Tekil Mesaj gösterimi
Eski 12.01.16, 02:33   #1
Mediter
Uzman Üye

Mediter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Apr 2012
Konular: 295
Mesajlar: 2,410
Ettiği Teşekkür: 34734
Aldığı Teşekkür: 14818
Rep Derecesi : Mediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Ömer Faruk Eminağaoğlu, CHP'li O Yöneticilerin de İhracını İstedi!

CHP’li Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun,
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun partiden ihraç edilmesi için yaptığı başvurunun yankıları sürüyor.
Eminağaoğlu’nun ihracını istediği diğer parti yetkililerinin isimleri ortaya çıktı


ÇAĞDAŞ SES / ÖZEL HABER – ECE SEVİM ÖZTÜRK

YARSAV Kurucu Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, bugün Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı’na CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun ve bazı parti yöneticilerinin ihraç edilmesi için yaptığı başvuru kamuoyunda geniş yankı buldu.
CagdasSes.com, CHP’li Eminağaoğlu’nun partiden ihracını istediği diğer isimlere ve ihraç talebi içeren dilekçelere ulaştı.


CHP Genel Başkanlığı’na üç ayrı konudan dilekçe veren CHP’li Eminağaoğlu,

ilk dilekçesinde; AKP’nin hukuk dışı bir şekilde yürürülüğe koyduğu Cuma genelgesine karşı sessiz kalan CHP Liderini ve bazı yöneticiler hakkında disiplin kovuşturma kararı verilmesi ve Anayasa’nın 153/son maddesi de gözetilerek partiden kesin çıkarma istemiyle disiplin cezası verilmesi talebinde bulundu.


