Tekil Mesaj gösterimi
Eski 30.10.15, 16:29   #3
Canan
Çiçekci kız

Canan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2011
Konular: 5418
Mesajlar: 24,445
Ettiği Teşekkür: 97377
Aldığı Teşekkür: 135788
Rep Derecesi : Canan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Osmanlı'nın En Meşhur Divan Edebiyatı Şairlerinden | Nedim




Eserleri ve şiir anlayışı


Günümüzde Osmanlı Divan Edebiyatının en önemli şairlerinden biri olarak görülse de bu algı ancak yakın zamanda oluşmuş ve sağlığında iken Nedîm o kadar büyük takdir görmemiştir. Örneğin "Reîs-i Şâirân" (رئيس شاعران) (şairler reîsi) unvanı; III. Ahmet tarafından ona değil, şimdilerde daha az bilinen Osmanzâde Tâib'e verilmişti. Yaşadığı dönemde kendisinden daha meşhur olan başka şairler de vardı. Bu tanınmamışlık ile eserlerinde kullandığı ve kendi zamanında oldukça alışılmadık olan üslûbu arasında bir bağlantısı olabilir.

Gerek kaside'lerinde, gerekse tebrik ve kutlama amaçlı yazdığı şiirlerinde çağdaşı Divan şiirlerinde gözüken kalıp, imge ve kelime haznesini tekrarlayan Nedîm; şarkı ve gazellerinde ise hem dil hem de içerik bakımından yenilikçi bir yola girmiş görünüyor.

Nedîm'in içerikçe en bariz yeniliği İstanbul kentini şiirlerinde açılışta (matla) kullanmasıdır. Bu mesela İstanbul'u vasıf zımnında Damad İbrahim Paşa'ya kasîdesinin matla beytinde görülür:

Bu şehr-i Sıtanbûl ki bî-misl-ü behâdırBir sengine yekpâre Acem mülkü fedâdırBu İstanbul şehri ki misli benzeri yokturBir taşına bütün Acem mülkü fedadır

Üstelik önceki şairler soyut ifadeleri çokça yüceltmesine rağmen, Nedîm ise şarkılarında somut ifadeler kullanmaktan ve hattâ döneminin mekân, moda ve kıyafetlerine temas etmekten geri kalmaz:

Sürmeli gözlü güzel yüzlü gazâlân andaZer kemerli beli hancerli cüvânân andaBâ-husûs aradığım serv-i hırâmân andaNice akmaya gönül su gibi Sa'd-âbâd'aSürmeli gözlü güzel yüzlü gazeller ondaAltın kemerli beli hançerli civanlar ondaHassaten aradığım salınıp giden selvi boylular ondaNiçin akmaya gönül su gibi Sa'd-âbâd'a (Kâğıthane)

Şiirlerinde genellikle zevk ve aşkı işleyen şair, devlet büyüklerine kasideler sundu. Aşk ve şarap kavramlarının sık sık geçtiği gazeller yazdı. Çağının bütün yaşantısı, bayramlar, helva sohbetleri, şehzadelerin doğuşu, düğünler, güzel yapılar onu etkiliyor, bu olaylar hiç değilse bir "tarih düşürmesine" vesile oluyordu.

Mahallîleşme akımının öncülerindendir. Divan edebiyatındaki soyut sevgili ve mekânlar, Nedim'in şiirlerinde somuta dönüşür. Yani sevgilisi beşeri aşkı anlatır ve de gerçektir. Zevk, eğlence, içki şiirlerinin temelini oluşturmuştur. Soğuk ve yapmacı anlatımdan kaçınmış, anlatmak istediklerini içten bir şekilde şiirlerine dökmüştür. Bunları da daha çok gazelleriyle anlatmıştır.
Büyük şair, divan şiirinin katı kurallarına herkes gibi uysa da, bazı yenilikler yapmaktan geri durmamıştır. Bazı eserlerinde aruz yerine hece ölçüsü kullanmıştır.
Vikipedi


Ünlü İstanbul Kasidesi

Bu şehri Stanbûl ki bî-misl ü bahâdır
Bir sengine yekpare Acem mülkü fedadır.
Bir gevher-i yekpare iki bahr arasında
Hurşîd-i cihan-tâb ile tartılsa sezadır.

