Tekil Mesaj gösterimi
Eski 28.11.15, 21:52   #22
Dilaver
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,681
Ettiği Teşekkür: 18755
Aldığı Teşekkür: 20033
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Cevap: Osmanlı'dan Günümüze Ayaklanmalar ve İsyanlar


12. Mardin Savur Tenkil Harekatı / 26 Mayıs-9 Haziran 1930

26 Mayıs-9 Haziran 1930 tarihinde Mardin’de çıkan ayrılıkçı ayaklanmayı bastırmak için düzenlenen ayrılıkçıları uzaklaştırma harekattır.





13. Zeylan Ayaklanması / 20 Haziran-5 Eylül 1930



Irak’taki manda yönetimi, İngiltere’ye ağır bir faturaya mal olduğundan İngiltere Irak’a muhtariyet verme ve bölgedeki askeri gücünü geri çekme hazırlıkları içerisindeydi.

Türkiye’nin Musul sorunu nedeniyle Irak’a müdahale etmek isteyeceğini düşünen İngiltere, Türkiye’yi ciddi iç meselelerle uğraştırmanın hesaplarını yapmakta idi. Bu amaçla Şeyh Sait isyanı sonrasında dağılan Kürt Teali Cemiyeti liderleri ile Ermeni Taşnak liderlerini HOYBUN Cemiyeti çatısı altında toplayarak, Türkiye’nin doğusunda bir isyana teşvik etmekteydi. İngiltere’nin buradaki amacı; isyan başarılı olursa Güneydoğu Anadolu’da bir Kürt Devletinin yanı sıra Doğu Anadolu’da da bir Ermeni Devletinin kurulmasını sağlayarak Sevr Antlaşması’ndaki Kürdistan ve Ermenistan hedeflerine ulaşmaktı.

Eğer isyan başarısız olsa dahi; Türkiye bu isyanı bastırmak için ekonomik ve askeri açıdan ciddi şekilde zarar göreceğinden, Türkiye’nin Musul’a müdahalesinin önüne geçilmiş olacaktı.

İngiltere Hoybun Hareketine dahil olan eşkıyaya silah ve para yardımı yapmaya başladı. İngilizlerin amacı 30 Haziran 1930’da imzalanacak olan Irak Muhtariyet Antlaşması’nın imzasından önce Türkiye’yi meşgul edecek ciddi bir sorun çıkartmaktı.

Bu maksatla Mayıs ayından itibaren Zeylan, Çaldıran, Ağrı, Diyarbakır, Sil\-, Sason, Lice, Çapakçur, Garzan, Muş bölgelerinde de \-Kürtçülük kışkırtmalarına başladı.

Bir yandan Irak ve İran’da sınır bölgesinde bulunan ve daha önce Türkiye’ye karşı faaliyetler gerçekleştiren aşiretleri, içeride başlayacak isyana destek vermeleri için hazırlarken, diğer yandan Patnos-Malazgirt-Zeylan bölgesinde silahlı bir isyan başlatmak, Türkiye bu faaliyetlerle meşgul olurken, Barzani aşireti ve onun Türkiye’deki bağlantıları ile Hakkâri, Diyarbakır ve Van bölgelerinde gelişecek isyan faaliyetleriyle Türkiye’yi zor duruma düşürmeyi ve faaliyetler başarılı olursa da bölgede bir Kürdistan devleti kurarak Türkiye’nin Musul’a yönelik olası bir harekâtına karşı bir tampon bölge oluşturmayı ve bu şekilde Irak petrollerinin güvenliğini sağlamayı amaçlamaktaydı.

Zeylan-Çaldıran ve Ağrı bölgesindeki hareketlenmeler Haziran başlarında başladı. Hareketler kısa sürede gelişerek isyan halini alınca
, Mustafa Kemal (Atatürk) başkanlığında, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve Birinci Umumî Müfettiş İbrahim Tali (Öngören)'in de hazır bulunduğu Bakanlar Kurulu toplantısında 29 Aralık 1929 tarihli ve 8692 sayılı kanun hükmünde kararname çıkardı. Burada Haziran ayında Ağrı'ya yönelik hareket öngörüldü.

