Tekil Mesaj gösterimi
Eski 24.11.15, 12:03   #1
ZeZe
Alea İacta Est

ZeZe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jun 2013
Konular: 219
Mesajlar: 2,121
Ettiği Teşekkür: 11284
Aldığı Teşekkür: 9993
Rep Derecesi : ZeZe artık herkes tanıyorZeZe artık herkes tanıyorZeZe artık herkes tanıyorZeZe artık herkes tanıyorZeZe artık herkes tanıyorZeZe artık herkes tanıyorZeZe artık herkes tanıyorZeZe artık herkes tanıyorZeZe artık herkes tanıyorZeZe artık herkes tanıyorZeZe artık herkes tanıyor
Ruh Halim: none
Standart Azeriler Şii, Biz Sünniyiz

90’ların Türkiye’sinden “20 Ocak 1990 Bakü Katliamı”na Bakmak




1990 yılının 19 Ocak’ını 20 Ocak’ına bağlayan gece Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) Yüksek Prezidyumu tarafından alınan “olağanüstü hal kararı” sonrası Ermeniler ve Rusların can güvenliğinin tehlikede olduğu gerekçesi ile şehre dört ayrı koldan Kızıl Ordu tankları girmiş ve silahlar savunmasız halk üzerine doğrultulmuştur. Resmi açıklamalara göre, Bakü’deki katliamlar sonucunda 133 kişi ölmüş, 611 kişi yaralanmış, 841 kişi gözaltına alınmış ve 5 kişi kaybolmuştur.20 Ocak Bakü Katliamı olarak bilinen bu hadiseler, aynı zamanda Azerbaycan’da Kara Ocak (Qara Yanvar) olarak anılmaktadır. Katliamdan sonra, Azerbaycan sokaklarındaki kanların üzerine karanfil atılması sonucu katliam karanfille özdeşleşmiş ve 19 Ocak’ı 20 Ocak’a bağlayan gece karanfilin ağladığı gece olarak anılmaya başlanmıştır.20 Ocak 1990 sürecinde Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın tavrı, . Azerbaycan’da yaşananları kast ederek “Azerbaycanlılar, Anadolu’daki Türk halklarından daha çok İran’daki Azerilere yakındır. Onlar Şii, biz Sünniyiz” sözleri Özal’ın olaylara mezhep üzerinden baktığını göstermesi nedeniyle sert şekilde eleştirilmiştir. Özal’a Azerbaycan Halk Cephesi Lideri Ebulfez Elçibey de “Sayın Cumhurbaşkanı yanılıyor. Biz Şii de olsak önce Türküz” diyerek cevap vermiştir. Hürriyet Haber Ajansı Erzurum Bürosu’na teleksle geçtiği notta şöyle demiştir; “Biz laik milletiz. Dinci değiliz, din ayrı millet ayrıdır. Şii olduk; ama biz Türküz. Bizim verdiğimiz haklı mücadelemizi desteklemesidir.” demiştir. [1]

Özal’ın mezhep üzerinden Azerbaycan’a yaklaşımı mutlaka ki, kendi söylemleriyle birlikte değerlendirildiğinde de tutarsızlık sergilemektedir. Türkiye’nin 90’lı yıllarda Orta Asya cumhuriyetlerine yönelik politikalar oluşturulurken sıkça dile getirilen “Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar Türk Dünyası” idealiyle de bağdaşmamaktadır. Mezhep üzerinden yapılan bir değerlendirmeyle, SSCB’nin tepkisini çekmemek adına dünyada tarihsel, dilsel ve kültürel anlamda en yakın ülke olan Azerbaycan, bu şekilde ötekileştirilmeye çalışılmış, Türkiye kendisini olayların dışında konumlandırmak istemiştir. İki kutuplu Soğuk Savaş döneminde, Batı ittifakında yer alan Türkiye Doğu Bloku’nun işlerine karışmamayı tercih ettiğini çeşitli vasıtalarla belirtmiştir.

Dönemin gazetelerine bakıldığında, Tan, Milliyet, Cumhuriyet, Günaydın, Milliyet gibi gazetelerin manşetlerine Azerbaycan’da yaşanan olaylar ve Türkiye’nin buna karşı olan tutumu konulu manşetlere rastlanmaktadır. 25 Ocak 1990 tarihli Günaydın gazetesinin ilk sayfasından “Ankara’da Azeri Sancısı” olarak verilen haberde “Türk dış politikasında olumlu bir değişiklik olmayacağı, Bakü bağımsızlık ilan etse bile Türkiye’nin Sovyetler Birliği’nde olumlu bir yaklaşım olmadığı sürece Azerbaycan’ı tanıma konusunda çekimser kalacağı belirtiliyor.”[2] ifadeleri yer almıştır. Sivil toplum kuruluşlarından gelen açıklamalar da dönemin Dışişleri Bakanlığı’nın ilgisini göstermesi bakımından açıklayıcıdır. Ankara’daki basın toplantısında Azerbaycan Kültür Derneği Başkanı Fevzi Aküzüm, kendilerine ulaşan bilgileri Dışişleri Bakanlığı’na ulaştırmak güçlük çektiklerini 20 Ocak’ın gece yarısından beri yetkili bir kişi bulamadıklarını söylemiştir.[3]

Özal’ın ABD’den mezhep üzerinden yaptığı açıklama sonucu ANAP’lılar yaptığı açıklamalarda tepkileri yumuşatmaya çalışmıştır. Öte yandan Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) Genel Başkanı Alparslan Türkeş, Kırşehir’de partisinin 71 il ve ilçe örgütü temsilcileri ile belediye başkanları ve MKYK üyelerinin katıldığı genişletilmiş istişare toplantısında “Azeri sorunu Türkiye’nin sorunudur. Türkiye tavrını açıkça ortaya koymalıdır” demiştir.[4] Yeşiller ve Islahatçı Demokrasi Partisi de yaşananları eleştirmiştir. Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Bülent Ecevit de desteğini İstanbul Azerbaycan Türkleri Dostluk ve Dayanışma Derneği’ni arayarak belirtmiştir.

[1] Hürriyet, 21 Ocak 1990.
[2] Günaydın, 25 Ocak 1990.
[3] Cumhuriyet, 21 Ocak 1990.
[4] Cumhuriyet, 21 Ocak 1990.

Kaynak
__________________

Hükümetlerin icraatı olumsuz olupta millet itiraz etmez ve düşürmezse, bütün kusur ve kabahatlere katılmış demektir.

Gerçekten şunun bunun oyuncağı olabilen milletler, haklarını algılamamışlar demektir. Ve böyle bir millet, denetim altında bulundurulmaya layık olur..
Mustafa Kemal ATATÜRK




Benim dinim adalet, hak, vicdan.
Buna göre yaşayanlarla aynı dindeniz.
Kendinize ne derseniz deyin, kim olursanız olun.
Genç evli çifti üç ay kira ödemedi diye
sokağa attıran hacı ile cennette olmaktansa,
kediye ağlayan ateistle cehennemde yanmaya razıyım.

İhsan Eliaçık
ZeZe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz ZeZe'in Mesajına Teşekkür Etti.