Tekil Mesaj gösterimi
Eski 07.12.15, 17:48   #12
Cem1907
Uzman Üye

Cem1907 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2015
Yaş: 61
Konular: 173
Mesajlar: 3,307
Ettiği Teşekkür: 3907
Aldığı Teşekkür: 10189
Rep Derecesi : Cem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisiCem1907 muhteşem birisi
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Atatürk ve Spora Olan İlgisi

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Canan Mesajı göster



Yüzmeden güreşe, bilardodan kürek çekmeye kadar birçok spora tutkun olan Atatürk, futbola daima mesafeli oldu.



Galatasaray ve diğer İstanbul takımlarının işgal güçleriyle maç yapması ve samimi pozlar vermesi Atatürk’ü çok üzüyordu. Mütareke yıllarında işgalci güçlerle maç yapmayan Fenerbahçe’ye ise Atatürk her zaman sempati duydu.Atatürk’ün devrimleri arasında her nedense “spordaki devrimleri” hep geride kaldı. Oysa ki Atatürk, gerçek bir spor inkılapçısıydı. Türk kadını ilk kez onun çalışmalarıyla 1926’da gerçek anlamda spora dahil olurken, dünyadaki kadınlar Olimpiyatlara ancak 1928 yılında kabul edildi.



Fransızların ünlü spor gazetesi “L’auto”, Atatürk’ün sporcu yönünü şu satırlarla duyurdu: “Dünyada ilk defa beden eğitimini mecburi kılan devlet adamı oldu. Yalnız kağıt üzerinde nutuklarla değil, bunu bilfiil stadyumlar ve spor merkezleri yaptırarak üzerine getirdi.”





Mustafa Kemal, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin sporda da varolduğunu duyurulması için 1924 Paris Olimpiyatları’na katılma kararı aldı. 3 atlet, 3 bisikletçi, bir eskrimci, 4 güreşçi ve 19 futbolcu ile gidilen Paris’de, Türk sporcular başarılı olamadılar. Atatürk, mümkün olduğu kadar hem katılımcı, hem de izleyici olarak sporla ilgilendi. Atatürk’ün yaptığı sporlar arasında şunlar sayılabilir:


Güreş, binicilik, atıcılık, yürüyüş, avcılık, jimnastik, yüzme, kürek, bilardo, eskrim, yat, satranç, briç, dans.

Atatürk ve Güreş









Gazeteci Doğan Yıldız, araştırmasında Atatürk’ün tüm sporlar arasında en büyük ilgiyi güreşe gösterdiğini belirtiyor. Atatürk’ün gerek Kurtuluş Savaşı öncesi, gerekse de sonrasında düzenlediği güreş müsabakalarının yanı sıra, kendi tutuştuğu ve kapıştığı güreşler de var.



Atatürk’ün bir güreş anısını ise Sıtkı Koraltan, babası Refik Koraltan’ın ağzından şöyle anlatıyor:

“Atatürk bir gün, kuvvetten, güreşten ve pehlivanlıktan bahsederken kendisine güreş teklifinde bulunmuş. Bir süre sonra, babamın çekinerek işi hafif tuttuğunu sezen Atatürk, ‘Ciddi güreş yapalım’ demiş. Emrini ‘Yüklen yahu’ diyerek tekrar edince, babam, ‘Ne ısrar ediyorsun Paşam, Cihan’ın sırtını yerine getiremediği bir kahramanın sırtını ben mi yere getireceğim?’ diye cevap vermiş.”




Denizi çok seven Atatürk









1 Temmuz Kabotaj Bayramı” deniz şenliklerinde kürek yarışlarını izlemek için yarış saatlerinden önce Ertuğrul yatı ile Moda koyuna hareket ederdi.



Atatürk, bir gün teknelerden “fıtayı” (yarış teknesi) çok merak etti. Bu yüzden, Galatasaray Spor Kulübü’nün 12 numaralı üyesi Ruşen Eşref Ünaydın’ın aracılığıyla, tek çifte bir fıtayı Florya’ya getirtti.



