Tekil Mesaj gösterimi
Eski 17.01.16, 14:31   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21549
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart İki Biyografi

İKİ BİYOGRAFİ
İnsanların mutlaka milli gururları sayılan geçmişleri, övünç duyduğu Türkiye’de olduğu gibi Atatürk vb. Tarihe mal olmuş şahsiyetleri vardır. İnsanlar ülkelerinde idari konumda olan şahsiyetlere eğer ülkelerinde demokrasi varsa, demokrasinin icabı gereği oy vermese dâhi, idarede olanların varlıklarından, uygulamalarından, tarafsızlıklarından ve devlet adamlığına yaraşır faaliyetlerinden dolayı idarecileri ile gurur duyarlar. Başka ülkelerin devlet adamları ile mukayese bile etmezler...

Ama Türkiye’de maalesef böyle olmuyor, halkın oy vermeye ehil ve yetkili olanlarının % 50.5 u bakan statüsünde olana benim bakanım, başbakan koltuğunda oturana benim başbakanım, Cumhurbaşkanlığı makamında oturan şahsa benim Cumhurbaşkanım demiyor, diyemiyor… Çünkü halk bizzat bu makamlarda oturanlarca siyaseten, dinen ve mezhepsel ve ırk olarak bölünmüş, yaşam anlayışı ile bölünmüş, giyim kuşam olarak bölünmüş ve kategorize edilmiştir.


Şahsen yazı ve yorumlarımızda, devlet adamında olması gereken nitelikleri arar, aklımız erdiğince olması gerekenleri sıralarız.. Devlet adamlığının bağda bostanda yetişen zerzevat olmadığını, manavda satılan sebze meyve olmadığını söyler dururuz. Ama Türkiye’de Diktatörlük hevesinde olanlar tarafından, konuşarak, yazarak, çizerek, oynayarak eleştiri getirenlere kapa çeneni dercesine soruşturma, tahkikat, takibat, tezvirat, tensikat yapılır, demokrasi dendiğinde ise ileri demokrasi var ya denir, ya hu demokrasi yok diyenlere ise, külahıma anlat rejimi anlatılır.. Türkiye bu halde!


Yukarıda ifade etmeye çalıştığımız benzeri şeyleri yazıp haykıranların birçoğunun hakkında devlet büyüklerine hakaretten, devletin makamlarını alenen aşağılamaktan, devlet memurunu görevini yapmaya alıkoymaktan, hükümetin manevi şahsiyetine hakaretten, hükümeti devirmeye, alaşağı etmeye teşebbüsten, darbeci olmaktan, soruşturma açılır sabaha karşı evlerin kapısına koçbaşı denilen kapı kırma aletleri ile dayanılır ve gözaltılar başlar. Oysa asla ve kat’â ben sade vatandaş dâhil hiç kimsenin devletin yüce makamlarına saygısızlık edeceği olası değildir.. (İstisnalar hariç.)

Yapılan tek şey yeteneksiz ve yetersiz olan, devletin bu yüce makamlarına gelip kurulan, bu makamları işgal eden insanların yanlış uygulamalarına getirilen eleştiriden başka bir şey değildir.


Demokrasilerde tek taraflı konuşma olmaz, ben ne dersem odur diyemezsiniz, konuşanın karşısında bir başka konuşan, yazıp çizenin karşısında bir başka yazıp çizen olacak, demokrasilerde muvafık da olacak, muhalif de olacak. Muhaliflerin ve muhalefetin olmadığı yerde zaten demokrasiden söz edilemez. İktidarlar, kanun devletleri, polis devletleri bir çok ülkede var ama muhalif olanlar ve muhalefet yoktur.. Demokrasi olmadığından bu kurumların oluşmasına izin verilmez.


Malum son aylar içinde bir uçak düşürme olayı nedeni ile Rusya ile kurulu ticari, sınai, vd. konularda çok iyi giden ilişkiler yerini iki mevkidaş olan Putin ve Erdoğan’ın dünya basınına da yansıyan sert restleşmelerine sebep olmuş, Rusya tarafından Türkiye’ye uygulanan ambargo niteliğinde bazı uygulamalara kadar yol açmıştır.


Takdiri ve mukayeseyi değerli forumdaşların yorumuna bırakıyorum.


Aşağıda biyografisi sunulan Vladimir PUTİN! Bu gün Rusya adı ile bilinen, BM Güvenlik konseyi daima üyesi ve bu konseyde verilecek, verilen kararlarda veto yetkisi olan, sahip olduğu silah gücü, ekonomik gücü dünya standartlarının çok üstünde olan, fert başına düşen milli geliri 50 bin doların üstünde olan devletin C.başkanıdır.


Vladimir Putin’in kısa biyografisi;

1952 yılında St. Petersburg’da dünyaya gelen Vladimir Putin, donanmada denizaltında görev yapan bir babanın ve işçi bir annenin tek çocuğudur. 1975 yılında St. Petersburg Üniversitesi’nden mezun olmuş, Uluslararası Hukuk Bölümü’nü bitirmiştir. Mezun olduktan sonra ekonomi üzerine yüksek lisans yapan Vladimir Putin, 1975 yılından sonra KGB’de çalışmaya başlamış; Almanya’da bir süre görev aldıktan sonra da Leningrad’a dönüp üniversite yönetimlerinde görev almıştır. 1990 yılında Leningrad’ın şehir konseyinde danışmanlık görevinde bulunan Vladimir Putin, 91-92 yıllarında belediye konseyinde dış ilişkiler bölümünde komite başkanlığı ve belediye başkan yardımcılığı yapmıştır. 1996 yılında ise Kremlin Sarayı Mülkiyet İdaresi Başkan Yardımcısı olmuş ve 1 yıl bu görevi yapmaya devam etmiştir. 97 ve 98 yıllarında Vladimir Putin, Devlet Başkanlığı İdaresi başkanı olmuştur. Aynı yıl ve devam eden 99 yılında FSB = ( Rusya İç İşler İstihbarat Servisi)’ de başkanlık yapan Vladimir Putin, aynı dönemde Rusya Güvenlik Konseyi’nin sekreterliğini de yapmıştır.

31 Aralık 1999’da devlet başkanı Boris Yeltsin istifa edince, o dönemler başbakanlık yapmakta olan Vladimir Putin anayasanın gerekliliğince 3 aylık bir süreç için seçim zamanına kadar devlet başkanlığı görevini üstlendi. Başkanlık seçimleri yapıldığında ise % 50’nin üzerine oy alan Vladimir Putin idareten oturduğu koltuğun tamamen sahibi oldu. 2008 yılına kadar devlet başkanlığı yapan Vladimir Putin, o yıl görev süresi dolduğu için koltuğunu Dimitri Medvedev’e bırakarak başbakan olmuştur. Putin anayasanın gerekliliğince 3 aylık bir süreç için seçim zamanına kadar devlet başkanlığı görevini üstlendi. Başkanlık seçimleri yapıldığında ise % 50’nin üzerine oy alan Vladimir Putin idareten oturduğu koltuğun tamamen sahibi oldu. 2008 yılına kadar devlet başkanlığı yapan Vladimir Putin, o yıl görev süresi dolduğu için koltuğunu Dimitri Medvedev’e bırakarak başbakan olmuştur.
Sonra yeniden seçilerek Rusya Cumhurbaşkanı olmuştur.


Recep Tayyip Erdoğan ise, sağlam ve çok güçlü bir ordusu varken, ordunun komuta kademesi hak etmediği çeşitli suç isnatları ile açılan davalar ile komuta etme gücünü yitirmiş, deniz kuvvetlerinde komuta edecek nerede ise komutan bırakılmamış bir ordusu olan, fert başına düşen milli geliri 9.600 dolar olan, her ne kadar Gurup 20 içinde yer alsa da her konuda kalkınmasını tamamlayamamış, ülkesini milleti ve vatanı ile bölünmenin eşiğine getirmiş, uyguladığı dış politikalar ile Türkiye’yi yalnızlığa itmiş, ülkenin bir bölümünde orta yoğunluklu bir iç savaşın yaşanmasına, terör denilen belanın yeniden hortlamasına neden olmuş, ülkede 3 Y olarak bilinen Yolsuzluk, Yoksulluk, Yasakları kaldıracağım taahhüdü ile halkın bir bölümünden oy alıp, yasakları daha katmerli hale getiren, yoksulluğu sadaka kültürüne endeksleyip kaldıramayan, yolsuzlukları ise söylentileri ve ses kayıtları, tapeleri ile arş’ı âlâya ses veren hale getiren Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı makamında oturan zattır.


Recep Tayyip Erdoğan Kimdir?

Tayyip Erdoğan Biyografisi;

Tayyip Erdoğan, 26 Şubat 1954 yılında İstanbul’un Kasımpaşa semtinde doğdu. Erdoğan, ilkokulu Piyale Paşa İlkokulu’nda okudu. 1965 yılında ilkokulu bitirip İmam Hatip Lisesi’ne kayıt oldu ve 1973 yılında buradan mezun oldu. Daha sonra yükseköğrenimini Marmara Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi’nde yaptığı söylenmekle birlikte, ÜNÜVERSİTE öğrenimi ile ilgili bir yığın haberler vardır. Doğruluğu kanıtlanamamış bir ÜNÜVERSİTE’ eğitiminden söz edilmektedir.


Milli Türk Talebe Birliğindeki görev yıllarından sonra, 1976 yılında Millî Selâmet Partisi Beyoğlu Gençlik Kolu Başkanlığına ve aynı yıl MSP İstanbul İl Başkanlığına seçildi. 12 Eylül 1980’de İ.E.T.T’den ayrılınca özel sektörde çalışmaya başladı ve bir müddet özel sektörde çalıştıktan sonra, 1982 yılında askere gitti. Yedek subay eğitimini Tuzla’da yapan Erdoğan, Karargâh ve kantin subayı olarak askerliğini tamamladı. Askerden döndükten sonra yine aynı şirkette yaklaşık bir buçuk sene çalıştı. Bir sonraki çalışma hayatına başka bir şirkette genel müdür olarak devam etti.

12 Eylül 1980 ihtilalinden sonra 1983 yılında kurulan Refah Partisi ile siyasi hayatı tekrar başlamış oldu. 1984 yılında Beyoğlu İlçe Başkanı, 1985 yılında da İl Başkanı ve M.K.Y.K üyesi seçildi. 1986 ara seçimlerinde milletvekili adayı oldu. Ardından 1989 yılında da Beyoğlu ilçesinden belediye başkan adayı oldu ve 1989 seçimlerinden Refah Partisi 2. parti olarak çıktı. 1991 yılında tekrar milletvekili adayı oldu ve parti barajı geçince milletvekili oldu. Tercihli oy sistemi nedeniyle yüksek seçim kurulu milletvekilliğini iptal etti. 27 Mart 1994 seçimlerine kadar İstanbul İl Başkanlığı görevini sürdüren Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı oldu ve 27 Mart 1994 seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Başkanı seçildi.

12 Aralık 1997 yılında davet üzerine gittiği Siirt’te, miting sırasında okuduğu bir şiir nedeniyle Diyarbakır DGM’de yargılanmaya başlandı. Yargılama sonucu Türk Ceza Kanunu’nun 312/2 maddesinden “Halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek suçunu işlediği gerekçesiyle dört ay hapis cezasına çarptırıldı bu cezasını 24 Temmuz 1999 günü tamamladı.

Fazilet Partisi'nin, Anayasa Mahkemesi tarafından temelli kapatılmasının ardından, bağımsız kalan milletvekilleri, yeni parti kurma çalışmalarını gelenekçiler ve yenilikçiler olarak adlandırılan iki kanattan sürdürdü. Gelenekçi olarak adlandırılan kanat, Recai Kutan'ın genel başkanlığında 20 Temmuz 2001'de Saadet Partisi'ni kurarken, yenilikçi kanat da, Tayyip Erdoğan liderliğinde 14 Ağustos 2001'de, Adalet ve Kalkınma Partisi'ni kurdu ve Tayyip Erdoğan, parti genel başkanlığına seçildi. Kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi AKP, 3 Kasım 2002 seçimlerinde oyların büyük bir çoğunluğunu alarak tek başına iktidar oldu. 3 Kasım seçimlerinde adaylığı kabul edilmeyen Erdoğan yenilenen Siirt seçimlerinde milletvekili olarak Meclis'e girdi ve Abdullah Gül'ün Baş Bakanlığı’ndaki 58. hükümetin istifasını sunması üzerine 59. Hükümeti kurarak AKP’nin Başbakanı oldu.22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan 23. Dönem Milletvekili Seçimlerinde partisi % 46,6 oy alarak 341 milletvekili çıkardı.... Halen AKP’’nin Cumhurbaşkanı olarak kaçak kara saray denilen mekândan imam olması münasebetiyle vaazlara devam etmektedir. Partisi AKP ise irticanın odağı olduğu gerekçesi ile kapatılmaktan kıl payı kurtulmuş, ceza olarak nakdi yardımlardan mahkûm bırakılmıştır

17.01.2016
Mustafa AKTEN
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.