Tekil Mesaj gösterimi
Eski 15.10.15, 20:18   #13
Dilaver
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,681
Ettiği Teşekkür: 18755
Aldığı Teşekkür: 20033
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Cevap: Osmanlı'dan Günümüze Ayaklanmalar ve İsyanlar



Osmanlı Devleti’nin girmiş olduğu 1. Dünya Savaşı’nı noktalayan 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi ile Türk tarihinde Milli Mücadele adı verilen yeni bir dönem başlamıştır. Bu dönem, mütareke şartlarının uygulanması sırasında yaşanan işgaller, azınlık terörü gibi her türlü olumsuzluğu içeren bir dizi uygulamaya karşı Türk halkının başlattığı direnme ruhu ile alevlenen Kurtuluş Savaşı’nı ve ardından gelen yeni Türk devletinin varlığının ve bağımsızlığının dünya devletlerince kabul edilişini kapsamaktadır.


Mütarekenin imzalanmasından sonra ülke tam anlamıyla bir kaosa sürüklenmiştir. Bütün devlet dengelerinin bozulduğu bu ortamda birbiri ardına kurulan hükümetler uzun ömürlü olamamış, hiçbir kabine bu durumun üzerine yüklediği ağırlığı taşıyamamış ve bu felaketten çıkış için sağlıklı fikirler üretememiştir. İtilaf Devletleri 1. Dünya Savaşı sırasında kağıt üzerinde paylaştıkları Osmanlı topraklarını bu defa fiilen bölüşmeye başlamışlar ve yürüttükleri işgaller Türk halkı için zor bir dönemin başlayacağını ortaya koymuştur. Bununla birlikte, imparatorluk bünyesinde yüzyıllardır barış ve huzur ortamında yaşamış olan azınlıkların, özellikle Ermeniler ve Rumların Türk topraklarında kendileri için bağımsız yeni yurtlar kurma girişimleri de silahlı çeteler vasıtasıyla yeni bir boyut kazanarak Müslüman ahali ile anılan azınlıklar arasında önemli olayların çıkmasına yol açmıştır.

Böylesine büyük bir otorite boşluğunun oluştuğu bir ortamda, yaşanan olumsuzluklar arasında Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde değişik zamanlarda ve farklı nedenlerle ortaya çıkan iç ayaklanmalar çok önemli bir yer tutmaktadır. Tarih boyunca çeşitli milletler kendilerini sömüren yabancı devletlere karşı ayaklanarak bağımsızlıklarını elde etmişlerdir. Bu, anlaşılması kolay bir konudur. Ancak aynı ülkenin insanlarını çeşitli sebeplerle karşı karşıya getiren iç ayaklanmaların açıklaması zordur. Zor olduğu gibi dramatik olaylara ve kapanması uzun sürebilecek yaralara da sebebiyet vermesi mümkündür.

1919-1923 yılları arasında gerçekleşen iç ayaklanmaların temelinde çeşitli etkenler yatmaktadır. Dış etkenlerin özünü İtilaf Devletlerinin istek ve çıkarları oluştururken, iç etkenler daha fazla çeşitlilik göstermektedir. Ayaklanmalar tek tek incelendiğinde de görüleceği gibi başlıca etken olarak İstanbul Hükümetleri ile Kuvayı Milliye arasındaki çekişme göze çarpmaktadır. Bunun yanı sıra etnik farklılıklar temelinde gelişen ayaklanma girişimleri ve nihayet liderlik yarışı sebebiyle baş gösteren ayaklanmalara da tanık olunmuştur.

Milli Mücadelede yaşanan iç ayaklanmaların kronolojik sıralaması aşağıdaki gibidir.



