Tekil Mesaj gösterimi
Eski 05.02.16, 21:29   #1
Dilaver
Moderator

Dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2012
Konular: 413
Mesajlar: 3,679
Ettiği Teşekkür: 18751
Aldığı Teşekkür: 20027
Rep Derecesi : Dilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardırDilaver şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Uykucu
Standart Osmanlı Ordusunda Venezuellalı Bir Subay | Nogales Bey






Asıl adı “Rafael Ramon Indxaupse” idi. Ancak İspanya Bask kökenli olan babası Pedro Felibe Indxauspe Cordero’nun Baskça (Euskera) dilindeki soyadını, daha sonra İspanyolcaya tercüme ettiğinde, “Ceviz ağacı” anlamına gelen, “Nogales” soyadını kullandı.

Rafael de Nogales Méndez, 14 Ekim 1877’de, bugün Batı Venezuela’da ve Anden Bölgesi’nde Táchira Eyaleti’nin başkenti olan San Cristóbal’de doğdu. Ataları, Cenovalı denizci ve kâşif Kristof Colomb’a 4. Amerika yolculuğunda (1498’den sonra) eşlik eden Yüzbaşı Diego Méndez’e dayanmaktaydı. Venezuelalı bir maceracı, asker ve yazardır.



Kurmay Binbaşı Nogales, ilk gençlik çağlarından itibaren savaş sanatı üzerine özel dersler almış ve ailesi tarafından klasik batı Avrupa tarzı bir eğitim görmesi için Almanya'ya gönderilmiştir. Bir süre sonra Barcelona (İspanya) ve Louvain (Belçika) üniversitelerinde, felsefe, edebiyat ve fen bilimleri okumuş, askeri eğitimini ise Belçika Kraliyet Harp Okulu'nda tamamlamıştır. On yedi yaşında, asteğmen rütbesiyle İspanyol ordusuna katılmış, İspanya'nın son denizaşırı sömürgelerini yitirdiği 1898 savaşında, Küba'da Amerika Birleşik Devletleri kuvvetlerine karşı savaşmıştır. Bu savaşta yaralanan Rafael de Nogales gösterdiği yararlıklardan ötürü kendisine "Askeri Liyakat" madalyasının yanısıra İspanya'nın en önemli nişanlarından olan "Isabel La Catolica" (Katolik İsabel) nişanı teklif edilmiştir.

1901’de Venezuela Ordusu’na girdi. 1901-1903 arasında devam eden Venezuela Libertadora İhtilali’ne katıldı ve yüzbaşı oldu.

1914 yılına gelinceye kadar İspanyol ordusunun çeşitli kademelerinde görev aldı. Nogales Méndez, İspanyol ve yerli köklere sahip bir Venezuelalı idi. Ancak çocukluğu Almanya’da geçmiş ve eğitiminin büyük bir kısmını orada tamamlamıştı; dolayısıyla savaş başladığında, “bir yanda Almanya’daki gençliğine dair mesut hatıraları, öte yanda Latin karakterinden gelen özgürlük aşkı” çıkmazıyla karşı karşıya kaldı. Bu halden kurtulduğunda hisleri, “bütün güçsüz ama kahraman milletlerin müdafii haline gelen Belçika”nın hizmetine sunmak için kendini feda edeceğini fısıldıyordu kulağına.

Ancak teşebbüsleri ne Belçika, ne Fransa, ne de daha sonra görüşeceği diğer ülkeler nezdinde müspet bir netice vermedi.

Belçikalılar Nogales’i Venezuela tabiiyetinde olması nedeniyle reddettiler.
Nogales'in milliyetini değiştirmesini şart koşmaları üzerine Fransızlarla temasa geçen Nogales'e bir Fransız subayı, “Nizami kuvvetlere kabulünün imkânsız olduğunu, ancak Yabancılar Lejyonu’nda yer alabileceğini” söyledi. Nogales bunun üzerine o ülkeler saflarında o şartlarda savaşmayı reddetmiştir.

