Tekil Mesaj gösterimi
Eski 29.10.15, 22:04   #1
alkanaga
Uzman Üye

alkanaga - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2015
Konular: 102
Mesajlar: 1,698
Ettiği Teşekkür: 4231
Aldığı Teşekkür: 6221
Rep Derecesi : alkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardıralkanaga şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Eski Türklerde Kadın...

Buyrun eski Türklerde kadın nasılmış...



Kadınlar, eşlerimiz, annelerimiz, bacılarımız, arkadaşlarımız. İyi ki varlar. Biz erkeklerin minnet duymamız gerektiği kişiler onlar. Bizim toplumumuzda kime sorsanız “kadın başımızın tacı” , “cennet annelerin ayakları altında” vs gibi sözlerle kadını yüceltir ama gerçek hayatta acaba böyle mi? Kadına ne kadar değer veriyoruz?

Maalesef hemen her aman duyabileceğimiz kadına karşı şiddet haberleri, ...kadın istismarları, negatif ayrımcılık gibi pek çok kadına yönelik mesele var ülkemizde. “ Kızını dövmeyen dizini döver” veya “ kadının sırtından sopayı karnından sıpayı eksik bırakmayacaksın” gibi veciz deyişlerle tanımlanan dengesiz ve çarpık inançlar var. Özellikle de aile içi şiddet tam bir Tabu’dur. Örneğin ülkemizde bazı yapılan araştırmalarda görülmüş ki, erkeğin gerektiğinde karısı dövmesi benimsenmiş. Yine ülkemiz %58 oranıyla Bangladeş, Etiyopya gibi ülkeleri geride bırakabilmiştir.

İnsan insandır. Birbirini seven insan şiddet gösterebilir mi? İnsanlığın yarısı sevgi ise yarısı tahammül yani sabırdır. Şiddet, boyun eğildiği miktarda kader olur.

Tarihimize baktığımızda İslam öncesi dönemde Türk kadını o günün koşullarında özgür ve erkekle eşittir. Eski Türklerde ev yalnız kocanın malı olmayıp, kadın ve erkeğin ortak malıdır. Dinsel inançlar kadını kutsal kabul etmiştir. Türk kadını ata biner, ok atar, gerektiğinde savaşırdı.
İslamiyet’in kabulünden sonra, kadının toplumsal konumu koklu bir bicimde değişmiştir. İslami hukukun getirmiş olduğu hükümler, bazı yorumlamalar ile kadının kamusal yasamdaki alanını sınırlandırmıştır. Kadın aile ve ev hayatının içinde sıkışıp kalmıştır. İslami hükümlere göre, esin rızasına dayanan çok esle evlilik olgusu, erkeğin bu rızayı atlamasıyla pratik yasamın bir parçası haline gelmiştir. Dolaysıyla kadından beklenen en büyük erdem, itaat ve boyun eğme olmuştur. Osmanlıda kadın Latif’tir. Büyüklerin veya eşinin yanında yüksek sesle konuşamaz. Çocuk ve ev işleri ile ilgilenir, ev de bile yürürken ayak seslerinin duyulmaması için zarif ve sessiz hareket eder, mutluluğunu ve hüznünü oyalara, dantellere işler.
Osmanlı Sarayındaysa Harem’inin içindeki kadınlar, İmparatorluğun her devrinde sayıları yüzlerle anılacak kadar çoktur. Her ne kadar İslami şeriatta dört kadından fazlasına izin vermemişse de, köleler hakkındaki yorum ve hükümler sayesinde bir sürü cariyenin alınıp satılmasına kimse ses çıkarmamıştır. Haremde çoğunluğu oluşturanlar daima cariyelerdi. Bunlar padişahın kölesi sayılırlar ve malı olarak değerlendirilirlerdi. Duraklama ve gerileme devrinde savaş ganimetleri yetersiz olmaya başlayınca, cariye bulmakta da güçlük çekildiğinden, esir pazarlarından da satın alınmıştır. Osmanlı tarihçisi Âşık Paşazâde, İstanbul, Bursa ve Edirne'de çok büyük Esir haneler ve esir pazarları olduğundan bahsetmiştir.

Türk kadını Cumhuriyetle beraber seçme ve seçilme hakkını almıştır. Böylelikle kamusal alanda varolma bilincini taşıyan Türk kadını, modernleşen devletin hizmetinde çok daha rahat çalışmaya başlayabilmiştir. Yine de günümüzde kadınlarımızın 6’da 1’i okuma yazma bilmemektedir. Bazı yörelerimizde de hala ağırlıklı olarak kız çocukları okula gönderilmemektedir. Geçen kızılaydayım, yerlere bakmaktan ar duydum zira kadın istismarı sayılabilecek küçük afişler ve kartvizitler yerlere saçılmıştı. Kadın, hep cinsel obje olarak görüldü erkek tarafından, toplumsal kimliğinin üstü örtüldü, zira heva ve heveslerimizin simgesiydi, bu yüzden bu da sömürüldü.

Yazımın başında demiştim ya hani, “kadın başımızın tacı” diyorduk. Başımıza taç olan bu haldeyse, bizler ne haldeyiz? Gerçek Müslüman tüm damgalamalardan beridir. Şu cu bu cu diye tarafı olmaz zira o her taraftır. Kadını da erkeği de, aileyi de, insanı da, insanlığı da içine alır.
__________________
Sevmekten asla vazgeçmeyin. Sevgisiz bir hayat amaçsız, anlamsız olur. Alkanaga
alkanaga isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
9 Üyemiz alkanaga'in Mesajına Teşekkür Etti.