Tekil Mesaj gösterimi
Eski 08.12.15, 18:53   #1
Mediter
Uzman Üye

Mediter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Apr 2012
Konular: 295
Mesajlar: 2,410
Ettiği Teşekkür: 34734
Aldığı Teşekkür: 14818
Rep Derecesi : Mediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Putin'i Kılıçdaroğlu ya da Fethullah Gülen gibi bir şey mi sanıyorlar



Eski günlerde sabah kahvaltısına oturduğumuzda mutlaka aileden birinin gece gördüğü rüya ‘hayırdır inşallah’ temennisiyle anlatılır ve yorumlanırdı. Akşam yemeğine oturduğumuzda ise o gün başımızdan geçen gerçek olaylar kısaca özetlenirdi.
Çok nadir olarak akşam sofrasında günün olayları konuşulurken ‘bak sana demedim mi dün geceki rüya çıktı.’ yorumu yapılırdı.
Dün Rus uçağı düşürüldü, bu işi NATO ve Obama yaptı rüya yorumunu yaptık, çıktı, şimdi, ikinci ‘kabus’u yaşadık, Türkiye Musul’a eğitim için onlar çağırdı bahanesiyle girdi.
Bu kabusa bir ‘hayırdır inşallah’ yorumu yapabilmeliyiz, bu cehennem içinde Türkiye Musul’a niye girer?
NATO Türkiye’yi NATO’dan çıkartmak için bahaneye mi zorluyor?
Düşler kötü haber kötü vakit kötü…


İKİNCİ BİR CİHAT İLANI
Geçen hafta Yeni Şafak yayın yönetmeni İbrahim Karagül, Bir Kıyamet Savaşı’nda Kabe’yi Savunmak başlıklı bir yazı kaleme aldı.
Yazının alt metni çok manidar, yazı alttan alta, yüz onyıl sonra İslam Alemi’ne İkinci bir Cihat ilanı.
Ey İslam alemi büyük bir kıyamet savaşına Kabe’yi savunmak için giriyoruz, diyor.
Renkleri ışığı hiç tanımamış körlerin düşleri nasıl oluyor diye bayağı bir bilimsel doküman var, yüz on yıl önce de bir siyasi kör ‘cihat’ ilan etmiş avcunu yalamış Osmanlı’nın kolu kanadı kesildi ve yüz on yıl sonra ‘değişen bir şey yok’, siyasi körler yeniden sahnede yine ‘cihat’ ilan ediyorlar.
Ve peşinden bugün itibariyle yandaş medyada Musul seferleri başladı bile.
Düşler kötü haber kötü vakit kötü.
Ancak düş ve kabuslar üzerinde çalışan bilim adamları şunu tesbit etmiş, rüya ve düşün sonunu görmeden uyanırsınız, ‘ne rüyaydı’ dersiniz, düş ve kabusu neden sonunu görmeden uyanırsınız?
Keşke bu kabusun sonunu görmeden uyanabilsek.
Derin uykuda kapalı gözkapaklarının altında gözbebeklerinin neyi takip edip fıldır fıldır döndüğünü artık biliyoruz. Derin uykuda göz kapaklarımız altında fıldır fıldır dönen gözler ‘beynimizin gözleri’.
Bazen de gündüz vakti gözlerimiz açıkken görmeyiz, ‘daldı gitti’ deriz, ‘hayale daldı’ deriz. Gerçekte gözlerimiz açık olduğu halde ‘görmeyiz’, çünkü hayale dalan yine ‘beynin gözleridir’.
Hem uykuda hem uyanıkken bizden bağımsız ‘beyin gözleri’ var.
Yüz on yıl sonra yeniden cihat ilan edenlerin ‘beyin gözleri de’ kapandı.


SİZİ BİTKİN HALE GETİRİR
Bilim adamları üşenmemiş film ile rüyanın ‘zaman’ı ‘süresi’ üstüne de çalışmış, şöyle, bir filmde bir hikaye anlatımı kaç dakika sürer, diyelim bir hikayeyi bir saatte anlatır, ama rüyada ‘zaman’ çok hızlıdır.
Şöyle, ani bir kapı sesiyle uykunuzdan uyandığınızda, o kapı sesi, bir saniye gibi kısa sürede, ışık hızıyla beyinde bir senaryo çeker, hepimiz yaşamışızdır, bir saniye gibi kısa sürede o kapı sesinin baş rol oynadığı rüya saatlerce uzun gibi gelir insana.
Beynin gözleri var, ve üstüne, beyinde ışık hızıyla senaryo çeken biri var.
Şimdi ‘savaş’ kelimesini duyduğunuzda, savaşın felaketleri belaları sefilliği, savaş görmüş ülkelerin ne facialar yaşadığı, bir anda aklınıza gelir, siz isteseniz de gelir, istemeseniz de gelir.
‘Savaş’ kelimesini duyar duymaz bir saniye içinde beyin her şeyin anında senaryosunu çeker ve bu bir kelime sizi ‘savaş yorgunu’ ‘bitkin’ hale getirir.
Savaş işte önce bu demektir.
Bu İslamcı iktidar bu İslamcı kardeşler, o kadar kolay iktidar oldular ki, o kadar kolay yalan iftiralar kumpaslarla semirip kudurdular ki, muhalefetsiz ülkenin onlara bahşettiği bu beleş ganimetler ve zaferler onları çok geçmeden, eskilerin deyimiyle zıvanadan çıkarttı.