Bakanlar Kurulu kararname doğrultusunda 7 Ocak 1930'da Genelkurmay Başkanlığı 9. Kolordu komutanlığına, Bulakbaşı ile Şıhlı köyü arasında asilerle meskûn olan köyler ile sığınılan yerler ele geçirilerek asiler geçim üssünden yoksun bırakacağını, bölge eşkıyadan temizledikten sonra Ağrı Tepeler hattına doğru takip edileceğini ve bölgede jandarma alayları için lazım olan yerlerden başka meskûn yer bırakılmayacağına dair emir verdi.

Mart 18 1930 tarihinde Salih (Omurtak) 9. Kolordu Komutanlığına atandı (8 Mayıs 1934'e kadar). 11 Haziran 1930 tarihinde Türk tarafının Ağrı direnişçilerine karşı silahlı muhalefeti başladı. Hoybun bütün kürtlere yardım çağrısında bulundu.

Türk Ordusu iki kolordu (7. Kolordu ve 9. Kolordu) ve 80 uçaktan oluşan hava gücü kullandı.

İsyan bastırıldı, sağ kalan isyancılar İran'a kaçtılar.





14. Oramar Ayaklanması / 16 Temmuz-10 Ekim 1930

Oramar ayaklanması başlamadan önce Doğu ve Güneydoğu Anadolu’\-da durum şöyle idi. Silahlı Kuvvetler bir yandan Zeylan, Çaldıran, Ağrı bölgelerinde çı\-kan ayaklanmaları bastırmaya çalışırken diğer yandan Diyarbakır, Sil\-, Sason, Lice, Çapakçur, Garzan, Muş bölgelerinde de şekavetle birlikte \-Kürtçülük kışkırtmaları devam ediyordu.
Dıştan yardım gören bazı Kürt aşiret reisleri din propagandası altında halkı hükümet aleyhine kışkırtarak Kürtlük davası için silahlı ayaklanm\-aya teşvik ediyorlardı. Bu suretle merkezi Ağrı olan Kürt ayaklanmasının bütün Doğu illerine yayılmasını hedef almışlardı.

Güney sınırlarımızda, Irak ve Suriye’de çıkarları bulunan yabancı devletler, bu topraklar içinde bulunan bazı aşiretleri maddi ve manevi yardımla silahlandırarak memleket içine saldırtmakta idiler.

İran sınırından yurda giren Kürt eşkıyaları da aynı maksatla hazırlanm\-ış, sevk ve idare edilmişti. Şeyh Barzani’nin 500 kişilik kuvvetle Ora\-mar’a saldırması suretiyle başlayan ayaklanma da bu zamana rastlar.

Bu ayaklanmanın nedeni ve hedefi, Ağrı’daki Kürt eşkıyasına karşı kullanılan veya kullanılacak olan kuvvetlerin bir kısmını üzerine çekmek onların yüklerini kısmen hafifletmek ve memlekette Kürtlük lehine kışkırtm\-a yapmak ve asayişsizliği artırmaktı.