Bu dönemde Bulgaristan'da Alman Ataşemiliteri olarak görev yapan, Mareşal Colmar Freiherr Von der Goltz'un oğlu olan Binbaşı Baron Von Der Goltz ile aynı ülke nezdindeki Türk Ortaelçisi Fethi Bey'le (Okyar) tanışan maceraperest subay, onların tavsiyeleri üzerine Osmanlı Devleti'ne gönderilen Alman askeri uzmanlarıyla birlikte Yabancı Askeri Uzman olarak, İstanbul'a gelir.

Osmanlı Bayrağı altında savaşmak için Venezuela vatandaşlığından çıkması gerekmediğini öğrenen Nogales’in bu kararında, Bulgar Ordusu Korgenerallerinden Mihail Savov’un: “Biliyorsunuz, Fransızlar ve İngilizler Latin Amerika halklarının düşmanlarıdır. Asya ve Afrika’nın yoksul insanlarını da eziyorlar. Onlar için ne diye savaşacaksın? Sana Türk Ordusu’nda savaşmak yakışır, onlar senin kardeşlerindir.” şeklindeki sözlerinin de tesiri olmuştu.

Hatıralarında yazdığına göre, İstanbul’da Enver Paşa ve Liman Von Sanders taraflarından da içtenlikle karşılanmış,
İtilaf Devletlerinin kapılarında boş yere aradığı konukseverliği, bir anda cömertçe, hiç beklemediği taraftan görmüştür.




Balkan Savaşlarının sonunda Sofya sefaretimizde Askeri Ataşe olarak bulunan Mustafa Kemal Bey (Atatürk) ile 11 Mayıs 1913 tarihinde, Avusturya-Macaristan ve Bulgar Krallarının Gratsko Gradina'da düzenlediği bir kıyafet balosunda tanışmış olan Nogales Mendez 29 Ekim 1914'de Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşına girişi üzerine bir çok defa Başkomutanlık Vekâletine başvurarak cephede faal görev istemiştir.

Venezuelalı Subay Rafael de Nogales Méndez, tabiiyetini terk etmeden, verdiği şeref sözü altında 20 Ocak 1915'de 3. Kolorduya bağlı olarak Tekirdağ'da teşkil edilecek 19. Tümen Komutanlığına atanmış, maiyetine bir de Arnavut yaver verilmişti. 25 Ocak 1915 günü Sofya'dan İstanbul'a dönerek yeni görevi hakkında Harbiye Nazırı ve Başkomutan Vekili Enver Paşa ile tekrar görüşmüş ve 2 Şubat 1915 tarihinde ise Tekirdağ'a gelerek, 19. Tümeni kurma çalışmalarına başlamıştır.

Bir haftalık bir çalışmanın ardından
üzerinde Türk üniformasıyla, ilk görev yeri olan Kafkas Cephesi’ne gideceği zaman, 12 Şubat 1915’te Haydarpaşa Garı’na geldiğinde, gar müdürü tarafından sıcak bir şekilde: “Merhaba Nogales Bey!” diye karşılandı ve o günden sonra da hep “Nogales Bey” olarak anıldı.



13 Şubat 1915’te saat 8.00’de Haydarpaşa’dan ilk trenle hareket edip, Afyonkarahisar, Niğde, Konya, Kayseri, Sivas, Erzincan ve Erzurum üzerinden Nisan 1915’te Van’a ulaştı.

Van’da Cevdet Bey tarafından karşılanan Binbaşı Rafael de Nogales Méndez, Nisan 1915’te, III. Ordu’daki Alman subayların tavsiyesine uyarak, Yarbay Kazım (Özalp) komutasında olan Van Valisi Cevdet Bey’in emri altındaki Van Seyyar Jandarma Tümeni komutanlığına atandı. 25 Nisan-12 Mayıs 1915’te Van Kalesi’nden kuşatmayı yönetti.

O tarihlerde mebus olan Garo Pastırmacıyan ve III. Ordu’da mevcut bütün Ermeni asıllı subay ve erler Ruslara katılarak, köyleri yakıp-yıkmaya başlamışlardı. Bu bölgede Ermeni liderleri arasında, Ermeni Devrimci Federasyonu (EDF) Bölge Parti Lideri Aram Manukyan, Armenakan Partisi’nden Armenakis Yekaryan, Nikoğayos Poğos Mikaelyan (İşkan) ile EDF Üst Üyesi ve Yardımcısı olarak Arşak Vramyan bulunmaktaydı.

Kafkasya Cephesi’nde Van’da Rus işgali tamamlanınca, Van’daki Ermeni Komiteleri’nin Komutanı olan Aram Manukyan, Rusya’ya bağlı olarak kurulan Batı Ermenistan Yönetimi’nin (Vaspurakan) valisi ilan edilerek, Van’a vali tayin edilmişti.

Nogales’in pek çok kahramanlığından birisi de Ermeni Komutanı Aram Manukyan’ın 30 bin kişilik birliğini, 12 bin Türk askeriyle bozguna uğratması idi. Türkiye-İran hududunda Kotür Dağı mevkiinde iki Rus birliğini durdurması da kayda değerdi. “Hilâl Altında Dört Yıl (Buenos Aires 1924)” adlı hatıratında, Ermeni çetelerinin, “sivil savunmasız Türkleri gördükleri her yerde hunharca katlettiklerini” yazan Nogales’e göre Osmanlı ordusu, bazı iddiaların aksine, sivil Ermenilere saldırmamış ve hatta Ermeni askerlerine karşı da savaşmamıştı. Çünkü Rus Ordusu’na katılan Ermenilerin Rus olarak görülmesi gerekirdi.

Kafkas Cephesi’nden sonra, Irak, Suriye-Filistin Cepheleri’ne geçen Nogales, “Şark’ın ilk askeri ve centilmeni hiçbir şüphe yok ki Türklerdir” deme itinasını gösterir.

Kafkasya Cephesi’nde Osmanlı Savunması’nda önemli bir rol oynayan Nogales Méndez, daha sonra 6. Ordu Komutanı General Feldmareşal Goltz Paşa’nın emrine verilir. 15 Haziran 1915’te Bismil’den hareket edip 4 Temmuz’da Halep’e geçer. Bu arada hastalanır ve terhis olmak ister.

Bahriye Nazırı ve 4. Ordu Komutanı Ahmed Cemal Paşa buna izin vermez. Halep'te kale komutanının emir subayı,Harbiye Nezareti’nden gönderilen bir telgraf getirir. Gönderilen emirde, “Her ne pahasına olursa olsun, Nogales Bey’in İstanbul’a gitmesinin önlenmesi ve 6. Ordu’da kalması” istenmektedir.

Ertesi gün özel bir trenle Halep’e gelen Enver Paşa, kahvaltıdan sonra, Nogales Bey’i Ermenilere karşı ve Mezopotamya’da yaptıklarından dolayı tebrik eder ve:

“Siz ordumuza kabul edilen biricik tarafsız subaysınız. Bunun sonucu olarak, milletin bir misafirisiniz. Ne için bizi bırakmak istiyorsunuz? Sizden rica ediyorum, savaşın sonuna kadar bizi bırakmayın.”

diyerek Nogales Bey'i terhis kararından döndürür.

Nogales Méndez, 1915 Aralığının sonlarına doğru Bağdat’a varır ve General Feldmareşal Von der Goltz’un Kurmay Kurulu’na katılır. Bilahare Fazıl Paşa komutasındaki Aşiret Süvari Tugayı’nın emrine verilir. Daha sonra da Tümgeneral Halil (Kut) Paşa tarafından başka görevlere tayin edilir. Aralık 1916’da 16. Piyade Alayı’nda Es-Salt’ta ve Ocak 1917’de Gazze’de görev yapar. (Mendéz’e göre Ağustos 1916-Ağustos 1917 arasında, yalnız Halep’te 35.000 kişi, Halep-Musul arasındaki köylerde yaşayanların yarısı ve Bağdat Demiryolu’nun bir istasyonu olan Re’sülayn (Ceylanpınar) kasabasında oturanların da % 88’i tifüsten yok oldu.)