Ayaklanmalar ve Tarihleri

1. Ali Batı Ayaklanması / 11 Mayıs-18 Ağustos 1919

11 Mayıs – 18 Ağustos 1919 tarihlerinde baş gösteren ve Midyat, Nusaybin, Ömerkan, Dirilömer çevresinde etkileşen bu ayaklanma, İngilizlerin Osmanlı topraklarında ayrılıkçı güçleri kışkırtarak, onlar aracılığıyla bölgede dolaylı bir etkinlik sağlama politikasına uygun düşen tipik bir örnektir. Bu bölgede yaşayan söz sahibi kişiler, İngilizlerin kışkırtmalarıyla bir Kürdistan oluşturulması fikrini yayma çabasında bulundukları sırada, bu rüzgardan etkilenen Ali Batı diğer yandan da kendisinin İstanbul Hükümetinin Mardin Temsilcisi olduğu yolundaki propagandalarla etkinliğini artırmaya çalışmıştır.

11 Mayıs 1919 günü emrindeki yüz silahlı adamı ile Nusaybin’e gelen Ali Batı’ya İlçe Kaymakamı ve burada bulunan 24. Alay Komutanı ilk müdahaleyi nasihat yoluyla yapmışlarsa da, buradaki askerî kuvvetin kendi sayılarından daha az olduğunu anlayan Ali Batı her ikisini de tehdit etmiş ve daha da ileri giderek hapishanedeki mahkumları serbest bırakmış ve halktan zorla para ve insan toplamaya başlamıştır. Bunun üzerine 5. Tümen Komutanlığının emri ile civardaki askerî kuvvetler birleştirilerek Ali Batı’nın üzerine gönderilmiştir.

4 Haziran’da Mekre yakınlarında bozguna uğratılan Ali Batı, bir grup adamıyla kaçmayı başarmıştır. 5. Tümen Komutanı, 6 Haziran’da bir bildiri yayınlayarak, köylülerin ve aşiretlerin bu eşkıyaya yardımda bulunmamak şartıyla serbest olduklarını ilan etmiştir. Devam eden takip sonucunda Ali Batı 18 Ağustos’ta gizlendiği Medah mevkiinde kıstırılmış ve yapılan çarpışma neticesinde ölü olarak ele geçirilmiştir.




2. Ali Galip Olayı / 20 Ağustos-15 Eylül 1919


Ali Galip Olayı, Sadrazam Damat Ferit Paşa hükûmetinin, Elazığ Valisi Ali Galip Bey’in önderliğinde Sivas Kongresinin yapılmasını engellemeye ve Mustafa Kemal Paşa'yı ortadan kaldırmaya, Heyet-i Temsiliye ve Milli Mücadeleyi durdurmaya çalıştığı girişimdir.

Bu olaya Elazığ Valisi Ali Galip Bey'in yanı sıra Malatya Mutasarrıfı Halil Bey, İngiliz istihbarat Binbaşısı Covbertin Noel ve Kürt Teali Cemiyeti'nin kurucularından olan Kürt aşiret reislerinin oğulları da katılmıştır.

Damat Ferit Sadrazamlığındaki Hürriyet ve İtilaf Fırkası Hükümeti, İngiltere ile iyi ilişkiler kurularak saltanatın sürdürülebileceğini düşünüyordu. Ferit Paşa 5 Nisan 1920 tarihinde Sadrazam olur olmaz İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Robbeck ile milli kuvvetlerin durdurulması hususunu konuştu. İngiliz'lerin desteği ve onayı ile milli direnişi kırmak için Hilafet Ordusu'nu kurdurdu, Kuva-yı Milliye'cilerin öldürülmelerinin farz olduğunu belirten fetva çıkarttırdı.

9. Ordu Müfettişi, Mustafa Kemal Paşa, 22 Haziran 1919 tarihinde imzaladığı Amasya Tamimi'nde İstanbul Hükumetinin düşman devletlerinin baskısı altında ve acz içinde olduğu; milleti, yine kendisnin azim ve kararlılığının kurtacağı belirtilmekteydi. Gizlice yayınlanan fakat muhtemelen sızdırılan Amasya Tamiminden sonra Hükümet, idari bir tasarruf görüntüsü altında Mustafa Kemal Paşa'nın görevini bırakarak derhal İstanbul'a dönmesini istedi. Ancak Mustafa Kemal bu çağrıyı dinlemedi. Amasya Tamimi'nde alınan kararlardan birisi de Sivas'ta bir kongre toplanmasıydı. Mustafa Kemal Paşa, arkadaşları ile birlikte yazdığı Amasya Genelgesi'ni 15. Kolordu Komutanı Kazım'a (Karabekir) gönderip onun da onayını aldıktan sonra 22 Haziran 1919 tarihinde Anadolu'daki bütün askeri birlik komutanlıklarına ve valilere göndermişlerdi. Amasya Genelgesi, İstanbul Hükümeti ile iyi ilişkiler kurma ihtimalini de ortadan kaldırmıştı. Amasya genelgesinin ardından iplerin koptuğunu anlayan Mustafa Kemal Paşa, hükümet onu azletmeden askerlikten ve 9. Ordu müfettişliğinden istifa etti. 8 Temmuz 1919 gecesi Harbiye Nazırı ile telgraflaşan Mustafa Kemal, 9. Ordu Müfettişliğinden ve askerlikten istifa etmiş, kendi deyimiyle Sine-i Millet'e dönmüştü.