Irak bölgesinde ve Irak arazisi içinde bulunan Şerif Molla Mustafa Barzani, Oramar bölgesindeki aşiretler ile anlaşarak birlikte Oramar Hudut Bölüğü’ne saldırma kararı aldılar. Bölgedeki ağalardan Kasım Ağa bu durumu 21 Temmuz günü Oramar Bölük Komutanı’na bildirmesine rağmen aynı günün gecesi Şeyh Barzani komutasındaki 500 kişilik bir kuvvetle baskın gerçekleştirildi. Kasım Ağa da milisleri ile birlikte sınır bölüğü ile beraberdi. Barzani eşkıyası aynı gece iki kez ve ertesi gece üç kez daha hücumlarını tekrarladılarsa da bu hücumlar püskürtüldü. Hücum ile başarı elde edilemeyeceğini anlayan eşkıya bölüğün etrafında mevzi alarak bölüğü muhasara etti. Yolları ve geçitleri tamamen tuttu ve Oramar-Gevar telefon irtibatını kesti. Bu saldırıyı yapan eşkıya, Barzaniler ile Şemdinan, Herki, Şat ve Oramar aşiretlerinden oluşuyordu. Eşkıyanın 100 kadarı Gevar boğazını, 100 kadarı Oramar kuzeyinde Avithayir köprüsünü tutmakta, 300 kişilik bir grup da güneyden Oramar’a taarruz etmekte idi.

Bu sırada Zeylan ve Ağrı yöresindeki çatışmalar nedeniyle bölgeye dışarıdan takviye birlik getirilmesi zaman alacağından, bölgedeki birliklerle derhal tedbir alınmaya başlandı. Diğer hudut karakollarından ve bazı aşiret milislerinden takviye müfrezeler oluşturuldu ise de bölgeye gelen yolların elverişsizliği ve bölgedeki geçitlerin asiler tarafından kontrol edilmesi nedeniyle Oramar Karakolu kuşatılmış durumda kalmıştı.

Durumun ciddiyeti üzerine Dışişleri Bakanlığı, Irak Hükümetine bir nota vererek durumu protesto ederken, bölgeye takviye birlikler gönderilmesinin yanı sıra hava taarruzları yapma kararı alındı.

Bölge halkından destek almaya başlayan isyancılar, Şemdinan bölgesinde de taarruzlarına başladılar. Kuvvetlerinin önemli kısmını Oramar’ı takviye için gönderen Şemdinan Hudut Bölüğüne saldıran isyancılar, burayı ele geçirdiler ve birliği yağmaladılar.

Bu gelişmeler üzerine Herki, Jirki aşiretlerinin yanı sıra Binavikli Ahmet Bey ile Sikanlı Hacı İbrahim maiyetleri ile birlikte eşkıyaya katıldılar. İsyancılar bundan sonra Gevar ve Çölemerik’i ele geçirmek için hareketlenmeye başladılar.
28 Temmuz sabahı uçaklar tarafından Oramar bölgesinde eşkıyanın bombalanmasına başlandı. Oramar’ı kuşatan eşkıya akşama doğru dağınık bir şekilde güneye çekildi ve kuşatma bu şekilde kırılmış oldu.

Kaynak: Ahmet Takan







15. Üçüncü Ağrı Harekatı / 7-14 Eylül 1930

11 Haziran 1930'da Türk ordusu ayaklanmaya karşılık verdi. Hoybun örgütü bu ayaklanma için diğer kürtlerin acilen destek çağrısında bulundu. Bu ayaklanma çoğunluğu Kırmanci kürtlerinden olanlar tarafından yapılmıştır. Kirmancilerin sayısı Dersimlilerin sayısından fazlaydı. Çünkü Hoybun'un çağrısına Türk askeri Iğdır, Sipan Dağı, Van civarında ani karşılık vermiştir ve destek çok küçük bir alanda olmuştur. Türkler geçici olarak Ağrı'ya yaptıkları hücumu durdurmuşlarıdır. İsyancılar çok fazla sayıda olan Türk askerlince bertaraf edilmişlerdir.

İsyancıların kumandanı İhsan Nuri Paşa, Türk Hava birliklerinin Ağrı Dağı ayaklanmasını bertaraf etmesindeki rolünü konu alan ve başlığı La Révolte de L'Agridagh (Ağrı Dağı İsyanı) bir kitap yazdı.

