Tekil Mesaj gösterimi
Eski 14.10.15, 12:57   #67
Mediter
Uzman Üye

Mediter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Apr 2012
Konular: 295
Mesajlar: 2,410
Ettiği Teşekkür: 34734
Aldığı Teşekkür: 14818
Rep Derecesi : Mediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Yeşilköy Oldu Arapköy

Konuya bazen ''Ben de bir şeyler yazayım.'' diyorum ama (öylesine çetrefilli bir konu ki) bir türlü elim varmıyor.
Nasreddin Hoca'nın fıkrasında olduğu gibi (fikirlerini yazan bütün arkadaşlara) ''Sen de haklısın, sen de haklısın!'' demek geliyor içimden.
Çünkü, olaya insancıl açıdan veya Türkiye'nin (bizlerin) çıkarları açıdan bakılınca farklı görüntüler ortaya çıkıyor.
Görüntü;
Misafir edildikleri evi kirleten veya gasp eden misafir ile,
Batmış bir Titanik'in (buz gibi) denize düşen yolcularının, yakınlarında gördükleri tıklım tıklım ve battı batacak bir filikaya (Türkiye) çıkmak istemelerine benziyor.

Sorular burada başlıyor.
Ev sahiplerinin kendileri bile yarı aç, yarı tok yaşamaya çalışırken, evlerine kabul ettikleri misafirlerin her türlü taşkınlıklarına göz yummalı mı, kuru ekmeğini paylaşmalı mı?
Veya,
Güçlükle su üstünde duran Filikamıza (Türkiye) daha fazla (kazazede) mülteci binmesine izin mi vermeli, yoksa (Titanik filminde olduğu gibi) filikamıza tutunan, medet bekleyen ellere küreklerle vurup , cesetlerinin bir kumsalda kıyıya vurmalarını mı beklemeli, o zaman mı ağlamalı?

Baştan sona tartışmalara göz atarsam, (Her ne kadarda Suriyelilerin varlıklarından rahatsızlık duysam da)
@Subutay ve @Zeynep 'in insancıl tavırlarını daha doğru ve kendime daha yakın görüyorum.

Çünkü,
Suriye'nin bu hale düşmesinde Türkiye'nin (Tayyip Erdoğan ve AKP'nin) rolü ve suçu büyük.
''Biz AKP'ye oy vermedik ki, AKP'ye oy verenler baksın!'' serzenişleri bizlerin vicdanlarımızı rahatlatmaya yetmez, yetmemeli.
AKP'ye oy vermemiş olsak da,
AKP ve Tayyip Erdoğan (BOP Projesine uygun olarak Irak'ı bölünmesine ve Irak'ta Kürt devleti kurulmasına yardım ettiğini gördükten sonra) aynı politikayı Suriye'de uygulamasını, terör örgütlerini destekleyerek, Suriye'yi kan gölüne çevirerek bölmeye çalışmasına izin vermemeliydik.

Hangi parti
(CHP, MHP veya VATAN PARTİSİ) Suriye sınırına gitti de, mitingler eylemler, düzenledi.
Hangi dernek veya sendika, (başta İŞİD olmak üzere) terör örgütlerine silah gönderdiği ortaya çıkan tırların önüne yatarak ''Bu tırlardaki silahlar komşuyu yakar, kıvılcım da bize de sıçrar!'' dedi ki?
Hangimiz kuru laftan öte tepki gösterdik?
Şu an bile AKP ve Tayyip Erdoğan, Türkiye'yi ,Rusya ile savaşa sokabilir, hangimiz bu tehlikeye karşı sesimizi yükseltiyoruz?