Sade bir delege olarak katıldığı Erzurum Kongresi'nde başkan seçildi. Erzurum Kongresi'nde kararları Heyet-i Temsiliye başkanı olarak askerlikten ve geniş yetkilerle donatılmış 9. Ordu Müfettişliğinden istifa etmiş bir eski subay olarak imzaladı. Kararlarının yazılmasında etkili oldu, manda ve himayeyi çözüm olarak gören, büyük devletlerin işgaline karşı koymanın imkânsız olduğunu düşünen delegeleri düşüncelerinden vazgeçirdi, İstanbul hükümetinin otoritesine meydan okuyan Heyet-i Temsiliye'nin (Temsilciler heyetinin) seçilmesine ve Karadeniz ve Doğu Anadoluda kurulmuş Müdafaa-i Hukuk derneklerinin Doğu Anadolu Müdafaa-i hukuk Cemiyetleri adı altında birleştirilme kararına imza attı.

İngiliz Yüksek Komiserliği İngiliz Dışişleri'ne Anadolu'da işgale karşı oluşan milliyetçi halk hareketi hakkındaki endişelerini rapor etmekteydi. Müdafayi Hukuk ve Reddi İlhak Cemiyetleri ile bunların bir araya getiren ve örgütleyen Mustafa Kemal'in engellenmesi hem İngiliz hem de İstanbul Hükümetinin ortak çıkarına uygun düşüyordu. İngiltere, milli kuvvetlerin bolşevikler ile birleşip boğazları, Musul ve Kerkük'ü tehdit edeceğinden endişe ediyordu.

Olay İstanbul'da Damat Ferit hükümeti, İngiliz Yüksek Komiserliği ve Kürt Teali Cemiyeti'nin kurucusu da olan bazı Kürt ileri gelenleri arasında bir komplo olarak planlanmıştı. Dahiliye Nazırı Adil Bey 1 Eylülde Ali Galip ile Sivas'a vali olarak gitmesi konusunda pazarlık yaptı. Ali Galip'in oradaki görevi Doğu vilayetlerinde gaile çıkarmaya çalışanların kışkırtmalarını engellemek ve karşı koyanları yakalamaktı. 3 Eylül 1919 tarihinde Dahiliye Nazırı Adil Bey ve Harbiye Nazırı Süleyman Şefik Paşa Ali Galip Bey'e bir eminame verdiler. Bu emirname 7 Eylülde Mustafa Kemal Paşa'nın eline geçti. Emirde Ali Galip'in bölgedeki Kürt aşiretlerinden güvenilir 100-150 silahlı süvari toplayıp Sivas'a gitmesi ve toplantıya meydan vermemesi isteniyordu. Ali Galip görevi kendisini Mirlivalığa yükseltilmesi sözünü alarak kabul etti. 1911 yılnda askerliği bırakmıştı o tarihten itibareki kıdemini alacaktı. Plana göre sözde postayı soyan ve öldürenleri takip etmek maksadıyla galeyana gelmiş silahlı Kürt ahali, önce Malatya'da toplanacak sonra da Sivas üzerine yürüyecek ve Mustafa Kemal Paşa'nın etkisizleştirilmesinde Ali Galip Bey'e yardımcı olacaklar ve Sivas Kongresi'nin yapılmasına önleyeceklerdi. Ne İstanbul Hükümeti ne de İngilizler gayri meşru bir iş yapmamış olacaklar, bölgesel bir ayaklanma sonucu zaten görevinden istifa etmiş olan bir Osmanlı paşası tutuklanacak (veya öldürülecek) ve Sevr anlaşması şartlarına hükümetten izinsiz direnen halktan seçilmiş temsil heyetide bundan nasibini alacak ve dağalacaktı.