1930 yılının yazında, Türk uçakları Ağrı dağını her yönden bombalıyordu. İhsan Nuri Paşa'ya göre. Türk uçakları üstünlüğü isyancıların demoralize olmasına ve buna bağlı olarak da teslim olmasına neden oldu.

Ayaklanma boyunca, Türk uçakları birkaç Kürt aşiret ve köyünü bombaladı. Örneğin Helikanlı ve Herki aşiretleri 18 Ağustos 1939 da bombalandı. Asi köyler devamlı olarak bombalandı. İkincisi de 2 ve 29 Ağustos'ta oldu.

12 ve 19 Haziran 1930'da. Kürt pozisyonları aşırı derecede bombalanıyordu. Kürtler Ağrı dağının daha üst bölümlerine geri çekildiler. 9 Haziran tarihli Cumhuriyet Gazetesi. Türk uçaklarının Ağrı dağını "Yağmur gibi bombalıyor" haberi yayınladı. Bombardımandan kaçan Kürtler canlı olarak ele geçirildi. 13 Haziran'da, Zilan'daki ayaklanma bastırıldı. Ayaklanmayı bastırmada 10-15 hava bölüğü kullanıldı.

Hava bombardımanı birkaç gün devam etti ve isyancı güçleri 5.000 metre yüksekliğe çekildiler. 21 Haziran'da yapılan bombardımanda birçok isyancı müdafasını yok etti.

Bu operasyonlar sırasında Türk ordusu 66.000 asker ve 100 uçağa sahipti. İsyancılara karşı yapılan bu mücadele 17 Eylül 1930'da sona erdi.

Ağrı Ayaklanması 1931'de bertaraf edildi ve Türkiye bölgedeki hakimiyetine devam etti.


Kaynak: wikipedia.org




16. Pülümür Harekatı / 8 Ekim-14 Kasım 1930

Ağrı Harekatı sırasında bölgeyi gezen Mareşal Fevzi Çakmak raporunda bazı köylerin cezalandırılması gerektiğini belirtti. Bunlardan önce vergi ve asker vermelerinin istenmesini, bunları yerine getirmedikleri takdirde de havadan bombalanarak tahrip edilmelerini önerdi. Bazı kürt kökenli bölge memurlarının kürtçülük yapmalarından dolayı başka yerlere nakledilmelerini de önerdi. Kürt asiler çevredki Türk köylerini sık sık basıyorlardı, bunların da önlenmesi şarttı.

Mareşalin önerileri arasında Pülümür ilçesiyle Erzincan ve Erzurum'un bazı kesimlerinde kıştan önce mutlaka cezalandırma hareketinin gerçekleştirilmesi de vardı. Mareşalin önerdiği harekata neden olan son olay, Pülümür kaymakamının evine, ağaların tahrikiyle, bir kaç el ateş edilmesi ile başladı.

Tertipçiler, ateş edenlerin hükümete teslimini engellediler. 8 Ekim 1930'da Başbakan İsmet İnönü Mareşalin istediği önerilere izin verdi.

Söz konusu köyler cezalandırılıp, asilere öncülük edenlerin batıya nakli düşünülecekti. Bazı memurlar da başka yerlere tayin edilecekti.

Pülümür'ü cezalandırma harekatı 25 Elim'de yürüyüşle, 28 Ekim sabahı da saldırı ile başladı, 31 Ekim'de durdu.

Asilere yöneltilen saldırı su ve cephane ikmali güçlükleri ve uçakların bombalarının bitmesi ile sonuçsuz kaldı. Birikler noksanlarını tamamlamak için Pülümür'de toplandılar. Harekata katılan 74 subay ile 1664 ere Ömer Halis Paşa komuta ediyordu.

İkinci Pülümür Harekatı 10 Kasım'da uçakların da katılmasıyla başladı. Hedefteki kürt köyü 13 Kasım'da yakıldı. Asilerden 100 kişi imha edilmişti. 14 Kasım sabahı harekat başarı ile tamamlandı.

Kaynak





__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.