Tekil Mesaj gösterimi
Eski 14.01.16, 13:53   #1
alamancı
Tam Üye

alamancı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2013
Konular: 132
Mesajlar: 239
Ettiği Teşekkür: 234
Aldığı Teşekkür: 833
Rep Derecesi : alamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzelalamancı gerçekten güzel
Ruh Halim: Depresyonda
Standart Atatürk Devrimleri Saldırı Altında.


Laik Türkiye Cumhuriyeti ve Atatürk devrimleri saldırı altında.

Atatürk Kuvayi milliye ruhu ve cumhuriyet devrimlerinin ismidir. Cumhuriyetin temel taşıdır. Bir fikrin ideolojinin kaynağıdır. Atatürk saltanatın ve hilafetin kaldırılmasıdır. Atatürk Cumhuriyet'in ilanıdır. Atatürk şapka devrimidir, medeni kanundur, harf devrimidir.

Zekânın, zihnin ve aklın görevini yapamaması sonucu meydana gelen hastalığa yakalanan kimse,dokuların özelliğini kaybetmesi sonucu bu hastalar bazen deli, bazen akıllı gibi hareket ederler,yaşlılıkta bunaklık olabilir, bu herkes tarafından mazur görülür bunların hiç kimseye bir zararı olmaz,ancak genç yaşta bunayıp,zekasını ve aklını yitirenler toplum içerisinde tehlikeli oldukları için tımarhaneye kapatılırlar.Ne yazık ki Devleti idare eden deliler her gün karşımızda,sağımızda,solumuzda bize dillerini çıkartarak ve ellerindeki sopalarını göstererek dolaşıyorlar fakat kimse onlara dokunamıyor,dokunulmazlıkları var,millet “beladan” kaçmayı yiğitlik" olarak görüyor.

Deniz feneri davasının sanıklarının Başbakan ve hükümetle olan yakınlıkları ve yakın ilişkileri,
Yandaş medyanın bu konuda gösterdiği refleks,
Adalet bakanlığı ve HSYK nın davanın savcılarına iftira atacak kadar gözlerini karartmaları,
Almanyada kesinleşmiş bir yargı kararı olmasına ve sanıkların itirafına rağmen hükümetin ve yandaşlarının Alman savcı ve yargıçlarını başka amaçla bu kuruluş ve kişileri suçladıkları iddiasında bulunmaları,
Sanıkların açıkça hükümet tarafından kollanmaları korunmaları,
Sanıkların kendilerinin korunmaması halinde açıklamada bulunacakları tehdidi taşıyan açıklama söylentilerinin yoğunluğu, göstermektedir ki bu davanın konusu sanılandan çok daha geniş çevreleri içine alan organize bir iştir. Ayrıca davanın uzanabileceği kişilerin sıradan kimseler olmadığı siyaseten çok önemli kişilerinde bu organize şebekenin bir parçası olduğu kanaatini oluşturmaktadır.
Yolsuzluk olaylarının üzerini örtmek için 18 Aralıktan beri ona buna çamur atarak paralel, eşkenar, üçgen dönme dolap ne varsa hain ilan eden bir zihniyetin kendisini aklamak için gösterdiği adrese dikkat edin;
Halkın oyları ile seçilmek o kişiye mutlak meşruiyet vermez, halkı bölmek,parçalamak,esir etmek,vatana,millete ihanet etmek,hırsızlıkla,yolsuzlukla ailesini,akrabalarını,yandaşlarını zengin etmek hakkını vermez.
Bir ülkede bağımsız yargı kararları hükümetin atadığı atanmış insanlar tarafından uygulanmıyorsa, adalete ve yargıya hodri meydan çekiliyorsa, Meydanlarda hak aramaya çıkanlar terörist ilan ediliyorsa, tencere tava çalanlar ihbar edilip Komşularımızla düşman kılınmak isteniyorsa.

O Ülkede demokrasiden söz edilemez.

