Tekil Mesaj gösterimi
Eski 26.10.15, 02:04   #1
alkanaga
Uzman Üye

alkanaga - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2015
Konular: 102
Mesajlar: 1,698
Ettiği Teşekkür: 4231
Aldığı Teşekkür: 6221
Rep Derecesi : alkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Anadolu'da Büyük Oyun




Günümüzde Kürtleri Perslere, Araplara, Asurlara, Urartulara vs.. pek çok medeniyete bağlama çabaları var. Bu çabalara batı'da büyük destek vermektedir. Acaba neden?

Rus’lar 1800’li yılların ikinci yarısında sıcak denizlere inme yollarını ararken, Kafkaslar üzerinden basra körfezine de inmeyi düşünmüşlerdir. Zira 1865 yılındaki Paris Antlaşması ile boğazlar üzerinden Akdenize inme umutlarını büyük ölçüde kaybetmişlerdir. Bu amaçla hem anadolu’da kendilerine bir geçit yaratmak, hemde Osmanlı’yı karıştıracak ayaklanmalar çıkarmak adına Ermeni ve Kürtleri kışkırtmışlardır. Ayrıca Kürtler arasında, 1840"lardan itibaren bazı isyanlar Kürtlükle alakalı değildir. Kürt tarihinde önemli bir yere sahip olan Bedirhan ailesine, bu isyanlardaki öncü rolü sebebiyle hâlâ pek çok Kürt milliyetçisi tarafından efsanevi anlam yüklenir. Halbuki, ne Bedirhan ailesinin isyanlarında ne de o dönemdeki diğer Kürt kalkışmalarının herhangi birinde milliyetçi motif yoktur. Tanzimat dönemine tepki olarak gelişmiş hareketlerdi. Osmanlı, Tanzimat"la birlikte, daha önce geniş bir otonomi verdiği bölgeleri merkeze sıkı biçimde bağlamaya çalışıyordu ayaklanmalar buna karşıydı.

Kürtler üzerine yaptıkları çalışmalar özellikle Kürt olarak bölge insanlarını ayrıştırmak üzerinedir. Bu amaçla Rus’lar 1860 yılında St. Petersburg’da, St. Petersburg Üniversitesinde ilk defa Kürdoloji diye bir bölüm kurdular. Burada yetişen pek çok adamı da Konsolos veya başka görevlerle, Doğu Anadolu şehirlerine gönderdiler (Örneğin; Jaba, B. Nikitine, V. Minorsky vs..). Günümüzde de dahil bütün Kürtçülük- Bölücülük faaliyetlerinin temeli bu adamların çalışmalarına dayandırılmıştır.

General Maslofsky bu niyetlerini sonradan yazmış olduğu “ Umumi Harpte Kafkas Cephesi” Eserinde şöyle anlatmış:
“Ruslar'ın bu uğurdaki gerçek niyet ve ülküleri; Fırat boylarında Rus Kazakları ve Mujikleri'ni yerleştirmek, yani buraları da Kırım ülkesi, Kuban boyları ve Karadeniz'in doğusu gibi Ruslaştırarak İskenderun ve Basra Körfezi'ne inmekti."

Rusya’nın 19.yy’in sonu ile 20.yy’ın başında Kürtlere sıcak denizlere inme ve Anadolu’da etnikl kimlikler yaratma çabalarına karşı izlediği siyasi anlayışın temel nedenlerinin anlaşılmasında General Mayewski’nin raporları da önemli bilgiler aktarmaktadır. General Mayewski’nin hazırladığı Kürt raporlarında geçen tarihi bilgiler, aynı zamanda Rusya’nın da Kürdistan’da yüzyıllara yayılan siyasal güçsüzlüğün, toplumsal sefaletin ve huzursuzluğun oluşmasında pay sahibi olduğu daha net ortaya çıkmaktadır. Gerçekte Rus’ların uydurduğu ve Batılı devletlerinde destek verdiği Kürt araştırmalarından başka Kürtlerle ilgili tek gerçek kaynak “Şerefname”’dir. Orijinal bir kaynaktır ve batılıların ve Rusların zorlama tezleri gibi Kürtleri farklı bir ırk ve medeniyete bağlama çalışmaları yoktur.

Şerefname Kürt sülalelerinin ayrıntılı bir tarihçesidir ve Şeref Han tarafından 1597 tarihinde Farsça olarak kaleme alınmıştır. Kürt tarihine ilişkin en önemli özgün bir kaynaktır. Şerefname, Yavuz Sultan Selim’in Kızılbaş Türkmenleri ve Safevileri Çaldıran Savaşının ardından Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’dan kovduktan sonra bu bölgedeki Türkmen kabilelerini temizlemek için buraya Şafii Müslüman topluluklarını tımar ve zeametle düzenli olarak yerleştirme çabalarının sürdüğü bir dönemde, yani 16. yüzyılda yazılmış bir metindir. Şerefnameye göre,Kürtler OĞUZ HAN soyundan olup, İslam’dan önce onlara tâbi idiler.

“ OĞUZLAR, İSLÂM dinine girmek için BOĞDUZ diye Kürt kökenli bir elçi gönderirler. Çok çirkin biri olan elçiyi Peygamber (herhalde saygısızlığından dolayı) lânetler, ve soyunun dağılmasını söyler. Kürtler bu dağılmanın sonucu darmadağınık bir toplum olarak ortaya çıkar... “

Türkistan Hükümdarı, efsanevi hükümdar Oğuz Han soyundan gelen Buğduz’un (Oğuz Han Destanı’nda adı geçen bir Türk Beyidir) Kürt kökenli olması, başka bir ifadeyle Kürtlerin Türkistan kökenli olması altı çizilecek bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır.