CUMA GENELGESİ MYK’YI DA DİSİPLİNE TAŞIDI
CHP’li Eminağaoğlu, CHP Lideri Kılıçdaroğlu haricinde, Cuma genelgesine sessiz kalmaları sebebiyle CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin’in, İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’nun, Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan’ın, Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba’nın ve diğer ilgili yöneticilerin partiden ihracını istedi.
Ömer Faruk Eminağaoğlu, dilekçesindeki beş yöneticinin ihraç isteminin gerekçesini aşağıdaki maddelerle açıkladı:
Bu başvuruya konu, din ve inanç sömürüsü yoluyla, laiklikle açıkça çatışan ve Başbakanlık genelgesi adı altında, Başbakan imzalı “Anayasa ve ilgili mevzuatta güvence altına alınan dini inanç hürriyetinin bir gereği olarak; Cuma Namazı saatinin mesai saatine denk gelmesi halinde, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlardan isteyenlere mesai kaybına neden olmaksızın izin verilir” hükmünü içeren 2016/1 sayılı genelge, 08 Ocak 2016 tarihli resmi gazetede yayımlanmıştır.
Bayındırlık Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü, Cuma günlerine ilişkin çalışma saatlerinin düzenlenmesine ilişkin 08 Ağustos 1975 tarih ve 461-28/22151 sayılı işlem gerçekleştirmiştir.
1 nci MC hükümeti olarak adlandırılan IV ncü Demirel hükümeti döneminde yapılan bu işlemin iptali için Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu tarafından açılan davada, Danıştay 8 inci Dairesi, 1975/1993 Esas, 02 Mart 1976 tarih ve 1976/642 sayılı olarak iptal kararı vermiştir. Kararda, iptal gerekçesi ve dayanağı olarak 1961 Anayasası’nda laiklik ilkesine ilişkin 2 nci, inanç özgürlüğüne ilişkin 19 uncu maddeleri gösterilmiştir.
18 Ocak 1997 günlü ve mükerrer 22881 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan, 13 Ocak 1997 günlü ve 97/9022 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile, bu karara ekli listedeki kurumların çalışma süreleri, ramazan ayında iftar saatlerini çalışma süresi dışında bırakacak biçimde düzenlenmiştir.
Bu karar hakkında Danıştay 12 nci Dairesi, 28 Ocak 1997 gün ve 1997/151 Esas sayısı ile, Anayasa’nın Başlangıç kısmının beşinci paragrafı, 2 nci ve 24 üncü maddeleri ve laiklik ilkesine aykırılık nedeniyle yürütmenin durdurulması kararı verilmiştir.
Danıştay 12 nci Dairesi 1997/151 Esas, 25 Ocak 2000 tarih ve 2000/211 sayılı kararı ile, bu Bakanlar Kurulu Kararını, Anayasa’nın Başlangıç kısmının beşinci paragrafı, 2 nci ve 24 üncü maddeleri ve laiklik ilkesine aykırılık nedeniyle iptal etmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Refah Partisinin kapatılması istemiyle açılan davada söz konusu Bakanlar Kurulu işlemi, Refah Partisi kapatma nedenleri arasında gösterilmiş, Anayasa Mahkemesi de 1997/1 Esas, 16 Ocak 1998 gün ve 1998/1 sayılı kararı ile bu eylemi, Anayasanın değişmez hükümleri kapsamında, kapatma nedenleri arasında saymıştır.
İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi 3 nci Dairesi 31 Temmuz 2001 tarihli kararında, bu eylemin de konu edildiği Refah Partisi/Türkiye davasında, şeriata dayalı düzen kurma isteğini, çok taraflı hukuk sitemi önerilerini değerlendirerek, temel hak ve özgürlükler yönünden ihlal bulunmadığından red kararı vermiştir. Bu karar, İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi tarafından da 13 Şubat 2003 tarihinde uygun bulunmuştur.
12 Eylül darbesi sonrasında, 28 Ekim 1980 günlü ve 17145 sayılı Resmi Gazete’de, 27 Ekim 1980 tarih ve 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Yasa yayınlanmıştır.
Bu Yasa’nın 6 ncı maddesinde,
“Milli Güvenlik Konseyinin Bildiri ve Kararlarında yer alan ve alacak olan hükümlerle Konseyce kabul edilerek yayımlanan ve yayımlanacak olan kanunların 9 Temmuz 1961 tarihli ve 334 sayılı Anayasa hükümlerine uymayanları Anayasa değişikliği olarak ve yürürlükteki kanunlara uymayanları da kanun değişikliği olarak yayımlandıkları tarihte ve metinlerinde gösterilen tarihlerde yürürlüğe girer.”
hükmüne yer verilmiştir.
1982 Anayasası’nın 153/son maddesi,
“Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.”
hükmünü içermektedir.
Refah Partisi eylemi hakkında Anayasa Mahkemesi’nin yapmış olduğu değerlendirme ve ortaya koyduğu gerekçe ve karar herkes için bağlayıcıdır.
Gerek yürürlükte olduğu dönemde 1961 Anayasası’nda, gerekse 1982 Anayasası’nda, Anayasa Mahkemesi’nin ve Danıştay’ın yukarıda ifade edilen kararlarında değişikliğe gidilmesini gerektiren, hiçbir değişiklik gerçekleşmemiştir. 1982 Anayasası’nın 2 nci ve 4 üncü maddelerine göre böyle bir değişiklik olanaklı da değildir.
Başbakanlık genelgesi ile, 12 Eylül Darbesi akabinde hükümet görevini üstlenen Milli Güvenlik Konseyi’ne yetki tanıyan 2324 sayılı Yasa’daki sonuç yaratılmıştır. Bir genelge ile, değişmez maddesi de dahil adeta Anayasa değişikliği gerçekleştirilmiştir. Anayasanın değişmez maddeleri devre dışı kalmıştır.
Milli Güvenlik Konseyi’nin 1961 Anayasası ile çatışan kararları, 2324 sayılı Yasa uyarınca Anayasa değişikliği sayılmıştır! Şimdi Başbakan’ın Anayasa ile çatışan genelgesi (adeta 2324 sayılı Yasa varmışçasına) yürürlüğe girmiş, ortaya çıkan sonuç bir genelge ile Anayasa’nın değişmez maddesi de dahil olmak üzere Anayasanın değiştirilmesi olmuştur. Bu hükümler, genelge ile devre dışı bırakılabilmiştir!
