir programa bağlı(ydı)” ve bu program şöyleydi (22):


Saat :
  • 08.00–09.00 Kalkma, tuvalet, kahvaltı
  • 09.00–11.00 Hafif oyunlar
  • 11.00–13.00 Öğle yemeği
  • 13.00–17.00 Rahatlama, uyku, akşam kahvaltısı
  • 17.00–19.00 Hafif oyunlar, geziler
  • 19.00–20.00 Rahatlama, akşam yemeği
  • 20.00–22.00 Okuma, kısa söylevler, monolog, müzik
  • 22.00 Uyku
Hazırlıklar tamamlandıktan sonra; 1936 yılının Haziran ayında ilk uygulama başlatıldı ve Trakya’nın dört vilayetinde toplam 16 Azat Obası açıldı. Buralara 500’den fazla, hasta ve bakımsız köy çocuğu alındı (23). Obaların masrafları vilayet bütçelerine konulan paralardan karşılandı. Ayrıca köy bütçeleri de obaların masraflarına, ürün ve biraz da para ile ortak olmak suretiyle ulusal ve sosyal işe katkı sağla dı (24). Böylece obaların yiyecekleri, giyecekleri, ilaçları, her türlü gereksinimleri sağlandı. Bölgenin en temiz havalı ve en iyi suya sahip yerlerinde açılan bu obalarda çocuklar; bol gıdayla beslendikleri gi- bi, her on beş günde bir de “onursal doktorları” tarafından muayene edilerek düzenli sağlık taramalarından geçirildi. Obanın sonunda “köy yavruları”; ortalama iki ila altı kilo alarak ailelerinin yanına döndüler (25).









İlk uygulamadan alınan başarılı sonuçlar,Umumi Müfettişlik tarafından çıkarılan “Trakya Dergisi”nde şu sözlerle ifade ediliyordu:
“Bütün Avrupa memleketlerinden tutunuz da Balkanlara varıncaya kadar her memleket cılız, yorgun ve hastalıklı çocuklarını iklim şartlarına göre muhtelif mevsimlerde deniz boylarına, dağlık yerle re çıkararak bir rejim altında bulundurmakta ve böylelikler ileride yurt ve ulus için her biri ayrı ayrı branşlarda bir varlık olmaya namzet çocuklarını kurtarmak için her türlü vasıtalara başvurmaktadı lar. İzmir’den sonra Trakya’da ilk defa tatbik olunan ve bu yıl Trakya’da beş yüzden fazla köy çocuğunun sıhhatini kurtar(mıştır) (26).”
Ertesi yıl Azat Obalarının daha da yaygınlaştırılması ve bu obalar- dan yararlanan çocuk sayısının arttırılması planlandı. Nitekim Umumi Müfettiş Kazım Dirik, 1937 yılında bölge dahilinde toplam 20 oba açılması için gerekli hazırlıkların yapılmasını Vilayetlere bildirdi (27). Bu obalara 800 çocuğun alınması öngörülmekteydi (28). Ancak açılması planlanan 20 obadan ancak 14’ü açılabildi ve bu obalara 463 çocuk alındı (29). Kampın sonunda, bu çocuklardan “421’i, 1.25 ile 4.250 kg arasında değişen oranlarda kilo aldı(30)” ve daha gürbüz, daha sağlıklı bir halde yuvalarına döndü.
Azat Obalarında uygulanan program; yalnızca çocuklara temiz hava ve bol gıda sağlayarak onları daha gürbüz hale getirmeyi değil, aynı zamanda bu çocukların ruhunu canlandırmayı da hedeflemek- teydi. 1937 yılında açılan bir obanın Umumi Müfettişliğe gönderdiği raporda şöyle denilmekteydi:
“Obanın çocuklara yalnız temiz hava ve bol gıda vermekle kalmayarak, çocuğun bedenine ve ruhuna canlılık, hareket ve neş’e katmak gayesiyle tanzim edilen program muntazaman tatbik edilmiştir. Programa göre yapılan günlük işler arasında orman gezintilerine, tabiat tetkiklerine, muhitin iş hayatını tebarüz ettiren çalışma şekillerinin incelenmesine, nebat, çiçek ve haşare koleksiyonları yaptırılmasına, elişleri faaliyetine, bilhassa örgü işlerine önem verilmiş, çocukların boş zamanları eğlenceli iş çeşitlerile doldurulmuştur. Geceleri; müzik, ront, müsamere, hikaye ve salon oyunları ile geçmiştir. Obanın çocuklardan kurulmuş müsamere ve eğlence kolu hemen her akşam için başka bir programla geceleri neş’e ve haz dolu bir şakraklıkla geçirtmiştir (31).”
1938 yılında Azad Obalarının sayısı arttırılamamakla birlikte obalara alınan çocuk sayısında %50’ye varan bir artış gerçekleştirildi. 1938 yılında açılan obalar ve aldıkları çocuk sayıları şöyleydi (32):
SIRAOBANIN YERİOBANIN MEVCUDU1EDİRNE ( Karaağaç )302EDİRNE ( Keşan )253KIRKLARELİ / VİZE ( Sergen )844ÇANAKKALE / LAPSEKİ ( Çardak )505ÇANAKKALE / BİGA ( Çanpazarı )506ÇANAKKALE / EZİNE ( Geyikli )507ÇANAKKALE 7 ECEABAT508TEKİRDAĞ / ÇORLU ( Velimeşe )409TEKİRDAĞ / EREĞLİ4010TEKİRDAĞ ( Barbaros )5111TEKİRDAĞ ( Yaylagüne )3012TEKİRDAĞ / HAYRABOLU ( Çerkesmüsellim )2013TEKİRDAĞ / SARAY6014TEKİRDAĞ / ŞARKÖY ( Mürefte )30