“Burada 8Doğu vilayetlerinde) var olmalarının sebebi, Kızılbaş Türkmenlerin, Akkoyunluların, Karakoyunluların ve Safevilerin buradan uzaklaştırılması olduğu için, Şafii Müslüman kimlikleri ve Şafii Arap kimlikleri ön plana çıkarılmıştır (Şerefhan).”

13. yüzyılda İbni Haldun Malatya’yı, Maraş’ı, Marre’yi Ermeni vilayeti olarak saymakta; El Cezire, Diyarbakır, Rakka, Harran, Suruç, Nusaybin, Amed gibi bölgeleri sayarken ise bunların hiçbirinde Kürtlerden bahsetmemektedir.

Kürt sözcüğü, bu bölgede göçer çoban kabileleri ifade eder. Arapça “Ekrad” sözcüğünden gelir. Bu veriler yorumlandığında, Kürt toplumsal yapısının farklı etniler, farklı statü ve sınıflar şeklinde bir araya gelişini anlamlandırabiliriz

Kurmançi olgusu Şerefhan’dan sonra, yani Osmanlı’nın Kızılbaşları buradan çıkarmasından sonra ortaya çıkmıştır. Keza Karakoyunlu Beyliği içinde yer alan Musul bölgesindeki bazı Kürt kabileleri ile Karakoyunlular buraya yani doğu vilayetlerine yerleşmiştir. Bu Kürt kabileleri de İlhanlıların önünden kaçan Bayat boyları ile gelen kabilelerdir. Burada da dil, 18. yüzyılda geçen Sorani olmuştur. Ve bu anlamda Kurmancilar Soranlar birbirleri ile anlaşamamaktadırlar.

İngiliz Marksist tarihçi ve yazar Eric Hobsbawm bakın ne demiştir.: “Tarih de milliyetçi, etnik, şeriatçı ideolojilerin hammaddesidir. Geçmiş bu ideolojilerin belki de asıl öğesidir. Eğer amaca uygun bir geçmiş yoksa her zaman yeniden icat edilmelidir.”

Maalesef bugün Kürt dediğimiz İnsanlara da bu yapıldı ve Uydurma belgeler, zorlamalarla bir tarih yazılmaya çalışıldı.
Bakın bizim tarihçilerimiz ne diyor bu konuda; Prof. Dr. M. Fahrettin KIRZIOĞLU, Kürtlerin Türklüğü isimli kitabının değişik yerlerinde şöyle yazıyor: “Bizim araştırmalarımıza göre, M. Ö 7. Yüzyılda Orta Asya'nın doğusuna hâkim Hunlar (Hiyung - nu) kolundan gelip, Tanrıdağlar bölgesine yerleşerek burada Karluk ve Abdal/Haptal (Heptalit) adıyla tanınan Oğuzlara karşılık; Saka (İskit) birliği içindeki Oğuzların karlı-dağ/yaylak bölgelerinde yaşayanlarına, Kürt ve bunun benzeri adlar verilmiştir. Yani, Karluk/Abdal urukları, Hunlar kolundan olup; Kürtler ise, Sakalar (İskitler) topluluğundaki yüce dağlar bölgesinde yaşayan Oğuzlardandır.”

Dr. Mahmut RİŞVANOĞLU, şöyle yazıyor: “İranlıların 300 yıllık sosyo-kültürel tesirlerinin izlerini göremeyen ve görmek istemeyen, gerçek bir tarih ve dil bilgisinden yoksun Türk-İslâm düşmanı emperyalist güçlerin piyonu haline gelmiş bazı kimseler, temelsiz yayınları ve propagandaları ile Oğuz-Kürt'lerin İranî bir dil konuştuklarını (söyleyerek), bu yönden de Kürtleri ari bir ırk olarak görmeye çalışırlar. İlk bakışta Acemceyi andırır gibi görünen bu dil hakkında Türk düşmanı Rus akademisyeni V. MİNORSKY bile, Kürtçe menşe'de Farsçadan ayrıdır, demek zorunda kalmıştır. Yine devamla, Garbî Farsça ile Şarkî İranca arasında da farklılık arzetmektedir. Bu karışıklık ve bugünkü lisanlarında birbirine yabancı unsurlar bulunmasına rağmen umumi heyetiyle Kürtçe Farsça'dan tamamen ayrı bir mahiyet göstermektedir, diye söylemektedir.”

Ziya GÖKALP; “Kürtleri Sevmeyen Bir Türk Varsa Türk Değildir, Türkleri Sevmeyen Bir Kürt Varsa Kürt Değildir” demiştir.

Asıl amaç Türk ve Kürt meselesi değil Anadoluda yaşayan insanları etnik köklere bölmek, “sen Türk değilsin” ayrısın demek ve bunu insanlara böyle ezberletmektir. Batı bu bölgede gelişmiş, kuvvetli bir Türkiye istememekte ve Ülkemizi böyle vesileler ile her an uğraştırmaktadır...


Kaynaklar

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Kürt Kim’liği, İleri yayınları, 1. Baskı, 2006

Yeğin ,Şerefname, Nubihar yayınları, İstanbul, 2000

Ali Haydar Koç, Kürdistan, Rusya ve Osmanlı Devleti


http://www.ulkucudunya.com/index.php…


BR KRT HALKI YOK MU?
__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur. Alkanaga
alkanaga isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
alkanaga'in Mesajına Teşekkür Etti