Atatürk’ün hayatında izlediği belki de en önemli maç ise, Kurtuluş Savaşı’nda Büyük Taarruz öncesi, özel anlam taşıyan “Subaylararası futbol maçı” oldu. Başkumandan, Büyük Taarruz’un yerini ve tarihini arkadaşlarıyla gizli bir toplantıda belirlemek istiyordu. Bu görüşme nedeniyle, Mustafa Kemal Paşa, Konya’ya giderken 28 Temmuz 1922 günü, Akşehir’de bir futbol maçı düzenlettirdi. Başkumandan ve yüksek rütbedeki komutanların bu futbol maçını izlemeye gidecekleri yolundaki haberler, Türklerin bir süre daha taarruza girişemeyecekleri yolundaki kanıyı güçlendirdi. Kolordu Subayları ile Batı Cephesi Subayları arasındaki maçı izleyen Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları, o gün, 26 Ağustos sabahı taarruz kararı aldı...



Fenerbahçeyi Ziyareti














Sivil Mustafa Kemal’in futbolla hiçbir yakınlaşması olmadı. Futbol izlemese de zaman zaman kulüpleri ziyaret etti.


Atatürk’ün akşam sofralarında her şey konuşulmasına rağmen, futbolun sofra muhabbeti olduğu konusu birkaçı geçmedi. Atatürk, Cumhuriyet’ten sonra futbol maçlarına hiç gitmedi. Hem de üç büyük kulübün yöneticileri kendisinin yakın dostuydu. Adına futbol maçları düzenlendi, yine de ilgi göstermedi. Bunun nedeni, kimilerine göre İstanbul’un işgal yıllarında spor kulüplerinin işgal kuvvetleri takımları ile maçlar yapıp dostane fotoğraflar çektirmeleriydi. Hatta Galatasaray da dahil İstanbul takımlarının mütareke yıllarında işgalci güçlerle maç yapması Ata’yı çok üzüyordu.İşgal sırasında yabancı takımlarla maç yapmayan Fenerbahçe’ye ise Atatürk’ün sempati duyduğu biliniyordu. Ata’nın futbola karşı soğuk duruşunun nedeni kimilerine göre de bazı spor kulübü mensuplarının Milli Mücadele’ye katılmalarına rağmen, büyük kısmının ilgisiz kalışıydı. Hatta, Atatürk bazılarının Milli Mücadele’ye destek vermeleri bir yana köstek olmalarını affedemedi.







İsmet Paşa’ya Yüzme Öğretti













Cumhuriyet’in ilk yıllarında Florya kıyıları yüzme öğrenmek için ideal bir yerdi. Atatürk de yüzmeye başlamak için burayı seçti. Eline geçen bir yüzme kitabından gördüklerini uygulamaya başladı. Sabahın ilk saatlerinde denize giriyor, kendince yüzebilme hareketleri yapıyordu. Kısa bir sürede kulaç atmayı öğrendi.




Atatürk, İstanbul Florya’da bulunduğu zamanlarda her gün denize girmekte, kürek çekmekte, halkla haşır neşir olmaktadır.






Bir gün, Atatürk Florya’da yüzerken Başbakan İsmet İnönü gelir.Atatürk Seslenir:“İsmet gel! Gelde yarışalım” der


İsmet İnönü kollarını açarak:


“Paşam, ben yüzme bilmem ki “


Bunu duyan Atatürk :


“Sana bir hafta süre. Bir hafta sonra birlikte yarışacağız” der.İsmet İnönü Heybeliada’daki Deniz Askeri Lisesi Sınıf Subayı Ulvi Tekeş’le tanışır. Kısa bir süre içinde yüzme öğrenmek istediğini bildirir.Heybeliada ile Kaşıkadası arasındaki derin bir yere deniz motoru ile gidilir. Ulvi Tekeş dalar İsmet İnönü’ye:


“Sayın Paşam atlayın” der


“Nasıl atlayacağım”


“Çivileme atlayacaksınız”



İsmet İnönü anlatıldığı şekilde çivileme atlar. Bu İsmet İnönü’nün meşhur çivilemesidir. İlk atlayışıdır. Suyun yüzüne çıkınca kendini subayın kollarında bulur. Çırpınmaya başlar. Sonrada yüzme kurallarına uyarak birkaç gün içinde yüzmeyi öğrenir ve Florya’nın yolunu tutar.



