Konu: Melamilik
Tekil Mesaj gösterimi
Eski 01.11.15, 12:54   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21541
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Melamilik



01.11.2015

MELAMİLİK



Melamilik nedir? Ne değildir?

Buna girmeden önce, İslam genel anlayışı ve Kur'an hükümlerine göre bir iki şeyi ifade etmek isterim. İslam bölünmeyi, fırkalara, kamplara, fasıllara bölünmeyi yasak ediyor.. İslam anlayışında, Tanrı'ya yakın olmak İslam'da Tevhid=birlik, yakarış ve kullukta Takva iledir. İslam anlayışına göre kul, kulluğunu yaratıcısına yapacak, dua tazim ve taat edecek karşılığının ne olduğunu ise sadece Tanrı bilecek, imam, hoca, tarikat şeyhi, merdiven altı dinciler değil!


İslam anlayışında, Takva'dan doğan sevaplar ile merdiven altı hocalar cennetten Huri dağıtmayacak, Huri olacaklara Nuri pazarlamayacak. Cennet de parsellenmiş mekanlar dağıtmayacak, İslam anlayışına göre azizlik yok, Şeyh ve mürid yok, kul var yaratan var. Saçı sakalı, urbayı kutsamak yok, kişileri, mezarlarını kutsamak yok.

Bu genel anlayış var iken İslam Peygamberinin ölümü ile bölünmeler ve hilafet kavgaları başlamış, iş mezhep, tarikat, cemaat gibi bölünmeler ve sürtüşmeler ve savaşlar ile günümüze kadar gelmiştir. İslam dünyasının 1.5 milyar insanı, işte bu sebeplerle iflah olmuyor, mesut bahtiyar olmuyor, Hırıstiyan aleminin 3,5 milyar insanı bir eli yağda bir eli balda iken 1,5 milyar Müslüman aleminin kaymağını, nemasını, gelirini İslam ağaları, şeyhleri, kralları yiyor..

İslam Peygamberi ölümünden sonra hangi kavim ne istiyordu? İslam tarihinde bazı isimlerden yeri geldiğinde çokca söz edilir.. Peygamber ölümünden sonra bölünmüş fırkalar birbirleri ile savaş halinde idi. Şia, Havariç, Emevilik ve Abbasilik davası vardı. Şia ilk üç halifeye ta'n ediyordu, Havariç, Hz.Osman, Hz, Ali diyor, Amr b. As ve Muaviye b. Ebu Sufyan'ı tekfir ediyordu. Şia hilafeti Hz. Ali ve evladına münasip görüyordu, Havariç ehil ve adil olan herhangi bir Müslümanın halife olmasını istiyordu, Abbasiler Abbasın çocuklarının hilafetini, Emeviler ise hilafetin Kureyş'ten olması gerektiğini savunuyordu. Hilafet kavgaları ile başlayan sülale anlaşmazlıkları, sonradan İslam anlayışında Kur'an hükmünden sapmalara varıncaya dek çeşitli mezhep ve tarikatlara bölündü, tarih süreci içinde Ahmediye, cehdiye, cahiliye, Karamıta, Kadirilik, Kübreviyye, Cihadiye, Kalenderiyye, Karmetiler, Kazarunniyye, Kemalliye, Kerramiyye, Mevlevilik, Batinilik ve daha yüzlerce sayabileceğimiz tarikat çeşitleri ve Melamilik:

Melamilik; dış görünüşü itibarı ile tasavvufa karşı çıkar görünmekle birlikte kendiside tıpkı diğer ehli sünnet tabir edilenlerin mensubu olduğu oluşumlar gibi bir tasavvuf tarikatıdır. Horasan'da kurulmuştur. Türk damgasını taşıyan bir tarikattir. Sünni Müslüman Türkler tarafından oluşturulmakla birlikte Alevilerin, Bektaşilerin içinde bile Melamilik anlayışının etkisi görülür.

