Tekil Mesaj gösterimi
Eski 26.10.15, 01:05   #1
Suzim
Müdavim

Suzim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 1199
Mesajlar: 6,725
Ettiği Teşekkür: 15582
Aldığı Teşekkür: 21872
Rep Derecesi : Suzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Misçilik - Miskçilik - Parfüm

Misçilik - Miskçilik - Parfüm








Bu yazımızda ‘güzel kokulu, mis gibi’, ‘tertemiz’, ‘mis gibi örtü’, ‘mis gibi iş buldu’ deyimlerine de konu olan misçiliği anlatacağız.


Sözlüklere göre ‘mis’, güzel koku, tertemiz demek. Misçilik, diğer adıyla esansçılık ise, üstten iki kapaklı dört tarafı cam bir ahşap kutu içinde, küçük şişelerde esans satma işidir.
  • Kokunun Tarihi
Koku kullanımı insanlık tarihi kadar eskiye dayanmaktadır.Menşeinin ise Mezopotamya, Mısır ve Çin olduğu yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkmıştır. Mezarlarda bulunan esans şişeleri
bunun kanıtıdır. 5000 yıl önce Mısırlıların ölülerini mumyalarken kokulu yağlar ve çeşitli kokulu kremleri kullandıklarını , ölülerini gömerken yanlarına koydukları koku şişelerinin kazılarda ortaya çıkmasından bilmekteyiz. yanlarına koydukları yapılan kazılardan bilmekteyiz. Yine kaynaklardan Mısırlılar’ın, günlük yaşamlarında kyphi adını verdikleri, şarap, pirinç, mersin çiçeği, safran, katır tırnağı, bal ve ardıç özlerinden oluşan bir karışımı kullandıklarını öğreniyoruz.

11.yy.da yaşayan İbn-i Sina’nın damıtma yoluyla gül suyunu ve asıl önemlisi de koku verici esansiyel yağı çıkarması, batıdaki konuyla ilgili araştırmaları da tetiklemiştir. Haçlı seferleri ve doğuyla yapılan ticaret sonrasında doğudan batıya, koku kullanımı yaygınlaşmıştır.





Parfüm ise Latince per-fume dumandan çıkan anlamındaki sözcükten gelmedir. Ancak modern esans 14.yy.da Macarlar tarafından bulunmuştur. Saraylardaki asilzadeler ve zenginler arasında büyük rağbet gören koku kullanımı, bir bakıma esans ticaretinin ve üretiminin temelini oluşturmuştur. Avrupa’nın birçok yerinde doğudan getirilen güzel kokulu çiçek ve bitkilerin ekiminin hızla hızla yayılması ile birlikte bu bitkilerden elde edilen hoş kokulu uçucu yağların parfüm sektöründe kullanımı ile özellikle Fransa parfüm üretiminin dünyadaki merkezi konumuna gelmiştir. Daha sonraları Fransa parfüm üretiminin dünyadaki merkezi konumuna gelmiştir. Ortaçağ’da Avrupa’nın birçok ülkesinde, tuvalette temizlenme ve yıkanma kültürü olmadığından, pis kokuları bastırmak için parfüm kullanımı hızla yayılmıştır.

Ülkemizde uçucu yağ üretimi 19.yy.da başlamış ve gül deyince aklımıza gelen Isparta ilimizde güllerden elde edilen gül yağı, sabun ve kozmetik sektöründe kullanılmaktadır. Ayrıca Isparta gül yağı kalitesi ile dünyada aranan ürün olma özelliği taşımaktadır.
  • Benim yavrum misler gibi
Her anne çocuğunu mutlaka güzel kokulu sabunlarla yıkamak istemişdir. Güzel kokulu sabun olmasa da banyodan sonra her anne “benim yavrum misler gibi kokuyor” diye çocuğunu öpüp koklamaz mı?

Koku, duygu dünyamızı etkileyen en önemli öğelerdendir. Örneğin yağmur sonrası duyulan toprak kokusu, yeni açmış çiçek kokusu, ot, yaprak ve yeşillik kokusu, bu kokular içimize, huzur, mutluluk ve rahatlık duygusu verirler. Yıkanan çamaşırlardaki temizlik kokusunu duymayanımız yoktur sanırım.

Kokan bir şeyi burnumuza götürür, iyi olup olmadığını koklayarak anlarız. Kötü kokuyorsa burnumuzu elimizle sıkıp kapatırız. Daha kötü kokularda ise “burnumun direği kırıldı” diye yakınırız. Güzel kokuyu ise ciğerlerimizin en ücra köşesine kadar çekip “mis gibi kokuyor” deriz. Her ne kadar kokuyu burnumuzla alıyor isek de uzmanlara göre gerçekte bu işlem, sinirler vasıtasıyla beyinde oluşmaktadır.

Kokunun etrafa yayılması ise ortamın ısısına bağlı olarak artar veya azalır. Yüksek sıcaklıkta buharlaşma daha çok olacağından kokunun etrafa yayılması da o kadar hızlı ve yoğun olacaktır.

Dokuz yaşındayken aşırı burun kanamam vardı. Her sabah uyandığımda yastığım kan içindeydi. Gaziantep’te götürüldüğüm kulak burun boğaz doktoru, anneme “bu çocuğun burun sinirlerini yakarsam kanama durur ancak bir daha koku almaz” demiş. Annem de çaresiz kabul etmiş. Bu tür rahatsızlıklardaki tedavi şekli o zaman böyleydi sanırım. Şimdi ben ne yazık ki iyi veya kötü hiçbir kokuyu alamam.
  • Sanki mücevher sandığı





Eskiden onlara sık sık rastlardık. Şimdi sayıları o kadar azaldı ki… Kim bilir yarın hiç göremeyeceğiz belki de. Çocuklarımız bir yerde adına rastlayıp merak edecekler. Koşup gelecekler. “Misçilik nedir ?” diye soracaklar bizlere. İçimizi buruk duygular kaplayacak. Tanıdığımız ilk misçiyi anımsayacağız.

Genellikle köy kahvelerinde, kasaba ve şehirlerin pazar yerlerinde, cami yakınlarında, özellikle namaz vaktine yakın rastlardık onlara. Esanslarının iyi olduğunu anlatmak için bedava esans koklatırlardı.

Esans sandıkları ise sağlam ağaçtan yapılırdı. Yüksekliği 17 cm. derinliği de 24 cm. olup boyu ise 38 cm.dir. Tutamağı kutunun üstünde olup iki kapağın tam ortasındadır. Kapakların menteşeleri ortadaki tutamağın yanlarındadır. Kuşların kanatları gibi kapaklar yanlardan yukarıya doğru açılırlar.

Küçücük esans sandıklarının tertemiz camları güneş ışığında parlayarak göz kamaştırırdı. Sandıkları onlar için sanki mücevher kutularıydı. Bunu müşteriye de hissettirirlerdi. Sık sık ellerindeki bezle sandıklarının camlarını silerlerdi.
__________________
''Türkiye, Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...''
Suzim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Suzim'in Mesajına Teşekkür Etti