Tekil Mesaj gösterimi
Eski 09.02.16, 01:15   #1
Suzim
Müdavim

Suzim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2015
Konular: 1199
Mesajlar: 6,725
Ettiği Teşekkür: 15582
Aldığı Teşekkür: 21872
Rep Derecesi : Suzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardırSuzim şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Eğitimde Dayağın ve Hakaretin Yeri

Eğitimde Dayağın ve Hakaretin Yeri






Bu yazıyı yazmaya durup dururken karar vermiş değilim. Bir çoğumuzun dayak konusunda mutlaka anısı vardır. Bunları hatırlarken bize bazen tatlı bir anı gibi gelebilir. Ancak açtığı yaraları düşünür ve incelersek işin aslı tatlı bir anı olmaktan çıkacaktır. Diğer taraftan bizde tatlı bir anı bırakan olgu birçoklarında öfke ve saldırganlık izini bırakmıştır. Belki biz yıllarca anımızı hatırlayarak acı çekmiyoruz fakat izini mutlaka taşıyoruz. Nasıl mı? Korkarak, hakkımızı arayamayarak, inisiyatif kullanamayarak, düşünce üretemeyerek vs. Bu konu derinleştirilebilecek bir konu , ancak okuyucuları sıkmamak amacıyla neden dayak ve hakaret yoluna gidilmemesi gerektiği hakkında, aşağıda maddeler halinde belirtmeye çalıştım; bir çok insanın dayağı savunduğunu gördüğümden bunun antitezini ortaya koymanın gerekliliğine daha çok inanıyorum.

1. İnsan kişilik gelişimini durdurabilecek bir uygulama insani değildir. (Korkarak, hakkını arayamayan, inisiyatif kullanamayan, düşünce üretemeyen, pasif yada saldırgan vs.)

2. Bir ebeveyn eğitim adına kendi çocuğunun dayak yemesini sindiremiyorsa bir başka çocuğa da hangi sebeple olursa olsun dayak atması insani değildir.

3. Kişilik gelişimini olumsuz bir istikamete girmesine neden olabilecek herhangi bir tutum hoş görülemeyeceği gibi dayakta bu tarz tutumun içindedir..

4. Disiplin sağlama maksadıyla atılan dayak, eğitimdeki disiplin anlayışı hakkında olumsuz yargılara neden olabilecektir.

5. Disiplin sağlamak amacıyla dayak ve hakaret yolunu seçen bir eğitimci, kendi eğitim anlayışı konusunda olumsuz imaj çizmiş olacaktır. Çünkü dayak ve hakaret davranışı başka bir çıkar yol bulamamadaki çaresizliği ve acizliği yansıtmaktadır. Ayrıca hatalı disiplin yollarına genelde eğitimden yoksun yetki sahibi kişiler başvurmaktadır.[1]

6. Öncelikle eğitimin genel amaçları ile örtüşmemektedir. Eğitim geleceğe uygar ve çözümcü bir nesil yetiştirmeyi hedef almaktadır. Dayak ve hakaret bu neslin önündeki en büyük engeldir. Bu tarz eğitimi alan bireyler aynı metotla kendi çocuklarını da yetiştireceklerinden bu olay nesilden nesile aktarılmış olacaktır.

7. Öğrenme ve davranış değişikliğinde bireyler genelde dürüst davranmayacaktır. Çünkü dayakla disipline edilen birey bundan kaçmak için ya yalan söyleyecek yada o an için geçici istenilen davranışı yapacaktır.

8. Eğitimcinin özelliği sabırlı olması ve çeşitli eğitim metotları kullanmasından kaynaklanmaktadır. Dayak ve hakareti kullanan bir kişinin eğitim kültürüne uygun davrandığı söylenemez.

9. Dayak ve hakarete karşı olmak disipline karşı olmak demek değildir. Önemli olan yapılan hataya uygun cezayı verebilmektir. Dayak disiplin değil bir aşağılama aracıdır. Öğrenciyi kazanmak amacıyla uygulanacak olan bir disiplin anlayışında daha çok sevdiği şeylerden mahrum etme ve değişik yaptırımlar ile kişiye özgü metotlar kullanılmaktadır.

10. Olumsuz disiplin anlayışı kısa vadede düzen getirse bile uzun vadede zafiyetler oluşturmaya başlayacaktır. Bireyler iç disiplin ve sorumluluk anlayışı geliştiremeyecekleri için sürekli denetim altında tutulmalarını gerektirecektir.

11. Birey isteklerini dayak ve hakaret yoluyla yaptırabileceğini öğrendiğinden toplum genelinde, aile içinde ve kurumlarda aynı yol ve metodu kullanmaya devam etmektedirler. Bir baba kendi çocuğunu eğitmek maksadıyla dayak ve hakaret yolunu seçebilmektedir. Kendisi aynı şartlardan geçerek eğitilmiş olması ve neticesinde kendisi gibi düzdün bir birey ortaya çıkması bu metodun ne kadar doğru olduğunu göstermeye yetmiştir. Aslında gelişim basamaklarında olgunluk ve fikri olgunlaşma 22 yaş civarlarından sonra tamamlandığını bilmek lazım.


