Tekil Mesaj gösterimi
Eski 02.01.16, 19:23   #2
dil-edebiyat
Üye

dil-edebiyat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2014
Konular: 11
Mesajlar: 74
Ettiği Teşekkür: 78
Aldığı Teşekkür: 179
Rep Derecesi : dil-edebiyat Karimasını arttırmak için doğru yerdedil-edebiyat Karimasını arttırmak için doğru yerdedil-edebiyat Karimasını arttırmak için doğru yerdedil-edebiyat Karimasını arttırmak için doğru yerdedil-edebiyat Karimasını arttırmak için doğru yerdedil-edebiyat Karimasını arttırmak için doğru yerdedil-edebiyat Karimasını arttırmak için doğru yerdedil-edebiyat Karimasını arttırmak için doğru yerdedil-edebiyat Karimasını arttırmak için doğru yerdedil-edebiyat Karimasını arttırmak için doğru yerdedil-edebiyat Karimasını arttırmak için doğru yerde
Ruh Halim: Yalniz
Standart Cevap: Ötkir Haşimov - Dünyanın İşleri

Ötkir Haşimov - Teselli* (Hikâye)


Mezarlık gayet sessiz. Yalnız, patikanın iki yanında saf tutmuş kavaklar, mezarın üstüne başlarını eğmiş çocuklar gibi analarına huzur dileyip ninniler söylüyorlardı. Onların kederli fısıltıları, Kur’an okuyan hafızların seslerine karışıp yürek burkan bir ahenge dönüşüyordu.
Beyaz cüppe giymiş, kırçıl sakalı kendisine yakışan mezarcı Fatiha okuyup ayağa kalktı:

Tamam evladım, tamam! Böyle yaparsan kendini mahvedeceksin. Dünyanın işleri böyledir. Çaresi nerde? dedikten sonra bir müddet sessiz kaldı ve devam etti:
Sevgili valideniz gerçekten Allah’ın sevgili kuluymuş. Yatalak olup kalmadı, kimseye yük olmadı. Böyle rahat ölüm herkese nasip olmaz.
Daha nemi kurumamış şu toprağa bakıp düşünüyorum. Muhtemelen öyledir. Annem bu dünyada elindekiyle yetinmesini bilen bir insan gibi yaşardı. Hiç kimseyle, hiçbir şey için tartışmazdı. Belki tabiatın en acımasız elçisi olan ölümle de pazarlık etmeyi istememiştir. Belki de…
Yaşlı adam düşünceli bir tavırla:
Gördünüz mü? O günün gecesiyle sağanak başladı. Ta kabre koyuncaya kadar dinmedi. Kabrine koymamızla birlikte pırıl pırıl bir güneş çıktı. Böyle temiz ruhlu insanlar az bulunur evladım. Ben bilirim.
Belki de öyledir. Belki, insanların derdine ortak olmayı iyi bilen bu yaşlı adam, gerektiğinde herkese böyle teselli sözleri söylemiştir. Teşekkür ederim size beybaba. Yanıp duran yüreğime su serpen kalbin için teşekkür ederim. Yalnız… Her şey yağmurla bitse. Yine, hiç olmazsa, anacığımın ömrü üç gün uzasaydı da… Sonra yağmur değil devamlı taş yağsa razıydım… Bir hafta oldu ki; dostlarım, tanıdık tanımadık herkes kapımdan hüzünlü giriyorlar. Dostlarım sessizce oturup sessizce çıkıp gidiyorlar. Başkaları, sessizce soruyorlar:
Valideniz kaç yaşındaydı?
Ben diyorum ki… Ben diyorum ve düşünüyorum ki: “Ananın genci veya yaşlısı olmaz. Şefkatin de… Sadakatin de… Eskiden bir gerçeği bilirdim. Ana için evladın büyüğü, küçüğü olmazdı. Şimdi yine bir gerçeği daha anladım. Evlat için de ananın yaşlısı, genci olmuyor. Ana anadır. Ona başka sıfat gerekmez.”
__________________
Harâmsız mal azaldı, harâmzâde çoğaldı
Bu çağda helâl yemek büyük cesâret ister
İnsanı sıfatıyla anmak geride kaldı
Domuza domuz demek büyük cesâret ister...

Abdurrahim Karakoç
dil-edebiyat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla