Tekil Mesaj gösterimi
Eski 02.10.15, 08:18   #1
Çengelli İğne
«... Beklenen Şarkı ...»

Çengelli İğne - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2013
Konular: 1654
Mesajlar: 9,563
Ettiği Teşekkür: 33017
Aldığı Teşekkür: 32006
Rep Derecesi : Çengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Post Aydın Doğan | Yılmaz Özdil




Sene 94…
İzmir’den İstanbul’a gelmişim.
Milliyet’e.
Patron, Aydın Doğan.


*
Doğrusu, Milliyet olmuş, Hürriyet olmuş, farketmezdi. Çalıştığım yerlere tutkuyla bağlı olduğum söylenemez. Kurumlara aidiyetim sıfırdır. Namusumuzla çalışacağız, neticede kazık çakacak halimiz yok, ya kovulacağız, ya başka yere transfer olacağız, hep böyledir, en azından benim açımdan hep böyledir. Dolayısıyla, piyasadaki tüm medya patronlarıyla çalıştım, Aydın Doğan’ın da benim nazarımda diğerlerinden farkı yoktu, patron patrondu, nikah kıyacak değiliz, çalışırız, ayrılırız, hepsi buydu.

*
Neyse, yazı işleri müdürüyüm, o zamanlar köşe yazmıyorum, birinci sayfanın spotlarını yazıyorum. Bismillah, üç gün geçti geçmedi, binayı taradılar iyi mi… O günkü Milliyet binası, bugünkü Hürriyet’in binası, kavanoz gibi, komple cam, güya kurşun geçirmez diye efsane var ama, hikaye, tül perdeyi geçer gibi geçti mermiler, yanlış hatırlamıyorsam, dört veya beş el sıkılmıştı, uzun namlulu silahtı, tem’den geçerken otomobili durdurup ateş etmişler, topuklamışlardı. Alt tarafı camlar delinmişti, kimseye zarar gelmemişti ama, panik yaşanmıştı, herkes bahçeye fırladı, televizyonların kameraları geldi, röportajlar falan, iki üç saat sonra hayat normale döndü, içeri girdik, klavyenin başına geçtik, çalıştık, yıldıramazsınız korkutamazsınız filan, klasik cümlelerle attık tuttuk, sayfayı bağladık, baskıya gönderdik.

*
Gece saat 22 civarıydı, işim bitti, yorgunum, evime gideceğim, çıktım ön kapıdan, bahçede cıgara tüttürerek otoparka yürüyorum. Hava karanlık. O da ne? Biri var orada… Yüzünü binaya dönmüş, ellerini dua eder gibi açmış, öylece dikiliyor. Yaklaştım. İnsan kaynaklarında çalışan bir ağabeyimizdi. Yanılmamışım, hakikaten mırıl mırıl dua ediyordu. Bekledim yanında, okumayı bitirdi, üfledi. “Hayırdır?” dedim. Onca gazetede, onca televizyonda çalıştım, hayatımda ilk defa duyduğum bir şeyi söyledi bana…

*
“Buradan ekmek yiyoruz, kendi evimin penceresine kurşun sıkılmış gibi hissettim, Allah patronu ve gazeteyi korusun diye dua ettim.”

*
Evet… Babıali’de arkasından küfür edilen patronları çok gördük ama, arkasından dua edilen patronu, ilk defa Aydın Doğan’ın gazetesinde gördüm.

*
Vay efendim, eskiden şu konuda yanlış yapmış da, bu konuda hatalı davranmış filan, geçiniz kardeşim… Nasıl bir cendere içinde bulunulduğuna, nasıl yalnız bırakıldığına, nasıl zorlu bir mücadele verildiğine, bizzat şahidim.

Not: Yazının devamını okumak için, aşağıdaki linki tıklayınız.

Sözcü
__________________






Çengelli İğne isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Çengelli İğne'in Mesajına Teşekkür Etti