Tekil Mesaj gösterimi
Eski 08.12.15, 08:15   #1
Çengelli İğne
«... Beklenen Şarkı ...»

Çengelli İğne - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2013
Konular: 1654
Mesajlar: 9,563
Ettiği Teşekkür: 33017
Aldığı Teşekkür: 32006
Rep Derecesi : Çengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardırÇengelli İğne şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Post Hapishanede Dizi Çekimi | Emin Çölaşan



Sevgili okuyucularım, hapishane yaşamı ile hiç tanışmadım ama zor iş olsa gerek… Her çeşit özgürlüğünüz elinizden uçup gidiyor ve kaderinizle baş başa kalıyorsunuz…
Belki koğuşta, belki de tek kişilik hücrenizde…
O aşamadan sonra hayatınızda kendiliğinizden koyacağınız bir kural yok, istediğiniz gibi davranma özgürlüğünüz yok.
Attığınız her adım, aldığınız her nefes bile denetim altında ve hapishane kurallarına uygun olmak zorunda.


* * *
Sanırım 2012 yılı idi, gazeteci arkadaşım Mehmet Şehirli ile birlikte Silivri Cezaevi’nde bir Ergenekon duruşması izlemiştik.
Sanıklar salona alındığında önce dinleyici sıralarına bakıp geleni gideni, o gün kimlerin olduğunu görmeye çalışıyordu. Salon çok tenha idi.
Hurşit Tolon, Doğu Perinçek, Hikmet Çiçek, Mustafa Balbay, Tuncay Özkan ve çok sayıda başka tutuklu “Terörist (!)” sanık önümüze geldiler, hal hatır sorduk. Araya konulmuş olan barikatın üzerinden uzanıp el sıkışmak bile mümkün değildi çünkü yasaktı. Asker ve sivil görevliler izin vermiyordu.
Sarılıp bir hasret giderme, bir el sıkma bile insanlara çok görülüyordu.
Duruşmayı akşama kadar izledik. Duruşma bittiğinde sanıklar yine önümüze geldi. Artık veda zamanı idi… Ne olursa olsun deyip aradaki barikatı aştım ve çoklarıyla kucaklaştım. İtiraz eden, iterek önlemeye çalışan görevlilere de biraz yüksek sesle hitap etmek zorunda kaldım:
“İnsaf be kardeşim, bunlar bizim dostlarımız, arkadaşlarımız. Ne olur bir kucaklaşsak, biraz insaflı olun yani. Onlara silah veriyor değiliz ya.”
Tavırları biraz yumuşadı.


* * *
2013 yılında Saygı Öztürk’le birlikte iki kez Ankara’da Sincan Cezaevi’ne gittik… Yine iki “Teröristle (!)” görüşecektik… Balyoz’dan hükümlü Engin Alan ve Ergenekon’dan hükümlü Mustafa Balbay.
Cezaevinde görüşme izinleri Adalet Bakanlığı tarafından veriliyor. Açık söylemek gerekirse gazetecilere ve milletvekillerine bu konuda zorluk çıkarılmıyor.
Katı cezaevi kuralları daha ilk anda karşımıza çıktı.
Önce bir elektronik aygıtın önünde göz ve el taraması yapıldı. Sizin yerinize bir başkasının çıkmasını önlemek içinmiş.
Sonra sıra geldi üst aramasına. Gayet kibar infaz koruma memurları tarafından baştan topuğa kadar elle arandık ama bu yetmiyordu. Telefonları, bozuk paraları ve kalemleri görevlilere bıraktık.
Ayakkabıları ve kemerleri çıkarıp bir başka elektronik aletten yalın ayak geçirildik. Makine öttü!.. Yine geçtim ve yine öttü. Pantolon cebimde bir adet metal para kalmış, onu bulup çıkarınca bir daha ötmedim.


* * *

Her iki ziyaretimizde de büyükçe bir salona alındık. İçeride sadece biz, plastik masalar ve plastik sandalyeler var. Hükümlülere haber verildi bir süre sonra geldiler. Hemen üç metre ötemizde üç infaz koruma memuru oturuyordu. Görevleri ne konuştuğumuzu dinlemekti. Ayrıca salondaki sabit kameralar da çekim yapıyordu.
Yine de herhangi bir kısıtlama olmadan konuştuk.
Mustafa Balbay bize ikramda bulunmaya niyetlenmiş. Tek kişilik hücresinden bir şişe su, birkaç plastik bardak ve plastik yoğurt kabı içerisinde biraz kuru yemiş getirdi.
Konuşulanları not alacağız, içeriye kalem sokmamışlardı. İnfaz koruma memurlarından rica ettik, biri dışarı çıktı. Sanırım amirlerine sordu ve iki kurşun kalem getirdi.
Mümkünse çay rica ettik, yasakmış.
Süremiz her iki ziyarette de bir saatmiş, bitince kibarca uyarıldık ve dışarı çıkarıldık.
Kurallar böylesine katı idi… Gazeteci veya milletvekili değilseniz Adalet Bakanlığı size zaten ziyaret izni vermiyordu. (Sadece avukat görüşmeleri tamamen serbest ve hiçbir kısıtlama yok.)


Not: Yazının devamını okumak için, aşağıdaki linki tıklayınız



------Sözcü-------
__________________






Çengelli İğne isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Çengelli İğne'in Mesajına Teşekkür Etti