Tekil Mesaj gösterimi
Eski 22.11.15, 19:48   #1
CeMKaN
«.. Sıla Yolcusu..»

CeMKaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2011
Konular: 945
Mesajlar: 8,719
Ettiği Teşekkür: 80053
Aldığı Teşekkür: 37301
Rep Derecesi : CeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Bitkin
Standart Yok bir şey, mayın patladı.


Silvan’da devlet ciddiyetinin zerresini görmediğimizi söylememiz mümkün. Dahası da var! Bir zırhlı araçtan anons geçiyor: “Komandolar ellerinize sağlık, Silvan’ı teröristlerden temizlediniz!” Peki, gerçek bu mu?


Cizre’yi geride bırakıyoruz. Nusaybin’den geçtikten hemen sonra ilçede sokağa çıkma yasağı ilan ediliyor. Yol boyunca zırhlı araçlar geçiyor. Silvan’a girdiğimiz ilk anda ancak darbe dönemlerinde görülebilecek olağan dışı manzaralara tanık oluyoruz. İlçenin girişindeki ana caddeden tanklar, zırhlı araçlar geçiyor. Silvan halkı iki tarafa dizilmiş manzarayı izliyor. Tepkiler yoğun. Bazı askerlerin araçlardan indirilmiş olduğunu görüyoruz. Tepkiler arttıkça silahlar halka doğru çevriliyor. Bu arada başını yerden hiç kaldırmadan yürüyen ve gözyaşı döken askerler de görüyoruz. Hiç şüphe yok ki bu tüm ülkeyi bir anda felakete sürükleyebilecek bir provokasyon girişimi. Askerlerin ellerinde ağır silahlar var. Her hangi bir yerden gelecek bir kurşun, korku ve halkın üzerine açılacak ateş… Suriye’de de her şey böyle başlamadı mı? Ne var ki sağduyu hâkim oluyor. Halk el ele tutuşup kalkan olup askerlerin sorunsuz geçişini sağlıyor.

Silvan ‘teröristlerden’ temizlendi mi?

“Başkanlık sistemi, hayata geçirilinceye kadar böyle devam edecek. Erdoğan çatışmanın kendisine yaradığını gördü, milliyetçi oyları kemikleştiriyor.”
Gerçeği hamaseti bir kenara bırakıp, bölgeden bir bir aktarılanlarla anlatalım:

“PKK geldi, Silvan’da çatıştı ve kendi isteğiyle, bölge halkı daha fazla zarar görmesin diye geri çekildi! Burada pek çok kişi tarafından alay konusu olan bir gövde gösterisi yapılıyor. Aslında devlet gücünü değil güçsüzlüğünü sergiliyor!”
“Hendekler kapatıldı, teröristler öldürüldü, bölge silahlı unsurlardan temizlendi…” Havuz medyasına yansıyanların bölge gerçekleriyle örtüşmediğini net bir şekilde görüyoruz.



Resmi rakamlar da bunu teyit ediyor. Silvan’daki altıncı, yani son ablukada biri sivil, 4’ü asker ve polis iki de PKK’li olmak üzere toplam yedi kişini yaşamını yitirmiş durumda!
Şiddetin normalleşmesi, en büyük tehlikelerden biri! Özel harekât ve askeri birliklerin büyük bölümünün ilçeden ayrılmasının hemen ardından, ablukanın kaldırılmasını bekliyoruz. Çok geçmeden yan yana bulunan Tekel, Mescit, Konak mahallelerine doğru yürüyüş başlıyor. Polis önce Selahattin Cami’nin ilerisinde barikat yapıyor. Mahallelerin olduğu yerden büyük bir patlama sesi duyuluyor. Sonra etrafı biber gazının o yoğun kokusu sarıyor. Patlayan ne?
“Mayın mayın…” Silvan’da sıradan bir gün! Kimse zarar görmüyor. Polis de girişlere izin veriyor. Mayın patlaması bile normalleşiveriyor. Bölgede abluka yaşanan yerlere girdiğimiz anda ilk sorduğumuz sorular sonradan aklımıza geliyor: “Mayın tehlikesi var mı, keskin nişancılar ateş açar mı?”