9. yy Horasan'da oluştuğu için Horasaniyye olarakda bilinir. Arapça "Melamet" sözcüğü "azarlamak" kınamak anlamına gelir. Melamete uğramış olana ayıplanmış insan denir. Hor görülen anlamına geldiği de bilinir. Tarikatın temeli de zaten budur. Çünkü Melamiler kendilerini hor görürler, kınarlar. Çünkü ikiyüzlülük ve büyüklük taslamaların yok edilmesi ancak bu yol ve yöntem ile giderileceğine inanılır.

Melamiler temel ilkelerini Tanrı'nın kutsal kitabı Kur'an V. süreye yani Maide suresine, surenin 54 ayetine dayandırırlar. Maide suresinden bu ayeti alarak ki, "Tanrı bu ayetle; "benim yolumda savaşacak olan kavim, kınayanın kınamasından korkmayacak" buyurduğu için onlar da kendi kendilerini kınarlar. Küçültürler, böylece Tanrı'nın sevdiği insan olduğuna inanırlar.

Melamilik de uzun uzadıya merasim seramonileri yoktur. Melamilikte derece, rütbe yoktur, özel giysi yoktur, tekkeleri tören yerleri yoktur, her yer, her bucak Tanrı'nın bir köşesi değil mi? İnancı vardır!

Melami olmak isteyen, bir yol göstericinin önüne gelir. Murşit özel bir yer seçmeden nerede olursa olsun sorar; Ne istiyorsun? Yanıt şu olacaktır: "Hakkı'ı istiyorum." Murşidin karşılığı şudur: "Madem hakk'ı istiyorsun gönlünde ondan başka ne varsa çıkar." İşte bu konuşmalardan sonra Melamiliğe aday talip Melami olmuştur.

Ne var ki bundan sonraki yaşamı boyunca gönlü ile tüm varlığı ile Tanrı'yı bekleyecektir. Kendini Tanrı'nın bir parçası sayacaktır. Fani varlığı ile küçülecek, Hakkı buluş ile yücelecektir. Melami yaşamı boyunca kendi gibilerle sohbet eder, ve şu üç ilkeyi hiç bir zaman göz ardı etmez :


1-Dünya sevgisinde faniliği, fenalığı özler.
2-Sohbette dostlukta vefa ve insanlık sevgisini baz alır.
3-Bütün dereceleri aşarak "Ma'rifet" düzeyine yükselip, sonsuza kadar orada kalmak ister. (Marifet burada Melamilikte en üst derece olsa gerek.)


Melamilik ilk kez 9.yy Nişapur kentinde görüldü. Melamiler yalın, süssüz, rütbesiz yola çıktılar. Sünnilik ve Şia yanlıları o büyük kaynaktan güç aldılar. Horasan'dan Anadolu'ya gelen Mevlana, Hacı Bektaş Veli başta olmak üzere tüm Veli'ler Melamiyyenin özü, yüzde yüz Türk nitelikli suyu ile ruhlarını yıkadıklarına inanılır..

Melamiler şeriata saygı duyarlar.. Ku'ran ayetlerini Batinilerin yaptığı gibi kendi görüşlerine göre yorumlamaz, açık olan ayetleri daha açık olarak olarak açıklamaya çalışırlar.

Melamiliğin kurucuları Ebu Hafs ul, Hamdün Kattar olarak bilinir. Saf bir tarikat olan Melamilik 12. yy sonrası Batinilik ile karışır.. Bunu izleyen zaman süreci içinde kendi içinde fıraksiyon diyebileceğimiz kollara ayrılır:

1-Melamilik

2-Bayrami Melamilik,

3-Seyyid Muhammed Nur'un Melamiliği


Burada bir ara ile, tüm tarikat ve mezheplerde de zaman süreçleri içinde bölünmeler ve fraksiyonlar görülmüştür örneğin Alevilik; Kızlbaşlık, Rafazılık, Tahtacılık vb ayrışmalar.