Mustafa Kemal'in olayın tertipçileri hakındaki çok sert ifadeleri yazışmalarında açıkça görülmekteydi. 7 Eylülde teşebbüsün yapılacağının anlaşılması üzerine Kemah eski mebusu Sağırzadelerden Hâlet Bey'e gönderdiği 9 Eylül 1919 tarihli telgraftaki ifadelerinden Mustafa Kemal'in kızgınlığı anlaşılmaktaydı.

Kürdistan Teali Cemiyeti ileri gelenlerinden bazıları, İstanbul'da İngiliz Yüksek Komiser Müşaviri Tom Hohler'in gözetiminde İngiliz İstihbarat subayı Covbertin Noel'in de katılımıyla 1919 Temmuzunda bir toplantı yaptılar. Bu toplantıda İngiliz görüşü, İstanbul Hükümeti'nin onayı olmadan Kürt aşiretlerin kendi başlarına bir harekete girişmemeleri şeklindeydi. Ayrıca gizliliği ortadan kalkan İngiliz belgelerine göre bu toplantıda Yüzbaşı Noel ve Kürt cemiyeti ileri gelenlerinin dikkat çekmemek için birbirlerinden ayrı olarak bölgeye gitmeleri kararı alındı. Buna göre bölgeye gizlice gidecekler ve Halep'te buluşacaklardı.

Sivas Kongresi'nin dağıtılması ve Mustafa Kemal Paşa'nın ortadan kaldırılmasını amaçlayan girişimi başlatanların İngiliz Hükümeti'nin bilgisi ve desteği dahilinde Kürdistan Teali Cemiyeti üyeleri ve İstanbul Hükümeti olduğu görülmektedir.

22 Aralık 1918 tarihinde Kürdistan Teali Cemiyeti Başkanı Seyyit Abdülkadir ve Mevlanzade Rıfat gibi cemiyet üyeleri ile Hürriyet ve İtilaf Fırkası mebuslarından Konya mebusu Zeynelabidin, Karesi mebusu Vasıf ve Mustafa Sabri Efendi'nin katıldığı bir toplantı yapılmıştı. Bu toplantıda saltanata ve halifeye bağlı kalmaları koşuluyla Hürriyet ve İtilaf Partisi Hükümeti tarafından kendilerine bağımsız Kürdistan sözü verilen bir anlaşma imzalanmıştı. İngiliz Yüksek Komiser Müşaviri Tom Hohler, raporunda Kürtlerin özerklik sözü karşılığında Mustafa Kemal'i yoketme vazifelerini yerine getirmek mecburiyetinde olduklarını bildirir.

Covbertin Noel, İngiliz istihbarat Yüzbaşısı

Tom Hohler, İngiltere İstanbul Yüksek komiser Müşaviri.

Noel ve Kürt Teali Cemiyeti üyeleri ile birlikte İngiliz Yüksek Komiserlğinde teşebbüsü planlanmasına katıldı.
Cemil Paşa oğlu Ekrem, Diyarbakırda ayrılıkçı faaliyetleri neticesinde Halep'e iltica etmiş sonra Yüzbaşı Noel ile birlikte Malatya'ya gelmişti.

Bedirhanlılardan Celâdet ve Kâmuran, Teşebbüsün İngiliz Yüksek Komiserliğinde planlanmasında hazır bulundular.