Konfüçyüs,"adalet kutup yıldızı gibi yerinde durur ve geri kalan herşey onun etrafında döner."demiştir
Bu gün AKP bunu tersine çevirmiş,AKP kutup yıldızı gibi olmuş,geri kalan herşey onun etrafında döner olmuştur.

Bir ülkenin başkanı ülkesinin kurucusunu terörist ile eş tutyorsa, meşru bir başkan değildir.

Hüsnü Mübarek %87 ile Devlet Başkanı seçilmişti. Kaddafi, Esad, Saddam hepsiaynı, Er.doğan Demokrasi amaç değil araçtır diyerek geldiği noktayı kendisi anlatmıştır. Aziz Nesinin dediği gibi bu ülkenin %60'ı aptal mı acaba ?

AKP'nin büyük kurnazlığı, Millete saygı duymakla cehalete saygı duymayı aynı anlamda kullanmasıdır. Böylece cahillerin aşağılık kompleksini önemli ölçüde manüple etmiş oldu. ''MİLLETE YUKARDAN BAKIYORSUNUZ'' suçlamalarının temelinde millete saygı değil cahillerin gönlünü ve oylarını almak var. Cahillerin küstahlaşması hükümetin bu kesimi pohpohlaması ve adam yerine koyuyormuş gibi davranması neticesinde oluşmuştur. AKP ye göre Avukatlar, hakimler, öğretmenler, akademisyenler, subaylar, doktorlar velhasıl meslek sahibi eğitimli olanlar milletten değil sadece cahil, işsiz, güçsüz, mesleksiz olanlar milletten sayılıyor ve diğer herkes bunlara saygı duymak zorunda. AKP bu politikasının karşılığını görmüş ve memlekette nekadar cahil varsa hepsinin oyunu almayı başarmıştır. Cahillerde gizli bile olsa bir okumuş düşmanlığı aşağılık komplekslerinin gereği olarak vardır. AKP bu kompleksi oya dönüştürmeyi becermiş cahili bol memlekette de bu oylar onun iktidar olmasına yetmiştir.

AKP nin 11 yıldır tek parti olarak iktidar olmasının ardında maalesef bizim halkımızın büyük bir çoğunluğunun cahil,şuursuz, adam sendeci ve egoist olmasının büyük payı var.Başka bir ülkede böyle bir parti değil tek başına,herhangi bir muhalefet oluşumunun içinde bile kendisine yer bulamaz.Diğer müslüman ülkeler hariç.Halkın dini duygularını istismar ederek,kendisine oy vermeyenleri düşman görerek,yalanlarla,talanla,vurgunla milyarderler yaratarak nereye kadar gidebilirsiniz?Gitseniz gitseniz bizim gibi ülkelerde gidersiniz.Sayın Kılıçdaroğlu nun dediği gibi ''BEN SİYASETE YIRTIK AYAKKABIYLA GİRDİM'' diyen ve şu an dünyanın en zengin başbakanlarından biri olan bir parti lideri ancak bizim ülkemizdeki gibi bir millet sayesinde iktidar olabilir.Göreceksiniz önümüzdeki seçimlerde de büyük bir mucize olmazsa yine iktidarı alacaklar.Çünkü insan portföyümüz bu,bu tür bir halktan çok fazla şeyler beklememek lazım.Boşuna dememişler ''İNSANLAR LAYIK OLDUKLARI ŞEKİLDE YÖNETİLİRLER ''diye.Bu millet maalesef böylesine müstehak.Haa arada bunu hak etmeyenler yok mu,elbette var ama o kadar azınlıktalar ki,yapacak bir şey yok.Bu millet kirlendi,
Son seçimlerde gördük ki bu kişiler ve belki daha fazlası bu ülkenin %50'sini oluşturuyor. bu dünyada her zaman iyiler kazanmaz. Bazen kötüler kazanır ve yaptığı kötülükler yanına kar kalır. Geçmişte oldu ve korkarım ki yine olacaktır.

İslam ülkeleri içerisinde insani gelişmişlik düzeyi itibarıyla ilk 75 ülke içerisine giren bir tek ülke yok. İlk yüze giren ise iki tane. Son sıraların kahir çoğunluğu ise İslam ülkeleri tarafından oluşturuluyor.
İnsanlığa umut, medeniyet, refah, adalet, ilim ve saadet vaat eden İslamiyet bunların ancak tam tersini gerçekleştirdi.
Neredeyse bütün islam ülkelerinde Müslümanlar birbirini boğazlıyorlar Allah adına yaptıklarını söyledikleri cihatta yine Müslüman öldürüp kalbini yiyebiliyorlar, Allahuekber diyerek insanların boğazını kesip, tekbir getirerek çoluk çocuk demeden bombalayabiliyorlar.
Hiç biri demokrasi ile yönetilmiyor hepsi emirler, krallar, şeyhler, diktatörler ülkesi.
Kadınların yaşama hakkı yok ancak kocasının veya ailedeki bireylerin hizmetinde olduğu kadar kendisinden söz ediliyor ve muhatap alınıyor, bütün muhataplık ilişkisi emir kipinde cümlelerden oluşuyor. Kimisinde yanında erkek olmadan sokağa çıkamıyor, kiminde araba kullanamıyor, kiminde pazardan muz alamıyor. Kendi kişiliğini ifade edebileceği giysi kendine yasak dışardan baktığınızda bir kişi değil bezlerin arkasına saklanmış bir yaratık görüyorsunuz. Kocanın ya da ailenin erkeklerinin izni olmadan hiç bir şey yapması mümkün değil.
Bu ülkelerde eğitimden, bilimden, teknolojiden, sanattan, edebiyattan hiç bahsetmeyeceğim bunlar zaten yok.
Sağlıktan, güvenlikten de bahsetmeyeceğim her gün yüzlerce insan öldürülüyor, yaşayanlar bu durumu kanıksamış 100 kişinin bombayla öldürüldüğü 1000 kişinin yaralanıp sakat kaldığı pazar yerinde bombadan bir saat sonra hiç bir şey olmamış gibi yaşam normale dönüyor.
ABD askerleri gelip insanları öldürüp kadınlara tecavüz ediyor, bizim Müslüman başbakanımızda ABD askerlerine belinize kuvvet duası ediyor. El kaide, Nusra gelip insanları öldürüyor ve kadınlara tecavüz ediyor. Bölge kadınlarının kendilerine helal olduğu fetvasını veren katillere bizim başbakanımız yiyecek veriyor, elbise veriyor, silah veriyor, barınmalarını sağlıyor para veriyor.
Yani yabancılar, Müslümanlar gelip diğer Müslümanları öldürüp kadınlara tecavüz ediyor bir başka Müslümanda yabancılara hayır duası edip Müslüman katil ve tecavüzcülere de her türlü yardımı yapıyor.
Koskoca (8 bakanlığın bütçesi kadar bütçesi olan) diyanet işleri başkanlığının bu konularda diyecek bir şeyi yok mu? Müslümanları öldürüp Müslüman kadınlara tecavüz eden Amerikan askerlerine hayır duası yapan birisine DİNEN denecek bir tek cümle yok mu bu dinin içerisinde.
Zulme sessiz kalan sessiz dilsiz şeytanmış zalime dua edene ne diyeceğiz? Dilli şeytan mı? Bu din onun için bir şey söylemiyor mu. Bu din ''Amerikan askerleri Müslümanları dilediklerinde öldürebilirler, kadınlarına dilediklerinde tecavüz edebilirler size düşen onlara hayır duası etmektir mi diyor?
Diyorsa bu nasıl din?demiyorsa siz nasıl bu Müslümanlık pazarlayanların peşine takıldınız?
Ya bu dinle adam gibi yüzleşin, ya da kendinizle, bunu yapmadan bize ne dininizden bahsedin ne de adamlığınızdan.
Bu yaşam biçimine rengini veren zihniyetten hangi insani refleksi bekliyoruz, bu mümkün mü?

