Konu: Merkez Sağ
Tekil Mesaj gösterimi
Eski 06.11.15, 01:56   #24
Cem1907
Uzman Üye

Cem1907 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2015
Yaş: 61
Konular: 173
Mesajlar: 3,307
Ettiği Teşekkür: 3907
Aldığı Teşekkür: 10189
Rep Derecesi : Cem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisi
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Merkez Sağ

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Aristo Mesajı göster
Yani Lenin' in Sovyetler Birliği ile Mustafa Kemal' in Türkiye'si arasında bir stratejik ortaklık söz konusuymuş!..

ABD ile Türkiye arasındaki uyduruk stratejik ortaklık ilişkisinden çok daha verimli bir ortaklıktı bu... Bu ülke yeniden yapılandırılırken tek yanlı değil, karşılıklı çıkarlar temelinde ve son derece olumlu bir ilişkiydi...

Devletçilik ilkesi!.. Neden günümüz dünyasında ''devletçilik'' senin yazdığın gibi ''çözümsüz ve havada asılı teoriler'' olsun?

Feodal Rusya, Sovyetler Birliği' ne bir devrimle dönüştüğünde şayet devletçi bir ekonomik politika izlemese ne o devasa ekonomik gelişimi sağlayabilirdi, ne 2. Dünya savaşını kazanabilirdi, ne de uzaya gidebilirdi...

Kez türkiye...

Düşün ki, Osmanlı yıkılmış, memleket dev bir enkaz... Ve yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti sefil, halk aç ve ana ekonomik unsur olan tarım çökmüş. Bunun da ötesinde en çalışan, en vatansever ve en eğitimli gençler Kurtuluş Savaşı' nda ölmüş...

Dahası, Türkiye Cumhuriyeti sersefilken bir de Osmanlı' dan kalma koskoca bir dış borç batağında...

İşte devletçi ekonomi sayesinde bu ülke inşa edildi ve bugünlere geldi.

Özel mülkiyet yani kapitalizm asla bu koşullarda dipten aldığı bir ülkeyi kalkındıramayacaktı... Çünkü onların gözü kar ve paradan başka bir şey görmez.

Devlet dev gibi bankalar, dev gibi demir-çelik fabrikaları, çimento fabrikaları, petrol rafinerileri, şeker, un, tütün gibi fabrikaları kurdu... Devlet bir yandan sanayileşirken diğer yandan tarım ve hayvancılığın da gelişebilmesi için o koşullarda halka bedava tohum, bedava hayvan verdi...

Devlet öncülüğü ve sahipliğinde kamu sektörü olarak adlandırılan banka ve tesisler devlete devamlı bir girdi sağladığı gibi, aynı zamanda dev bir istihdam da yarattı...

İşte sağ ve sığ kafalar Amerikancılıkları nedeniyle uzun yıllardır devletin yani halkın olan dev gibi bankaları, dev gibi sanayi tesislerini ve kuruluşları özel sektöre ve yabancılara satarken kalkıp devletçiliğe ve kamu sektörüne karşı çıkarak ''bugünün dünyasında şartlar böyle'' diye halk mülkiyetini özel mülkiyete tercih eden anlayışa alet olmak bence abesle iştigal etmektir... Daha da açığı emperyalizme tamamen teslim olmak ve vatanı satmak demektir.

Bu ülke kamu sektörü sayesinde kalkındı ve bugünlere geldi. Hiç bir özel girişimci/girişimciler batık bir ülkeden böylesi bir ülke yaratamazdı...

Ancak sağ denen rezil siyaset, halkın/devletin neyi varsa emperyalistlere ve yerli işbirlikçilerine nerdeyse beleşe satarken hala ''devletçi'' olmayı ''çağdışı'' sanmak tamamen abesle iştigaldir!

Ben ekonomide devletçilik ile özel sektörü kıyaslamayı bile zul sayarım...
Sana kolay gelsin o zaman.Bu durumda ortada ne kadar sektör varsa hepsi devlet hegemonyasında olsun.Bir şeyi itiraf edeyim ki;burada çok farklı bir Atatürkçülük görüyorum.Hala yıl 1920,1930!Ama sonrası yok!
__________________
Cem1907 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cem1907'in Mesajına Teşekkür Etti