Mendéz, 1916’da 3. Süvari Tümeni’nin Binbaşı Kiehl komutasındaki 12. Piyade Alayı komutan yardımcısı ve binicilik öğretmeni ve daha sonra da Ramallah bölgesinde asker yöneticisi ve ordu donatım komutanı olarak görevlendirildi. 1. Kuvve-i Seferiye Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Kress von Kressenstein, 1 Mart 1917’de (Binbaşı) Nogales Méndez’e, Şeyzuvayd’da bulunan İngiliz petrol pompa istasyonlarını havaya uçurmasını söyledi. Fakat bütün çabalara rağmen bu teşebbüs, 26 Mart 1917’de Birinci Gazze Savaşı başlayana kadar müsbet neticelenemedi. 8 Mayıs 1917’de, Mısır-Sina Mıntıka Komutanı olarak atandı ve Hecin Süvarileri’nden oluşan bir birliğin başına geçti.

Méndez, 1917’nin Temmuzunda ise İstanbul’a dönmüştü. Eylül ayında Korgeneral İsmail Enver Paşa ile görüşerek 2. Ordu Kurmay Subayı tayin edildi. Ocak 1918’de, 2. Ordu komutanlığına atanan Tuğgeneral Nihat (Anılmış) Paşa’yı Mardin Kapı’da karşılayan Şeref Kıtası’nda yer aldı. 1 Haziran 1918’de, Dolmabahçe Sarayı Muhafız Birliği görevini yapan 1. Mızraklı Süvari Alayı Komutan Vekili olarak atandı. Bu arada Harbiye Nezareti’ne başvurarak, Almanya’ya gitmek için izin aldı.Niş, Viyana ve München üzerinden 1 Eylül 1918’de Berlin’e vardığında, Mareşal Otto Liman von Sanders’in Mareşal Edmund Allenby karşısında Filistin’de; Alman, Avusturya ve Bulgaristan kuvvetlerinin de Makedonya’da bozguna uğradığı haberini aldığı zaman, 31 Ekim 1918’de İstanbul’a geri döndü. Bir hafta sonra da Harbiye Nezareti’ne giderek istifasını sundu. Aralık 1914’de Osmanlı Devleti hizmetine giren Rafael de Nogales Méndez, dört yıl sürekli Türk Subayı olarak, Kafkasya, Mezopotamya ve Filistin Cepheleri’nde İttifak Güçleri’ne karşı savaşmıştı. Osmanlılar tarafından İftihar ve Şefkat madalyalarından başka iki harp madalyasına ve Mecidî (Mecidiye) Nişanı’na sahipti. Kendisine, Alman İmparatoru II. Wilhelm tarafından da “Demir Haç” Madalyası verilmişti.






Veda Vakti

30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi’nden sonra, İstanbul işgal edilmiş ve Rum, Ermeni ve Levantenlerin yaşadığı her yere İngiliz, Fransız ve İtalyan bayrakları asılmıştı.

Nogales Méndez, Türk Ordusu’nun terhis edildiği 1918 sonunda, gönüllü olarak hizmet ettiği Osmanlı Ordusu’ndan ve Harbiye Nezareti’nden 20.11.1334 (1918) tarihli bir terhis vesikası ve madalyaları ile birlikte ayrılır.

...........