Savaş manzaraları



86 bin kişilik nüfusu olan Silvan’ın ablukaya alınmış mahallelerinde nüfusun üçte biri yaşıyor. Nüfusun yarısının önceden mahalleleri terk ettiği, bazılarının da Kaymakamlık anonsundan sonra buraları boşalttığı anlatılıyor. İnsanların çevre illere göç ettiği ve Silvan’ın içinde geçici olarak akraba ya da komşularının yanına yerleştiği ifade ediliyor. Silvan’ın söz konusu yerleri Halep’i andırıyor. Her abluka yeni bir tahribat yaratıyor. Parçalanmış araçlar, yanmış dükkânlar, binaların en üst katlarında top ateşi sonucu açılan delikler, kapıları kırılan evler, dağıtılan kuran kursu…

Kırılmadan kopuşa

Hiç Türkçesi olmayan yaşlı bir kadın, kolumuzdan tutuyor, polis tarafından tokmakla kırılan evinin kapısını gösteriyor. Yaşlı bir adam da aynısını yapıyor. Mahallelerine geri dönenler var. Hepsi tahribatın büyüklüğü karşısında dehşete kapılıyor. Bir kadın ellerini havaya kaldırmış bağırıyor. Çok geçmeden nedeni anlaşılıyor. Ailenin yıllarca çalışıp çocukları için 4 katlı bir bina inşa ettiği ve binanın tümünün yıkıldığı söyleniyor. Bunlar nefreti körüklüyor. Ancak, Kürtlerin Kobane’deki kırılma noktası, Silvan’daki duvar yazılarıyla duygusal kopuşa dönüşüyor.”



‘Biz geldik kızlar yok mu’, ‘Türkün gücünü göreceksiniz’, ‘Devlet burada’ şeklindeki özel harekâtçılar tarafından yapılan, ırkçı ve cinsiyetçi duvar yazılamaları, gerçekten de onur kırıyor. Bölge halkı bunu açıkça dile getiriyor: “Bunlar evlerimizi yıkılmış görmekten daha ağır geldi. Biz kopuş filan istemiyoruz. Ancak esas kopuşu devlet yaşatıp, yaşıyor. Bu yazıları yazıp bayrak çiziyorlar. Burası işgal edilen başka bir coğrafya mı?”
Duvar yazıları bir kenara, başka sert manzaralara da tanık oluyoruz. Evlerden birinde kafesteki bir muhabbet kuşunun kafası koparılmış, diğeri canlı bırakılmış. Belli ki diğerinin de acı çekerek ölmesi isteniyor. Pek çok aile kolumuzdan tutup, çocuk ayakkabılarını gösteriyor. Bunlar yoksul çocuklara ait ayakkabılar. “Bunların tekleri özel harekâtçılar tarafından kesiliyor, geçen seferlerde de aynılarını yapmışlardı” deniyor. Bölge sorunu, terör gerçeği, silahlar bir tarafa… Meseleye çok basit bir yerden yaklaşıyor ve net bir şekilde şunu soruyoruz: “İnsan insana bunu yapar mı?”


***
‘Gezi’ye destek verilmeliydi’
Cizre’de hendeklerin ardında, Silvan’da ablukanın yaşandığı mahallelerde, bölge halkıyla her şeyi konuşma fırsatı buluyoruz. Cizre’de ‘Gezi’ meselesi açıldığında, evet bizler biraz daha aktif bir tavır sergileyebilirdik deniyor. Silvan’da yerel yönetimde söz sahibi olan kişilerle sohbet ediyoruz. Kısa özetler çıkarıyoruz: “Çözüm süreci, kimsenin ölmemesi açısından önemliydi. Ama bu çocuk oyuncağı değildir. AKP ve Saray toplumu istediği gibi yönlendiriyor. Faşizme karşı ortak mutabakata yapılmadığı sürece kaybetmeye mahkûmuz! Gezi’yi de böyle değerlendirmek lazım. Destek vermeliydik!”
İlçede ilginç tanıklıklarımız var. Hava karardıktan sonra kimse çok önemli bir işi olmadığı sürece sokağa çıkmıyor. Akşamları bomboş olan bankamatiklerde sabah kuyruklar oluyor. Öğretmenler en çok çocukların eğitimlerinin kesintiye uğramasından şikâyetçi.

Polisin önüne geçtiler

Silvan’da muhtarlardan bilgi alma fırsatı da buluyoruz. Konuşmalarımız arasında can alıcı bir nokta ön plana çıkıyor. Bölgede gerçekten de tuhaf şeyler yaşanıyor. Anlatılanlar şunlar: “Devlet işler buraya gelene kadar niye önlem almıyor? TIR’a kepçe yükleyip taşıdılar. Aracı polis noktalarının önünden geçirdiler. Peki, neden o zaman müdahale edilmedi?”