Obalar Temmuz ayının başından Ağustos ayının sonuna kadar iki ay devam etti. Obalara katılan 610 çocuktan 568’i; bir ila sekiz arasında değişen oranlarda olmak üzere kilo aldı. Yaşadıkları vilayetlerin değişik köylerinden pek çok farklı kişiyle tanışıp yeni arkadaşlıklar kuran bu çocuklar, köylerine; sağlam, kuvvetli ve neşeli olarak döndüler (33). Obalardaki temiz hava, bol gıda ve düzenli sağlık kontrolleri sayesinde; “cılız, bakımsız” çocukların kilo almaları sağlandığı gibi, hastalıklı çocukların sağlığına kavuşması da sağlandı.
Örneğin 1937 yılında Kırklareli’nde açılan “Sergen Azat Obası”na gelen 86 çocuk- tan 20’si sıtmalıydı, 4’ünün de başlarında çeşitli yaralar vardı. Obada geçirdikleri 1 aydan sonra ise sıtmadan eser kalmadığı gibi başları yaralı çocuklar da iyileşti (34).


Azat Obalarında; çocuklarda olumlu davranış ve alışkanlıklar kazandırılması da sağlandı. Nitekim Sergen Azat Obası’ndan gönderilen rapora göre obada kaldıkları süre boyunca çocuklara;
  • Kendi işlerini kendileri görmek
  • Sözde, harekette, işte; neş’e ve serbestlik
  • Temizlik ve düzen
  • Çatalla yemek yemek ve bıçak kullanmak, karyolada yatmak, yatak düzeltmek, elbise giymek, elbiselerini çıkarıp asmak, çamaşır derlemek, yırtık sökük dikmek vb.
  • Elbirliği ile iş yapmak, yardımlaşma zevki ve alışkanlığı
  • Arkadaşlık sevgisi
  • Toplu yaşama zevki, toplu eğlence zevki
  • Eğlence icadı,
  • Boş zamanlarını hoş geçirmeye çalışma, gibi davranış ve alışkanlıklar kazandırılmıştı.






1939 yılından itibaren Trakya Umumi Müfettişliği Bölgesi’nde Azat Obası açıl(a)mamıştır. Elimizde somut bir veri bulunmamakla birlikte bu durumun nedeni, İkinci Dünya Savaşı’nın Türkiye üzerindeki olumsuz etkisi olsa gerektir. Savaş nedeniyle Azat Obalarına bütçe ayırmanın olanaksız hale gelmiş ve uygulamanın sona ermiş olması kuvvetle muhtemeldir. Benzer bir gelişmenin İzmir’deki “Çocuk Kampları” için de yaşandığını görmek, bu kanıyı güçlendirmektedir (35).
Genel olarak Cumhuriyet yönetiminin, özel olarak ise Trakya Umumi Müfettişliği’nin çocuk sağlığına verdiği önemin bir göstergesi olan Trakya’daki Azat Obaları; Cumhuriyetin emanet edileceği neslin daha sağlıklı bir hale getirilmesi açısından son derece başarılı bir uygulama olmuş ayrıca hasta ve zayıf çocukları muhtemel bir ölümden kurtararak nüfus artışına da katkı sağlamıştır.
Bunların yanı sıra; çocukluk yılları boyunca deniz kenarında ya da bir yaylada kamp yapma şansını yakalayamayacak yoksul köy çocuklarını, bu olanağa kavuşturmuştur. Tüm bu yönleriyle Obalar; Cumhuriyet re jiminin fakir Türk köylüsüne verdiği değerli hizmet; yeni devletin en temel ilkelerinden olan halkçılık ve devletçilik ilkeleri doğrultusun- da yürütülmüş örnek bir uygulama olarak tarih sahnesindeki yerini almıştır.
Dr. Murat BURGAÇ



http://www.trakyagezi.com
__________________
''Türkiye, Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...''
Suzim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla