Tekil Mesaj gösterimi
Eski 12.02.16, 20:47   #1
CeMKaN
«.. Sıla Yolcusu..»

CeMKaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2011
Konular: 945
Mesajlar: 8,719
Ettiği Teşekkür: 80053
Aldığı Teşekkür: 37301
Rep Derecesi : CeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardırCeMKaN şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Bitkin
Standart AKP’nin ‘İrfan merkezleri’ köle yetiştiren kurumlardır



"Şaibeli bir seçim sonucunda, % 36 oyla hükümeti ele geçiren AKP; Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini yıkmayı, onun yerine emperyalizmin güdüm ve denetiminde bir devlet yaratmayı amaçlayan çağdışı politik harekettir."

Şaibeli bir seçim sonucunda, % 36 oyla hükümeti ele geçiren AKP; Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini yıkmayı, onun yerine emperyalizmin güdüm ve denetiminde bir devlet yaratmayı amaçlayan çağdışı politik harekettir.
Kurtuluş Savaşımızın ürünü olan Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinden birincisi Tevhîd-i Tedrisat (Öğretim Birliği), diğeri de Tekke ve Zâviyeleri yasaklayan yasadır.
AKP İktidarı, YCHP’nin de desteği sayesinde, Eğitim Birliği Yasası’nı fiilen yürürlükten kaldırmıştır. Oysa bu yasayla; “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller yetiştirilmesi” amaçlanmıştı. Bu yasaya dayalı olarak açılan okullarda, “bağımsızlık benim karakterimdir” demek alışkanlığını kazanan kuşaklar yaratılacaktı. Tekke ve Zâviyelerin Kapatılmasına İlişkin Yasa’yla da Türk Vatandaşları, “kerameti kendinden menkul “ şeyhlerin kölesi, robotu olmaktan kurtarılacaktı.

AKP’NİN ZEHİRLİ HAPI
AKP, Cemevlerine yasallık kazandıracağım iddiasıyla, Alevîlerin desteğini alarak Tekke ve Zâviyeleri açmak ve böylece Cumhuriyetimizi, Cumhuriyet’i kuranlara yıktırmak istemektedir. Tekkeleri açmayı düşünen AKP, halkımıza zehirli hap içirecektir. Bektaşî/Alevîlere içirilmek istenen zehir de ambalajlanarak sunulmaktadır bize. Bu ambalajlardan birincisi; “Cemevlerinize izin vereceğiz fakat, elimizi kolumuzu 677 sayılı Devrim Yasası bağlamaktadır. Gelin el ele verelim bu yasayı geçersiz hale getirelim.” İkincisi ise, “biz tekkeleri değil ‘İrfan Merkezleri’ni özgürleştireceğiz” masalıdır.

AKP’Yİ KURANLAR
AKP’nin, “İrfan Merkezi” adını verdiği, köle yetiştirme okullarını, yani tarikatları, kendi kaynaklarından hareket ederek okuyucumuza tanıtmaya çalışacağız.
Önce Nakşibendîlikten başlayacağım. Çünkü bugün Türkiye’de ve hatta Orta Doğu’da en güçlü, en etkili ve en gerici tarikat Nakşibendîliktir. Türkiye’de çeşitli kollara ayrılan bu tarikatın en büyük kolu İsmail Ağa ve İskender Paşa cemaatleridir. AKP’yi kuranların ve yönetenlerin büyük çoğunluğu İskender Paşa Cemaati’ne teslim olmuş insanlardır (Bakınız: Dr. Doğu Perinçek İrtica Birifingi). Türkiye’nin çeşitli illerinde yoğun bir Nakşibendîlik vardır. Örneğin Yozgat’ta “Şıhların (Şeyhlerin) Ahmet Efendi” adı ile anılan ve bugün yerini oğluna bırakan kişiye bağlı on binin üzerinde seçmen vardır.
Hâlidiyye Nakşibendîliğinin reformize edilmesiyle kurulan ve Adıyaman Kahta ilçesi Menzil Köyü merkezli Nakşibendîliğin, Ankara’da Hüseyin Gazi Dağı eteklerinde on binlerce insanın yaşadığı siteleri mevcuttur. Yüz binlerce insan Menzil’e gidip şeyhin tarlalarında ve inşaatlarında ücretsiz çalışmaktadır.

TARİKATLAR KÖYLERE İNDİ
1919 yılının Osmanlı’sında Haçlı İrtica’nın kaleleri olan tarîkatlar, Anadolu ve Trakya’nın köylerine girememişti. Bugün tarîkatlar köylere indi ve köylerde yuvalandı.
1919 yılının Osmanlı’sında, Haçlı İrtica’nın karargahı olan tarikatlarla uğraşan ve halkı aydınlatan; Namık Kemal ve Talat Paşa gibi münevverleri yetiştiren bir Bektaşîlik vardı. O, halkımıza; eşitlikçi, özgürlükçü ve dayanışmacı Muhammed Ali İslâmını anlatıyordu.
Bugün o Bektaşîlik de kalmadı. Çünkü Bektaşîler kendilerini dört duvarın içine hapsetti. Onların yerini, başta Almanya olmak üzere, emperyalist ülkelerin yönetiminde ve denetiminde çalışan, güya Alevî, güya Bektaşî federasyonları ve yerel dernekleri aldı.
Tarihi boyunca Haçlı İrtica’nın bayraktarı Nakşibendilik olmuştur (Bakınız:Çetin Özeki, 100 Soruda Türkiye’de Gerici Akımlar, Gerçek Yayınevi, İstanbul 1968). Bu nedenle söze onu anlatarak başladık. Nakşibendîler gündüzleri şöyle yaşamak zorundadır:
1- Her nefes alışta Tanrı ile birlikte olacaklar, Nakşilikte buna “huş der dem” denilir.
2- Yürürken sağa sola bakmayacak ve sürekli yere bakacaklar ( nazar ber kadem).
3- Bu dünyada yaşarken bile sürekli Tanrı huzurunda sorgudaymış gibi düşünecekler.
4- Bir topluluk içinde yaşarken bile Tanrı huzurunda olduğunu düşünmek ve O’nu kalpten anacaklar.
5- Dünyaya ait şeylerin tamamını sürekli olarak gönülden çıkartacaklar.
6- Gün boyunca Tanrı isimlerini sessizce anacaklar.
7- Zikir sırasında bir an nefes alıp vermeyi bırakıp Tanrı’ya bağlanacaklar vb.
Acaba bu şekilde yaşayan insanda kimlik, kişilik kalır mı? Böyle bir insan “fikri hür, vicdanı hür ve ifanı hür” bir insan olabilir mi? Bu merkezlere “irfan merkezi diyenlerin irfanlarını tartışmak gerekmez mi?

Kaynak
__________________

CeMKaN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz CeMKaN'in Mesajına Teşekkür Etti.