12. Dayak kendine güvenin en büyük düşmanıdır. Birey kendine güvenmiyor ve inanmıyor ise öğrenmede de problem yaşaması kaçınılmazdır. Ayrıca başarmak için birçok işe başlayamaz, başlasa bile bitiremez. Ve her başarısızlığı kendine olan inancını daha çok zedeleyecektir.
  • Nasıl Bir Disiplin Anlayışı Olmalıdır?
Eğer bir anlayış, düşünce yada tutum size ters geliyorsa onu eleştirmek ve neden istemediğinizi yazmak kolaydır. Peki ne yapmak gerekir? Alternatifin nedir diye sormak gerekir. O zamana yaptığınız eleştiri anlam kazanacaktır. Çevremizde bizi çileden çıkartan insanlar olur. Bazen onları dövmek kısa yoldan halletmenin yolu olarak düşünebiliyoruz. İnsan olmamız elbette bu şekilde düşünmemize neden olmaktadır. Ancak öfke ve kızgınlıkla saldırgan tutum sergilemek bizim problemimizi çözmediği gibi aslında problemi derinleştirdiğini görmek gerekir. Aşağıda sıralayacağım alternatif disiplin metodu elbette yeteli olmayacaktır. Ancak her zaman bir alternatifin olduğunu göstermesi bakımından önemli olduğunu düşünüyorum. Burada ayrıntılara değil temel ilkelere değineceğim. Bu temel konuların içini zamanla kendiniz doldurabilirsiniz.

1. Olumlu disiplinin temelinde önce anlayış ve sabır yatmaktadır. Ama öncelikle bunu güçlü bir temele oturtmak gerekir. Yani neden sabırlı ve anlayışlı olmak gerekir? Sorusunda cevap bulmalıyız. Kendimce yaptığım açıklama şu şekilde; ?Ben öğretmen isem amacım öğrenciyi kazanmak ve davranış değişikli oluşturmaktır. Kendi bencilliğimi, dayak atma hırsımı ve aşağılama zevkimi bundan dolayı engelleyebilmeliyim. Ayrıca bu olumsuz disiplin anlayışından uzak durarak daha yapıcı davranışları geliştirmeliyim. Ne kadarda dayakla eğitilmeyi öğrenmiş olsalar bile bu anlayışı yıkması gereken bir misyon içinde olduğum bilincinde olmalıyım? şeklinde kendime bir düşünsel aşı vurmaktayım. Buna benzer öğretmenlerimizde kendilerini aşılayarak amaçlar oluşturabilir.

2. İletişim dili, özellikle beden dilini kullanmayı öğrenmek gerekir. Ancak iletişimde önemli olan empati, saydamlık gibi konuları hayatımıza olabildiğince geçirebilmek gerekir. Teorik bilinen bir iletişim bizim anlatmak istediğimiz bir durum değildir.

3. Öncelikle öğretmenin kendisi prensipli , düzenli, disiplinli bir davranış içinde olmalıdır.

4. Sene başında sınıf ile kurallarını birlikte belirlemeli ve kuralları bir kağıtta açıkça belirtmelidirler.

5. Her öğrenci ile yakın ve sıcak bir ilişki kurabilmelidir. Olabildiğince ders dışında özel yaşamlarına kadar inmeli ve onları tanımaya çalışılmalıdır.

6. Her türlü davranışı olumsuz ve disipline aykırı olarak değerlendirilmemelidir.

7. Amacımız öğrencinin korktuğu için değil saygı duyduğu ve inandığı için disiplinli olsun.

8. Öğrenciyi sürekli yaptığı bir davranışından dolayı uyarmak istediğinizde, bunu sınıf huzurunda değil sınıf dışında özel olarak yapınız.

9. Disiplini sağlamak maksadıyla paniğe kapılmayın

10. Bazı durumlarda öğretmenden kaynaklanan disiplin problemleri olabilmektedir. Önemli olan bunu ayırabilmek ve farkında olmaktır.

11. Disiplin problemi sizi aşmadıkça başkalarına bildirmeyin. Öncelikle kendi içinizde çözüm sağlayın.

12. Disiplini bozan öğrenci ile ve velisiyle görüşmekten üşenmeyin.

13. Ceza verdiğinizde sevindiğinizi değil üzüldüğünüzü belli edin.

14. Cezayı verirken olabildiğince yapılan olumsuz davranış oranında denk bir ceza uygulayın.

15. Aynı davranışa bir başka öğrenciye vermediğiniz cezayı sonraki öğrenciye de vermeyin. Hepsine denk bir adalet içinde muamele edin.

16. Alanınızda olabildiğince kendinizi geliştirin. Öğrenciler yeterli olmadığını düşündüğü öğretmenine saygı duymayacaktır. Duymadığı gibi disiplinde gevşek olacaktır.

17. Ders anlatım metotlarını zenginleştirin. Farklı ve canlı yaklaşımlar deneyin.

Bu maddelere daha çok eklenebilir. Ancak önemli olan bunları bilmek değil davranışlarımızda bütün halinde ve tutarlı sergileyebilmektir. Bunu yapabilmek için öncelikle bulunduğumuz noktayı analiz etmek gerekir. Yani kendimizi tanımalıyız. Eksikliğimizi ve olumlu yanlarımızı bilmek gerekir. Sonrada değişim için istekli olmak?
[1] S.Ahmet UZUN, Özgürleştiren Toplum, s.32
Özkan EMİROĞLU
Psik.Danışman
__________________
''Türkiye, Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...''
Suzim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Suzim'in Mesajına Teşekkür Etti.