Konu: Helâl
Tekil Mesaj gösterimi
Eski 16.11.15, 23:25   #1
Nils'
Gerçek Üye

Nils' - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2012
Konular: 25
Mesajlar: 747
Ettiği Teşekkür: 3570
Aldığı Teşekkür: 3551
Rep Derecesi : Nils' has a spectacular aura aboutNils' has a spectacular aura aboutNils' has a spectacular aura aboutNils' has a spectacular aura aboutNils' has a spectacular aura aboutNils' has a spectacular aura aboutNils' has a spectacular aura aboutNils' has a spectacular aura aboutNils' has a spectacular aura aboutNils' has a spectacular aura aboutNils' has a spectacular aura about
Ruh Halim: none
Standart Helâl

HELÂL

Amerika'dan gelen bir misafirime su verdim, boğazına kaçtı, öksürdü, "helâl" dedim. Anlamadı. Ne anlama geliyor, diye yüzüme baktı.

Anlatmaya çalıştım. Amerika'da yirmi beş yıl bulunmuş, orada üniversite düzeyinde ders vermiş birisi olarak kavramın bizdeki anlamını veremediğimin farkındaydım. Daha doğrusu Amerikan İngilizcesinde buna denk gelecek bir kavram bulamıyordum. Anlatımım yüzeysel kalıyordu; Türkçedeki o vurucu gücü ifade edemiyordu.

"Helâl" kavramını daha iyi anlatabilmek için "haram" kavramını anlatmaya çalıştım. Suyu ben verdim; verdiğim suyu helâl ediyorum, bu sana haram değil, sana bir kötülük olmasın, suyumu helâl ediyorum, diyerek niyetimi belli ettim. “Niyet önemli,” dedim.

Bildiğim bir öyküyü anlattım.

Tanıdığım genç kız evlenmeden önce mobilyacıları geziyor ve güzel bir koltuk takımı görüyor. Bu takımı satan kişi belirli bir fiyattan aşağı inmiyor. Genç kız içinden bu takımı çok beğendiğini belli ettiği için satıcının fiyatı yükselttiğini düşünüyor.

Pazarlık etme çabalarına rağmen fiyatı düşürmeyince genç kız, "peki, alıyorum, ama hakkımı sana helâl etmiyorum," diyor. Adam soğukkanlılıkla, "Hanım kızım, o zaman bu koltuk satılık değil, sana satmıyorum," diyor. Üniversite bitirmiş, modern kız, niye satmayacakmışsınız, parasını veriyorum ya, gayet tabii satacaksınız, diyor. Adam gayet sakin, artık satılık değil, diyerek sırtını dönüp o yokmuş gibi davranıyor. Genç kız ağlayarak babasına gidiyor; durumu anlatıyor. Baba, kızım sen ne yaptın, esnafa öyle konuşulur mu, diyerek devreye giriyor. Yanına bir de tanıdığı müftüyü alarak mobilyacıya gidiyor. Neticede genç kız babasının ve müftünün şahitliğinde, "verdiği parayı canı gönülden helâl ettiğini," ifade ederek istediği mobilyayı satın alabiliyor.

Bu genç kız o dönem asistanım olarak çalışıyordu, bu öyküyü tüm ayrıntılarıyla biliyorum. Amerikalı misafirime bu öyküyü anlattım. Benim su içmemle bunun ne alakası var, gibisinden yüzüme baktı.

Suyu sana helâl ediyorum, için rahat olsun dedim. Helâl etmesen ne olur, dedi. "Kul hakkıyla karşıma gelmeyin" anlayışından söz ettim. Dikkatle dinledi. Bu dediğin bir değer olarak yaşıyor mu, yoksa bir slogan gibi konuşulan alışkanlık haline gelmiş bir söz mü, diye sordu.

Ne fark eder eder, diye sordum.

Gerçekten bir değer olarak yaşıyorsa sizin ülkenizde rüşvet ve hak yeme olmaması gerekir, insanların birbirini kazıklamadığı bir toplum olmanız gerekir, diye düşünüyorum dedi.

Yüzüne baktım; bir süre bakıştık. Sustum.

Doğan Cüceloğlu
Nils' isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Nils''in Mesajına Teşekkür Etti.