Askeri darbe döneminde 2324 sayılı Yasa ile yapılan sonuç, şimdi Başbakan tarafından ve bir genelge ile yaratılıyorsa, hukukun üstünlüğü asla ve asla bir sivil ve dinci darbeye izin vermemelidir. Temeli hukuk olan müdafai hukukla kurulan CHP de, varlık nedeni uyarınca, bu duruma asla kayıtsız kalamaz.
Geçmişte tüm bunlar yaşanmamış gibi, bugün tekrar bu başvuruya konu cuma namazı genelgesi çıkarılabilmektedir. Ülkede böyle bir sorun yok iken, hiç kimse bu konuda hiçbir sorun yaşamamış ve yaşamazken, bu durum siyasal çıkar uğruna sömürü konusu haline dönüştürülmekte, toplumda kutuplaşma yaratılması amaçlanmakta, gündem değiştirilmekte, kamu kesimi dini yönden fişlenmekte ve bölünmekte, devlet dine göre biçimlendirilmektedir.
Laikliğe aykırılığı açık ve tartışmasız olan böyle bir konuda, CHP Genel Başkanı bu konuda taşıdığı sıfat ve görev itibarıyla laiklik konusunu görmezden gelmekte, kayıtsız kalmaktadır. Genel başkan yardımcısının söz ve davranışı hakkında duyarsız kalmaktadır. Anılan genel başkan yardımcısı, ekteki habere konu ve tekzip de edilmeyen söz davranış ve eylemi ile, aykırılığını ortaya koymaktadır. Yargı organlarına genel başkan dışında başvuru yetkisi yönünden ve ayrıca kendisine yüklenen görevler de gözetildiğinde, genel sekreter Gürsel Tekin de bu duruma kayıtsız kalmaktadır. Laiklik, yaşamanın, kul olmaktan çıkıp, kişi olmanın, insan haklarının, yaşamanın olmazsa olmazıdır. Partinin, insan haklarından sorumlu genel başkan yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, taşıdığı sıfat ve görevinin gereğini yerine getirmeyerek, tüzük hükümlerine açıkça aykırı hareket etmiştir. Laiklik, hukuk sistemimizin temelidir. Partinin hukuk ve seçim işlerinden sorumlu genel başkan yardımcısı Bülent Tezcan, bu konuda taşıdığı sıfat ve görevin gereğini yerine getirmeyerek, açıkça tüzük hükümlerine aykırı hareket etmiştir. Soruşturmada ortaya çıkacak diğer ilgililer ve yöneticilerin de aynı derecede sorumluluğu söz konusudur. Laikliğe aykırılık konusundaki, bu tutum, söz, davranış ve eylemler ve de bu yolla ortaya çıkan aykırılık, asla ve asla görmezden gelinemez.
Üstelik yukarıda anılan yargı kararlarının da söz konusu olması, doğrudan Cuma namazı ilgili olarak ta 1 inci MC hükümeti döneminde verilmiş bir karar bulunması, anayasa hükümlerinde bir farklılık ta yaratılmamasına rağmen, tüm bu yaşananların ve sonuçlarının unutulması, bugün bütün siyasi partilerin hafızalarını kaybetmişcesine suskunluğa bürünmeleri, kurumsal hafızalarını kaybetmeleri, bu sonuç itibarıyla da CHP de dahil olmak üzere bugünkü tüm siyasi partilerin yan yana yer alarak 1 inci MC hükümeti dönemindeki koşulları yarattıklarını, hatta bu birliktelikle onun da ötesine geçtiklerini, laikliğe aykırılık ortak paydasında buluştuklarını göstermektedir. Hiçbir yöneticinin CHP’yi, laikliğe aykırı böyle bir ortak payda içinde göstermeye hakkı ve haddi yoktur.
Laiklik, ülkede yaşamanın, nefes almanın temel taşıdır. Siyasi partiler varlık nedenlerini inkar eder duruma düşmüşlerdir. TBMM'deki tüm siyasi partilerin nerede ve nasıl duracağına artık iktidardaki AKP karar vermektedir. Muhalefet, AKP tarafından yönetilmektedir. Oysa dinci bir sivil darbeye karşı koymak, CHP’nin yaşam felsefesi, kuruluş gerekçesi, varlık nedenidir.
Partimin genel başkanı ve ilgili yöneticilerinin laikliğe aykırılık konusundaki söz, davranış ve eylemleri, Parti Anayasası olan Parti Tüzüğü’nin 2 nci ve 3 üncü maddelerine açıkça aykırı olmakla, bulundukları da görev de gözetildiğinde, kendileri hakkında Parti Tüzüğü’nün 70/1-a-b maddeleri uyarınca önlemli olarak kesin ihraç istemiyle Partinin yetkili organınca işlem yapılması gerekmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti, hukuk ve demokrasiyle yaşayacaktır. Laiklik, Türkiye Cumhuriyetini sonsuzlaştıran ve yaşamsal kılan temel ilke olup, Türkiye Cumhuriyeti de her durumda laiklikle yaşayacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti’ni hukuk ve demokrasiyle yaşatacak olan adres, Cumhuriyet Halk Partisi olup, bu nedenle ülkeye demokrasiyi getiren Cumhuriyet Halk Partisinde, özelliklekongre ve kurultay sürecinde parti içinde yok edilen hukuk ve demokrasi etkin kılınacak, Parti kendi ilke ve değerlerine sahip çıkarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve yarınların güvencesi olacaktır.
Dilekçenin sonuç kısmında, “24. Cuma genelgesi çıkarılarak yapılan din sömürüsü karşısında, üstelik açık yargı kararları ve Anayasa Mahkemesi kararları da bulunmasına rağmen, kayıtsız kalan, taşıdığı sıfat ve görevle bağdaşır biçimde hareket etmeyen Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, Genel Sekreter Gürsel Tekin, Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, bu konudaki söz, davranış ve eylemi nedeniyle Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ve saptanacak diğer ilgililer hakkında önlemli olarak Tüzüğün 2,3, 70/1-A-a-b maddeleri uyarınca işlem yapılarak, kesin ihraçlarına karar verilmelerini talep etmekteyim” denildi.