Malesef 13 yıldır Türkiyede laiklikden söz edemeyiz,ülkeyi 13 yıldır imam hatip mezunu bir imam idare ediyor.

Bu hali eskidende vardı ne olacak diye açıklayanlar işi normalleştirme derdinde olanlardır, bir tür ''suç AKP nin değil '' demek istiyorlar akılları sıra. Hırsızı savunmanın yolunu herkes hırsız'' demekte bulan bu zeka yoksunu yalakalar akılları sıra kitabın ortasından konuşuyormuş tadındalar.

AKP den öncede hukuksuz işlemler vardı ama şimdi toptan hukuk yok.
AKP den öncede yolsuzluk vardı ama şimdi yolsuz olmayan hiç bir işlem yok.
AKP den öncede adam kayırma, kadrolaşma vardı ama şimdi %100 kadrolaşma var.
AKP den öncede hırsızlık vardı ama hiç değilse yakalananlar yargılanıyorlardı şimdi yakalayanlar yargılanıyor.

Esad ne diyor!" “El Kaide militanları, Müslüman kardeşler ve radikal gruplar, Türkiye sınırından Suriye’ye geçti ve destekleniyor. Biz bunlarla savaşıyoruz. Bu grupların ileride Türkiye’nin ulusal güvenliğini de tehlikeye düşüreceğini düşünüyorum. İstenilen, buradaki laik yapıyı kaldırmak. Biz laiklik savaşı veriyoruz”

Düne kadar can ciğer kuzu sarması olduğunuz "kardeşim" Esad, Kaddafi, Mübarek o zaman diktatör değiller miydi? Katar, Suudi Arabistan, Bahreyn'i neden görmüyorsunuz? El Beşir diktatör değil mi? Neden ona kucak açıyorsunuz?
RTE, Irak'da milyonları katleden, kadınların ırzını namusunu kirleten ABD askerlerine "kahraman" diyerek dualar etmedi mi?
Libya'ya bombalar yağmasına ön ayak olmadı mı? Libya'dan kaçmaya çalışan 600 insanın kurtarılmasına izin vermeyip göz göre göre boğulup ölmesine sebep olmadı mı?

Büyük çoğunluğun görmezden geldiği, Rusyanın Suriyede bulunmasının Suriyenin yardım talebiyle gerçekleşmiş olması ve Suriyede bulunan tek yabancı meşru gücün Rusya olduğudur. Devletlerin aralarında anlaşarak bir koalisyon oluşturup herhangi bir ülkeye asker göndermeleri veya orada çatışan gruplardan herhangi birini desteklemelerinin hiç bir meşruiyeti yoktur. Bunun için ya çatışan ülke meşru devletinin sizden yardım talep etmesi gerekir ya da açık bir birleşmiş milletler kararı bulunması gerekir.
Suriyede süregelen rejimin veya yönetimin beğenilmemesi bu tür bir müdahaleye meşruiyet sağlamaz.

