Tekil Mesaj gösterimi
Eski 23.11.15, 23:55   #21
Dilaver
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,679
Ettiği Teşekkür: 18751
Aldığı Teşekkür: 20027
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Cevap: Osmanlı'dan Günümüze Ayaklanmalar ve İsyanlar



9. Bicar Aşiretine Tenkil Harekatı / 7 Ekim-17 Kasım 1929


Şeyh Sait harekâtından sonra birlikler ayaklanma bölgesinde arama faaliyetlerinde bulunmuşlarsa da ulaşım olanağından yoksun birçok arazi kesimi cezalandırma hareketi dışında kalmıştı. Bicar cezalandırma harekâtının yapıldığı bölge eşkiya için yalçın dağ yamaçları, sık ormanlarıyla saklanmaya uygun bölgeydi. Şeyh Sait`in takibi sırasında kaçanların çoğu buradaki in, mağara ve komlarda saklanarak kurtuldular. Kendi ahalileri onları besleyip birliklerin harekâtı hakkında da bilgi veriyorlardı. Bir süre sonra yavaş yavaş baskın, soygun, yol kesme, postalara saldırı ile PTT hatlarını kesme eylemlerine girişmişlerdi.

7. Kolordu bu bölgeye Urfa­Cizre bölgesinden zaman zaman gelen eşkiya faaliyetlerine karşı mücadele ediyordu. Ama takip müfrezeleri asilerin yeri ve hareket istikâmeti hakkında doğru ve ayrıntılı haber alamıyorlardı. Aldıkları haberlerin doğruluğunu araştırıp soruşturmadan harekete geçiyorlardı. Alınan haberler müfrezelere geç ulaşıyordu. O zaman da "meselenin ruhu" olarak vasıflandırılan istihbarata müfrezelerin gereken önemi vermedikleri görülüyordu. Resmi kayıtlar bile işlerin "talih ve rastlantı"`ya bırakıldığını göstermektedir. Bazı müfrezeler arasında irtibat da iyi sağlanamıyordu. Bundan dolayı da iyi sonuç elde edilemiyordu.

Yanıltılan müfrezeler pusuya düşürülüyordu. 5. Seyyar Jandarma Alayı böyle bir pusuya düşürülmüş, subay ve erlerden şehit vermişti. Birçok malzeme ise asilerin eline geçmişti. Buna benzer olaylar eşkiyanın moralini artırınca olay büyüdü.

7. Kolordu Komutanı General Nazmi Solok ve daha sonra Elazığ Havalisi Komutanı Albay Mustafa Muğlalı bu bölgeye gönderildiler. Muğlalı; Osmaniye, Piran, Hani, Lice, Bicar, Cirbir, Genç, Gökdere, Palu bölgelerini 34 gün dolaştı. Tespit ettiği hususlar, resmi kaynaklara o zaman not edildiğine göre, birkaç yıl öncesi Güneydoğuda tespit edilen hususlardan pek farklı değildi. Hükümete sadık ahali artan eşkiya baskısı yüzünden, hükümetin kendilerine yardımcı olamayacağına kanaat getirerek eşkiya nüfuzuna girmişti. Bunlara karşı harekâtı Muğlalı yönetti.

Çeteler, halka, şimdi PKK`nın yaptığı gibi her türlü zor kullanarak istediklerini yaptırıyorlardı. Diğer taraftan bazı çevreler de Kürtçülük, Kürt bağımsızlığı fikrini yaymak için molla ve şeyhlerden de yararlanıyorlardı. Askeri kaynakların tespitine göre kaymakam ve bucak müdürü gibi yöneticiler gerektiği kadar bölgelerini dolaşıp halka ilgi ve şefkat göstermiyorlardı. İş için hükümet kapısına gelenler süründürülüyordu. Doğuda birçok üst kademe memur kürt ülküsü taşıyor, diğerleri de onların oyuncağı oluyordu. Ordunun kendisine verilen eşkiyayı takip ve yok etme görevini yaptığına, halkı memlekete yararlı hale getirme işinin ise sivillere düştüğüne inanılıyordu.

7. ve 8. Kolordulara bağlı birlikler yanında Hezanlı Şeyh Selim Efendi, Şeyh Selamet Köyü, Bicar, Lice, Hani, Çapakçur ve Gökdere Milisleri de şimdiki köy korucuları gibi, harekâtta görev aldılar. Bu milislere eşkiya çok zarar vermiş, evlerini, köylerini yakmış ve hayvanlarını almıştı. Milisler müfrezelere rehberlik yaptılar. Silahlı çatışmalara katıldılar. Yakalananlarla ilgili istihbarat çalışmalarında yararlı oldular.

