Tekil Mesaj gösterimi
Eski 19.11.15, 08:56   #1
Mediter
Uzman Üye

Mediter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Apr 2012
Konular: 295
Mesajlar: 2,410
Ettiği Teşekkür: 34734
Aldığı Teşekkür: 14818
Rep Derecesi : Mediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Toplumsal İnfilak Tehlikesi / Hakan Gülseven

Askerler Silvan’dan çekilirken tüm bir halk sokağa çıkmış, orada yaşanan zorbalığa öfkeyle tepki gösteriyordu.
Yine halktan birileri, ellerinde uzun namlulu silahlar, yüzlerinde ise endişe taşıyan gencecik askerlere zarar verilmemesi için onlara refakat ediyordu.
Vahim bir manzaraydı.
Yabancı bir coğrafyada, bir işgal ordusu manzarası...

Askeri birlikler takviyeydi aslında. Orada ‘esas iş’i duvarlara imzasını da atan profesyonel katiller yapmıştı.
Kendilerine ‘Esedullah Timi’ diyorlar, Allah’ın Arslanları Timi...
Sivil halka karşı savaşan bir çeşit kontrgerilla...
Duvarlara başka şeyler de yazmışlar:
“Türksen övün, değilsen itaat et!..”
Devletin, ortak sınırlar içinde yaşayan vatandaşlarına gidiş biçimi budur. Mermilerle delik deşik edilmiş duvarlara “Devlet geldi!”
yazıları bu gidiş biçiminin ilanıdır.
H H H
Bu devlet, Nusaybin’de, beş çocuk annesi Selamet Yeşilmen’i zırhlı araçtan sıktığı beş mermiyle öldürmüştür. Yanındaki çocuklarından biri gözünden, biri kolundan mermi yemiştir.
Selamet Yeşilmen’in, çocuklarının hesabını soramıyorsak eğer, bu vebal hepimizindir.
Bu devletin öldürdüğü Kürt kadın ve çocuklarının isimlerini yan yana yazsak, gazeteninsayfaları utançtan kararır.
Sadece AKP iktidarı altında 241 çocuk devlet tarafından öldürülmüştür.
İşlenen suça ses çıkarmayan herkes, suç ortağıdır...
Benim annemi ve kardeşlerimi vursalar ve kimse bunun hesabını vermese, ben dağa çıkarım.
Adalet yoksa, dağ haktır.
“Ferman padişahın dağlar bizimdir” diyen Dadaloğlu o hakkı anlatır...
Dağa keyiften çıkılmaz. Dağa çıkanın acısı ve isyanı vardır.
***
Ne yazık ki Türkiye’de yaşayan toplum, en az üç parçaya keskin bir biçimde bölündü.
Bu parçalardan biri Kürtler,
biri Batı’da yaşayan, laik, demokratik duyarlılıkları olan kesimlerdir.
Aleviler her iki kesim arasında geçişsel bir dağılıma uğradı.
Üçüncü topluluk, gericiliğin örgütlediği bir cehaletin nesnesi haline gelmişvaziyette. Bu topluluğun bağrına cihadçılar
yerleşiyor.
Türkiye’nin doğusunda, ezici bir çoğunlukla HDP’ye oy veren, bu anlamda bir 'iradebeyanı'nda bulunan Kürt nüfus, demokratik bir
rejim içinde kendini yönetmek istiyor.
Devlet bu iradeye kurşun sıkıyor. Kadınlar ve çocuklar dahil olmak üzere sivil nüfusu öldürüyor. Kürtler’le toplumun geri kalanı arasındaki uçurum derinleşiyor...
***
Kürtler sadece belli bir coğrafyada yaşıyor olsalardı, sorun belki daha kolay çözülürdü.
Kürtler’in ayrılma hakkını tartışırdık. Halbuki binlerce köy yakıldığından beri, tüm büyük kentlerde büyük bir Kürt nüfus birikti. Bu nüfusu insanca bir yaşam ve iş imkanları karşılamadı.
Yoksulluk, lümpenlik, kırın kente taşınması, kültürel farklılık...

Büyük kentlerde Kürtler’le Türkler arasına nefret tohumları ekildi...
Dünyanın belki de hiçbir büyük kenti bizimİstanbul kadar şiddet yüklü değil.
İnsanlar karşıdankarşıya geçerken birbirine sürtünse şimşek çakıyor...
Anlayacağınız, bırakın özerkliği falan, Kürtlerbağımsız bir devlet kursa bile ‘Kürt sorunu’ çözülmüyor.
***
Başına inanılmaz bir şuursuzluk çöreklenenbu ülkenin infilak etmemesi için hiçbir sebep yok.
Kimlikler üzerinden bu denli kutuplaşan bir toplum uzun süre idare edemez, patlar.
Hayatımızın cehenneme dönmemesi için, bu ülkenin demokratik adımlar atması gerekiyor.
Yeni ve demokratik bir toplumsal kurguya ihtiyacımız var.
Oysa iktidardaki şuursuzluk bunun ayırdına varacak zihni kapasiteye sahip değil.
Hüseyin Avni Coş seviyesindeki valilere, Melih Gökçek seviyesindeki başkent idarecilerine sahip olan bir devlet yapılanmasının en basit toplumsal sorunları çözmesi
bile imkansızdır.

***
İktidar böyledir de muhalefet matah mıdır?
Değildir.
Kendimizden başlayayım, sosyalist sol sorunludur; toplumsal bir zemine, işçi sınıfı zeminine dayanmıyoruz.
Bu bizi ‘kültürel solcu’yapıyor.
Kendinden menkul bir solculuk. Aslında buna sosyalistlik bile denmez. Bu radikal bir biçimde değişmezse, Türkiye sosyalist solu
matematiksel olarak ihmal edilebilir bir vaka
olmaya doğru hızla ilerleyecektir.
Daha ziyade Batı’da toplanmış demokratik muhalefette de, Kürt hareketinde de ciddi sorunlarvar.
Bir sonraki yazıda bunları tartışmaya çalışacağım...


Hakan Gülseven
YURT GAZETESİ
__________________
Mediter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Mediter'in Mesajına Teşekkür Etti.