Suriyeli sığınmacılara en büyük eleştirinin; ''Niçin kaçıyorlar, kaçacaklarına, vatanlarını savunsalardı!'' şeklinde olduğunu görüyorum.
Bu olay bana, 1980 öncelerinde sıkça anlatılan bir öyküyü hatırlattı.
Ülkenin birinde savaş çıkar.
Adamı savaşa göndermek isteyenler derler ki;
-Düşman geliyor, vatanını alacak, niçin savaşa gitmiyorsun?
Adam sakin;
-Benim bir karış toprağım, bir dikili ağacım mı var ki korumaya, uğrunda ölmeye gideyim, toprağı kendi aralarında paylaşanlar gitsin.
Adamlar şaşkın;
-Ama anan, bacın da mı yok? Düşmanlar, vatanını işgal ederlerse anana ,bacına tecavüz ederler.
Adam üzgün yanıt verir:
-Anam, bacım fakirlikten kötü yola düştü, zaten her gün anama ,bacıma tecavüz ediyorlar.

Suriyeli vatandaş,Kim için, kime karşı savaşsın, niçin savaşsın?
Diktatör Esad'ın yanında yer alarak, yıllardır kendisine baskı altında yaşatan diktatörümü desteklemiş olsun?
Yoksa, saçı sakallı bir birine karışmış (kafa kol kesen) teröristlerin iktidara gelmelerini mi desteklesin?
Üstelik iç savaş, düşman bir devletle savaşmaya benzemez, savaştığın komşundur, akraban, hatta kardeşin bile olabilir.
Çok kanlıdır, vahşettir.
Şuna hç şüpheniz olmasın ki, eğer Suiye'nin savaştığı İsrail veya başka bir dış devlet olsaydı, bu sğınmacıların çoğu kaçmaz, ölümüne savaşırdı.
Ama iç savaş, çok farklıdır, hiç bir yerde, hiç bir zaman güvende değilsindir, dost kim, düşman kim , tehlike nereden gelecek hiç bir zaman belli değildir.
Böylesine (kör döğüşü bir savaştan) ''Çocuklarını, eşini, kocasını ölmekten kim kaçırıyor?'' diye suçlamak, ''Kaçmasınlar, efendim!'' diye feryat etmek, kimsenin haddi olmamalı, diye düşünüyorum.
Bir çok arkadaşın da söylediği gibi;
Evet AKP 2-3 milyon mülteciyi oy deposu olarak görüp, vatandaşlık vererek veya vermeden iktidarını sürdürmeyi düşünüyor olabilir.
Ama bu bizi insanlıktan uzaklaştırmalı, diyorum.
Esad, vahşi terör örgütleri ve Amerika ve kapitalist batı ülkeleri arasında kalmış ezilmekte olan bir halka, duyarsız kalmak, Türk insanına ve misafir severliğine yakışmaz.

Şöyle bir, farazi düşünüyorum,
oldu ki (AKP) Tayyip Erdoğan Amerika'nın ve batının provakosyonuyla, Rus uçaklarına ateş açtırarak Türkiye'yi (Bizi hiç ilgilendirmeyen, bize hiç zararı olmayan Suriye'yi BOP Projesine uygun olarak bölmek isteyen Amerika'nın çıkarttığı iç savaş yüzünden) biz de, Rusya ile savaşa girsek ne yapardım? Ne yapardınız?
Böylesi, Amerika'nın çıkarları (BOP) projesi için çıkan bir Rus savaşında, Ruslarla savaşarak (dolaylı olarak) Amerika'nın askeriymiş gibi Amerika çıkarına, eşimin dostumun, oğlumun kızımın ölmesini göze alır mıydım?
Bu uzak bir tehlike değil. Birilerinin askerleri olmayı, birilerinin kapris ve çıkarları için ölmeyi, tepkisiz bekliyoruz.
Suriyedeki savaş böyle bir savaştır, kaçış böyle bir kaçıştır.
Arkadaşlardan ricam;
(İçlerinden kötü yollara sapanlar olsa bile) Suriyeli mültecilere biraz daha empati, biraz daha vicdan!
__________________
Mediter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
8 Üyemiz Mediter'in Mesajına Teşekkür Etti.