****

Altında mı üstünde midir cennet-i âlâ
Elhâk bu ne halet bu ne hoş ab u hevâdır.
Her bağçesi bir çemenistan-ı letafet
Her gûşesi bir meclis-i pür-feyz ü âlâdır.

****

İnsaf değildir anı dünyaya değişmek
Gülzarların cennete teşbih hatâdır.
Herkes irüşür anda muradına anınçün
Dergâhları melce-i erbab-ı recâdır.

****

Kâlây-ı maarif satılur sûklarında
Bazar-ı hüner mâden-i ilm ü ulemadır.
Camilerinin her biri bir kûh-i tecelli
Ebrû-yı melek anlara mihrâb-ı duadır.

****

Mescidlerinin her biri bir lücce-i envâr
Kandilleri meh gibi lebriz-i ziyadır.
Hep halkının etvârı pesendtde vü makbul
Derler ki biraz dilber-i bî-mihr ü vefadır.

****

Şimdi yapılan âlem-i nev-resm-i safanın
Evsafı hele başka kitap olsa sezadır.
Nâmı gibi olmuşdur o hem sâ'd,hem âbâd
İstanbul'a sermâye-i fahr olsa revadır.

****

Kühsârları, bağları kasrları hep
Güya ki bütün şevk u tarab zevk u safadır.
İstanbul'un evsafını mümkün mü beyan hiç
Maksûd hemen Sadr-ı kerem-kâre senadır.

****

Ey Sadrı cihan-bân ede Hak devletin efzûn
Kim devletin erbab-ı dile lûtf-ı Hudâdır.
Ezcümle Nedîmâ kulun ey âsâf-ı devrân
Müstağrek-i lûtf u kerem ü cûd u atadır.


oooooooooooooo

Bugünkü Türkçe ile:

Bu İstanbul şehri eşsiz değerdedir, baha biçilmez,
Bir taşına bütün bir İran ülkesi feda olsun.
İki deniz arasında tek bir elmas parçasıdır, dünyayı aydınlatan güneşle tartılsa (aynı kefeye konsa) lâyıktır.

****
Cennet-i Alâ altında mı, üstünde mi (bilmiyorum). Elhak bu ne güzel durum, ne güzel su, ne hoş havadır.
Her bahçesi bir güzellik çimenliğidir, her köşesi bir coşku ve eğlence toplantısıdır.
Onu dünyaya değişmek insaflı bir şey olmaz.

****
Gül bahçelerini cennete benzetmek de yanlış olur. Orada herkes muradına erer.
Onun için bütün kapıları dilek sahiplerinin sığınağıdır. Çarşılarında bilgi ve kültür kumaşları satılır.

****

O bir hüner pazarı, ilim ve alimler ocağıdır. Camilerinin her biri bir kûh-ı tecelli (Allah'ın kendini gösterdiği Tûr dağı gibi bir dağ) dir.
Onlardaki dua mihrapları meleklerin kaşı gibidir. Mescitlerinin her biri, bir nur deryasıdır.

****

Kandilleri dolunay gibi ağzına kadar ışıkla doludur. Halkının tavırları hoş ve zariftir, ama derler ki dilberleri (güzelleri) biraz vefasızdır.
Şimdilerde yapılan eğlence âlemlerini anlatmak için başlı başına bir kitap yazılsa yeridir. O, adı gibi (Sadâbad) hem kutlu, hem mamur olmuştur.

****

İstanbul için bir övünç sermayesi olsa yeridir.Dağları, bağları, kasırları hep, yalnız coşku, neşe, zevk ve eğlence doludur.
İstanbul'un niteliklerini anlatmak hiç mümkün mü?
Maksad, asil, cömert sadrazamı övmektir. Ey cihanın koruyucusu, Allah mutluluğunu arttırsın.

****

Senin devletin (yönetimin) gönül ehline Tanrı'nın bir lûtfudur.
Ey bu devrin en değerli sadrazamı, gönül sahipleri arasında özellikle Nedim kulun cömertliğine, armağanlarına boğuldu.
Kaynak

oooooooooooo


__________________


Canan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Canan'in Mesajına Teşekkür Etti.