***
Mesaj veriyorlar:
Sizin de kafanızı keseriz

Silvan Belediyesi Eş Başkan Vekilleri Zuhal Tekiner ve Kerem Canpolaten ile önceden Cizre ardından Silvan’da görülen bir duvar yazısı hakkında bilgi alıyoruz. Canpolaten, “Devletin zihniyeti değişmiyor” diyor.
Tekiner ise “Bu IŞİD’vari bir yaklaşım. . Bunlar bire bir IŞİD olmasa da zihniyet tıpa tıp aynı. Aslında, ‘Sizin kafanızı keseriz’ demek istiyorlar”
diye özetliyor durumu.



***


17 yaşında öldürülen Fatma Yiğit’in yakını:

‘Dîl dîsoje’, bizim yüreklerimiz yanık

Silopi’de geçtiğimiz hafta evinin önünde ‘bomba atar’ tarafından parçalanan ve karnındaki bebeğiyle yaşamını yitiren 17 yaşındaki Fatma Yiğit’in yakınlarından biriyle söyleşi yapma fırsatı buluyoruz. Olaydan yaralı kurtulan E.H. şunları aktarıyor:
“Silopi’de 7 mahallede sokağa çıkma yasağı var. Yaşadığımız yer, ‘Cennet mahallesi’ gibidir. O gece, saat sekiz civarında dışarı çıktık, yine her yer kalabalıktı. Biraz nefes alıp eve dönecektik. Olaylar başladı. Fatma, eve girmek istedi o sırada asker bomba atarla ateş açtı. Büyük bir patlama oldu. Sonrasında kapının önünde onun parçalanmış bedenini gördüm.”
E.H. Silopi’de şu sırada yaşananları da özetliyor: “Hendekler hala duruyor. Peki, neden insanlar ölüyor? Yıllardır ötekileştirildik, baskılara uğradık, öldürüldük, bir de cenazelerimize terörist dendi. Artık ne olur değişsin. Ekmek almaya çıkamıyoruz. Durum parlak değil. Ülkenin batısında yaşayanlara da sitemimiz var, bizi ne olur görün, ‘Dîl dîsoje’ bizim yüreklerimiz yanık.”


***

SONUÇ

1. Devletin 40 senedir, süren çatışmadan hiçbir biçimde ders almadığı görülüyor.



2. Mahalle yıkarak, çözüme ulaşılmayacağı açık! Bu sadece nefreti büyütüyor. Çözümün uzlaşmadan geçtiğini sağır sultan bile duyarken…



3. Bölge halkı, silahla çözüm yaşanmayacağını biliyor. İki tarafın da silahları bırakmasını istiyor.



4. [ÖA1] Kobane ile başlayan kırılmanın Silvan’da duygusal bir kopuşa dönüştüğü görülüyor.



5. Bölgenin genelinde polis ya da asker antipatisi yok. “Herkes huzur içinde yaşamalı” deniyor. Ancak yediden yetmişe herkes özel timlerden nefret ediyor.



6. Hendek kazılmaya devem ediliyor. Devlet operasyonları ilçe bazında sıraya bindiriliyor. Buradan çıkış yok. Böyle giderse daha büyük çatışmalar ortaya çıkacak. Bölgede iç savaş korkusu yaşanıyor.



7. Her zamanki gibi kaybeden çocuklar! Devlet şiddetine tanık olan bunun yanı sıra silahların gölgesinde oynayan çocuklara ne kadar seçim şansı veriliyor? YDG-H üyelerinden biriyle yaptığımız sohbet bu açıdan önem taşıyor. Örgüt üyesinin, “Siz kimsiniz?” sorusuna, “Bizler bölgedeki 17 bin faali meçhulün çocuklarıyız” cevabını vermesi bu açıdan önemli.



8. Öz yönetim, bölgedeki talepler, insanların dilekleri… Her şey tartışılmalı. Bunu sosyolojik bir platforma taşımak önemli! Belki de küçük örneklerden yola çıkılmalı. Türkiye’de hastanelerde ve uçaklarda bile sigara içmenin yasal olduğu yılarda devlet dairelinde sigara içmek yasaktır. Devlet böylelikle her konuda, saygı duyulması gereken bir baba duygusu yaratmaya çalışmıştır. Kim bilir belki de basit sorular sorulmalı! Bölgede, elinizde sigarayla her belediyeye girebilirsiniz! Geçmişten nasıl korkulmuş, algılar nasıl kırılmaya çalışılıyor, değerlendirmek gerekli.



9. Dışarıdan gazel okumak kolay, bölgeyle ilgili önyargılar bir kenara bırakılmalı!



10. Siyasiler tarafından Esudullah TİM, özel harekatçı dehşeti ve nefret söylemleri gündemden düşürülmemeli. Toplum bilgilendirilmeli.


-BİTTİ-


Kaynak
__________________

CeMKaN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz CeMKaN'in Mesajına Teşekkür Etti.