8 Haziran 1919 tarihinde Diyarbakır Vali Vekili Mustafa Bey, 9. Ordu Müfettişi Mustafa Kemal Paşa'ya telgraf çeker. Telgrafında bazı gençlerden oluşan Kürt Cemiyeti'nin İngiliz koruyuculuğunda bir Kürdistan kurma düşüncelerini yanlarında bulunan Süleymaniye Hâkimi (İngiliz subay) Mister Noel ile birlikte propaganda etmeleri üzerine halk arasında tepkiler oluştuğunu, bu durumun cemiyetler kanununa aykırı bulunduğunu ve cemiyetin kapatılarak haklarında yasal kovuşturma başlatıldığını yazar.

Diyarbekir 13. Kolordu Kurmay başkanı Halit, Sivas'ta bulunan Mustafa Kemal Paşa'ya şifreli bir telgraf çeker. Telgrafında Osmanlı subayları arasında şifreli telgraflaşmanın yasak edildiği bir dönemde İngiliz binbaşısı Noel'in İstanbul Hükümeti tarafından kendisine verilen izin belgesi sayesinde istediği kimselerle şifreli telgraflaşma yaptığından bahseder. Cemilpaşazade Ekrem ve Bedirhan aşiretinden Kâmuran ve Celadet ile birlikte Diyarbakır'da İngiliz himayesinde ayrı bir kürdistan kurmak isteyen faaliyetler içinde olduklarını bildirir. Cemil Paşa oğlu Ekrem'in bu faaliyetleri nedeniyle takibata uğradığı için Halep'e kaçtığını bildirir. Bu tarihlerde Kürt cemiyeti doğu illerinde örgütlenmeye çalışmaktadır.

15 Haziran 1919 tarihinde 9. Ordu Müfettişi Mustafa Kemal Paşa, bu telgrafa bir şifreli telgrafla cevap verir. Bütün milletin bekası ve bağımsızlığını kurtarmak için herkesin birleştiği bir dönemde yabancı bir devletin koruyuculuğuna sığınarak horlanmış ve tutsak yaşamayı seçen her türlü görüşlerin, ülkeyi bölücülüğe götürecek her türlü derneklerin dağıtılmasının pek yurtseverce ve zorunlu bir görev olduğunu yazar ve Kürt cemiyeti hakkındaki davranışın isabetli bulduğunu belirtir.

6 Eylül 1919 tarihinde, Kürt Teali Cemiyeti kurucularından Bedirhanlı aşiretinden Celadet ve Kâmuran ile Cemil Paşa ailesinden Ekrem yanlarında İngiliz Yüzbaşı Covbertin Noel ve silahlı kürtler koruyuculuğunda Malatya'ya gelirler. 15. Kolordu kumandanı Kâzım (Karabekir) Sivas'a Mustafa Kemal Paşa'ya telgraf çeker. Telgrafında daha evvel Diyarbekir'de aleyhte propagandalar yapan İngiliz subay Noel ve yanındakilerin silahlı korumalarla geldiğini bu nedenle Malatya'daki 12. süvari alayının sayılarının az olması nedeniyle bu gruba müdahale etmeye yeltenmediğini ve bu şahısların tutuklanması için İstanbul'dan yardım istediklerini bildirdiğini yazar.

7-8 Eylül 1919 gecesi Sivas'ta bulunan Mustafa Kemal paşa ile Malatya 12. Süvari Alayı Komutanı Cemal Bey arasında telgraflaşmalar sürer. Mustafa Kemal Paşa kimlerin olayın içinde olduğunu ve vaziyeti iyice kavrar. Mustafa Kemal Paşa Kumandan Cemal Bey'e ve telgraf müdürüne telgraflaşmayı hiç kimseye söylemeyeceklerine dair yemin ettirir. Malatya 12. Süvari Alayının 10-15 tane silahlı eri vardır, Noel ve grubu 20-25 silahlı Kürt ve bir İngiliz er ve Onbaşı ile gelmiştir.

Mustafa Kemal, 9 Eylül 1919 tarihli şifreli telgrafında bağımsız Kürdistan kurma propagandası yapan Cemiyetin kurucu üyelerinden Mevlanzade Rıfat, Bedirhanlılardan Kâmuran, Celâdet ve Cemil Paşazade Ekrem'in ile Elazığ Valisi Ali Galip ve Bedirhan aşiretine mensup sancak mutasarrıfı Halil Bey ve İngiliz Binbaşı Noel'in adlarını vererek bu kişilerin Malatya'ya geldiklerini ve güya postayı vuranları izlettirmek için çevreden silahlı Kürtler getirttiklerini yazar.

