Tekil Mesaj gösterimi
Eski 05.01.16, 13:19   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21541
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Lâiklik Dindarlık ve Devlet (2)

Lâiklik Dindarlık ve Devlet (2)

Lâik ülkelerde din, kamusal alanın konusu değildir. Din ve devlet işleri birbirine karıştırılmaz, inanç çeşidi, biçimi, ibadet şekilleri ve mekânları ne olursa olsun din ve inanç vicdanidir, bireyseldir…

Lâik devlet düzeninde din konusunda devletin egemen tarafı söz konusu olamaz! Belli bir inancın eğitimi verilip tek taraflı dayatma ile diğer inanç sahiplerinin varlığı göz ardı edilemez.. Eğitim sistemi içinde din ve dinin belli mezhepleri belirgin şekilde olamaz ama ne yazak ki bu gün bunlar yapılmaktadır.. Türkiye'de Milli Eğitim, milli olmayan insanların idaresinde dinci ve anti lâik hale gelmiş, her geçen gün yeni uygulamalar ile adeta Lâik'lik unutturulmaya çalışılmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti kuruluşu itibarı ile ve değişmez Cumhuriyet ilkeleri ile tüm anayasa yazılımlarında devletin Lâik olduğuna vurgu yapmış emretmiştir. Son 14 yıl ve geride bıraktığımız bir çok on yıl gibi bariz şekilde uygulamalarda olduğu gibi maalesef, sanki Türkiye anayasası kendi içinde tezat teşkil ediyor olgusunu hissettirmeye çalışan, kendilerini sağcı, mukaddesatcı, muhafazakâr, muhafazakârlığın yanında demokrat telakki eden idareler, idarelerde olan kişiler, Diyanet Kurumunuda yanlarına alıp kendilerine ve düşüncelerine âlet ederek anayasaya rağmen, İslam anlayışının bir ekolü ve mezhebi olan Sünniliğe özgü ve özel olarak buna matuf bir eğitim, Cami ve cemaât anlayışı ile idare elele vererek, lâik'liğin ve memleketin idaresini iğfal etmişlerdir.

Anayasanın “devlet lâik'tir” emrini esas alan, ülkenin çoğunluğunu temsil eden vatandaş, Müslüman ama Lâik olabilmiş, dinleri ve vicdanları, özgürlüğünü, hakkı ve insanlığı, din ve vicdan özgürlüğünü anayasanın emri olan hukukun üstünlüğünde aramış ve bu gün elan bunu savunmakta, aramaktadır ancak anti lâik olanlar buna mani olmak için elinden geleni yapmaktadır.


Hukuki genel tanımlara göre "Lâik'lik" devlet ile din işlerinin ayrılmasıdır.Demokrasi denilen idari değer Lâik sistem ile taçlanır şahlanır!

Genel tarif ile Lâik'lik, devlet yönetiminde herhangi bir dinin referans alınmamasını ve devletin dinler karşısında tarafsız olmasını savunan prensiptir. Fransızca'dan Türkçe'ye geçmiş olan "lâik" sözcüğü, "din adamı olmayan kimse; din adamı dışında kalan halk" anlamına gelen Latince "laicus" sözcüğünden gelmektedir.

Lâik devlet; bir dine, bir inanca inanan veya inanmayanları katagörize edemez, devlet olarak hiç bir dini taşımaz hiç bir dinin yandaşı olmaz, hiç bir dinin, inancı olan ayinine ibadetine, aktivitelerine iştirak etmez, her din ve inanca eşit mesafede durur. Ama bu gün Türkiye'de böylemi? Sağcı ve mukaddesatcı, muhafazakâr olduğunu ilan eden idarecilerin tasarrufunda lâik devlet ve hukukun üstün olduğu ülke Türkiye ne hale getirildi!!!

Türk kadınları, İslâm'ın yanlış uygulanan katı kuralları ile erkek egemenlerin güdümünde, giyim kuşamdan, yaşam biçimine, kaç çocuk yapacağından, nerede çalışıp çalışamayacağına, nişanlılık ve flört döneminde kimin neresini tutacağına kadar belirlenen erkek egemenlerin çizdikleri fasit daire içinde yaşamaya mecbur kılınmaktadır. İstisnalar kaideyi bozmaz diye bir söz var. Bizde istisnaları muaf tutar saygı duyarız.. Aslında arzu edilen, Türk kadınının yaşamın akışı ve lâik düzen içinde yanlış dini değer yargılarına bağlı ve muhatap kalmadan, Atatürk ilkeleri ile kadına tanınan tüm yasal ve anayasal hakları, evrensel insan haklarından ve doğuştan kazanılan insan haklarını kullanarak erkek egemenlerden daha çok lâik düzeni savunmaları gerekir diye düşünürüz.

Müslüman olduğunu iddia eden radikal dinciler ve yanında İslâmâ ait olduğu ritüelleri savunan ve dayatanlar;

"dine karışmayan ve dini kendi işine karıştırmayan; yasama, yürütme ve yargıda dîni referans olarak kabûl etmeyen ve kullanmayan, bütün vatandaşları bağlamasa ve özgürlükleri kısıtlamasa bile, belli inanç sahiplerinin, inançlarına göre yaşayabilmeleri için ihtiyaç duydukları düzenlemeleri yapmayı laikliğe aykırı bulan devleti .devlet olarak kabul etmezler.."

Radikal İslamcılara göre hem Müslüman hem laik olunmaz! Çünkü onlara göre devletin idaresinde daima İslâm anlayışı hakim olmalıdır!!!

Bu gün devlet idaresinde lâisizmi dışlamış, radikal dincilerin egemenliğinde olan devlet idarelerinde, halkların neler yaşadığını acizane yukarıda ifade etmeye çalıştım.

Türkiye dahil tüm dünyadaki Müslüman ülkelerin açmazında, huzursuzluğunda, mutsuzluğunda geri kalmışlığında dini siyasete ve idareye alet etmek var olduğu içindir. Başları beladan bunun için kurtulmuyor.

Büyük dâhi büyük devlet adamı, Cumhuriyet ve ilkelerinin ve dahi Lâik sistemi halkın ve devletin hayatına getiren eşsiz basiret sahibi Atatürk, Lâik sistemi basireti sayesinde idari sisteme koymuştur. Lâik sistemi içine sindiremeyen, absorbe edemeyen radikallerin idarede olması Türkiye'nin baş sorunlarından biridir..


05.01.2015

Mustafa AKTEN



__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.