KILIÇDAROĞLU’NUN AKİT GAZETESİNE TAZİYESİ
CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun Akit Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hasan Karakaya’nın hayatını kaybetmesinin ardından gazeteye taziye mesajında bulunması, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında Partinden kesin çıkarma disiplin suçu nedeniyle disiplin soruşturması açılması ve bu suçlamaya dayalı olarak disiplin kovuşturması açılması kararı verilmesi isteminde bulunuldu.
Dilekçenin açıklamasında, “Cumhuriyet’in ve CHP’nin kurucusu, CHP’nin önderi ve ilk genel başkanı Mustafa Kemal Atatürk’ü kastederek, Akit Gazetesi 10 Kasım yıldönümlerinde yaptıkları yayınlarda, olmasaydı da olurduk, zulüm bitti gibi manşetlere, rahmetle anamıyoruz seni Paşam gibi sözlere, ilanlara yer vermiştir. Anılan gazetenin genel yayın yönetmeni Hasan Karakaya’nın ölümü üzerine, taziye amacı ile bile olsa CHP genel başkanı tarafından yapılan arama, asla insani duygular gerekçesi ile açıklanamayacak, Parti duruş ve kırmızı çizgilerinin ötesine geçen bir eylem ve davranışı oluşturmuştur. Ortaya çıkan eylem ve davranış, CHP Tüzüğünün 70/A-b maddesine aykırılık oluşturmakta, partide alınan görev ve sorumlulukla, üyelik tutum ve davranışı ile bağdaşmamakta, partiden kesin çıkarma disiplin suç ve cezasını oluşturmaktadır” diye kaydedildi.