Bakın dünya devlerine nara atıp Putin’e dombra çalıp meydan okuyorlar.


CEM UZAN’IN MALLARI GİBİ BİR ŞEY SANIYOR OLMALILAR
Putin’i, Kılıçdaroğlu ya da Fethullah Gülen gibi bir şey sanıyor olmalılar, dünya devlerini topraklarını Cem Uzan’ın malları gibi bir şey sanıyor olmalılar.
Bizler istiklal savaşıyla yabancı işgalinden kurtulduğumuzu sanan zavallılarız, bakın, içimizde milyonlarca insanın ruh haletine, istiklal savaşında yenilmiş kabul ediyorlar kendilerini.
Ve bu esaretten kurtulmak için batılı güçlerin esiri oyuncağı olan fikirler iftiralar karalamalar inşa etmişler tam yüzyıl.

Ve sonunda İslamcılık denen bu ‘esirlik’ ülkeyi yeniden batılıların iradesine gücüne çoktan teslim etmeye başladı bile, en azından İslamcılık denen bu esaret ideolojisi, ülkeyi yeniden birinci dünya savaşının Osmanlı’yı paylaşım şartlarına getirip koydu.


İnsan sormadan edemiyor, hadi iç politikadaki bu yalan iftira kumpas balonlarını nefeslerinizle şişirdiniz, bakalım, bu savaş gemilerinin yelkenlerini aynı nefeslerle nasıl şişireceksiniz?

Bir büyük dünya savaşına gidiyorlar, açın gazetelerini okuyun, bir ‘başaramama korkusu’ hiç yok, hiçbir ‘ihtiyati tedbir’ yok, ‘bu savaşın altında kalırız, mahvoluruz’ endişesi hiç yok.

Muhalefeti de aynı, hiç endişe taşımıyor, Putin’in bombalarıyla Erdoğan’ın şaha kalkmış atının Erdoğan’ı üstünden atacağı rüyaları görüyor.
Ne diyelim, düşler kötü haber kötü vakit kötü.
İnsan rüyasında niye uçar nasıl uçar, hepimiz rüyamızda bir kez olsun uçmuşuzdur, uykuda bedenin ağırlığı kalkar ve beyin ‘uçmaya’ başlar, üstelik deneyler ortaya koyuyor ki, kulaklar tıkalıyken daha çok uçarmış insan.
Rüyada uçmak insana bir zorluk çıkartmaz diyor, Düş Dokumacısı kitabının yazarı.
Uçun beyler, hiçbir zahmeti yok…
Anadolu dediğin Türkiye dediğin nedir ki altınıza serilmiş bir uçan halı.
Nasılsa ülke işgale uğrarken siz buralarda olmayacaksınız, nasılsa ülke yangın cehennem yerine dönerken siz ‘astral’ seyahat gibi siyasi analiz yazılarınızla ülkenizi göklerden seyredeceksiniz.
Uçmak deyince…
Kim istemez uçmak.
Ortaokuldan beri hep sorarız ya şakalı bir eğlence gibi, ölmeden önce son isteğin nedir, diye.
Gençlik yılları boyunca hep ölmeden önce son isteğim, ülkemi Toroslar’dan Karadeniz Yayları’na Biga Ovasından Pasinler Ovasına kadar şöyle kuş uçumu uçarak seyretmek, derdim.
İnanmayacaksınız, bu da bilimsel kayıtlara geçsin, birkaç ölüm tehlikesi yaşadım, o son film karesinde, bir saniye içinde Ege’den Doğu’ya ovaların dağların tepesinden uçuverdim.
Muhteşemdi mucizeydi, ovaları yaylaları köyleri kuş gözünün perspektifiyle üstelik, o harikalar diyarı manzarasını bir saniye içinde yaşadım…
Artık çoktandır çocuklarımız için ülkemiz için bir gelecek düşü hiç kimse kurmuyor. Daha yaşanacak daha görecek ne güzel günler var, cümlesini, hiç kimse etmiyor.
Artık umutlarımız hayallerimiz bir saniye kadar kısaldı.
Son bir saniye, bir kuş uçumu, son bir film karesi, neyi yıktığımızı neyi parçaladığımızı neyi sattığımızı, şöyle tepeden bir saniyecik kuş uçumu görmek istiyor insan…
Erdoğan’ı Nato’su Putin’i o bir saniyecik ülkemize son ziyaretimizi bize çok görmez, inşallah.
Hayırdır inşallah.




Nihat Genç
Odatv.com
__________________
Mediter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Mediter'in Mesajına Teşekkür Etti.