Tekil Mesaj gösterimi
Eski 25.11.15, 15:31   #1
Doguhan
Üye

Doguhan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2015
Yaş: 32
Konular: 26
Mesajlar: 21
Ettiği Teşekkür: 2
Aldığı Teşekkür: 64
Rep Derecesi : Doguhan Karimasını arttırmak için doğru yerdeDoguhan Karimasını arttırmak için doğru yerdeDoguhan Karimasını arttırmak için doğru yerdeDoguhan Karimasını arttırmak için doğru yerdeDoguhan Karimasını arttırmak için doğru yerdeDoguhan Karimasını arttırmak için doğru yerdeDoguhan Karimasını arttırmak için doğru yerdeDoguhan Karimasını arttırmak için doğru yerdeDoguhan Karimasını arttırmak için doğru yerdeDoguhan Karimasını arttırmak için doğru yerdeDoguhan Karimasını arttırmak için doğru yerde
Ruh Halim: Arastirmaci
Thumbs up Anadolu'nun Türkleşmesi

En önemli gördüğümüz konulardan biri de Anadolu’nun nasıl Türk devleti haline geldiği ve Türklerin nasıl buradaki kavimlere baskın gelerek Anadolu’nun yerli kavmi haline geldiğidir. Bu konuda birçok kitlece Anadolu’nun 1000 yıllık Türk yurdu olduğuna dair hemfikiriz. 1071’de Malazgirt’ten girişimizle başlayan bu serüven günümüze kadar uzanmaktadır. Yapılan araştırmalar genel olarak Türkiye insanı ile Moğolistan insanı arasında % 8 oranında benzerlik olduğuna dairdir. Ama unutmamak gerekir Oğuzlar batıda yaşayan Türkleridir ve Anadolu’ya göç aşamasında gen karışması olmuştur.

Söylediğimiz üzere ilk başta Malazgirt’ten girişle başlayan Türk akınları Anadolu’ya iyice göç etmemizle pekişmiştir. Yani İran’daki, Suriye’deki ve Irak’taki Selçuklu devletine bağlı bulunan birçok Türkmen Anadolu’ya gelmiştir. O halde bile Selçuklu devleti’nin büyük bir bölümünü Türkmenler oluşturuyordu. Zira Moğol istilası başlayıp Selçuklu devleti yıkılınca her Türkmen kendi beyliğini kurmuştur. Ancak Moğol istilaları batıda yaşayan Türkmenleri’de etkilemiş ve önce İran’a oradanda Anadolu’ya tekrar yoğun bir göç yaşanmıştır. Bu sayede Anadolu iyiden iyiye bir Türk yurdu haline gelmiştir.

Sonrasında ise beyliklerin yarışı başlamıştır. Hangi Türkmen beyliği’nin o devirde galip geleceği konusunda kimse Osman beyliği’ni işaret etmezdi ancak bu gerçek oldu. Doğu’da Akkoyunlu ve Karakoyunlu devleti güneyde Karamanoğlu devleti batıda ise Osman beyliği yükselmekte idi. Bilindiği üzere yalnızca bir beylik olan Osman beyliği Yavuz Sultan Selim zamanında devlet-i Ali Osmanlı adını almıştır. Biz Türk tarihi anlayışımzda Selçuklu daha sonra beylikler ve sonrasında ise Akkoyunlu-Karakoyunlu-Karamanoğlu devletlerini Türk tarihi olarak kabul ederiz. Ancak Osmanlı devleti için bu söz konusu değildir.

Çünkü Anadolu Türkleştikten sonra bile Osmanlı hiçbir zaman kendisini bir Türk devleti olarak görmemiş aksine tavırlarla Türkleri aşağılamıştır. Osmanlı ve Türklüğün aşağılanması adlı konumuzda ayrıntısıyla belirttik tekrar değinmeye gerek görmüyorum. Bu açıdan bir Türkçü olarak Nihal Atsız’a bile katılmıyoruz, çünkü kendiside 18 yaşına kadar Osmanlı’da yaşadığından duygularına bağlı kalıp Osmanlı’ya aidiyet duyduğuna inanıyoruz. Örneğin aşağıdaki metnini ele alalım.

Nihal Atsız Osmanlı

Atsız Osmanlı’nın o dönemde karalama politakalarına dair böyle bir şey söylemiştir. Ancak bunun mantıklı bir tarafı yoktur. Zira Türkmenleri katleden ve onları aşağılayan bir devlet asla Türk devleti olamaz. Zaten sarayda da Türk yöneticiler bulunmadığı gibi padişahlar da Türk değildir yalnız devletin kurucusu olan Osman Bey’in Türk olduğunu söyleyebiliriz. İnsanların soylarının araştırılmasını ve 3-4 nesil Türk ise Türk kabul edilmesi gerektiğini söyleyen Atsız, Osmanlı padişahları’nın annelerinin hepsinin yabancı soydan olduğunu (Osman bey dışında) bildiği halde padişahlar içinde Türk demiştir. Bu akla mantığa sığmayan bir çelişki olup kabullenilemez durumdadır.

Ayrıca adiliyet bakımında 1.Murat zamanında (1360’larda) Osmanlı’nın resmi ilkesi olan “Memleket padişah ve oğullarının ortak malıdır” yasası büyük bir trajedidir. Diktatörülüğün en son seviyesi olan bu basamak Fatih’in, Selim’in ve Süleyman’ın halkımızı istediği gibi yönetmesine ve istediği yerde hak iddia etmesine neden olmuştur. Bu islam hukukunda, türk töresinde ve demokraside hiçbir şekilde yer almayan bir zulümdür. Osmanlı’ya neden aidiyet duymadığımızı bu sayede yeterince açıklamış olduk. Şimdi asıl konumuza geri dönelim.

1508 yılında Akkoyunlu devleti’nin tam anlamıyla yıkılmasıyla Anadolu’da son Türk devleti yıkılmış ve halkımız Osmanlı devletine bağımlı bir şekilde yaşamaya devam etmiştir. 1923 yılına kadar bu şekilde devam etse de bu yıla geldiğimizde ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal tekrar bizi özgürlüğümüze kavuşturmuş (tabiki halkımızın desteğiyle) ve halkımızı devlet üzerinde egemen kılmıştır. Dünyadaki dine dayalı olmayan bütün hukuklarda bu böyledir. Atatürk’ün dediği gibi “Egemenlik kayıtsız koşulsuz milletindir.”

Anadolu’ya taa 1071’de başlayan göçlerimiz 1508 yılına kadar yaşamamıza ve o yıldan sonra halk olarak devam etmemize son olarak 1923’te resmi bir devlet olarak kabulümüze kadar süregelmiştir. Özellikle Cumhuriyet’imiz kurulduktan sonra aynı Osmanlı gibi içinde Türk halkı çoğunluğu olduğu halde onları sevmeyen Sovyetler Birliği’nde yaşayan birçok Kazak, Kırgız, Türkmen ve Özbek Türkiye’ye göç etmiştir. Yani tam anlamda bu göç hiç bitmemiştir. Türkiye devleti’nin 1960 yılından sonra avrupa’ya verdiği göçe bakacak olursakta asla bitmeyecektir. Esenlikler dilerim…
__________________
Yardımım Olduysa Ne Mutlu
Doguhan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Doguhan'in Mesajına Teşekkür Etti.