Atatürk, 6 Eylül 1936 Pazar günü Moda koyunda yapılan yelken ve kürek yarışlarını Türkiye’de bulunan İngiltere Kralı VIII Edward ile birlikte Ertuğrul yatından izlemiştir.


Florya plajında denizde mayo ile çekilmiş fotoğraflarını gazetelerde yayınlatarak halkımızı denizden yararlanmaya çağıran ilk insan da toplumumuzda Atatürk olmuştur.



Atatürk’ün bütün bu hareketleri, hep hesaplı, hepsi bir amaca yöneliktir. Türk halkını kendi öz benliğine kavuşturmak, küsmüş bulunduğu doğa ile barıştırmak, hayatın anlamını daha fazla tanımasını sağlamaktır. Köşk’teki kürek çekme kondisyon aleti şimdi, Anıtkabir müzesindedir.



Çok nadir, fasülyesine tavla oynardı.



Spor Giysilerinde de Modayı Takip Etti













Atatürk, her şeyde olduğu gibi, spor giyimde de çağının önüne geçti. Ata’nın Türkiye’de özel terzileri vardı.


Ancak, Paris’te özel bir terzide vücut modeli bulunuyor, özellikle merasimlerde giyeceği kıyafetler orada dikiliyordu


Cemal Granda Atatürk’ün giyimi ile ilgili şunları söylüyordu: “En çok lacivert takım elbisesini severdi. Bu elbise eskidiği halde atmıyor, ördürüp yine giyiyordu. Gömleklerinin hepsi beyaz, yaka numarası 41-42’ydi. Ölçüsü bilindiğinden İsviçre’de yapılır, hazır gelirdi.”




Atatürk, her şeyde olduğu gibi, spor giyimde de çağının önüne geçti. Ata’nın Türkiye’de özel terzileri vardı.


Ancak, Paris’te özel bir terzide vücut modeli bulunuyor, özellikle merasimlerde giyeceği kıyafetler orada dikiliyordu


Cemal Granda Atatürk’ün giyimi ile ilgili şunları söylüyordu: “En çok lacivert takım elbisesini severdi. Bu elbise eskidiği halde atmıyor, ördürüp yine giyiyordu. Gömleklerinin hepsi beyaz, yaka numarası 41-42’ydi. Ölçüsü bilindiğinden İsviçre’de yapılır, hazır gelirdi.”



Beyoğlu’ndaki özel terzisi Arman ise: “Atatürk, çizgili renkli çorapları severdi. O devrin en şık çoraplarıydı bunlar. 44 numara giydiğini sanıyorum” diyordu.



Atatürk, uzun süreli kürek çekişlerinde terleme durumunu göz önünde bulundurarak “askılı mayo” giymeyi tercih ederdi. Yüzme sırasında ise, genelde o dönemin modası olan tek parça “kemerli mayoyu” tercih ederdi. Bornozunu ve deniz ayakkabısını daima hazır bulundururdu.


Derleme





--




Takımdaşlık yapmak istemem ama yanlış bir bilgi var burada.İşgal yıllarında yabancılarla maç yapmayan Fenerbahçe denilmiş.Halbuki işgal yıllarında yabancılarla en çok Fenerbahçe maç yapmış ve nitekim Harrington kupasında İngiliz karmasını yenip kupayı almıştı.
__________________
Cem1907 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cem1907'in Mesajına Teşekkür Etti