Tertipçilerin üzerine Mustafa Kemal Paşa'nın emirleri doğrultusunda çevre vilayetlerden askeri birlikler sevkedildi. Sivas'tan 2 süvari bölüğü, Harput'tan (Elazığ) 15. Alaya bağlı makineli tüfek bölüğü, Urfa'dan 12. Süvari Alayına bağlı bir birlik vilayeti basacaklarından şüphe edilen silahlı Kürtleri önlemek ve adları sayılan elebaşlarını tutuklamak üzere Malatya'ya doğru yola çıktılar. Bunun üzerine önce Binbaşı C. Noel ile Kamuran, Celadet ve Ekrem, arkasından Ali Galip ile Mutasarrıf Halil Kahta’ya doğru kaçıp, Bey Dağ’daki Reşvan Aşireti Başkanı Bedir Ağa’nın yanına sığınmışlardır.

Mutasarrıf Halil Rami'nin evinin etrafı sarıldı ve evinin telefon hatları kesildi. Mutasarrıf ve yanındakiler aceleyle atlarına binip kaçarken evinde bir belgeyi yanına almayı unutur. 16 Eylül 1919 tarihinde Malatya 3. Kolordu Emir Subayı Recep Zühtü Sivas'ta 13. Kolordu Komutanlığına telgrafla durumu bildirir. Bu belgede Mustafa Kemal ve yardakçılarının tepelenmeleri masraflarına karşılık olmak üzere bu buyruğa uygun olarak altı bin lira alınmıştır yazmaktaydı. Maraştaki Jandarma Yüzbaşısı Faruk Bey, Kâhta'da kaçakları izledi.


İngiliz istihbarat Yüzbaşı Noel ve elebaşlarının kaçış istikametlerin temsili gösterimi



Beydağ’da da yeni kuvvet toplama girişiminde bulunduğu anlaşılan Ali Galip üzerine kuvvet gönderilince bu defa Urfa’ya kaçmış, oradan da C. Noel’in çağrısı üzerine Halep’e gitmiştir.


Kaynak: tr.wikipedia.org





3. Birinci Bozkır Ayaklanması / 27 Eylül-4 Ekim 1919

Konya’da Ordu müfettişi bulunan Cemal Paşa'nın ayrılıp İstanbul’a gitmesi üzerine meydanı boş bulan Vali Cemal Bey Konya ve civarını menfi propagandalarla hakimiyeti altına aldı. Ordunun bir an başsız kalmasından yararlanan Vali hapishanelerdeki eşkiya ve katilleri çıkarıp silahlandırdı. Ayrıca İstanbul hükümetiyle de temas halinde olan Vali, oradan aldığı emirleri yerine getirmekten bir an geri durmuyordu. Vali Cemal Bey, Konya’yı kontrol altında tutan İtalyanları da milli harekete karşı kışkırtıyordu.

Durumun tehlikesini sezen Mustafa Kemal Paşa, Heyeti Temsiliye adına Albay Refet'i Konya'ya, durumu düzeltmek üzere gönderdi. Halkın da aleyhinde olduğunu gören Vali İstanbul’a kaçtı. Bu suretle Konya, Heyeti Temsiliye tarafından kazanılmış oldu.




4. İkinci Bozkır Ayaklanması / 20 Ekim-4 Kasım 1919

Durumu ilerisi için çok tehlikeli gören Heyeti Temsiliye, Yarbay Arifi (Karakeçili) bu bölgeye gönderdi. Bunun üzerine İstanbul hükümetinin adamı ve İngiliz dostu olan Zeynel Abidin, Yarbay Arifin kuvvetlerine karşı koymak üzere yanına topladığı 200 kadar silahlı adamıyla birlikte 20 Ekim 1919'da tekrar Bozkır’a girdi. Uzun süren çarpışmalardan sonra Yarbay Arif bölgeye hakim oldu ise de asilerin elebaşıları kaçıp dağlara saklandı.
__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.