1 Nisan 1919’da Venezuelalı “Osmanlı Süvari Binbaşısı” İstanbul’dan ayrıldığı geminin güvertesinde bir an durur.

Sahil çizgisi kaybolduğunda, Kafkasya, Sina-Filistin-Suriye Cepheleri’nde, Türk askerlerinin kahramanlığını, vatanları için nasıl da kendilerini korkusuzca feda ederek canlarını adadıklarını, atılganlığını ve şikâyet etmeden yaptığı fedakârlıklarını düşündü. Kalbini birden buz gibi bir elin sıktığını hissetti ve gayri ihtiyari “hazırol”a geçip Anadolu’ya doğru bir selâm verdi; mor ufukların gizlediği Anadolu topraklarının dağlarında ve çöllerinde şehit olan silâh arkadaşlarına…

1919 yılı Nisan ayında vatanına gitmek üzere İspanya'ya giden bir gemi ile yola çıkan maceraperestin ilk amacı Osmanlı Ordusunda geçirdiği dört yılın hikâyesini yazmaktır. Ancak Nogales tüm bunları yaşarken General Gomez Venezuela'da yönetimi ele geçirmiş ve hala sıkı yönetim rejimine devam etmektedir. Nogales'in bu durumda vatanına dönebilmesi mümkün görülmemektedir.

Bu gelişme üzerine Nogales, Osmanlı hikâyesini yazmak için çocukluğunun doğal çevresini andıran Kolombiya-Venezuela sınırının Kolombiya tarafında dağlık ve uzak bir kasaba olan Gramalote'ye yerleşmiştir.

Granmatole'de el yazısı ile yazdığı eserini yayınlatmak için gayret sarf ederken, General Gomez'in ajanları tarafından izlendiğini düşünerek, yeniden heyecan dolu bir serüvenin içerisinde kendini bulmuş ve Kuzey Amerika ile Avrupa'ya doğru yola çıkarak, La Editora Internacional adlı yayınevinin Madrid ve Buenos Aires'in yanı sıra bir bürosunun bulunduğu Berlin'e ulaşmayı başarmıştır. Bu yolculuğu sırasında New York'a gidebilmiş, 25 Şubat 1923'de "Venezuela'nın Nogales Bey'i" başlığı altında Osmanlı ordusu üniforması giyerken çekilmiş bir fotoğrafı ve T. R. Ybarra ile mülakatı New York Times'da yayınlanmıştır.

Nogales, 1924'te Arjantin başkenti Buenos Aires'te yayınladığı "Hilal Altında Dört Yıl - Quatro Años bajo la Media Luna" adlı hatıralarında Ermeni çetelerinin, "sivil savunmasız Türkleri gördükleri yerde hunharca katlettiğini" yazdı. Nogales Mendez kitabında Osmanlı Ordusu'nun sivil Ermenilere saldırmadığı gibi Ermeni askerleriyle de savaşmadığını belirtmiştir.

Nogales 1928 yılından sonra bir yazar ve konuşmacı olarak zamanının çoğunu Londra, Paris ve New York'ta geçirmiş, Otobiyografisi olan “Memoirs of a Soldier of Fortune” Bir Kader Askerinin Hatıratı isimli kitabı 1932’de New York’ta yayınlanmış, Ren bölgesinden San Francisco' ya uzanan bir çizgide seyahat etmiş, 1934 yılının sonlarına doğru Kaliforniya'ya taşınmıştır.

Basında çıkan bazı yazılarında bir Latin Amerika Milletleri Cemiyeti oluşturma fikri üzerinde durmuş, hayatını bunu gerçekleştirmeye vakfetmişse de, anavatanı ve coğrafyasının insanları tarafından gezgin bir sürgün olarak tanınmıştır. Düşmanı olan Venezuela Başkanı Gomez'in 1935 yılının sonlarında ölmesi üzerine 1936 yılı başlarında ülkesine dönen ve burada vefat eden Osmanlı subayı Nogales, bir aydın, yazar ve iyi bir hatip olarak yaşamıştır.

