Tekil Mesaj gösterimi
Eski 12.11.15, 02:03   #10
Suzim
Müdavim

Suzim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 1199
Mesajlar: 6,725
Ettiği Teşekkür: 15582
Aldığı Teşekkür: 21872
Rep Derecesi : Suzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Mimar Sinan Gezi Yolu; "Bir Payıtahttan Diğerine Yolculuk"

Mimar Sinan Gezi Yolu; "Bir Payıtahttan Diğerine Yolculuk"


Mimar Sinan...

16. Yy'dan günümüze kadar gelmeyi başarmış, her biri birer azamet ve zerafet timsali, İslam'ın ve Osmanlı'nın poltik gücünün dışa vurumu olan eserleri ile Türk mimarlık tarihinin zamana ruh üfleyen büyük ismi o. Çağdaşlarının ve günümüz mimarlarının gözünde dönüp dönüp "ders" diye okunası sırlı bir kişilik; oysa ki kendi deyimiyle tevazunun zirvesinde "El fakir-ül hakir Sinan".

Osmanlı'nın "muhteşem yüzyıl"ına tanıklık etmiş; Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, Sultan 2. Selim ve Sultan 3. Murat'a hizmet etmiş bir bilge kişilik...

Bir asıra varan ve sürekli çalışarak, üreterek geçen ömründe ( 98 yaşında vefat etmiştir...) Osmanlı'nın üç kıtaya yayılmış coğrafyasında ; 92 cami, 55 mescit, 55 medrese, 7 dar'ül kurra, 20 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa, 6 su yolu, 10 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 48 hamam ve 8 mahzenden oluşan toplam 375 yapı ile belki de kendi "muhteşem yüzyıl"ını inşaa etmiş bir "dahi"...

Koca Sinan'ın Trakya'da bıraktığı eserleri ele alan; "Mimar Sinan Gezi Yolu; Bir Payıtahttan Diğerine Yolculuk" isimli içeriğimizde, onun eserlerinin izini sürerek Büyükçekmece'den Edirne'nin Havsa ilçesine uzanan bir yolculuğa çıkacağız.

Osmanlı'nın ikinci payıtahtı, kadim şehir Edirne'nin merkezinde yer alan,"Ustalık eserim..." dediği Selimiye Külliyesi başta olmak üzere Koca Sinan'ın bu şehirdeki diğer eserlerini ise "Mimar Sinan Gezi Yolu; Edirne" isimli içeriğimizde siz değerli okuyucularımızla buluşturacağız.







Mimar Sinan Hakkında...

Türk mimarlık tarihinin en büyük isimlerinden biri olan Mimar Sinan Kayseri’nin Melikgazi ilçesine bağlı Ağırnas Köyü’nde 1490 tarihinde dünyaya gelmiştir. Asıl adı Sinaneddin Yusuf – Abdulmennan oğlu Sinan’dır. Baba adı gerçekte Abdülmennan olmayıp, Osmanlı’da din değiştirip İslam’a geçen devşirmelerin baba adları “Allah’ın kulu” manasında Abdullah, Abdurrahman ya da Abdülmennan isimlerinden biriyle ikame edilmesi sebebiyle bu isimle anılmıştır.

Daha önceleri Rumeli’den uygulanan devşirme sisteminin Anadolu yerleşimlerinden de yapılmasını emreden Yavuz Sultan Selim döneminde, 1512 yılında Hristiyan bir devşirme olarak İstanbul’a gelmiştir. Onun yörede yaşayan Hristiyan Türkler’den olduğunu ileri süren görüşler, şeceresine ulaşılabilen yakınlarından pek çoğunun isimlerinin Türkçe oluşunu dayanak göstermektedir.







Bu bilgiye en sağlam kaynak Sultan 2. Selim’in bir fermanıdır. Sultan 2. Selim Kıbrıs’ın fethinden sonra Kayseri civarından halkın Kıbrıs’a sürülmesini emretmiş; Kayseri Akdağ kadısına “Agrianos ve diğer köylerde oturan mimarlarımın başı'nın akrabalarını Kıbrıs’a sürülmek için deftere yazılmış olsalar dahi defterden çıkarınız” hükmünü yollamıştır.

İstanbul’a gelen Mimar Sinan 1512’de Yeniçeri Acemi Oğlanlar Ocağı’na yerleştirilir. Osmanlının mükemmel devşirme sistemiyle Türk kimliğini özümseyen ve kendini yetiştiren Sinan Yavuz Sultan Selim’in 1517 yılındaki İran ve Mısır seferlerine atlı sekban olarak katılır. O gittiği her yerde ilgi alanı olarak o bölgelerin mimarlık unsurlarını yakından tanıma, bilgi ve becerisini geliştirme imkanı bulur.
Bu durum Sai Mustafa Çelebi tarafından Mimar Sinan’ın ağzından kaleme alınan Tezkiretü’l Bünyan ve Tezkiretü’l Enbiye isimli eserlerde şöyle nakledilir :

" Bu değersiz kul, Sultan Selim Han'ın saltanat bahçesinin devşirmesi olup, Kayseri sancağından oğlan devşirilmesine ilk defa o zaman başlanmıştı. Acemi oğlanlar arasından sağlam karakterlilere uygulanan kurallara bağlı olarak kendi isteğimle dülgerliğe seçildim. Ustamın eli altında, tıpkı bir pergel gibi ayağım sabit olarak merkez ve çevreyi gözledim. Sonunda yine tıpkı bir pergel gibi yay çizerek, görgümü artırmak için diyarlar gezmeye istek duydum. Bir zaman padişah hizmetinde Arap ve Acem ülkelerinde gezip tozdum. Her saray kubbesinin tepesinden ve her harabe köşesinden bir şeyler kaparak bilgi, görgümü artırdım. İstanbula dönerek zamanın ileri gelenlerinin hizmetinde çalıştım ve yeniçeri olarak kapıya çıktım. "