Melamilikte ise ayrışmalarda ortak özellik olarak; Tanrı'dan başka ne zahiri, ne de Batini keşfe keramete itibar etmemek. Tanrı zorunludur. Peygamberin ahlakına benzemeye çalışılmalıdır. Tanrı nimetlerinden pay kapma yerine pay dağıtımı gözetilmelidir. Kimsenin ayıbını görmemek, herkese iyilik yapmak gerekir düşüncesini yaşama ilke olarak katma yeğlenir. Kişi sadece kendini kınamalı, kendi kusurunu görmelidir.. İnsanlar kendilerine iyilik hissi ile övünme geldiğinde, bu zevklerini içlerinde öldürmelidir gibi inanç ritüelleri Melamiliğin ilkelerindendir.

Melamilik, 12. yy sonrası Batinilikten de esinlendi.. 15. yy dan sonra Bayrami Şeyhi Ömer Dede'nin etkisiyle eski saflığına kavuşur gibi oldu. 19.yy ortaya çıkan Seyyid Muhammed Nur, Melamiliği 7 dereceli bir tasavvuf tarikatı haline dönüştürdü. Melamiliğin bu koluna , Melamiyye-i Nuriyye denildi.


Şimdi, burada bir ara ve bir vurgu yapalım. Melamilik bir tarikat değildir anlayışı ile, Atatürk'ü Melami gibi göstermeye çalışanların yanılgı içinde olduklarını, Tekke ve zaviyeleri kaldıran, dinin iyi öğrenilip anlaşılması gereği ile Türkçe meali için çırpınan, Cumhuriyet ilkelerinin vazgeçilmez ilkelerinden biri olan laikliği getiren, İslam dindarlığını ve dinini merdiven altı din anlayışına endekslemeye çalışan güya din adamlarını, tarikatlarına, meşreplerine, mezheplerine, mensubiyetlerine bakmadan toplum içinden etkinliklerini kaldırmaya çalışan Atatürk, Melami veya başka bir tarikatın üyesi sempatizanı, mürşidi, müridi olur mu?

Tarih süreci içinde bazı anlayışlar Melamilik anlayışının bir iki öğesini mantık ve ahlaki felsefe ile beğenmiş olmalarından belki Atatürk'ü Melamilik gibi bir tarikata üye gibi görmekten kaçınmamışlardır. Ama tüm Cumhuriyet değerleri ve Atatürk'ün İslam dini ile söyledikleri tek tek incelendiğinde, Atatürk'ün Kur'an Müslümanı olduğu, herhangi bir fırkanın sempatizanı olmadığı zaten görülür..

Kaldı ki Atatürk'ün şu sözü bu konu ile ilgili çok önemlidir! Çünkü tüm tarikatlarda biraz doğma vardır! "Ben sizlere hiç doğmayı değil aklı ve bilimi miras olarak bırakıyorum."

Sonuç olarak, İslam anlayışında tarikat cemaat mezhepler Kur'an da olmamasına rağmen oluşmuş, tüm bunlar bırakın bir dinin mensubiyeti ile bağıntısını, başlı başına din de olsa Laik Cumhuriyet içinde bu anlayışlarını siyasete, ticarete, idareye, hukuka, toplumun diğer inanç hürriyetlerine dayatmadıkça, karıştırmadıkça anayasanın teminatı altında olan din ve vicdan özgürlüğünü yaşama hakları vardır bizde şahsen bunu savunur ve saygılıyızdır.

Bu yazıyı hazırlarken: Nail Bayraktar, Prof. Neş'et Çağatay, Sabri Hizmetli, Nevzat Kaya, Selahattin Sadıkoğlu, Rüştü Şardağ, Mehmet Taysi, Muammer ülker, Prof.Dr. Tahsin Yazıcı, Ağah Çubukcu verilerinden ve kaynaklarından faydalanılmıştır.



Mustafa AKTEN
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.