Harekât, asilerin bulunduğu bölgenin tamamen çevrilmesi ve çemberin sonra yavaş yavaş daraltılmasıyla asilerin imhası şeklinde oldu. Yapılan istihbarat ile sadece dağdaki asilerden ele geçenler değil, onlara yataklık ettikleri belirlenenler, onlarla birlikte dağda çarpıştıktan sonra hiçbir şey yokmuş gibi ertesi gün köydeki evlerine dönenlerden tespit edilenler yakalandıklarında en ağır şekilde cezalandırıldılar. İmha edildiler. Bazı köyler müfrezeler gelmeden, yaşayanlarca boşaltılıyordu. Birlikler köyün etrafındaki araziyi de çok iyi arıyor, buldukları silah, cephane, yiyecek ile birlikte asilere yandaş oldukları anlaşılanları, kadın ve çocuklar ayrılarak, kurşuna diziyorlardı. Boytan, Mürtezan, Zengezor bölgesinde 22 köy eşkiya ile tamamen birlik oldukları kesinlikle anlaşıldığından yakıldı. Yanan köylerde birçok mermi ve bombanın patladığı görüldü. Yangın içinden eşkiya cesetleri çıktı. Bu harekât sırasında şimdiye kadar yapılan takiplerden edinilen deneylerden yararlanıldı. Takibe uğrayan eşkiya hemen takip yapan birliğin gerisine düşmek suretiyle kendini kurtarıyordu. Bu durumda, en küçük birliğe varıncaya kadar, tarama yapacak birliklerin kademe ile hareket etmesi emredildi. Müfrezeler bir yerden bir yere giderken geçen zamandan, asiler izlerini kaybettirmek için yararlanıyorlardı. Bunun için örtme perdesi yapan birliklerin yerlerinden oynatılmaması esas alındı.

Operasyon sırasında Türkiye`nin ilk nüfus sayımı da yapılıyordu. Sayım memurlarına güvenlik için müfreze veriliyordu. Lice`nin Harta köyüne gidenlere köyden ateş açıldı. Köylüler de eşkiyaya katıldılar. 60 kişi kadar oldular. Müfrezeyi kuşattılar. Akşama doğru Lice`den gelen bir bölük yetişince eşkiya gece karanlığından yararlanıp kaçtı. Ama 10­12 kayıp verdi. Bir yüzbaşı ile dört er yaralandı. Bu köy ve civarı daha sonra yakıldı. Bölgedeki Hüveydan`da halkın asilere destek oldukları, takibe gelen birlikleri yanıltmaya çalıştıkları operasyonlar sırasında tespit edildi.

Genellikle köye yaklaşan müfrezeye birkaç köylü yaklaşıyor, eşkiyadan büyük zarar gördüklerini söyleyip eşkiyanın gittiği istikâmeti yalnış tarif ediyorlardı. Bu sırada köydeki asiler ve onların destekçileri silahlarını alarak çıkıp askere ateş açıyorlardı. Bu taktik anlaşılınca gereken tedbir alındı. Köylülerle temas eşkiya takibini engellemedi. Köy ablukası sürerken takip de sürdü. Timuri ormanlarında böyle kaçan 38 kişi öldürüldü. Şüpheli olarak yakalanıp Lice`ye mahkeme edilmek üzere gönderilen 31 kişi yolda askerlerin elinden silahlarını almaya kalkınca öldürüldüler. Hüveydan bölgesindeki köyler tamamen yakıldı. Bir ay kadar süren cezalandırma harekâtı sonunda 280 köy yakılmış, 2.000`den fazla eşkiya ve destekçisi öldürülmüştü.

Kaynak: Mehmet Ali Kışlalı PDF


10. Asi Resul Ayaklanması / 22 Mayıs-3 Ağustos 1929

Gerçekte ne genel bir ayaklanma ne de güneyden geçen eşkıya tarafından çıkarılmış bir mesele olmayan bu ayaklanma olayına sebep; Eruh ilçesi Jandarma Komutanı Teğmen Ziya'nın öteden beri Lodi bucak merkezinin Tilmişar köyünden Jilyan aşireti reisi Resul'e mugber oluşu dolayısıyla hasmı hakkında aldığı ihbarları vesile yaparak Eruh İlçesi Kaymakam Vekili Jandarma Yüzbaşısı Galip'i de kandırmak suretiyle; Resul, kardeşi Akit ve daha bazı kimseler için tutuklama müzakeresi sağlamak suretiyle ve silah toplamak bahanesi ile aranan şahısların bulunduğu dört köyde, aynı zamanda arama baş­lamıştı.