Yavuz Sultan Selim’den sonra Kanuni Sultan Süleyman döneminin yükselişine şahitlik yapacak olan Sinan, sultanın 1521 Belgrad, 1522 Rodos, 1526 Mohaç, 1526 Irakeyn seferlerine katılır. Bu seferlerle birlikte Osmanlı askeri sistemi içerisinde çeşitli rütbelere getirilerek yararlılık gösteren Sinan’ın asıl kendini göstermeye başladığı anlardan biri Irakeyn seferidir. Van Gölü geçişinde kullanılacak gemilerin yapımında yararlılık gösteren Sinan böylece Haseki rütbesini aldı 1536 Senesinde Reis-i Mimar an-ı Dergah-ı Ali (Yüksek Dergah Mimarları Başkanı ) görevine gelir.

1538 Yılında Kanuni’nin Kara Boğdan üzerine seferinde, Prut Nehri’nin bataklıkları üzerine bir türlü köprü kurulamayınca Damat Lütfi Paşa tarafından bunu becerebilecek kişi olarak Kanuni’ye tavsiye edilecektir. Sinan sadece 2 hafta gibi kısa bir sürede nehir üzerine ahşaptan bir köprü inşa ederek askerin geçişini sağlayınca Kanuni’nin övgüsünü alacak ve o vakitten sonra Sinan’ın yükselişi başlayacaktır. Bu tarihten sonra Sinan artık "Hassabaşı"dır. ( Baş mimar )

Mimar Sinan yaşadığı çağın sosyal, kültürel, politik ifadesinin timsali, azamet ve zerafetle yüklü; 92 cami, 52 mescit, 55 medrese, 7 darül-kurra, 20 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa (hastane), 6 su yolu, 10 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 de hamam olmak üzere 365 eser vermiştir.







Türk-İslam mimarisinin zirvesinde pek tabiî ki Sinan Camileri gelir. Koca Sinan bu konudaki deneyimlerinden bahsederken şöyle der:

“Kalfalığımı İstanbul’daki Şehzade Camisi’nde yaptım. Ustalığımı da Süleymaniye Camisi’nde tamamladım. Fakat bütün gücümü bu Sultan Selim Han Camisi’ne sarfedip uzmanlığımı gösterdim ve anlattım. Öyle büyük bir cami yaptım ki Edirne içinde bütün halkın beğenisine layıktır.”

Kubbeli mekanlar mimarisinde en mükemmeli arayışı Edirne’deki Selimiye Camii’nde zirve yapar. Kaldı ki, İstanbul haricinde yaşamı boyunca başından hiç ayrılmadan eser verdiği tek şehir Edirne olur. Buradaki yaşantısı sırasında çok sevdiği torunu Fatma’yı kaybeden Mimar Sinan onu Edirne’ye defnedecek, bir rivayete göre Edirne’deki meşhur “ters lale” motifini bu üzüntüsünün ifadesi olarak bu muazzam camide nakşettirecektir.
85 Yaşındayken yaptığı ve “Ustalık eserim...” dediği Selimiye’de mimari öğelerin zenginliği, ışık etkisi ve işlevsellik gibi öğeleri gözeterek, kubbeli mekanlarda azamet duygusunu yükselten mekansal genişliği kendisinden önceki ya da çağdaşı hiçbir mimari eserde rastlanmayacak ölçülere taşımayı başarmıştır.

Mimar Sinan yapıtlarında işlevsellik ile zerafet, mimari teknik ile sanatçılık yönünü çok iyi dengelemiş, kendisinden sonra geleceklere çağlar boyunca ilham olmuştur. Rumeli’den Anadolu’ya, Mısır’dan Arap Yarımadası’na değin uzanan çok geniş bir coğrafyada eserler verirken, yapıtları etrafında bir yaşam alanı olarak gelişebilecek mekanları da düşünmüş, bir şehir planlamacısı gibi öngörülü bir persfektiften bakmayı tercih etmiştir.

Yavuz Sultan Selim dönemini de gören ve 1538 yılında Hassa başmimarı olan Sinan bu görevini I. Süleyman, II. Selim ve III. Murat zamanında 49 yıl süre ile yapmıştır. 1588 Yılında 98 yaşında hayata gözlerini yuman Mimar Sinan’ın mezarının bulunduğu türbe, İstanbul Müftülüğü'nün sütunlu kapısından çıkınca hemen solda, iki caddenin kesiştiği noktada Fetva Yokuşu başında sağda, Süleymaniye Camii'nin Haliç duvarının önünde, beyaz taşlı sade bir türbedir.

Sinan‘ın Topkapı Sarayı arşivinde 1661 No.da kayıtlı Kanlıca’daki İskenderpaşa Hamamı inşa defterinde imza ve mührü vardır. İmzası ”El-fakir Sinan Ser-i mimaran-ı hassa” şeklindedir. Beyzi mühürünün ortasında da talik ile ”El -fakir-ül-hakir Sinan” ve kenarında da: ”Bende-i miskin kemine derdmend- Ser-i mimaran-ı hassa müstmend” yazılıdır.
__________________
''Türkiye, Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...''
Suzim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Suzim'in Mesajına Teşekkür Etti