EMİNAĞAOĞLU, KILIÇDAROĞLU’NA YÜZ YÜZE TEPKİ GÖSTERMİŞTİ
Akit Gazetesi’ne taziye skandalı konusunda CHP’li Eminağaoğlu’nun, geçtiğimiz hafta Kılıçdaroğlu ile görüşerek, Akit Gazetesi’ne taziyede bulunmanın yanlış bir davranış olduğunu belirttiği, CHP Lideri’nin de "Farkındayım ben ve ailem çok eleştirildik" dediği ortaya çıkmıştı.

ATATÜRK PORTRESİNİN İNDİRİLMESİ SKANDALI
CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın Atatürk’ün portresini duvardan indiren CHP’li milletvekilinin ismini açıklamamasının yankısı sürerken, CHP’li Eminağaoğlu bu konuyu da disipline taşıyarak, portreyi indiren milletvekilinin ve CHP’li Nazlıaka’nın da partiden ihracını talep etti.
CHP’li Eminağaoğlu, konu ile ilgili hala bir soruşturma açılmamış olmasının açıklanabilir bir durumu olmadığını kaydederek, dilekçesinde şu ifadelerde bulundu:
“Resmi indirilen ve yerine tekrar geri asılan, Cumhuriyet’in ve CHP’nin kurucusu, CHP’nin önderi ve ilk genel başkanı olan Mustafa Kemal Atatürk’tür. Ortada açık ve somut bir olay söz konusu olup, yapılacak disiplin soruşturmasında ismi açıklanmayan milletvekilinin saptanacağı tartışmasızdır. Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik her geçen gün artan saldırılardan bir tanesinin Parti içinde bu şekilde yaşanması açıklanabilir değildir. Gerek anılan söyleşi içeriğinden, gerekse basına yansıyan bilgilerden, bu olayla ilgili henüz herhangi bir işlem yapılmadığı da görülmektedir ki, bu durum da anlaşılabilir değildir. Eylem, söz ve davranış, Parti Tüzüğü’nün 1 ve 2 nci maddelerine aykırı olmakla, Tüzüğün 70/A-a maddesine, yine parti üyeliği tutum ve davranışlarıyla bağdaşmaması boyutuyla Tüzüğün 70/A-b maddesine aykırılık oluşturmakta ve partiden kesin çıkarma disiplin suçunu ve partiden kesin çıkarma disiplin cezasını gerektirmektedir. Başvuruya konu edilen ve partiden kesin çıkarma disiplin suçunu oluşturan, eylem, söz ve davranışla ilgili olarak disiplin soruşturması açılmasını, saptanacak kişi hakkında aynı disiplin suçu nedeniyle cezalandırılması istemiyle disiplin kovuşturması açılmasını talep etmekteyim.

“NAZLIKAYA O VEKİLİ KORUDUĞU İÇİN TÜZÜĞE AYKIRI DAVRANMIŞTIR”
Gerçekleşen disiplin suçuna tanık olan, tanık olduğuna ilişkin yayın ve beyanatları tekzip etmeyen Aylin Nazlıaka, her ne kadar resmin yerine asılmasını sağlamış ise de, konuya kapatılması gereken bir olaymış gibi yaklaşarak, konu hakkında işlem yapılmasını sağlamayarak, söz konusu eyleme bu yolla iştirak etmiş, bu bir tarafa kişi adını açıklamamak ve partiye bildirmemek yoluyla, koruma ve ayrımcılık yapmış, böylece geçici çıkarma disiplin suç ve cezasını içeren, Tüzüğün 70/B-b maddesine aykırı hareket etmiştir. Bu nedenle parti üyelik hukuku çerçevesinde gerçekleşen olay hakkında PM gerekli işlemi yapmak durumundadır. Belirtilen nedenlerle adı geçenler ve varsa saptanacak diğer ilgililer hakkında hukuken gerekli işlemlerin yapılması gerekmektedir.”


ÇAĞDAŞSES


__________________
Mediter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Mediter'in Mesajına Teşekkür Etti.