Resul'ün evi aranmışsa da bir şey bulunmamış ve Resul yakalanmıştı. Diğer köylerde de bir fevkalâdelik olmadı.

Yalnız Akit'in bulundugu Goveşit köyü aranılırken şiddet gösterilmiş olması ve yeteri kadar da tertibat alınmamış bulunması dolayısıyla Akit ve taraftarlarının açtığı ateş üzerine müsademe başladı ve bir onbaşı, dört jandarma eri şehit edildi. Teğmen Ziya. tutukladığı Resul'ü Tilmişar'dan çıkaracağı sırada Resul taraftarlarının iki yandan açtıkları ateş karşısında Resul kolayca kaçırılmış oldu.

Bu müsademede de bir er şehit edilerek verilen zayiat 6'ya yükselmişti. Başlarına gelecekten korkarak 15 kadar köy halkı da evlerini ve ekinlerini bırakarak Midyat ve diğer ilçelere kaçtılar ve böylece asayişi, ihlal eden ayaklanma olayı başlamış oldu.

Tabiatıyla bu olaya sebebiyet veren Yüzbaşı Galip ve Teğmen Ziya haklarında kanuni kovuşturma yapılmak üzere Siirt Valiliğince açığa alındılar.

Kaynak: Genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları PDF1





11. Tendürek Harekatı / 14 Eylül-27 Eylül 1929

Türk Ordusu, 14-27 Eylül 1929 tarihlerinde Tendürek harekatı ile İran kökenli Şeyh Abdulkadir (Şêx Ebdulqadir)'in isyanına katılmasını önledikten sonra Hükümet, hareketi bastırmak için 28 Aralık 1929'da aldığı bir kararla 1930 Haziranında Ağrı’ya bir kuvvet gönderdi. Salih Omurtak komutasındaki birlikler ilk başlarda fazla başarı elde edemediler. 26 Mayıs-9 Haziran 1930 tarihleri arasında Savur harekatı ile Savur, Midyat ve Cizre istikametini güvenliğini korumaya çalıştı.

Ağrı Türk-İran sınırı boyunca devam etmekteydi. 1930'lara gelindiğinde, Türk güçleri üstünlük kurmaya başlamışlardı. Mayıstan başlayarak, Türk güçleri atağa geçti ve Ağrı dağını 10.000 askerle Haziranda kuşattı. İki tarafta da asker sayıları gittikçe artıyordu. Kürt aşireti Türkiye devletine karşı toplamda 60.000 asker toplamıştı.

Türk önceliğine göre Barzani 500 adamla Musul'dan ve diğer Kürt gruplarda örneğin Haco Ağa Suriye'den Simko da İran'dan 1930'da Hoybun'a yardıma geldiler.

20 Haziran - 12 Temmuz 1930 tarihleri arasında (Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı'na göre 20 Haziran - Eylül başı 1930[5]) Van ile Karaköse (Ağrı) arasında Zilan harekatı gerçekleştirdi. Bu harekat sırasında 12 Temmuz 1930 veya 13 Temmuz 1930'da Zilan Olayları yaşandı ve Ağrı eteklerindeki köyler tamamen yakılırken, ahalisi Erciş'e sevk ve iskan olmuştur. Zilan harekatında imha edilenlerin sayısı 15.000 kadardır."

Cumhuriyet gazetesi 16 Temmuz 1930 tarihinde bu olayı "Ağrı Dağı tepelerinde tayyarelerimiz şakiler üzerine çok şiddetli bombardıman ediyorlar. Ağrı Dağı daimi olarak infilak ve ateş içinde inlemektedir. Türk’ün demir kartalları asilerin hesabını temizlemektedir. Zilan Deresi ağzına kadar ceset dolmuştur." şeklinde duyurmuştur.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığına ait rapor, Erciş ve Zilan yakınındaki Türk başarısı 'nın birkaç silahlı adam ve büyük bir çoğunluğu oluşturan silahlı olmayan sivillere karşı kazanıldığını aktarmaktadır.


__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.