10 Temmuz 1937’de bir felç geçirdi ve 60 yaşında iken Panama City’de hayatını kaybetti. Caracas’da düzenlenen cenaze törenine, Hollanda’da yaşayan devrik Alman İmparatoru II. Wilhelm tarafından büyük bir çelenk gönderilmişti.

Sonuç olarak Nogales Méndez, Türk askerini tanıdı, Türkçe öğrendi ve kendini bir Türk gibi hissetti. Hayatının sonuna kadar, Venezuelalı bir vatansever olarak, milliyetçi, Bolivarcı ve ateşli bir demokrat idi. Sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı kalemiyle savaştı.





Hatıralarında: “Türk askerinin en büyük derdi açlıktı. Eğer karnı doyurulsaydı, bu savaşı asla kaybetmezdi.” diyen Nogales, askerî bürokrasideki yolsuzlukların orduyu zaafa düşürdüğüne inanmakta ve bundan, 4. Ordu Kumandanı Tümgeneral Ahmed Cemal Paşa’yı sorumlu tutmaktaydı.

Kudüslü bir Müslüman, Binbaşı Nogales’e: “Sen bir Müslüman gibi hareket ediyorsun. Bu senin köklerinden, damarlarındaki kandan; Endülüs’ten, Granada’dan, Cordoba’dan geliyor.” demişti.

Nogales, İspanya’da asırlar boyunca yaşayan Müslümanların bıraktığı ve bugün Meksika’dan Arjantin’e, Küba’dan Peru’ya kadar neredeyse bütün Güney ve Orta Amerika ülkelerinde hâlâ canlılığını koruyan, kültürel ve ilmî miras için şükran borcunu ödemiş bir Latin Amerikalı idi.

O, 2 Ekim 1187’de Kudüs’ü Haçlılardan kurtaran; Mısır, Suriye, Yemen ve Filistin’in Sultanı Selahaddin Eyyubi’nin (1138-1193) ordusunda, Aslan Yürekli Richard’a (1157-1199) karşı savaşan bir Hıristiyan’dı adeta.

Hilâlin altında savaşmayı öyle benimsemişti ki, Osmanlı Ordusu’nun mağlubiyetini ömrünün sonuna kadar hazmedemedi. Ölümünden kısa bir süre önce bir dostuna yazdığı mektubunda: “Bir gün İslam âlemi uyanacak ve bütün sömürgeci güçleri topraklarından sürecek!” diyordu.



DERLEME

Luis Hernández Contreras, Rafael de Nogales Mendéz (1877-1937): Cronologia; a.g.mlf.,

Nogales Mendéz visto por propios y extraños, Fundacıón General de Nogales Mendéz, Caracas 2003; Mehmet Necati Kutlu, Nogales Méndez,

Mehmet Necati Kutlu, "Türkiye'de Bir Gezgin Şövalye", Gendaş Kültür Yayınlan, İstanbul, 2000

“Yeni Belgeler Işığında Rafael de Nogales Méndez, A.Ü. Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi, Sayı: 16, s.191-213,

Rafael de Nogales Mendez, "Cuatro aiios bajo la media luna" (Hilal Altında Dört Yıl), Editora Intemacional, Berlin, 1924

Ankara; Luciana Mc Namara/Encontrarte, Rafael de Nogales Méndez,

Military y Aventurero: Venezolano de Pelicula; Rafael de Nogales,

Vier Jahre unter dem Halbmond. Erinnerungen aus dem Weltkrieg, Berlin 1925; a.g.mlf.,

Osmanlı Ordusunda Dört Yıl (1915-1919), (çev. Vedii İlman, İstanbul 2008; a.g.mlf., The Looting of Nicaragua, New York 1932; a.g.mlf.,

Memoirs of a Soldier of Fortune, New York 1932.Prof. Dr. Mehmet Serez
__________________

Tanrılar, erkeklerin ''balıkta'' geçirdiği zamanı ömründen saymaz. (Babil Atasözü)
Dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
7 Üyemiz Dilaver'in Mesajına Teşekkür Etti.