Tekil Mesaj gösterimi
Eski 12.11.15, 02:09   #12
Suzim
Müdavim

Suzim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 1199
Mesajlar: 6,725
Ettiği Teşekkür: 15582
Aldığı Teşekkür: 21872
Rep Derecesi : Suzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Mimar Sinan Gezi Yolu; "Bir Payıtahttan Diğerine Yolculuk"

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN KÖPRÜSÜ



( BÜYÜKÇEKMECE MİMAR SİNAN KÖPRÜSÜ )


Mimar Sinan’ın eserleri hakkında bizi doğrudan bilgi sahibi yapan tezkirelerde adı geçen Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü, Büyükçekmece göl ağzı üzerinde kurulu olup, Büyükçekmece ile karşı kıyıdaki Mimar Sinan yerleşimlerini kavuşturmaktadır.
Tarihi kaynaklardaki aktarımlardan, Bizans döneminde ve Osmanlı’nın bölgede varlık gösterdiği ilk zamanlarda burada başka bir köprü olduğundan haberdar oluyoruz. Lakin günümüzde Büyükçekmece Gölü’nün ufkuna Koca Sinan tarafından mühür gibi nakşedilen şimdiki köprünün yapımına Kanuni Sultan Süleyman’ın Zigetvar Seferi’ne çıkmazdan hemen evel başlanmış (1566 ), Kanuni Sefer’de vefat edince bitirilmesi oğlu Sultan 2. Selim’e ( 1667 ) kısmet olmuştur.
Şair Nakkaş Sai Mustafa Çelebi tarafından kaleme alınan tezkirelerde, Mimar Sinan’ın ağzından ifadeyle köprünün yapılışı ile ilgili şu dizeler yer alır :
“Buyurdu bendesine Hazret-i Şah,

Yapam bir köprü deryaya ola rah,

Çekip kavs-i kuzah gibi kemerler,

Ki yeksan ola halka bahr ile ber”






Halk arasında kolay söylenişi ve mimarından sebep “Mimar Sinan Köprüsü” de denilen Büyükçekmece Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü 4 ayrı köprünün birleşiminden meydana gelmiştir. Bunun sebebi köprüyü geniş göl ağzının tabanına oturtmanın zorluğudur. Mimar Sinan bunu göl ağzındaki yapay adacıklar üzerine konumlandırarak ve bu dört köprüyü bir bütünlük oluşturacak şekilde selyaranlar ile bağlayarak sağlamlaştırmıştır.

Prof. Dr. Ünal ÖZİŞ’in “Mimar Sinan Köprüleri” çalışmasında yer alan tespitlerine göre; köprünün Büyük Çekmece yönüne doğru olan ilk iki kemerdeki gözler 7 tanedir ve bu gözlerin azami kemer açıklıkları 7-9 m. arasında değişmektedir. İlk kemer 157 m. ikincisi ise 135 m.dir. Üçüncü kemer 5 gözlü ve azami açıklığı 7 metredir. Bu kemerin uzunluğu ise aynı çalışmada 101 m. olarak verilmiştir. Mimar Sinan yakasına yaslanan son kemer ise 184 m. olup 9 gözlü ve azami kemer açıklığı 12 m. olarak kayda girmiştir. Köprü 7.17 m. genişliğinde olup, kemerlerdeki gözlerin yükseklikleri birbirine eşit değildir. Bu durum köprünün inişli çıkışlı yapısından sebeptir.
prüyü öne çıkartan bazı mimari ayrıntılar göze çarpar. Bunlardan ilki köprünün bu geniş göl ağzına inşa edilmesi sırasında rastlanan zorlukların aşılması ile ilgilidir. Tezkiret’ül Bünyan’da bu durum şöyle dile getirilmektedir :

“Her ayağına bir kalyon misal sanduka çatulup ab-ı deryayı dolandılar ve büyük tulumlar ile Süleyman devleri çeküp boşalttılar ve ziba muhkem sütunlardan iki üç adet adem boyu kazıklar şahmerdi ile aralarına kurşun akutup yekpare şeklen bağlandı.”

Oldukça uzun olan bu köprü üzerinde dinlenmek, sohbet etmek yahut seyir için balkon köşkler bulunmaktadır. Köprünün Mimar Sinan yerleşimi tarafına yakın olan dördüncü kemeri üzerindeyse karşılıklı iki kitabe yer alır. Şair Hüdai’nin beyitleri devrinin ünlü hattatı olan Derviş Mehmed’in elinden çıkmıştır. Bunun kitabede de vurgulandığı beyitler şöyledir :
“Hazret-i Sultan Süleyman kim ana

Şâhirâh ola Sırat-ı müstakim

Başladı bu hayrı olmadın temam

Kıldı azm-ı sâ-yı cennet-ün naim

Geldi anı zıll-iHak Sultan Selim

Etti tekmil oldu bir cisr-i azim

Dedi tarihin Hüdâyi ol zaman

Yaptı âb üzre bu cisri şeh selâm

Ketebehu Derviş Muhammed”.






Bu kitabenin sağında yer alan mermer levhada Kelime-i Şehadet yazarken; solunda ise Mimar Sinan’ın diğer eserlerinde bulunmayan imzası yer almaktadır. Bu orijinal imza 1962-63 yıllarındaki onarımlarda sökülmüş fakat akibeti bilinmemektedir. Onun yerine şimdiki taklidi olan imza eklenmiştir. Bu imzada Mimar Sinan “Abdullah oğlu Yusuf” ismini kullanmıştır. Mimar Sinan bu ismi bir tek bu köprüde ve Tezkiretü’l Ebriye’nin yazma nüshasında kullanmıştır.

Bu kemerin diğer yakasında yer alan ve 2.36 X 0.83 boyutlarındaki kitabede ise yine Derviş Mehmed elinden şu dizelerde Sultan 2. Selim Han, mealen şöyle övülmüştür :

“Allah onu ve bizzat çalışanlara mağfiret etsin. Bu güzel köprünün ve değerli geçidin temelini Allah-ı Teâlanın rızası için Selim Hanın oğlu Sultan oğlu Sultan, Sultan Süleyman attı (Yarabbi onu sırat ve mizanın tehlikesinden koru). Bunu müteakip merhum mağfur deni dünyadan canibi rahmet ve cennete intikal etti. Sonra en büyük Sultan, Ulu Hâkan Arab ve Acem’in meliklerinin efendisi, dünyada ve âhirette Allah’ın gölgesi ve Sultan Osman’ın oğlu Sultan Orhan’ın oğlu Sultan Murad’ın oğlu Sultan Bayezid’in oğlu Sultan Selim’in oğlu Sultan Süleyman’ın oğlu Sultan oğlu Sultan Selim onun tahtı saltanatına câlis oldu ve 975 senesinde o köprüyü tamamladı. Zamanın sonuna kadar devletini ebedi kılsın ve saltanatını idame etsin. Allah Kur’anın hürmetine ikisinin hayratlarını kabul etsin.”

Uzun yıllar araç trafiğine de açık kalmış köprü, paralelinde ve denize daha yakın bir mevkide yapılan Edirne-İstanbul devlet yolunun hizmete açılmasıyla bu işlevini yitirmiştir. En son bakım onarımı 1980’li yılların ikinci yarısında geçiren köprü ilçenin en bilindik sembolüdür.
__________________
''Türkiye, Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...''
Suzim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz Suzim'in Mesajına Teşekkür Etti.