Türkiyede PKK ile devlet güçleri çatışıyor gerekçesiyle 10-15 ülke aralarında anlaşarak PKK yı destekleme kararı alsalar ve PKK ya askeri yardım ve savaşçı gönderseler ne kadar haklı olacaklarsa koalisyon güçleride şimdi o kadar haklılar. Üstelik bu koalisyon güçleri Suriye devletini tanımama kararı almış değiller halen bir çoğunun diplomatik ilişkisi devam ediyor. Hoş tanımama kararı alsalarda bu onlara Suriye'ye müdahale hakkı vermez. Koalisyon devletleri ahmakça ve gayrımeşru müdahaleleri sebebiyle Rusyanın Suriyede meşru olarak askeri güç bulundurmasına zemin hazırladılar. Türkiye şimdi Musulda asker bulundurmasını neyle açıklıyor? ''Biz Irak'ın talebi üzerine oraya asker gönderdik'' diyor. Peki dediğini doğru kabul edelim bu durumda, Irak senden yardım istediğinde Irak'a asker göndermen meşru oluyorda, Suriye istediğinde Rusyanın oraya asker göndermesi neden meşru olmuyor?
Türkiye'yi abuk sabuk davranışlara iten teşvik eden ülkelerin hiç biri bu ateş çemberinin içerisinde değil, hepsi istediği an bu kavgadan vaz geçmek olanaklarına sahip içlerinde bir tek Türkiye bu pislikten, bu bataklıktan kendisini kurtaracak durumda değil. Yarın Türkiye bu sebepsiz ve anlamsız savaşın içerisinde yapayalnız bırakılacaktır. Bu noktada savaş çıkmaz demek noktasını çoktan geçtik. Evet savaş çıkmayabilir ama çıkabilirde.
Türkiye abuk sabuk bir savaşın ortasında kalma riskini üslenerek bu belaya bulaşmıştır ve hiç bir gerçek sebebi yoktur. Diğer ülkeler ise yarın gemilerini geri çağırdıklarında bu işle hiç ilgileri yokmuş gibi davranabilirler ve Türkiye ye sende haddini aştın birader biz sana aklına eseni yap mı dedik diyebilirler, yani Türkiyeyi üstüne üslük bir de her şeyi yüzüne gözüne bulaştırmakla suçlayabilirler. Şimdi kahramanlık taslayanları, çocukları şehit olmaya başladığında, şehirlere bombalar düşmeye başladığında göreceğiz. Irak,Libya gözümüzün önünde yok oldu, Suriye gözümüzün önünde yok ediliyor bunların hepsine DEMOKRASİ GETİRECEKLERDİ hemde en ilerisinden. Arabistan ve Katar zaten çok ileri demokrasiye sahip oldukları için onlara demokrasi getirmiyorlar.
Türkiye bu ahmaklıktan ve buna sebep olan yönetimden bir an önce kurtulmanın yolunu bulmalıdır.
Türkiye'nin, Suriye'nin işlerine burnunu sokması yukarda anlatılanlardan farklı değil ve daha geçerli bir sebebe sahip değil.
İşin aslına dönersek bizim padişahlık heveslisi imam hatip kökenli aklı evvelimiz güya yakındoğu ve Kuzey Afrikayı da içine alan sünni bir egemenlik alanı kurup kendisinide halife padişah yapacaktı ve Suriye bu birlikteliğe engeldi öyleyse Suriye devletini yıkıp yerine Sünni ve Tayyip'in kontrolünde bir devletçik kurmak gerekiyordu. Yoksa Suriyelilerin ölmesi Suriyenin yıkılması onların umuru bile değil. Lakin Dünyada ki güçler dengesini hayalleri ve vehimleri üzerinden okuyanların hesabı daha birinci durakta fiyasko ile sonuçlandı. Rusya da gelip bu fiyasko hesabın üzerini çizdi. İşte size uçak düşürme olayının asıl sebebi.
Yanlış hesapla ve stratejik derin kepazelikle başlayan halife olmak macerası, bütün dünyaca şizofrenik davranış olarak yorumlanan uçak düşürme olayıyla, hesap edilemeyen bir kepazeliğin, dangalaklığında kapısını açmış oldu. Şimdi AKP bu dangalaklığın eleştirilmesini vatan hainliği olarak yaftalıyor MHP de ne yapsın komşu gayreti içinde etiket yapıştırmaya gayret ediyor.
Yani sizin anlayacağınız, biz komşu ülkeden geçtik, AKP politikaları neticesinde, mahalledeki komşumuzla savaşmadan birbirimizi kesmeden yaşayabilirsek kendimizi şanslı sayacağız.
__________________
alamancı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz alamancı'in Mesajına Teşekkür Etti.